|
.
"Kürt
Sorununu Çözerlerse Ortadogğu'nun Hakimi
de Türkiye Olacaktır"
Gazi Salih
arkadaşda daha öncesinde gerillacılık
yapmış bir insanımız. 1993 ten beridir
de ailesiyle birlikte mülteci hayatını
devam ettiriyor. Gazi Salih arkadaş;
zulüm gördüklerini bunun için
savaştıklarını, mülteci olduklarını,
barış için dağa çıktıklarını ama artık
barış için silaha değil, demokratik
mücadeleye sarılmamız gerektiğini
belirtmektedir. Röportajımızı sizlere
sunuyoruz.
1-Bize kendinizi
tanıtırmısınız?
1951 Eruh doğumluyum. Ailede 6
kardeştik. Şu an evliyim. 7 çocuğum var.
Çocuklarımdan üç tanesi mücadelede şehit
düştüler. Bir tanesi milisti. Aralık
1989'da şehit düştü. Öbür çocuğum 1995
yılında gerillada,diğer çocuğumda 1998
yılında yine gerillada şehit düştü.
Ailem mücadelenin gelişmesiyle feodal
özellikleri aşmış yurtsever bir ailedir.
Tahsilim ortaokul mezunuyum. Burada
geçim kaynağımızı bazen inşaat ve duvar
işlerinde çalışarak sağlıyoruz.
2- Mücadeleyle ne zaman ve
nasıl tanıştınız?
Mücadeleyi 1983'ten beri tanıyorum.
1984 ve 1985'te aktif görevlerde
bulundum. 1990'dan itibaren kırsal alana
katıldım. Garıs, Garzan, Gare,
Haftanin'de kaldim. 1983'te ilk olarak Delil
doğan arkadaşla mücadeleyi tanıdım.
Arkadşları gördüğümde siyasi
tartışmalara giriyorduk. Yine
Mustafa Çimen arkadaş ta buradaydı. Ben
o tartışmalardan etkilenmiştim. Öylece
mücadeleye katıldım.
3- Ne zaman ve nasıl
yaralandınız?
10 Haziran 1993'te eylem sonrası
yaralanma oldu. 1993 ateşkesinden sonra
askeri bir tabura eylem düzenledik.
Grup sorumlusuydum. Eylemi
başarıyla bitirdikten sonra geri
çekilmede bir havan geldi. Ve kayaya
çarptıktan sonra bir parça sol ayağıma
isabet etti. Yaralanma sonrası kayadan
firlayıp düşmüştüm. Şehit düştü
zannedenler oldu. Ben o halimle ayağa
kalkıp ayağımdaki irili ofalı bir iki
parça çıkardım. Daha sonra
iki ameliyat geçirdim. Eskisi gibi
yürüyemedim. Doktorlar parça hala içerde
ve çıkartırsak ayağımın kesileceğini
söylediler.
4-Yaralanma anındaki
duygularınız nelerdi?
O an bir şey düşünmedim. Çünkü her
şeye hazırlıklıydım. Sadece acaba bu
yara bende bir engelleme yaratabilir mi
diye aklımdan geçirmiştim. Öbür türlü
her şeye kendimi zaten hazırlamıştım.
5-Halktan bir gazi olarak
insanlarIn size yaklaşımını nasıl
buluyorsunuz?
Buradaki insanlar bana saygıyla
yaklaşıyorlar. Zaten beni çok seviyorlar.
Yardım edecek güçleri de zaten yok.
Çünkü hepsi de bizim gibi mülteci ve
yoksullar. Sadece birbirimizle
paylaşımda, sevgi saygı konularının,
yani manevi kenetlenmenin sık
yaşanıldığı bir yerdir.
Manevyatın yüksek olduğu böylesi bir
yerde insan kendisini psikolujikmen
rahat,morelli ve coşkolu
hisediyor.
6-Ekonomik olarak geçim
kaynaklarınız nelerdir? Sizde buna
katkıda bulunuyormusunuz?
Zaten kendim evliyim.
3 çocuk babasıyım, çocoklarımın üçü de şehittir. Bende hem bir
gerillaydım hemde bir mülteciyim.
