|
.
Bir Kadın Olarak
Zaten Savaşa Karşı Bir Duruşumuz Var.

Gazi Zelal arkadaş
daha 15 yaşındayken mücadeleye katılıyor ve 18 yaşında
da yaralanarak gazi oluyor. Gazi Zelal arkadaş Savaşın
iyi yanı olmadığını, savaşın acı veren bir olgu
olduğunu, kendi kimliklerini elde etmek için bu savaşa
başladıklarını, öldürmek istemediklerini,ama mücadelede
barışın zemininin hiç olmadığını belirtiyor. Gazi Zelal
arkadaşla yaptığımız röportajı sizlere sunuyoruz.
1-Bize kendinizi
tanıtır mısınız?
1979 Siirt
doğumluyum. 7 çocuklu feodal bir aileden geliyorum.
Fakat yurtsever özelliklere sahip bir ailedir. Serbest
ticaretle geçimlerini sağlıyorlar. İlkokul mezunuyum.
2-Mücadeleye ne
zaman ve nasıl katıldınız?
Mücadeleye 1994
Ocak ayında Mersinde tek başıma katıldım. Katılmadan
önce ailemden etkilenme durumu da vardı. Aileden
katılımımız çoktu. Düşmanda baskı yapıyordu ve aileden
gerillaya çok katılım vardı. Yine serhıldanlarda bende
çok etki yapmıştı. Mücadelenin gerekli olduğuna
inanıyordum. Önderlik sevgisi de bende yoğundu.
Çizgisini takip etmek istiyordum. Zaten daha önce iki
kere gözaltına alınmıştım. Gördüğüm işkenceler vardı.
Yine aileme düşman baskıları ve işkenceleri vardı. Bende
bu işkencelerden geçirildim bunların etkisi çoktur.
Dediğim gibi aileden çok katılım vardı ve bunlar beni
etkiliyordu. Yine Kürdistanı hiç görmemem ve gerillaya
olan inancım benim dağlara çıkış nedenimdi. Gerilla olma
tutkusu çok yoğundu; topraklarımı görmek istiyordum.
Bilinçli olmasa da duygusal katılım yoğundu. Yaşamda
zaten bunları konuşamayacak kadar küçüktüm.
3-Hangi tarihte ve
nerenizden yaralandınız?
8 Mart 1997de
yaralandım. Çeşitli yerlerden yaralandım.. Ayağım
kardan yanmıştı. Sol ayağımda bir parmağım, sağ ayağımda
5 parmağım yanarak kesildi.
4-Mücadeleye
katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Hayır gelmiyordu.
Çünkü dağlar savaş alanıydı ve aklımızda hep şehadet
vardı. Esir düşmekte vardı. Yaralanacağımı tahmin
etmiyordum. En azından böyle olacağını tahmin
etmiyordum.
5-Yaralanma anını
ve sonrasını anlatır mısınız?
Bir mangayla biz
tepeydik o sıralar. Noktamıza gelmiştik. Beytüşebap
gücüydük. Öncesinde düşman noktamızı keşfetti. Mevsim
bahardı. Kar çok vadı. Sabahleyin uçaklar noktamıza
geldi. Çatışma hemen çıktı. Besta, Garısa, Uludere
üçgenindeydik. Düşman 3 koldan saldırdı. Karda bizim
dezavantajımızdı. Bizler tepeci takviyesine gittik.
Tepede 3 arkadaş şehit düşmüştü. Bende o sırada bu
takviye grubundayken kurşun yarası aldım. Roket
parçası da almıştım. 9 arkadaş şehit düştü. 16
arkadaşda yaralandı. Ben sırtımdan ve karnımdan
yaralandım. Çok zorlanıyorduk. Çok kar vardı. Yine
korucu, asker sayısı fazlaydı. Akşama kadar çatışıp
dağıldık. Çok kan kaybediyordum. Ve kendimden geçtim
geçecektim.
Sürünerek gittim. Ayaklarım ve çorabım çıkmıştı.
Kayalıkların arkasına gizlendik. Tedavi imkanı hiç
yoktu. Birkaç gün sonra düşman geri çekildi. Bizde
yaralı arkadaşlarla birlikteydik. Birden ayaklarımın
olmadığını hissettim. Ayaklarım kömür gibi olmuştu.
Yapılacak bir şey yoktu. Orada ilk tedavim yapıldı ama
daha ayaklarım kesilmemişti. 10 gün sonra ayaklarım
kangren olacağı tehlikesiyle kesildi. Daha sonra
tedavim için farklı alana getirildim.
6-Savaş dışı kalıp
savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
İlk süreçlerde çok
zorlandım. Özlemle dağlara gelmiştim. Bu anlamlıydı.
Gerillada fazla kalamadım. Bu beni çok etkilemişti.
