|
.
Onlar benim için yaşamın gerçek ifadeleriydi

Mücadeleye katılımının üzerinden
bir yıl geçmeden ayağını kaybeden Serbest arkadaşın en
çok zoruna giden yoldaşlarından ve silahından
ayrılmasıydı. Mücadeleye katıldığı günden beridir
unutamadığı tek isteği Amed alanına gidip orada
savaşmaktı. Ve halada umudunu yitirmiş değil. O gün
gelecek ve Amed dağlarında özgürlük türküsü
dillendireceği hayalini her gün yüreğinde daha da
büyütmektedir. Ve şimdi de Serbest Derya arkadaşın
röportajını sizlere sunuyoruz.
1-Bize kendinizi tanıtır
mısınız?
İsmim Serbest Derya. 1976 Silopi
doğumluyum, ilkokul mezunuyum, 4ü kız 4üde erkek
toplam 8 kardeşiz. Yurtsever bir aileden geliyorum,
ailemin geçim kaynağı çiftçilikten geliyor.
2-Mücadeleye hangi tarihte ve
nasıl katıldınız?
Mücadeleyi tanıma ve katılma
kararını özellikle o dönemlerde ailenin arkadaşlarla
olan ilişkisinden dolayı eve geliş gidişleri oluyordu bu
nedenle bende büyük bir ilgi yaratıyordu, arkadaşların
hal hareketleri özellikle diyalogları beni çok
etkilemişti, bu süreç 89-90lı süreçlerdi. 92nin
başlarına kadar tanıma ve karar verme süreciydi zaten 92
yılında da katıldım ve Botan sahasına geçtim.
3-Hangi tarihte ve nerenizden
yaralandınız?
93 yılında Önderlik
sahasından dönen bir gurup arkadaş pusuya düşmüştü ve o
pusuda 27 arkadaş şehit düştü, bizde intikam eylemi için
düşmanın sabit bir noktasına saldırdık ve eylem
esnasında mayına basarak sağ ayağımı yitirdim.
4-Mücadeleye katılmadan önce hiç
yaralanacağınız aklınıza gelir miydi?
Örgüte katılmadan önce hiç
aklıma gelmezdi yalnız katıldıktan sonra savaş
gerçekliğini görünce şehit düşme ve yaralanma gibi
olayların yaşanılabileceğini düşündüm.
5-Yaralanma anını ve sonrası
duygularınızı anlatır mısınız?
Daha öncede söylediğim gibi
yaralanmaya karşı psikolojim hiç ama hiç hazır değildi
hele hele ayağımın gideceğini hiç kaldıramazdım ve de
hiç düşünmemiştim. Daha sonra intikam eyleminde saldırı
esnasında yanımda arkadaşlarımdan üç tanesinin şahadete
ulaşması düşmana karşı olan kinimi, öfkemi kat be kat
arttırdı ve bunun verdiği intikam duygusu üzerine
kaygısızca düşman mevzilerinin üzerine koşmaya başladım.
Mevzilerin en sonuncusunu da düşürdükten sonra geri
çekilmede daha önce iki sefer geçtiğim bir mevziinin
yanından geçtim ve bu geçişim üçüncü sefer idi bu esnada
mayın patladı, ilkin mayın olduğunu anlamadım çünkü yara
sıcaktı ve acı hissetmiyordum, birde gerçekleşen
patlamayı bir roketin yakınıma düştüğünü ve basınçtan
kaynaklı düştüğümü zannettim. Daha sonra ayağa kalkmaya
çalışırken anladım ki ayağım kopmuş bunu anlayınca
arkadaşlara gelmemelerini ve mayın olduğunu söyledim ve
ellerimin yardımıyla 100 metre kadar sürünerek
arkadaşlara ulaştım ve geri çekilmeyi yaptık.
6-Savaş dışı kalıp savaş
gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
İlk yaralandığımda da ve
öncesinden de yaralanmayı kendim için asla kabul
etmiyordum ama şehit düşebileceğimi kabul ediyordum.
Dağdan arkadaşlarımdan ayrılmak bana zor geliyordu
bundan dolayı da ayrılık vakti geldiğinde bile
arkadaşlardan kopmamak için çok dayattım kendimi, çünkü
onlar benim için yaşamın gerçek ifadeleri idi. Tedavi
için önderlik sahasına gittim ve orada bende var olan
gazilik dağlardan ve arkadaşlardan ayrılma psikolojisini
Önderliğin perspektifleri, yaklaşımları ve özelde
Önderliğin ve arkadaşların yaralı ve gazi arkadaşlara
verdiği değeri görünce ve protez ayağımı da aldıktan
sonra anladım ki bir ayak olmadan da farklı işler hatta
dağda bile savaşılabilir ama yeter ki iddia ve
kararlılık olsun.
