|
.
"Savaşı Herkes Yapar, Ama
Bilimsel Bir savaşı Herkes Yapamas. Herkes konuşabilir
ama Siyasal Alanda Herkes
Konuşma Yapamaz"
Herkes gibi bizlerde bu ülkede bu
coğrafyada insan gibi yaşamak istemiştik. Fakat
gerçekler
çok farklıydı. Yaşadığımız o yabancı ülkede(Türkiye)
bile kendi ülkemiz gözüyle bakiyorduk ama bu ülkenin
yani Türkiye'nin bizim ülke olmadığı hatırlatıldı. Bu
hem Türk tarafında böyleydi. Ki ırkçı yaklaşım azami
boyuttaydı. Örnekleri çoktu. Hemde bizim tarafta da
tarihsel ve toplumsal bilince sahip olma anlamında sol
amaçlar uğruna böyleydi. Hepimiz bir çıkış arıyorduk.
Ama ne yazık ki Türk devleti bize başka bir yol
bırakmamıştı. Hepimiz dağa çıkmıştık bile.....
istisnasız yasananlar hep böyleydi. Bu hepimizin ortak
bir hikayesiydi. Ya da bu hikayenin kisa bir özetiydi.
Bundan sonrasına artık Türk devleti daha dikkat etmeli,
ayaklarını yorganına göre uzatmalıdır, artık imha ve
inkardan vazgeçmeli, barışa gelmeli ya da tarihten
çekilmelidir. İşte böyle bir yaşamın içinden Türkiye'nin
içinden gelen arkadaşlardan birisi de Zınar arkadaştır.
En yakın arkadaşlarının Türk olduğunu, hatta mücadele
içinde bir çok Türk arkadaşların olduğunu bu anlamda
hepimizin mücadelede Türk halkına yaklaşım konusunda çok
hassas olduğumuzu, fakat Türk halkının bu konuda hala
bizlere düşman gözüyle baktığını belirtiyor. Ve ekliyor;
"halkların kardeşliğine sözde değil içtten inanmalılar
ve ona göre adım atmalılar." Sizlere bu
röportaji sunuyoruz.
1-Bize kendinizi
tanıtırmısınız?
Adım Zınar Çiya. 1968 Suriye doğumluyum.
Aslen Mardin'liyim. Siirt'te kütük kaydım var. 1974'de
Türkiye'ye geçtim. Orta halli bir aileden geliyorum. Geçimimizi
çifçilik ve inşaat işlerinde çalışarak
sağlıyorduk. Yarı feodal yarı küçük burjuva
bir aileden geliyorum. Babam
eskiden Suriye Komünist Partisi'nde faaliyet yürütüyordu.
Kendisinde ulusal bilinç gelişkindi. Küçüklükten beri
dilimizi ve kimliğimizi hep bize kavratmaya çalışmıştır.
Bu nedenle benliklerimizi hiç unutmadık. Çevremizde hiç
Kürt olmadığı halde ana dilimizi hiç unutturmadı bizlere. Okul
okumak için Türkiye'ye geçtim. Orada okumak
istiyordum. Benden
büyüklerim Arapça biliyordu. Ama ben Türkçeyi de
öğrenmiştim. Fakat okulu yaşımın geçmiş
olmasından dolayı okuyamadım. 13 kardeşiz ve ben
dokuzuncusuyum. Çocukluğumda çok hastalıklardan
geçmiştim. Bu sebeple babamın bana karşı sıcak yaklaşımları
vardı. Bu bende
yoğun etki bırakmıştı.
2-Mücadeleye ne zaman ve
nasıl katıldınız?
Mücadeleyle tanışmam 1984'lerde
gerçekleşti. 86 87 ye kadar
sempatizan düzeyindeydim. Aydın ve Muğla'da görev yaptım. 89
sonlarında askere gittim ve ilişkilerimi arkadaşlarla
ilişkim devam ediyordu. Askerlikten sonra 92 başlarında Muğla'da görev
yaptım.92 Mayısında 4 arkadaşla birlikte mücadele
saflarına katıldım. Haftanin'deydim.Kısa bir süre sonra
güney savaşı oldu. Bu savaşa
katıldım.
3-Hangi tarihte ve
nerenizden yaralandınız?
İlk yaralanmam 93 yılındaydı. Ekim 1995'te
Mardin'de ayağımda mayın patlamıştı. Ayağımın topuk
kısmı gitmişti.