Artık gerillacılık yapamamazlıktan korkuyordum. 1 yıl bunun bunalımını
yaşamıştım. Sakat olmuştum ama kabullenemiyordum. Yine
Botana ve arkadaşlara olan tutkum vardı. Sonra
güneye geldim. İyice savaştan kopmuştum. Artık o
arkadaşlarda yanımda yoktu. Daha sonra mücadeleye daha
değişik katkı sunarım anlayışı da gelişti ve böylece bu
bunalımı da aştım. Her şeyin bir bedeli vardı ve ben
bunu ödeyecektim. Binlerce arkadaşımız şehit düşmüştü.
Bir çokları da çok kötü yaralanmıştı. Ama asla pişman
olmadım. Sadece fiziki sakatlık beni engellediği için
üzüldüm. Ama yine de bir kadın olarak kendi toprağı için
kanını dökmek kendinden bir parça vermek bana büyük bir gurur ve onur veriyor.
7-Yaşamda fiziki
olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?
Dağ koşulları doğal
olarak zorluyor tabi. Kışın kar yağışı iklim koşulları
ve yine eski yara yerleri beni zorluyor. Ama yine de
yaşama katılımlarda fazla etkilenmiyorum. Çok fazla
zorlanmam yoktur. Bu birazda insan psikoloisine
bağlıdır. Artık bu psikolojiyle birlikte bir çok
engelleri aştım diyebilirim.
8-Bir gazi olarak
insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Gazilere verilen
bir misyon var. Gazilerin yetenek sahibi olması,
mücadeleye katkı sunması için bazı çalışmaların
olması gerekir. Şu çok eleştirilmelidir. Bir çok
alandaki gazilere onları ayakta tutacak bir projenin
olması gerekir. Pratikleşmelidir bu Onları her işe katmalıyız. Bedel
ödedim diye kendini bir kenara da çekmek doğru
olmayacaktır. Gazilere dünyada bazı haklarda tanınıyor
ve özgünlükleri de vardır. Kürdistandaki gazilerde
dünya gazi ölçülerine göre durumlarını
pratikleştirmelidir.
9-Savaş hakkında ne
düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle ilişkisini
değerlendirilmesi)
Savaşın iyi yanı
yoktur. Savaş acı veren bir olgudur. Bizim durumuz ise
biraz farklıdır. Biz kendi kimliğimizi elde etmek için
bu savaşa başladık. Öldürmek istemedik, istemiyoruzda.
Bizim mücadelede barışın zemini hiç olmadı. Orada
savaşma gereği vardı. Bizde savaştık. Yaşamak için bu
gerekliydi. Bir kadın olarak zaten savaşa karşı bir
duruşumuz var. Ama insanlar inkar edilirse silaha
sarılmak meşrulaşır. Barış olsa kesinlikle zaten savaşa
da gerek olmayacaktır.
10-Gaziler için
söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Bence gaziler şunu
unutmamalıdırlar. Önderlik gaziler bana en yakın olan
kurumdur diyor. Bu felsefeyle gaziler yaşamalıdır.
Mücadelede bedel ödeyen kesim olarak daha fazla
mücadeleye sahip çıkmak gerekiyor. Yaşamın akışına
kendilerini bırakmamaları gerekiyor.
11-Kürt ve Türk
halkına bir mesajınız varmı?
Kürt ve Türk
halkına mesajım şudur. 15 yıllık bir savaş oldu. Hem
Kürt, hem Türk analarının yüreği yandı. Ama Türk halkı
hiç sisteme bir refleks göstermedi. Oysa kendisi de bu
sistemden zarar görmüştü. İmha ve inkar bir tek Kürtlere
uygulandı. Ama Türk halkı bu uygularmalara hiç tepki
göstermedi. Yıllaca Kürt halkı sömürülürken Türk halkı
da azda olsa bundan nasibini aldı. Bin yıldır birlikte
yaşıyoruz, Cumhuriyeti de birlikte kurduk. Ama bütün
bunlar nedense karşı tarafın gözünden kaçıyor. Kürtlerin
hakları da verilmiyor. Türk halkı mücadeleye hiç destek
de çıkmadı. Halklar arasında bir nefret yok, çatışma
yok, sadece sistemle çatışmamız var. Önderlikte bunu
uyguluyordu. Türk ve Kürt halkının ortak mücadelesi
gerekiyor. Yoksa iki tarafında kaybı çok olacaktır.
Sonuç olarak Türk halkı Kürt halkına sağduyulu
yaklaşmalı. Biz yılllardır bu mücadeledeyiz ama savaşın
artık bitmesini istiyoruz. Ve haklarımızı istiyoruz.
söyleyeceklerim bunlardır.
12- Şimdiki
uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif vb)
Şu an bende siyasal çalışmalar içerisindeyim. Meclis
çalışmalarında bulunuyorum.
|