GAZi ZEYDiN ASLAN ARKADAŞ

 
 

.

"Eğer İnanç Olarak Halka Bağlılık Yoksa İnsan Devrimle Yürüyemez"

zeydin aslan

25 senedir bu savaşın içinde olan gazi Zeydin arkadaş röportajinda savaşmadan  barışın sağlanmasını çok istediğni, fakat TC. devletinin  buna yaklaşmadığını, Türk halkının da bu noktada devreye girip devlet üzerinde baskı oluşturmasını, barış için Kürt halkiyla dayanışma içersine girmesi gerektiğini belirtiyor.

       1-Bize kendinizi tanıtırmısınız?
      Yort sever ve fakir bir aileden geliyorum. Genelde  tarımcılık  ve hayvancılıkla geçimini sağlarlar. Botan köylerinde eğitim okullari yoktu. Ondan okuyamadım. Siyaset ve kültür üzerine zaten çalışmalar yok gibiydi. 8 kişilik bir aileydik. Evin  en büyüğü bendim. Aile üzerinde dinin etkisi yoğundu. Dolayısıyla sosyal deneyimi yok denecek kadar zayıf olan  bir ortamın,  üzerimizde yoğun etkisi olmuştur. Köy ortamında dayanışma oldukça sıcaktı. Ondan dolayı bu değer yargılar  kişiligim üzerinde etkili olmustur.
     2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
     1983 yılında arkadaşlar köyümüze geldi. KUK'çular da köyümüze geliyorlardi. Ama bizi en çok etkileyen arkadaşlar oluyordu. Arkadaşların yaşam tarzı tutum ve davranışları insana dair saygınlıklarından oldukça etkileniyorduk. Onlara o kadar çok alışmıştık ki bir iki gün köye gelmediklerinde sıkılıyor, merak ediyorduk. Kürt hareketi o zaman geniş değlidi. Irak savaşı da vardi. Düşmanın köy üzerinde hakimyeti fazla  yoktu. Bizde Kürt milli duyguları ağırlık kazanıyordu.1984 e kadar milislik yaptım. Arkadaşları tanıdıkça Kürt özgürlük mücadelesine sempatim gelişiyordu.
15 Ağustos eyleminde Mustafa Çimen arkadaşlar esir düşmüştü. Kendisine ve ailesine, yoğun işkence yapılınca, TC devletine karşı tepkimiz daha da artmıştı. Bu tepkiler sonucu mücadele saflarına katılma kararı aldım.
1985 şubat ayında katıldım. Kürt milli duygularla mücadeleye yaklaştım. katılımım da o temelde gelişti. Kürt devleti doğacak diyerekten mücadeleye dört elle sarılıyorduk. Eğitimden geçtikten sonra düşünsel anlamda da yavaş yavaş gelişiyor,  İdeolojik bir gerçeklikle tanışıyordum. Tanıştıkça kendimizi içinde bulunduğumuz geçekliği yeni yeni kavramaya başlıyordum.
    3-Hangi tarihte ve ne zaman yaralandınız?
   Önderliğin sahasında yaklaşık 1.5 ay kaldım. Burada almış olduğum perspektif ışığında Garzan alanına 70 kişilik bir grupla yola çiktik. Kuryemiz yoktu. Bir arkadaşımızın mayına basması üzerine ona yardım etmek  için harekete geçtiğim sırada ayağımda da mayn patladı.. Bu yaralanmadan sonra tekrar, Önderlik sahasına dönmek zorunda kaldım.
    4-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacagınız hiç aklınıza gelirmiydi?
    Mücadeleye katılmadan önce arkadaşlarla içli olduğum ve savaş gerçekliğini azda olsa tanıdığım için, şahadet dahi her türlü dorumların ihtimalini veriyordum. Buna göre psikolujimi hazılıyordum.
    5-Yaralanma anını ve sonrasını anlatırmısınız?
    Önderliğin bir sözü vardı. Sahadan ayrılanlara "Hepiniz ülkeye gidiyorsunuz, gariplerin ülkesine banada bir yer yapın". Sözü beni çok etkilemişti. Önderliğe çalışma yürütebilecek bir yer yapmak istiyorduk. Ayağım gitikten sonraki gerçeği bir türlü  kabulenmek  istemiyordum. Önderliğin o sözü beni çok etkilemişti. Önderliğe bir yer yapmadan  öyle kolay savaş dışında kalmayı kendime yediremiyordum.  Vicdan azabıyla yanıyordum. Bir anlık duygu seli içinde tüm yoldaşlarım, silah arkadaşlarım, şehitler ve Önderlik gözümün önünden geçti, hatırladığım kadarıyla ilk defa orada ağladığıma tanık oldum. O zaman kalktim yürümeye başladim. Savaş sahasından ayrılmayı hiç mi hiç istemiyordum. Orada kaldığım sürece Önderliğin yoğun ilgisi ve desteği sonucu tüm acılarımızı unutmuştuk. Önderlik oradan ayrılmamızı bile istemiyordu.
Önderliğin perspektifi ile güçlendiğimi hissettim. Önderlik Gaziler için daha çok yoğunlaşıyor ve onlara inanç vermek için çalışıyordu. Onların önüne program plan koyuyordu. Gazi arkadaşların psikolojisini anlayarak onlara yaklaşım sergiliyordu.
     6-O anki duygularınız neydi?
     Her şeye hazırdım. Şehadet, yaralanma da dahil her şeye, o an zaten insanın  aklına gelen ilk şey nereden yaralandığı ve bunun için ne yapılması gerektiğidir. Tabi duygusal anlamda da insan bazi şeyleri hissedebiliyor. Yaralanıp aktif savaş dışı kalmak,  üzüntü yarattigi gibi öfke de yaratmıştı.
     7-Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
     Artık eskisi gibi olamayacağım gerceğini  kabulenmeyi,  ve farklı çalışma alanlarına göre psikolojikmen kendini hazırlamayı. Çok yönlülüğü esas almayı, gerektiği yerde gerektiği çalışmayı yürütme kabilyetine erişme temelinde çalışmalar dışında kalmamak. Bu temelde  mücadeleye yararlı olmak.  
     8-Yasamda fiziki olarak zorlandığınız noktalar nelerdır?
     Fiziksel ve düşünsel olarak herhangi bir zorlanmam söz konusu değildir. Uzun yürüyüşlerden sonra ayağımdan dolayı biraz zorlanma var. Ama bunu fazla gerekçe yapmıyorum. İdeolojik  güç, İnanç, bağlılık, coşku,  moral ve irade insanı her türlü zorlanmalara karşı ayakta tutar ve yeniden   yaratır. Bu olgulara sahip olduktan sonra yapamıyacağın şey deviremiyeceğin düşman yoktur.Sakat olsan bile.
      9-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
      En büyük beklentimiz halkin mücadeleye olan bağlılığıdir. Bir Gazi olarak da eğer Önderliğe mücadeleye inanç olmaz ise zaten mücadele de yürütemezsiniz. Bu bir gerçektir. Eğer inanç olarak halka bağlılık yoksa  devrimle yürüyemezsiniz. Bu anlamda inancımız, umudumuz her zamankinden çok daha fazladır. Her zamankinden çok zafere bu kadar yakın olduğumuzu netçe ifade ediyorum. Gazetecinin önderliğe bir sorusu vardi. Size bir şey olursa hareketin gidişatı nasıl olur diye. Önderlik "Halk arkamda benden sonra da onlar yürütür" diye ifade ediyordu. Bu mücadele artık halkın malı, halka mal edilmiştir.  Sonuna kadarda götürecektir.

