|
.
"Kürdistan'daki Savaş Kaybettirilen Bir Yaşamın Kazanılmasıdır"

Gazi Pılıng arkadaşta genç yaşlarında
mayına basıp ayağını yitiren gazilerden biri. Pılıng arkadaş da;
İnsanlığın barışla daha fazla gelişeceğini, barışın olmadığı
yerde düşünce özgürlüğü ve hoşgörünün olmadığını, yalnızca acılı
bir yaşamın varolduğunu belirtiyor. Bizde bu söylenenlere olduğu
gibi katılıyor. Pılıng arkadaşla yaptığımız röportajı sunuyoruz.
1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
İsmim Pılıng Batman'dir. 1975 Batman Beşiri ilçesinde
doğdum. Aile içerisinde 6 erkek 3 kız kardeşim var. Geçimimizi
tarım ve hayvancılıkla sağlıyoruz. Toprağa dayalı tütün,
mercimek, buğday vb. gibi üretim yapılıyor. Tahsil durumum ise
Batman'da ilkokulu bitirdim. Ailemin sosyal yapılanması dine
dayalıdır. Yurtsever özelliklere sahip bir ailedir. Aydinlanma
boyutu bizim çevrede yoktur. Dini yaşam ve kültürü oldukça
etkilidir.
2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl
katıldınız?
1994 sonlarında İstanbul'dan partiye katıldım. Garzan
bölgesine geldim. Arkadaşlarla ilk ilişkilenmeyle katıldım,
mücadeleye Kürt kültürü beni çok etkiliyordu. Metropolde de
legal çalışmalarda beni etkilemişti. Böylece partiye katıldım.
Katılımdan öncede belirli bir Kürt bilinci yoktu. bizler
sistemin bir benzeriydik. Bilinçsiz bir erime söz konusuydu.
Geleceğimiz belli olmayan, yaşam garantisi belli olmayan bir
sistemde yaşadığım çelişkiler sunucu arkadaşlarla tanışıp
ilişkilendikten kısa süre sonra katılımım gerçekleşti.
3-Hangi tarihte ve nerenizden
yaralandınız?
1998 Ağustosunda Botan eyaletine bağlı Cudi bölgesinin
Gundık Remo mıtıkasında yaralandım. Mayına basma sonucu sol
ayağımı topuktan itibaren kaybettim.
4-Mücadeleye katılmadan önce
yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Mücadeleye katılmadan önce ve sonrasında şehadet ve
yaralanmaların olacağını biliyordum. Bu söylediklerimi kendim
içinde esas aldım. Savaş demek ölüm ve yaralanma demekti. Ve bu
gerçeklikle hareket ediyordum. İlk düşüncelerimde buydu. Ben
çocukken çok kavgacıydım. Çocuklarla kavgalarımda bazen
yaralanıyordum. Bu mantıkla düşündüğümde mücadele içinde de
yaralanmaların olacağını biliyordum.
5-Yaralanma anını ve sonrasını
anlatrmısınız?
Yaralanma durumuma ilişkin ise Cudi bölgesinde bir eylem
için örgütlendik. Şırnak ve Uludere arasında elektrik trafosuna
sabotaj yapacaktık. Eylem sonrası noktaya dönerken, düşman
operasyonu arasında kalmıştık. Cudi'nin stratejik alanında
yapılan bu operasyon. 2 gün sürdü. Bizden kayıp olmadı. Sonrası
arkadaşların yanına gelirken döşediğmiz mayınları kontrol
ederken düşmanın eskiden döşediği bir mayına bastim. Biz düşman
saldırısı zannettik. Ama ayağımın gittiğini görünce mayına
bastığımı anladım. Mayınlı araziden çıktıktan sonra ilk tedavim
şutkla yapıldı. Sürekli kan kaybediyordum. İlk müdahaleden iki
saat sonra doktor geldi. İmkanların sınırlı olması sebebiyle
iki yıla yakın yaralı ayağımla zor alanlarda kaldim ve 18
operasyon yaşadım. Daha sonra hastaneye tedavim için
gönderildim.
6-O anki duygularınız nelerdi?
Yaralandığımda tüm yaşamım film şeridi gibi gözümün
önünden geçmişti. Beni en çok etkileyen husus ise savaştan
yoldaşlarımdan, pıratik çalışmalardan kopacağım duygusu oldu.
Bunu düşündükçe kendi kendime öfkeleniyor ve üzüntü yaşıyordum.
7-Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl
yaşıyorsunuz?