7-Yaşamda fiziki olarak
zorlandığınız noktalar nelerdir?
Şüphesiz sağlam bir insan
gibi hareket edemem yalnız kendimi de öyle eksik sakat
gibi de görmüyorum kısaca çokta zorlayıcı değil.
8-Bir gazi olarak insanlardan
beklentileriniz nelerdir?
İnsanlardan tek bir beklentim var o
da gazi arkadaşlara sakat, iş yapamazmış gibi
yaklaşmamalarıdır. Ve bizim mücadele içerisindeki
görevlerimizi yerine getirebilmemiz için bu görevleri
bizlere farz görmelidirler ki üstümüze düşen görevleri
en iyi şekilde yerine getirelim.
9-Geriye dönüp baktığınızda en
çok neye sahip olmak isterdiniz?
Örgüt içine geldiğim günden bu
yana sadece bir isteğim ve bir önerim vardı, o da AMEDe
gitmekti
Bu önerim ayağım sakat olmasına rağmen
Önderlik tarafından kabul edilmiş yalnız daha sonra elde
olmayan sebeplerden kaynaklı Önderlik tekrar benimle
konuşup bana gitmemem gerektiğini söyledi. Bu gazi ya da
sakat olmamdan kaynaklı değildi. Şimdi de bu isteğimi
ilk günkü gibi yüreğimin en derin yanında bekletiyorum.
10-Savaş hakkında ne
düşünüyorsunuz? (Barış ve gazilikle ilişkisini
değerlendiriniz)
Savaş denince ölüm, kan, yoksulluk,
yürekte kapanması zor derin yaraların açılması olarak
akıllara gelir. Hiçbir insan evladının yaşamaması
gereken olgulardır bunlar. Ve şimdiki süreçte de
görüldüğü gibi hep önde olan savaşın kirli yüzüdür.
Yaşamda her şeyin bir kuralı olduğu gibi savaş kuralları
da vardır. Bu kurallar dışına çıkıldı mı katliamlar
gerçekleşir ve hem kültürel hem de fiziki ölümler artar.
Bizim benimsediğimiz meşru savunma çizgisi bunların
karşısında durur. Gaziler bu yönüyle savaşın acısını en
çok çekenlerdir. Ve barışın ne kadar gerekli olduğunu
onlar bilirler.
11-Gaziler için söyleyeceğiniz
bir şeyler var mı?
Nasıl ki şimdiye kadar gazi
arkadaşlar çalışmalara aktif bir şekilde katılmışlarsa
bundan sonrada daha güçlü bir şekilde Önderliğimize,
halkımıza, Şehitlerimize layık olabilmemiz için barışı
ve zaferi esas alıp en iyi şekilde kendimizi mücadeleye
katmalıyız. Bu temelde bütün çalışanlara ve kadro
arkadaşlara büyük devrimci başarılar diliyor ve
başarılarının devamını görme dileklerimi sunuyorum.
12-Kürt ve Türk halkına
söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?
Başta halkımızın şunları bilmesini
isterim ki; bizler bu mücadeleye başlarken mücadele
içerisinde yaralanmanın, gazi olabileceğimizin belki de
farkında değildik. Yalnız şimdi sizlerinde bildiği gibi
mücadelenin gerçekliğinin içerisine girdikçe daha iyi
anlamaktayız. Halkımıza, Önderliğimize ve şehitlerimize
verdiğimiz sözleri ne pahasına olursa olsun yerine
getirileceğini hatta gerekirse kalan bir ayağımızsa,
kalan bir kolumuzsa, bir gözümüzse ve kalan canımız olsa
dahi gözlerimizi kırpmadan vermeye hazır olduğumuzu
bilmenizi isteriz. Yalnız şu da bilinmelidir ki bizim ve
halkımızın verdiği bütün emek ve çabalar boşa gitmeyecek
barış için yeşerip meyvelerini verecektir. Yıllarca
kardeşçe yaşadığımız ve omuz omuza vererek savaştığımız
Türk halkının da şunu bilmesini isteriz ki hiçbir zaman
hiçbir şekilde yürütmekte olduğumuz savaşımın emekçi,
barışsever Türk halkına karşı olmamıştır ve olmayacaktır
da. Bundan kaynaklı Türk halkının da gerekli duyarlığı
gösterip Kürt halkının uzattığı barış elini
tutabilmelidir.
13-Şimdiki uğraşılarınız
nelerdir?
Özgür dağlarda örgütün farklı
çalışmalarını yürütüyorum.
|