| |
.
Gözü Göremeyen Birisi
Sürekli Elini Tutacak Birisini Bekler
Diyor gazi Xweşmer Amed arkadaş, kendisi
henüz o da 16 yaşında mücadeleye
katılıyor ve 22 yaşında da iki gözünü
bir çatışmada kaybediyor. Röportajında
oldukça coşkulu ve moralli bulduğumuz
gazi Xweşmer arkadaş;
Uzun
süre Türk halkıyla birlikte
yaşadıklarını, gerici sömürgeci sistemin
iki halkı birbirlerine düşürdüğünü,
savaşın olmaması için Türk halkınında
bir şeyler yapması gerektiğini, bir çok
şeylerini de bundan sonrada
kaybedebileceklerini, daha güzel bir
yaşamın onları bekleyebileceğini
belirtiyor.
1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
1975 Ergani doğumluyum. Lise mezunuyum.
7 kardeşli bir aileden geliyorum. Ailem
yurtsever özelliklere sahip bir ailedir.
Ailemden iki abim 1996 ve 1998 yılında
mücadelede şehit düştüler.
2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
1991 yılında
mücadeleye katıldım. Bir grup arkadaşla
mücadeleye katılmıştık. Grubumuz 6
kişiden oluşuyordu. Bu arkadaşlardan
geriye bir tek gazi olarak ben kaldım,
diğer arkadaşların hepsi şehit düştüler.
Ben mücadelenin Haftanin ve Güney
sahalarında kaldım.
3-Hangi tarihte ve
nerenizden yaralandınız
29 Ağustos
1997 yılında yaralandım. M-16 mermisi
bir gözümden girip çıktı. İki gözümde
böylece gitti. Bir gözümü çıkaran kurşun
öbür gözümünde sinir ve damarlarını
tahrip etmişti.
4-Yaralanma öncesini, anını ve sonrasını anlatırmısınız?
Botan gücüyle buluşmuştuk. 15-29 Ağustos
eylem haftasıydı. 200-300 arkadaş
Hakkariye eylem düzenleyecektik. 8 eylem
gerçekleştirilmişti. Son eylemde
yapılacaktı ve oradanda Özalpa
geçilecekti. 30 Ağustosta bir konvoy
vurulacaktı. Tabi bir roketli saldırı
olacaktı. Tabi tuhaf bir gündü. Bunu
hissediyordum. Bir şeyler olacağını
sanıyorduk. O gün bende ölüm ve yaşam
üzerine bir yazı yazıp bir arkadaşa
teslim etmiştim. Aynı gün eylem yerine
bir takımla gitmiştik. Yolun üzerine
geldik ve sivil bir minibüs askeri bir
panzerin arkasından geliyordu. İlk başta
roketatarımız çalışmamıştı. Ancak buna
rağmen panzeri vurmuştuk. Panzer deli
gibi gidiyordu. Bu seferde minibüsten
ateş edildi bana ve bir anda kendimi
yerde bulmuştum. Arkadaşlar hemen yanıma
koştular. Aşağıya suya götürdüler ve su
boyunca ilerledik. Daha sonraları şehit
düşecek olan Şerwan isminde bir
arkadaş beni sırtında taşıyordu. Tabi
kurşunlarda arkamızdan yağıyordu.
Nihayet eylem yerinden uzaklaştığımız
bir noktada arkadaşlar benim taşınmam
için bir katır getirdiler. Katırla
birlikte sabah 03te noktamıza geldik.
Havalar çok soğuktu. Ben yarayı alnımdan
almıştım diye zannediyordum. Oysa gözüm
yerinden çıkmıştı. Ona rağmen minibüsü
vurmuştuk. O an hiçbir şey
düşünemiyordum. Ancak zorlandığım nokta
durumuma ağlayan arkadaşlardan ayrılık
zamanıydı. Gözden çok arkadaşlardan
koptuğuma üzülüyordum. Sonrasında 4-5
gün hastanede tedavi için
kaldım. Ameliyat sonrasında da iki gün
daha hastanede kaldım. Sonrasında beni
farklı çalışma sahasına göndereceklerini söylediler.
Yaralandıktan 1 ay sonra da sözü
edilen çalışma sahasına
geçtim.
5-Mücadeleye
katılmadan önce yaralanacağınız hiç
aklınıza gelirmiydi?
Yok kesinlikle
hiç aklıma gelmiyordu. Şehadet vardı,
ancak böyle bir yaralanma hiç aklıma
gelmemişti. Bu beklediğim bir durum
değildi.
6- -Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl
yaşıyorsunuz?