Savaş gerçekliği içersinde yaralanma ve Şehit olma
düşüncesi hep vardır. İnsan doğasında ise neyi bilince
çıkarırsan o çikar. O zorluğu yaşamayan hiçbir şeyi yaşamamış
demektir.. Savaş dışı kalmak bir gerilla için kendi yaşamından
uzaklaşmak ve bunun ağır psikolojisini yaşaması demektir. Bir
ayağım gitti diye değil, bir amaç uğruna verdiği mücadelenin
aktif bir üyesi olmaktan çıkmaktan dulayı beni üzer. Böyle bir
psikolojiyi yaşadim. Bu birinci etkendi. İkinci etken bu
mücadelenin bir temsilcisi olmaktan çıkmaktı. Üçüncü etken ise
bu mücadeleyi nasıl sürdüreceğim kararsızlığıydı. Acaba ben ne
yapabilirim sorusu beni hep kemiriyordu. Yine bir gazi olarak
acaba nasıl bir çalişma içinde yer alabilirim? Sorgulamasını da
yaşıyorum. O zamanlar zaten şimdiki gibi bir kurumsallaşmada
yoktu. Geçmiş ile gelecek yaşam arsında bir ilişki kurmaya
çalışıyordum. Doğru ilişkiyi kurma arayışı bende sürekli
yaşandı. Bu da kendimi sorgulamamın bende bir yansımasıydı. Tabi
bunlar benim gibi bir savaşçının gururuna dokunuyor. Gaziliği
bile kendime çok görüyordum. Bir gerilla kolay kolay
yaralanmamalıydı.
8-Yaşamda fiziki olarak
zorlandığınız noktalar nelerdir?
Ciddi zorlanmam yoktur. Tabi ki yaralanma öncesindeki
fiziğimi düşünüyorum. Koşabilmek, saatlerce yürüyebilmek
isterdim. Bunları yapamadığımdan dolayı, düşünsel zorluklarını
yaşıyorum. Fiziki eksikliğimi, geçmişimle kıyasladığımda şimdi
yapamadıklarımı keşke o zaman yapabilseydim diye düşünüyor ve
istiyordum. Diğer yönüyle çalışmalarıma engel olabilecek bir
durum yoktur. Yalnızca eskisi gibi aktifleşmemek biraz
rahatsizlık veriyor.
9-Bir gazi olarak insanlardan
beklentileriniz nelerdir?
En büyük beklentim birlik ve beraberlik olmaları bizleri
doğru anlamalari, duygusal yaklaşımlarda bulunmamalarıdır.
Savaştan çektiğimiz acıları insanların bilmelerini istiyoruz.
Yoksa gazi adı altında gazi gerçekliğini bilince çikarmadan
bunun savaşla ilşkisini kurmadan gazilere yönelik duygusal
yaklaşım gazileri geri bırakır. Gazilerin gelişebilmesi için
imkanlar mutlaka sunulmalıdır. Bir Kürt gazisi olarak
insanlardan bunları bekliyorum. Kürdistan tarihinde Kürt
gazileri ilk defa bir kurumlaşmaya gittiler. Bu çok olumlu bir
gelişmedir. Artık başkaları için savaşmamalıyız. PKK'
mücadelesiyle kendimizi tanıdık ve kendimiz olduk.. Bunun için
gelecek açısından birliktelik önemlidir.
10-Yaşadığınız ortamda ihtiyacını
duyup ta gereğinin yerine getirilmesini istediginiz şeyler
nelerdir?
İhtiyaç olarak her şeyden önce her türlü koşula dayanacak
bir protez ayak gerekiyor. Sosyal olarakta tarihi yerleri
gezmek, görmek tüm farklı kültürleri tanımak.
11-Geriye dönüp baktığınızda en çok
neye sahip olmak isterdınız?
Geçmişte bilinçli ve birikimli bir insan olmak
istiyordum. Yani toplumları çözümleyen sorunları tahlil eden ve
bu sorunlara çözüm üreten, öncülük eden bir insan. Her türlü
insanı tanımak yaşamları üzerinde bilgi sahibi olmayı
isterdim. Mücadeleyle birlikte doğru bir militan, duğrulara
öncülük eden bir militan olmak en büyük hırsımdır.
12-Savaş hakkında ne
düşünüyorsunuz? (bariş ve gazilikle ilişkisini
değerlendirilmesi)
Her şeyden önce insanlığın ilk oluşum ve paylaşım
sürecindeki istemleriyle bağlantılıdır.. Savaşlara kimse iyi
diyemez. Haklı ve haksız savaşlar vardır. Kürdistan'da bir savaş
gerçekliği yaşadık. Savaş bazı kesimler tarafından çıkarılır. Ve
bu savaşın da taraftarları olur. Savaş anlamlı olmalı. Yaşamın
bir amacı varsa savaş ta bu amacın bir parçasıdır. Savaş sadece
birbirini öldürmek değildir. Yani savaşın biçimleri çoktur.
Soykırım savaşı, sömürü savaşı,irade kırma savaşı vb. Ama buna
karşıda meşru savunma savaşı var. Kürt halkı kendini PKK; nin
vermiş olduğu haklı mücadele sonucu tanıdı, canlandı, var etti.
Bu kuru kuruya bir savaş değildi. Bu savaşla bir yaşam
yaratıldı. Yaşam için verilen savaş anlamlıdır. Amaçsız bir
savaş yıkıcı ve acımasızdır. Kürdistan'daki savaş kaybettirilen
bir yaşamın kazanılması savaşıdır. Bu kutsaldır. Hak alma
mücadelesidir. Asıl bu savaş verilmese insanlığa karşı işlenmiş
bir suç olacakır. Diğer savaş biçimleri ise çok gereksizdir.