Geçimimizide inşaat, duvar vb. işler
sayesinde sürdürüyoruz.
7-Günlük olarak yaşamınızda
yaralanma durumunuz size psikolojik
olarak nasıl bir etkide bulunmaktadır?
Sakatlık
durumum fiziki anlamda etki yapabilir ama
psikolojimi asla bozamaz. Çünkü zaten
verdiğimiz bir mücadele de ölüm dahi
herşeyi göze
almıştık. İnsanı üzen şey sadece
düşmanın değil işbirlikçi ihanetçi ajan
kesimlerin, mücadeleye karşı yapılan anti-propagandalarıdır. Emeğine sahip
çıkmayanlar var. Ben bunu kabul edemem.
Bu beni üzüyor.
8-Hem bir mülteci, hem bir gazi
olarak savaş ve barış hakkında ne
düşünüyorsunuz?
Biz barıştan yanayız. Savaş
yanlısı değiliz. Barış için dağlara
çıktık. O dağlarda varlığımızı ve
özgürlüğümüzü korumaya çalıştık.
Kürtler binlerce yil hep zulüm
görüyordu. Baskılarla sindirilmeye imha
ve inkar edilmeye çalışılıyor. Yok
edilmeyle yüzyüze bırakılmış bir halkın
meşru savunma savaşından başka,
yapabileceği hiç bir şey kalmamıştı.
Varlığı için barış, eşitlik ve özgürlüğü için
savaşmak. tek çıkar yoldu. Bu istemediğimiz bir
şeydi. Ama
Kürtlüğümüzden utanç duyacağimiza ya
kafamıza ya da düşmana kurşun sıkacaktık.
Bizde düşmana sıktık. Bu günkü karşıt
güçler barıştan anlamıyor, bu yüzden
onlara anladıkları dille cevep vermek gerekir. Siyasal
yollarlala sorunu çözmek en anlamlı
byoldur. Ama neyapalı öyle barbar
bir düşmanımız var ki sabece şiddetten
anlayan kan emici bir düşman. Şimdi yine
de barış sürecinin yolunu biz
açıyoruz. Her şeye rağmen barış ve
kardeşlik mücadelemizi kararlılıkla
sürdüreceğiz.
9-Gaziler
barış ortamının
gelişmesi için nasıl bir katkıda
bulunabilir?
Gaziler önce güç haline gelmelidirler.
Önlerine düşen görevleri yapmak, görevden
kaçmamak mücadelenin yükünü
hafifletecektir. Emeğine sahip
çıkmalılar. Bir kadro "artık örgüt bana
baksın" dememelidir. Tabi gazilere sahip
çıkılması da önemlidir. Gaziler her
kurumda yer almalıdır.
10-Bir gazi olarak Kürt ve Türk
halkına bir mesajınız varmı?
Mesajım her iki
halka. Türk halkı
artık durumumuzu anlamalı. Bizler
kardeşlik ve barış için savaştık. Barış
için uzattığımız eller havada kalmasın.
Kimsenin ölmesini istemiyoruz. Analar
ağlamasın. Her ülke kendi etnik halkıyla
barışti. Niye Türkiye barışmıyor. Bizler
bu ülkenin ortağıyız. Azınlığı değiliz.
İnsan gibi yaşamak istiyoruz. İkinci
sınıf insan gibi bizlere davranılmasın.
Türk halkı korkmasın bölünmeyecekler.
İmralı tecridinin
kaldırılmasını,Önderliğin durumunun
düzelmesini istiyoruz. Önderliksiz
yaşayamayız. Kardeşlik ve barış için
ellerimizi tutun. Kürt sorununu çözerlerse
Ortadoğu'nun hakimi de Türkiye olacaktır.
Bunları söyleyebilirim.
11-Bir mülteci gazi olarak
insanlardan beklentileriniz nelerdir.
Kitaplar okuyorum. Arkadaşların
anıları, Reber APO' nun savunmalarini
okuyorum. Siyasal çalışmalara yardım
etmeye çalışıyorum.
|