GAZİ MAHİR SERHAT ARKADAŞ

 
 

.

 

“Türk Halkının da Ortadoğu’daki Tarihi Bin Yıllıktır, Yani Mezopotamya’nın Yeni Misafiridir. Kürtlerin Evindedir Ve Kürtlerin Ekmeğini Yemiştir.

 

mahir_serhat

Diyor Gazi Mahir Serhat arkadaş. Mahir arkadaşta henüz 19 yaşındayken mücadeleye saflarına  katılıyor ve 23 yaşında ayağını kaybediyor. Gazi Mahir arkadaş; “Kürtlerin ülkelerinin, kimliklerinin  paramparça olduğunu. Önderliğinde bunu gördüğünü, haklı, savunmalı bir meşru savaşı zorunlu olarak başlattığını,TC’nin bizleri tanıması halinde bu savaşında olmayacağını, fakat bununda gerçekleşmediğini, baştan sona kadar bir inkarın olduğunu ve ortaya çıkanın da doğal olarak savaş olduğunu” belirtiyor. sizler Mahir arkadaşla yaptığımız röportajı  sunuyoruz.

 

1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
1974 Kars doğumuluyum. Köy şartlarında büyüdüm. Ortaokul ikinci sınıf terkim. Ailem feodal özelliklere sahip yurtsever bir ailedir. Ailede toplam 9 kardeşiz. Ailem geçimini köyde yaşadığı için çiftçilik ve hayvancılıktan sağlıyor.

2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
Mücadeleyi 1991 yılında arkadaşlar vasıtasıyla tanımıştım. Aktif değildim. Ama bazı çalışmalar katılıyordum. 1992’de ülkeye çıkma kararı aldım. ülkeye gelirken yolda operasyondan dolayı geri gitmek zorunda kalmıştım. Tekrak 1993 yılında ülkeye, gerilla sahasına geçtim. Artık Botan’da gerillaya katılmıştım. Kürttük herşeyden önce geliyordu benim için. Bizimde bir yaşam biçimimiz vardı. Fakat TC devleti zorla bizi asimile etme ve kimliğimize, dilimize hakaret etme, alaycı yaklaşma tavırlarını bize dayatıyordu. Bende bir Kürt genci olarak bunları kabul edemezdim. Bu yaklaşımlar beni mücadeleye daha çok yakınlaştırıyordu. Çok ırkçı yaklaşımlar mevcuttu. Böyle duygu ve düşünce boyutu ortamında ben örgütü tanımıştım  ve ona tereddütsüz katıldım. Önderliği, örgütü ve mücadeleyi çok seviyordum. Ve bu ilgim çok bilinçli olmasa da ağır basan yurtseverlik duygularımla kendimi gerillada bulmuştum.

 3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız?
1997 yılında yaralandım. Daha öne savaşta birkaç sefer yaralanmıştım. Bu yaralanmalar savaş sahasında kalmama engel olmamıştı. Fakat  son yaralanmam beni aktif gerilla yaşamından koparacaktı. KDP ile TC ordusuna karşı Barzan eyaletinde bir eylemi arkadaşlarla gerçekleştirirken mayına basarak yaralandım. sağ ayağımı diz kapağımın altından bir karıştan  itibaren kaybetmiştim.

 4-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Tabiki aklımıza geliyordu. Şehadetler içimizde en çok duyulandı. Ve bunu hiç unutmuyorduk. Şehadete hep hazırlıklıydık. Yaralanma az geliyordu aklımıza. Hep şehit olma aklımızdaydı. Fakat mayınla ayağım gideceğini  ne düşündümştüm ne de hissetmiştik.