Kürdistan'daki savaşın da acımasız yönleri oldu. Savaş ta ısrar
ediliyorsa bu savaş bir cinayet savaşı olur. Savaş özgürlük
ölçüsü yakalanıncaya kadar anlamlı olacaktır. Yalnızca savaşa
kötüdür demek yanlıştır. Tarihi çıkışlar içinde bu geçerlidir.
Yoksa kimsenin savaşı haklı çıkarması mümkün değildir. Yine
savaş ile barış birbirini tamamlayan olgulardır. Savaşında bir
barışı vardır. gerçeklere dayalı bir barış anlamlıdır. Barış
insanların birlikteliğiyle gerçeklesecektir. İnsanlık barışla
daha fazla gelişecektir. Çünkü barışın olmadığı yerde düşünce
özgürlüğü, ötekiyi tanıma, hosgörü yoktur. Acılı bir yaşam
vardir. Kirlenen bir doğa gerçekliğiyle karşılaşır insanlık.
Birey önce kendisiyle, sonra doğa ve insanlarla barışı
gerçekleştirmelidir. Demokratik yöntem bunun ilacıdır. Barış
halkların farklı düşüncelerin bir arada yaşadığı bir yaşam
biçimidir.
13-Gaziler için söyleyeceğiniz bir
şeyler varmı?
Her şeyden önce tüm gazi yoldaşlarım bu mücadelenin
canlı tarihleridir. Barış ve demokratik mücadele yer almak
istiyorlarsa verilen görevlerin duyarlılığını herkesten daha
fazla göstermelidirler. Gaziler savaşın acılarını en derinden
yaşamış insanlardır. Bu bilinç ve kararlılıkla hem kendilerini
yenilemeli ve geleceğe öncülük etmelidirler. Yetersizlikleri
geride bırakmalı ve çalışmaları sahiplenmelidirler.
14-Kürt ve Türk halkına bir
mesajınız varmı?
Türk halkı kendi tarihini doğru okumalıdır. Kendi tarihini
doğru bilince çıkarmazsa kendi değerlerine de sahip çikamaz.
1920'deki ulusal kurtuluş savaşı Kürtlerle birlikte kazanıldı.
Fakat dış güçlerin oyununa gelme, isyanlarla didişme, bugünlere
kadar gelindi. Türkiye'de on yılda bir, askeri darbe oluyor.
Yine işsizlik sorunu hat safada. Tüm bunların nedeni
Kürdistan'daki savaşla bağlantılıdır. Kürt sorunu çözülmezse
Türkiye'nin hiçbir sorunu çözülemez. Türk halkı halklara acı,
kan, göz yaşından başka hiç bir cıkar sağlamayan bu savaşta,
kardeş Kürt halkıyla el ele verip bu savaştan rant sağlayan
devlet güçlerine hükümet yetkililerine ve dış ğüçlere karşı
barış ve birliktelik için mücadele etmelidir. Bu savaşı
durdurdcak tek güc Türk halkının kendisidir. Gücünü ve tepkisini
doğru tarafa yönlendirmelidir. Devlet yetkilileri ülkeyi
satıyor, tüm değerleri dış güçlere peşkeş çekiyor, çocuklarını
askere göndermemek için AB, ABD, lerde okutuyor el bebe gül bebe
yetiştiriyor savaşın fatorasını ise Türk halkının kendisi
ödüyor. Türk halkı bunu görmeli iyice araştırıp incaelemeli,
tepkisini doğru kanalize etmelidir diye düşünüyorum. Bu konuda
oldukça duyarsızdır. Türk halkı bu savaşın nedenlerini
bilmelidir. Böylece acılarımızı daha iyi anlayıp barış
mücadelesine katkısını sonmalıdırlar. Ülke sistemi yozlaşmış her
yerde yolsuzluk yoksulluk, çetecılık var. Bunun sebebi de
Kürdistan'daki savaşın maliyetidir. Türk halkı Kürt halkının
barış talepbine cevap vermelidir. Barışın gelişmesi için
aydınlardan emekçilere, barış ve demokratik birliktelik
mücadelesi veren her tür kesimlerin katkıları Türkiye nin
refahı için önemlidir. Yoksa sistemin ideolojik politik
propagandalarına alet olmaktan kurtulamayacaklardır. Türk halk,
üzerine düşen görevi yaparsa barış da gelişecektir.
15- Şimdiki uğraşılarınız nelerdır.
(kültür sanat sportif vb)
Şu anda misafirhaneye bakiyorum. Yani halkla ilişkilerde
çalışıyorum. Arkadaşların ailelerine hizmet ediyorum. Bazen de
araştırma materyalleri okuyorum. Yine Kürt edebiyatiyla ilgili
yazılar topluyorum. Daha çok kurumlar arası ilişkilere önem
veriyoruz.
16-Spora ilginiz varmı?
Spora ilgim var. Yaralanmadan önce daha yoğundu.
Sonrasında sporu biraktim. Örneğin futbolu bırakıp voleybol
oynuyorum. Ama futbolu TV'den izliyorum. Avropa ligini
izliyorum.
|