Sonrasında Önderlik sahasına geçtim.
4-Mücadeleye katılırken
yaralanıp gazi olacağınız hiç aklınızdan geçti mi?
Tabi ki Çünkü
katılmadan önce azda olsa savaş gerçekliğini bilince
çıkarmıştım. Bu gerçeklikle şahadet dahi her tür
yaralanmayı bekliyordum.
5-Yaralanma anını ve
sonrasını anlatırmısınız?
Geçtiğimiz yol üzerinde mayın olduğunu biliyorduk.
Ama tam yerlerini bilmiyorduk. Ben sağlıkçıydım. Ben
su içmek için durdum. Önümde
yeni katılan bir arkadaş vardı. Harekete geçip adım
atmamla yere düşmem bir oldu. Pusuya düştüğümüzü zannettik
ayağımdaki kanları gördükten sonra mayına bastığımı
farketim. Arkadaşları çağırıp ayağımı
bağlamalarını istedim. Tedavim yapıldıktan sonra
yolumuza devam ettik.
6-O anki duygularınız nelerdi?
O anda ben mayından kolay kolay
şehit
düşülmeyeceğini biliyordum. Ama savaş dışı
kaldığım için üzülmüştüm. Fakat Önderliği göreceğim
hayalinin gerçek olacağını düşündükçe moralim tekrar
yerine geliyor, acımı dindiriyordum. Ama arkadaşlardan da
kopmak beni üzüyordu.
7-Savaş
dışı kalıp savaş
gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
Kendimi işlevsiz hissetmiyorum. Bu halimle de bir
çok şeyi yapacağıma inanıyorum. Bu bana güç veriyor.
Bunun yanında istediğim alana gidememek ve istediğim
alanda aktifleşememek beni üzüyordu. Bu halimle
en zor pratik sahalarında tutunmak kolay değildi
bundan alıkonmak üzüyordu beni. Ama herşeyin bu olmaması
gerektiğini bilmek gerekiyordu ve yenibir başlangıç
yapmam gerekiyordu. Çünkü mücadele sahasını tek yönlü
ele almamak gerekiyordu. Ve çok yönlü idi. Her
alana göre çok yönlülüğü esas almak gerekiyordu.
Yeterki insanda çalışma azmi ve isteği olsundu. Bu
türden düşünceler kendimi eksik
göreceğim kaygısını ortadan kaldırıyordu. Bu durum bana
moral veriyordu. Ancak arkadaşlara yük olmak
istemiyordum. Aslında siyasal alanda da yapacağımız çok
iş vardı. Savaşı herkes yapabilir, ama bilimsel bir
savaşı herkes yapamas.Herkes konuşabilir ama siyasal alanda herkes
konuşma yapamazdı. Siyasal alanda başarmak hırsı bana moral ve
güç veriyordu. Mücadele mantığında savaş sadece silah
değildi. Silah mücadelede son bir çaredir. Ayakta durmak
için sadece silah gerekmiyordu.
8-Yaşamda fiziki olarak
zorlandığınız noktalar nelerdır?
Yaşamda aşırı zorlanma durumum pek olmuyor. Örgütte
bu konuda zorlanmıyor. Gücümüzü aşacak işler bize
verilmiyor. Zaman zaman ayağımın yara kısmın ağrısı oluyora. Süreç
içerisinde bizde buna alışıp yaşamımızın bir parçası
haline getiriyoruz. Ciddi anlamda bir engel oluşturmuyor
benim fiziki durumum. Her işi yapabiliyorum ve
kendimi çesitli bahanelerle geri çekmiyorum. Ki
bahane aramak bir özgürlük savaşçısının işi olamas.
9-Bir gazi olarak insanlardan
beklentileriniz nelerdir?
Bir gazi olarak bu bilinçle insanlardan beklenti
yerine insanlara neler verebilirim düşüncesi var. Gazi
olduğumuz için bize güveniliyor. Örgütte halkta böyle
düşünüyor. Buna layık olmanın heyecanı var. Nasıl buna
layık olabiliriz düşüncesi var. Kendine saygın varsa
herkesin sana saygısı olur. Bu temelde yaklaşıyorum.
Kendim için bireysel olarak insanlardan bir
şey istiyemem. Yanlız Özgürlük mücadelemiz
etrafinda birleşmeleri barış adımlarımızı desteklemeli
ve sahip çıkmaları, insanlık adına yapacakları en büyük
yardım olur diye düşünüyorum.
