|
.
"Önderliğin Üzerinde ki
Tecriti Hiç Bir Zaman Kabul Etmiyoruz"
Gazi
Mahmut 1994 yılında mülteci olarak Güney
Kürdistan'a göç etmek zorunda kalıyor.
Babasının korucular tarafından şehit
edilmesi ve ailesinin tehditler altında
kalması bu göçlerinin nedenleri oluyor.
1989'da gerilla pratiğini yaşarken
1992'de güney savaşında mayına başarak
bir ayağının kaybediyor. Gazi
Mahmut; savaşmasına rağmen savaşı
onaylamadığını, barıştan
yana olduğunu
ama Önderliğe tecrit ve imhayi kabul
etmeyeceklerini bunun için gerekirse
tekrar savaşmaya hazır olduğunu
belirtiyor. sizlere bu röportajımızı
sunuyoruz.
1-Bize kendinizi tanıtırmısınız?
1969 Uludere doğumluyum. Üç
çocuklu bir aileden geliyorum. Ailem
feodal özelliklere olan yurtsever
bir ailedir.
Babam1993'te Erguvan mıntıkasında
operasyon sırasında korucular tarafından
şehit edildi. Daha sonra ailem
yurtseverlik ve partiye yardim ettiği
için baskı görünce 1994 yılında mülteci
olarak güneye geldik. İlk geldiğimiz
kamp Bihere'ydi. Daha önce kuzeydeydim.
Geçimimizi de hayvancilikla sağlıyorduk.
2- Mücadeleyle ne zaman ve
nasıl tanıstınız?
1986'da milistim. Daha sonra
1989'da saflara katıldım. Çevremiz hepsi
yurtseverdi ve bize yönelik TC
tarafından baskılar vardı.
Böyle nedenlerden kaynaklı ve etkilenerek mücadeleye katılımımız
oldu.
3-Hangi seneden bu yana mülteci olarak
yaşıyorsunuz?
1994'ten
beri mülteci olarak yaşıyorum.
İlk geldiğim kampta
Bihere'ydi ve Mahmur'a kadarda değişik
kamplarda kaldım.
4-Ne zaman ve nasıl
yaralandınız?
1992'de Güney Kürdistan'da
Şabaniye'de yaralandım. Mayına basma
süretiyle ayağımın yarısı gitmişti.
TC,KDP ve PKK arasında savaş başlamıştı.
Bizde bu iki cephe arasındaydık. Takım
olarak bizde üç koldan saldırıya geçtik.
Bu sırada mayına bastım ve
bundan dolayı saldırıya geçemedik.
Tedavim dağda yapıldı. Daha sonra Zele
kampına götürülüp tedavim orada
devam etim, sonra Hewler'e ve en son Suriye'ye
gönderilip tedavim yapıldı.
5-Yaralanma anındaki
duygularınız nelerdi?
Yaralanırken önce gözüm gitti
zannettim. Tabi öleceğimi zannetmiştim.
Daha sonra esas yaranın ayakta olduğunu
anladım. Fakat gözümden de yara almıştım.
Hala da sağ gözüm görmüyor. Yaralandığımda ölümde
dahil her şeyi düşünmüştüm.
6-Halktan bir gazi olarak
insanların size yaklaşımını nasıl
buluyorsunuz?
Yaklaşımları iyidir, halkın
saygı
da duyuyorlar. O konuda hiçbir sitemimiz
yoktur. Olması gereken ilgiyi
gösteriyorlar.
7-Günlük olarak yaşamınızda
yaralanma durumunuz size psikolojik
olarak nasıl bir etkide bulunmaktadır?
Evet psikolojimi
etkiliyor. Gözden
ve ayaktan düşmem aslında yaşamımı
etkileyince buna bağlı olarak
psikolojimi de etkiliyor. Normal bir
insanın psikolojisine tabi ki sahip
olamam. Ama hala umut ve inancım
büyüktür. O konuda inanç ve umuduma bir
zarar vermesine müsaade etmem.
8-Ekonomik olarak geçim
kaynaklarınız nelerdir? Sizde buna
katkıda bulunuyormusunuz?
Burada kampın asayişiyle
uğraşiyorum. Kamp halkına güvenlik
noktasında hizmet ediyorum. Bu da beni
mutlu ediyor. Başka bir uğraşımda yoktur.
9-Hem bir mülteci, hem bir gazi
olarak savaş ve barış hakkında ne
düşünüyorsunuz?
Savaşın arkaşından mutlaka barış
gelecektir. Ben barıştan umutluyum. Savaşa bir
dönem için mecburduk. Yani kendimizi
koruyorduk. Ama düşman hiçbir zaman barışa da
gelmiyor. Hep savaş diyordu ve bizimde
buna cevap vermemiz gerekiyordu. Ama ben
yine de savaş yerine barış diyorum. Ve
savaşi onaylamiyorum. Artık dünyada tüm
halkların barıştığı süreçte bizlerin
savaş durumu yaşaması doğru değil. Bizde
bu konuda çabamızı hem halk hem birey
ve diğer kesimler olarak
göstermeliyiz.
10-Gaziler barış ortaminin
gelişmesi için nasıl bir katkıda
bulunabilir?
Gaziler barış için siyasal
ve örgütsel amlamda göçlü katılım
sağlaya bilirler, mücadele etmeliler.
Gerektiginde bizlerde
dahil savaşa hazır olmalıyız. Başka
çaremiz de yoktur. Gaziler her şeye
kendilerini hazırlıklı hale
getirmelidirler. Barış çalışmalarını
daha da yoğunlaştırmalılar.
11-Bir gazi olarak Kürt ve Türk
halkına bir mesajınız var mı?
Her ikisine de mesajım her iki
tarafta demokratik mücadelesini
yapsınlar. PKK'nin bu barış sürecine
katkıda bulunsunlar. TC hiç diyaloğa
yaklaşmiyor. Demokratikleşmeye gelmiyor.
Diktatörlük gibi bir sistemi sürdürmek
istiyor. Her gün PKK barış için açıklama
yapıyor ama TC devleti
gerillaya karşı sürekli imha amaçlı operasyon
yapıyor. Halka karşı baskı ve
katliam yapıyor. Biz bunu kabul edemeyiz. Hele Önderliğe tecridi
hiçbir zaman kabul etmiyoruz ve edemeyiz. Yoksa
savaşmasını da biliriz. Bu sebeple
her iki
halkta iyi bir çalışma ortaya koymalıdır.
12-Bir mülteci gazi olarak
insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Tabi ancak ilgi bekleriz.
Bazi ihtiyaçlarımız var. Tabi ki
bunların karsılanmasını isteriz. Zaten
BM'de bize un dışında erzakta vermiyor.
Ve bizde bu sakat halimizle kamp dışında
çalışıyoruz. Bu da bizim
gibi durumda olan halktan gazileri de
oldukça zorluyor.
13-Günlük yaşamda uğraşılarınız
şu an varmı? Varsa nelerdir? (kültürel,
sportif, siyasal anlamda)
Günlük uğraşılarım kamp asayişi
dışında yok. Fakat diğer siyasal
çalışmalara katiliyorum. Yani miting,
yürüyüş ve toplantilara katılıyorum.
|