Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
     

SEMA YÜCE'NİN HAYATI

Adı Soyadı: Sema YÜCE

 

Kod Adı: Serhıldan

 

Doğum Yeri: Tutak-Aşağı Kargalık köyü/ Ağrı

 

Doğum Tarihi: 1971

 

Partiye Katılışı: 1991/ Mardin

 

Yakalanma Tarihi: 1992

 

Şahadet Tarihi: 17 Haziran 1998

 

Sema yoldaş, 1971 yılında Ağrı'nın Tutak/ Aşağı Kargalık köyünde dünyaya gelir.

 

İlkokulu kendi köyünde, ortaokulu Tutak'ta, Liseyi Ağrı'da büyük bir başarıyla tamamlar. Üniversiteyi de Ankara'da okur. İlkokuldan üniversiteyi bitirinceye üstün bir başarı temposu göstermiştir.

 

Sema yoldaş, Kürdistan'nın şeyhlik kurumunun hakim olduğu geniş bir ailendendir. Ailede yurtseverlik deden kalma kuşaktan kuşağa geçmiştir. Köy ve akraba çevresinden bir çok kişinin Partiye katılmış olması Partiye ve Kürdistan sorununa karşı Sema yoldaşı duyarlı kılmış ve ilgisini çekmiştir.

 

1991 yılında Ankara'da üniversiteyi okumaya başladığı sırada fiili olarak parti ile tanışır. Kısa sürede Partiye katılmaya karar verir. Sema yoldaş o dönemki yurtsever gençlik içerisinde böylesi bir seçime giderken oldukça bilinçli ve mantıklı hareket etmiştir. Ülkede yaşanan savaş koşulları bunu gerekli kılmıştır. Bundan ötürü, hiçbir dış faktör kendisini etkileyemez. Yani Sema yoldaş, yönünü kabeye, Kürdistan'a vermiş. Özgürlüğün, özgürce solunduğu dağlara yönelir. Bunu 1991 yılında Mardin'de partiye katılarak gerçekleştirir.

 

Sema yoldaş devrimci olmadan önce, hem aile içinde, hem de tanındığı çevrede büyük bir saygı ve değer görür. Çünkü edinmiş olduğu terbiye ölçüleri herkesi etkiler, O'nu saygın bir insan durumuna getirir. Kürdistan ve PKK O'nu bir hayli etkilediği gibi, O'nu etkileyen diğer önemli bir husus ise, Kürt kadının Kürdistan dağlarında savaşması olur. O, buna özlem duyar ve gerçekçi bulur.

 

Sema yoldaş, artık gerillayla birliktedir. Bir-iki ay Mardin eyaletinde kaldıktan sonra, eğitim görmek için Önderlik sahasına gelir. Önderlikle tanışır. Burada bütün insani ve sosyal yeteneğini seferber ederek, önderliği, süreci ve dönemin ihtiyaçları üzerinde yoğunlaşır, her şeyi anlamaya ve kavramaya çalışır. Sema yoldaş zeki ve çalışkan biridir. Hemen hemen her konuda olduğu gibi, Önderliğin kadına verdiği özgün yaklaşımını kişiliğine indirgeyerek bilince çıkarmaya çalışır. Daha doğrusu Kürt kadını kimdir, kadın nedir, kadının rolü nedir, kadın Kürdistan devriminde nasıl bir rol oynayabilir vb. tüm konular üzerinde özel olarak durur ve kendini yetkinleştirmeye çalışır.

 

Sema yoldaş Önderlik sahasındayken okulun en gözde öğrencilerinden biridir. Yani eğitime katılımı, sosyal yaşamdaki olgun ve mütevazi kişiliği Önderliğin dikkatini çeker. Çünkü Parti Önderliği'nin; "Kendini örgütleyen insan en iyi militandır..." belirlemesi Sema yoldaş için yaşamın en belirgin ilkesi olur. İlkeli yaşamak, ölçülü davranmak, yaşamın bir gereği olur O'nun için.

 

Önderlik sahasında eğitimini büyük bir kararlılık içerisinde tamamlar. 1992 Mayıs-Haziran aylarında bir grup arkadaşla, Serhat Eyaletine gider. Burada da kısa bir süre faaliyetlerde yerini alır. Resmi olarak Partiden ilk kez görev almış oluyor. Görevde başarılıdır. Halka yaklaşımı olumlu ve geliştiricidir. Burada da kısa bir süre kaldıktan sonra, örgüt kararıyla kitle faaliyetlerini sürdürmek için, Ağrı şehir merkezine gider. İki-üç ay çalıştıktan sonra, görev başındayken, bir ihbar sonucu şehir merkezinde yakalanır. Üzerinde silah yoktur, bu durum onu çok üzer.

 

Düşman Sema yoldaş'ı kısa sürede çözmeye çalışır. Ama düşmanın uğraşıları boşunadır. Çünkü Sema yoldaş Parti'nin terbiye ve direnme ölçülerini almış, bunun APO'cu ruhuyla bütünleşmiştir. İşte bundan ötürü üzerinde yakalanan bazı notları dışında, hiçbir şey kabul etmez.