10-Yaşadığınız ortamda
ihtiyacını duyupta yerine getirilmesini istediğiniz
şeyler nelerdir?
En büyük isteğimiz önderliğimiz
üzerindeki tecrit koşularının düzeltilmesi, sağlık
sorunlarının giderilmesi, ve tecritin son bulması olur. Yaşadığım ortamda daha çok örgütsel yaşamın
oturacağı, kurumların dayanışması ve herkesin
birbirlerini anlayabileceği bir ortamın gelişmesini aradim. baska bir
şeye de ihtiyaç duymadım. Örgütsel işleyiş oturursa
yaşamın da düzene girer. Ve burada gazilere büyük rol
düşüyor. Daha moralli olmak gerekiyor diye düşünüyorum.
11-Geriye
dönüp baktığınızda
en çok neye sahip olmak isterdiniz?
Geçmiş yaşamımda öyle bir düşünce yoktu.
Ama her
devrimcinin en iyi hizmeti nasil veririm? Diye
çabalaması gerekiyor. Bir devrimci de rütbe meraki
yoktur. Yetkili değil etkili olmak ister. Bu mücadelenin en
iyi hizmetkarı olma hırsı bende hep vardı ve sonuna
kadar da olacaktır. Çalışmalarıma da yeki gözüyle
bakmamışımdır. Ne kadar hizmet ve güç verme olursa o
kadar devrimcisindir. Etkili olmak gerekir.
12-Savaş hakkında ne
düşünüyorsunuz? Barış ve gazilikle ilişkisini
değerlendirirmisiniz?
Savaşı birey olarak hiçbir zaman benimsemedim.
Bize başka bir yaşam şansı tanınmadığı için bu
yolu seçmek zorunda kaldık. Bana
göre savaş amaç değil, araçtir. Bir insanı öldürmek
çok ürkütücüdür. Ama o insanın seni öldüreceğini
anladığın an savunmanı da yapmak zorundasın. Ben Türk
devletiyle savaşıyorum ama en yakın arkadaşlarım
Türk'tür. Ben o savaşa kinci temelde bakmamıştım. Bir
insan 10 ölüme sebep olacaksa ben o insanı öldürürüm. 10
insan öleceğine bir insanın ölmesi daha doğrudur.
Yıllardır barış mücadelesini veriyoruz. Ama bizlere
sonuçta savaş dayatılıyor. Bu savaşı benimsiyoruz
anlamına gelmiyor. Onurumuzu korumak ve hayatta kalmak
için bu yönteme başvuruyoruz. Gazilerde barış
mücadelesini çok yaptı, fakat devlet bunu da görmedi.
Biz gaziler olarak savaşın acısını en yakından yaşadık.
Savaşa karşıyız aslında , savaşı iyi tanıyoruz. Ve
elimizden geldiği kadar savaşın yıkıcılığını önlemek
için mücadele edeceğiz.
13-Kürt ve Türk halkına bir
mesajınız varmı?
Kürt ve Türk halkına mesajımız; sorunu milliyetçi
temele çekmeden halkların kardeşliği için elele vermek
gerekir. Her şeye rağmen Kürt halkı
elinden gelen tüm çabayı gösterdi ve gösteriyor. Türk halkının da
buna desteği gelişmelidir. Savaşta çıkar sağlayan
güçlerin oyunlarına gelmemeli, Biz onlara karşı değiliz ve olmayız da.
Yıllarca iç içe yaşadık. En iyi arkadaşlarımda Türk
idiler. Türk
halkının bunu anlaması gerekir. Şovenizme
gelmemeliler, oyunlara gelmemeliler. Halkların
kardeşliğinin bozulmaması için halkıyla elele verip
Barış mücadelesini geliştirmeli, kan emici yarasalara
dur deme iradesini göstermeliler.
14-Şimdiki uğraşılarınız
nelerdır?
Şimdiki çalişmalarım gazi kurumundaki çalışmaları
yürütüyorum.
Kitle çalışmaları bunun başında gelen bir çalışmadır.
15-Spora ilgi duyuyormusunuz?
Spora ilgim var. En sevdiğim spor da uzak doğu
sporudur. Daha çok tekvandoyu seviyorum. Futbola ilgim
azdır.
|