Yaralanma
sonrası 4-5 ay çok kötü bir psikoloji
yaşamıştım. Birincisi gözlerim gitmişti.
İkincisi arkadaşlardan, üçüncüsü ülkeden
kopuyordum. Yabancı bir ülkedeydim.
Benim şansım yaralı arkadaşların yanında
olmamdı. Tabi bazen savaşı da
rüyalarımda sık sık yaşıyordum. 1992
yılından 1997 yılına kadar en kanlı
süreçleri yaşamıştık.
Gittiğim çalışma sahasında bile
savaşı rüyalarımda görüyordum.
Oradaki arkadaşlarıda savaşta
rüyalarımda görüyordum. Yine futbolu da
çok seviyordum. Onu da rüyamda
görüyordum. Oranın yaşamını ise sürgün
bir yaşam olarak görüyordum. Sanki bana
ceza verilmişti, ancak ağlamak,
sızlamakta bize çözüm olmuyordu. Bu
nedenle arayış başladı bende. Ve hemen
faaliyetlere girdim ve gençlik
çalışmalarına başladım.
7-Yaşamda fiziki
olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?
Göremediğim
için tabiki fazla hareket edemiyordum.
Görenle görmeyen arasında çok fark
vardır. Göremeyen biraz daha yalnızdır.
Ancak aile, arkadaşlar seni yalnız
bırakmıyor. Görmemek zorluyorsa da
beraber yaşamk herşeyi insana
unutturabiliyor.
8-Bir gazi olarak
insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Tabi
insanların bakış açısı bizce önemlidir.
Acıma duygusu, sakattır, fazla iş
yapmasın anlayışını hoş göremeyiz.
Bunlar savaş gazileri her işin üstesinden
gelir yaklaşımıda abartılı bir
yaklaşımdır. Bizimde fiziki sınırlarımız
var. Gözü göremeyen birisi sürekli elini
tutacak birisini bekler. Zavallıdır,
yardıma muhtaç yaklaşımın yanında her
işide yapabilir anlayışının da yanlış
olduğunu belirtmek istiyorum. Ne acıma,
ne de reddetme olmamalıdır. Bizden
alacakları da vardır, verecekleri de
vardır insanların.\
9-Savaş hakkında ne
düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle
ilişkisini değerlendirilmesi)
Kimse savaşmasaydı keşke. Şehadetler
bizlere çok dokundu. Ancak bu savaşlarda
kaçınılmazdı bizler için. Kendimizi
savunmak için bizimde savaşmamız
gerekiyordu. Ancak kişisel olarak keşke
savaşalar olmasaydı diyorum. En
sevdiklerimiz, en kahramanlarımız bu
savaşlarda gittiler. Seçim hakkımız
olsaydı tavrımız tabiki barıştan yana
olurdu. Zaten iki abimde bu mücadelede
1996 ve 1998 yılında şehit düştüler.
10-Kürt
ve Türk halkı için bir mesajınız varmı?
Savaş ve
barış halklar içindir. Çok zorlandık.
Uzun süre beraber yaşadık Türk halkıyla.
Sistem birbirimize düşürdü bizleri.
Savaşın olmaması için Türk halkınında
bir şeyler yapması lazım. Bir çok
şeylerini kaybedebilirler ve
kaybetmişlerdirde. Bundan sonra daha
güzel bir yaşam onları bekleyebilir.
Savaşlarda kazananlar değil, kaybedenler
olur. Savaşlarda gaziler, şehitler,
hırsızların olmaması için savaşların
sona erdirilmesi gerekir. Savaşın
sonucunda üç ordu kalır geriye. Bunlar
şehitlerin ordusu, gazilerin ordusu ve
hırsızların ordusudur.
11-Gaziler
için söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Savaşta en
çok zarar görenlerdir gaziler.
Yakınlarını yitirip bedenlerinden bir
parça verdiler. Savaşın yakıcılığını
hissedenlerdir gaziler. Savaşın bitmesi
gazilerin çabalarına bağlıdır. Güzel bir
dünya için çaba sarfedebilirler. Savaşın
en acı durumunu anlatıp kamuoyunu
etkileyebilir gaziler.
12- Şimdiki
uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat
sportif vb)
Ben gençlik
derneğinin başkanlığını yapıyorum.
Gençlerle sohbet edip, sosyal-kültürel
açıdan onları eğitiyoruz. Dil konusunda
da onları eğitiyoruz. Savaştan zarar
gören çocuklar için bir proje
oluşturduk. Yardıma muhtaç olanlara da
yardım ediyoruz.
|
|