       10-Geriye dönüp baktığınızda en çok neye sahıp olmak istersiniz?
       Biz görevimizi fazla yapamadığımızdan dolayı,  Önderliğimiz hedef alındı. Bu anlamda görevlerimizi yapamadığımızdan dolayı, Önderliğimiz esir alindi. Fakat kendi görevlerimizi anlamıyla yerine getirebilseydik, Önderlik hedef alnmıyacaktı. tüm görev ve sorumluluklarımızı Önderlığe bıraktık ve bu durum tüm dikkatlerin Önderlik üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu. .Bunun acısıyla yanıyoruz tek isteğimiz, ÖNDERLİĞİMİZİ tekrardan aramızda görmektir. Sahip olmak istediğimiz tek şey budur.
      11-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?
      Şimdiki savaşla önceki savaş arasında fark var. Türkiye, İran, Suriye bugün kendi aralarında toplantı yapıyorlar ve Lozan antlaşmasını güçlendiriyorlar. Kürtler yoğun asimilasyon politikasından geçiriliyor, Halepçe'de katliam oldu. 5 bin insan öldü. Kamuşlu da,  mohabat ta Yine Kuzey Kürdistan; Amed, Nusaybin vb. alanlarda katliamlar yapıldı. tüm dünya, da  buna sesiz kaldı. Ama şimdi Kürtler  güç olmuş durumda. Dünya düzeni de bu anlamda değişti.11 Eylülden sonra bir çok şey değişime uğradi. Önderliğin daha önce açıklamaları  vardi. Amerikanin değişimine yönelik vb. ifadeleri vardi. Bir çok bölgede değişimler yaşandi. Kürtlerin siyasal haklarının verilmesi konusunda bir adim hala atılmış değil. Savaştan yana değiliz, en doğal hakımız olan dilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü, insanca yaşamayı istiyoruz.Yok diyorlar kendinizi inkar edeceksiniz, köleliği kabul edeceksiniz sabahtan akşama kadar ne mutlu Türküm diyeceksin. Kendi topraklarımızda bize her türlü insan dışı muamelle yapacaksın, ve buna karşı çıktığımızda, hakımızı aradığımızda, bunlar ayrılıkçıdır, teröristtir diyeceksin ve her türlü şiddeti kendine reva göreceksin. Kürt halkının barış ve birliktelik taleplerine soy kırım ve yüz yılların en büyük operasyunlarıyla cevap vereceksin. Böylesi kirli bir politika karşında kendini savunmamak, insanlığa yapılacak en büyük hakaret, haksızlık ve ihahettir diye düşünüyorum. "Savaşmasını bilen barışmasınıda bilir" şiyarıyla Barış, özgürlük demokratik bir çatı altında her toplumun kendi dilini, kültürünü, konuştuğu, yaşadığı bir dünya bir ülke getirecektir. Bu anlamda savaşımız kutsaldır.
       12-Kürt ve Türk halkına mesajınız var mı?
    Kürt ve Türk halkını, Önderliğin etrafinda kenetlenmeye çağırıyorum  ve Önderliği sahiplenmerini çünkü barış ve kardeşlik, onu sahiplenmeyle gelişecektir. Her iki halkta el ele verip bunun mücadelesini birlikte vermelidir. Çünkü Türk halkının kortuluşu Kürt halkının özgürlüğünden geçtiğine inanıyorum.
    13-Gaziler için söyleyeceğiniz bir şey var mı?
    Önderliğin etrafında ne kadar kenetlenme olursa çözüm o kadar güçlü olur. Bunun için tüm gazi yoldaşlarıma kendilerini her şeye hazır hale getirmelerini, çok yönlülüğü esas alacak temelde kendilerini geliştirmelerini söyleyebilirim.
    14-Sporla aranız nasıl?
    Sporla aram fazla iyi değil. Sporu pek sevmem. Daha çok siyasi ve güncel gelişmeleri takip ederim.

 

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com