 

Uzun bir sorgulamadan sonra savcılığa çıkarılır, tutuklanıp cezaevine gönderilir. Hiçbir şey Sema yoldaşın umrunda değildir. Çünkü düşman O'nu çözememiştir. O da bunun gururu içindedir.

 

Mahkemede de Partiyi ve ulusal kurtuluş mücadelemizin haklılığını savunarak, siyasi savunma yapar. Bunun üzerine mahkeme Sema yoldaşa 22 yıl ağır hapis cezası verir ve Nevşehir cezaevine nakledilir. Daha sonra oradan da Çanakkale cezaevine sürgün edilir. Bu sürgünler Sema arkadaş için şaşırtıcı olmaz. Çünkü devletin cezaevi politikası PKK tutsaklarını psikolojik baskından tutalım, fiili işkenceden, rehabilitasyon uygulamalarına kadar insanı insanlığa karşı suçlu bir duruma getirmek istediklerini bilir.

 

Sema yoldaş, bu son eylemi gerçekleştirmeden önce, kendi kendisiyle büyük bir hesaplaşmaya girer. Yani Önderliği düşünür, Partiyi, mücadeleyi ve süreci düşünür. 21 Mart'ı Çağdaş Kawa Mazlum Doğan'ı; Dörtler'i, 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Şehitlerini, Ali Erek'i, Cemal Arat'ı ve Orhan Keskin'i düşünür; tabii bunun yanında Zekiye'yi, Rahşan'ı, Ronahi ve Berivan'ı düşünür. Her birisi bir parça vatandır O'nun için. Ama her şeyi ve tüm bir yaşamı düşünürken, Agit'i ve bedenlerinde bombayı patlatan yüzlerce gerillayı düşünür; her şeye karşın tarihin derinliklerine dalar, Roza Lüksemburg’u, Clara Zetkin'i, Papaz Bruno'yu ve ateşin en güzel insanı olan Promethus'u düşünür... Yıldızlarla birlikte olur, gökyüzünde bulutların kanadına tutunur; annesinin yanına gider, onunla olur; küçük kardeşlerinin gözlerinde yağmur olur; Ağrı'da bin yılların hasretini çeken kardelen çiceği olur; Ağrı'nın bir kanadı, Cudi'nin bir gözü, Munzur ve Peri nehrinin asi suyu olur; en nihayetinde yine Mazlum ve Zilan'ı düşünür. Zilan, sözcüğü beyninden geçerek dilden ifade bulunca "Ax! Ben yanayım, ben atom parçaları olayım, ben özgürlük ve inancın bilinci olayım; ben saçlarında tel tel olmuş güneş ışınları olayım Zilan'ın; ben, bütün bir ülkemin nefes alış-verişi olan Başkan APO olayım ve ben Zilan, Zilan'ın omuzlarıma bıraktığı bir çift göz olayım..." derken günler öncesinde hazırlamış olduğu kolonyayı zülüfleri hiç bozulmamış o kutsal bedeninin üzerine döküp, ateşe verirken tarih 21 Mart 1998'i gösteriyordu o gün. O, ilahi yaşamın tüm ihtişamına kavuştuğu için ateşle saçlarını tarıyor, kıvılcım parçalarıyla gözlerine sürme çekerken; "Ben Zilan, ben Mazlum olacağım..." diyordu mırıldanmaları arasında...

 

Mektubunun bir yerinde bütün şehitleri ve Önderliği selamlarken, düşmana ilişkin de "...Artık bu zulüm ve katliama son verin... Sizin bu vahşet ve katliam politikanızı protesto ediyorum... Siz bu halkı yenemeyeceksiniz... Bu eylemimi sizin bu vahşet politikanızı protesto etmek için gerçekleştiriyorum... Ve 21 Mart'lar daha çok gürlenecek ve daha çok kutlanır olacaktır Kürdistan'da..." diye yazar.

 

Sema yoldaş, bu soylu eylemde şahadete kavuşmaz. Yaralı olarak hastaneye kaldırılır. Kendisi üzgündür. Çünkü O'nun amacı ve isteği Zilan'ın güneşi ile kendini yıkamaktı. Yaralı haliyle tam üç ay milimi milimine, saati saatine, günü günlere katarak yaşam mücadelesini verir. Güçlü ve inançlıdır. Her nefes alış verişinde, "Zinê'den miras kalma, Zilan'ın gerçekleştirdiği ve yarattığı "Cennet Bahçe'sine gitmek istiyorum..." diyordu annesine... Diğer önemli bir vasiyeti ise "Eğer bir gün ölürsem beni ya köyüme dedemin yanına, ya da şehit yoldaşlarımın yanına gömün" olmuştu.

 

Sema yoldaş, 17 Haziran 1998'de gözlerini yaşama kapatırken bile bir melek kadar güzeldi, bu güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemişti halen. Biraz gecikmeli de olsa, isteği yerine gelmişti Sema yoldaş'ın. Yani Zilan yoldaş'ına kavuşmuştu. Hatta son nefesinde; "Zilan...! Zilan...! Tut elimden..." dediğinde bütün bir Kürdistan "Ax...! Sema" demişti o gün. Çünkü Sema, yeni bir yaşam olmuştu...   

 


 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com