 5-Yaralanma anını ve sonrasını anlatır mısınız?
 Savaşta birkaç sefer yaralanmıştım. Yaralanmalara yabancı değildim. O sıralar eyleme gidiyorduk. KDP o süreçte Barzan bölgesinde bir köyde konaklamıştı. KDP için bu köy çok stratejikti ve sınır üzerindeydi.  O zaman Gerdiya aşiretiyle işbirliği içerisindeydi. Yine TC’nin de yanında yer alıyordu. Doğal olarak MİT’te bu köyde bulunuyordu. Yıl 1997’ydi. Bir ara burada birkaç eylem yapmıştık. Bu serfer ise bir tepeye saldıracaktık. Bu olmasa köydeki KDP ve MİT’i vuracaktık. KDP o zamanlar bize karşı savunmadaydı. Her yere personel mayın döşemişti. Biz saldırı grubu olarak tepeye çıktığımızda bu mayınlardan biri ayağımda patlamıştı. Patlama anında  üzerime bomba attılar sandım. Ayağa kalkmaya çalıştım ama yere düşmüştüm. Patlamada elimdeki silah ve bombada benden 2 metre öteye düşmüştü. Silah ve bombaya ulaşıp onları yanıma aldım ama yine yere düştüm. Hala bir şeyin farkında değildim. Adeta bir sendromu yaşıyordum. Ayağa kalkamıyordum, çünkü ayağım artık yoktu. ben hemen arkadaşları çağırdım. Onlar “bu mayın bende patladı, KDP’liler burada yok” dedim. Onlarda KDP saldırısı var zannedip mevzi almışlardı. Arkadaşlar yanıma hemen gelip ilk müdahaleyi yapıp, ağaç ile yaptıkları bir sedyeyle beni dağdaki seyyar hastanemiz olan Avaşin hastanesine götürdüler. Bu yolculuk bir gün sürmüştü, ayrıca ilk müdahale de geç olmuştu, bu yüzden de çok kan kaybetmiştim. Arkadaşların o yardımlarından çok etkilenmiştim ve bu bana çok cesaret vermişti. Hastanede iki ameliyat olmuştum. Burada da 21 arkadaş KDP saldırısında şehit düşmüştü. Bir süre sonra Süleymaniye’deki hastaneye gelip tedavimi burada tamamladım.

 6- -Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
Yaralanma sonrası bende yaşanan psikoloji birkaç yıl beni olmusuz etkilemişti. Artık aktif olamayacağımdan dolayı bir etkilenme de oldu. Bu bir gerçekti. Hatta fiziki durumum psikolojimi çok bozuyordu. Artık dağda yapamayacaktım. Sadece dağda değil, diğer alanlarda da yapamayacağım psikolojisi gelişmişti ben de, fakat zamanla yaralanmama duygusal değil bilimsel bakışımı geliştirdim. Savaşın dışında da bir mücadele alanının olduğunu fark ettim. Benim gibi onbinlerce gazi arkadaş vardı. Artık kabul etmek zorundaydım ve yeteneklerimi geliştirmeye çalıştım. Artık yakınmayacaktım. Kendi gerçekliğimi kabul etme konusunda yoğunlaştım ve gerçekliği gördüm. Gazi olduktan sonra çeşitli alanlarda çalıştım. Şu an sadece biraz olumsuz etkilenme var. Ama eskisi gibi yoğun değildir. Bende etkilenmiştim diğer gazi arkadaşlar gibi.

 7-Yaşamda fiziki olarak  zorlandığınız noktalar nelerdir?
Sağlam bir insan gibi tabi ki her alanda mücadele eder ama benim gibi özgünlüklerinden dolayı her aktiviteye katılamayan arkadaşlar var. Ayağımın durumu beni yaşamda da zorluyor. Fiziksel durumum psikolojik durumumu da etkiliyor. 

8-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Kimsenin bize acımasını istemiyorum. Fakat gerçeklik şudur ki insani görev anlamında sadece ben değil diğer binlerce gazi için onların yaşam standartlarını kolaylaştıracak beklentim öncelikle örgütümdür. Bunu bekliyorum. Bazen tahribatlar oldu.  Gazilerle ilgilenme olmalı.  Savaşta bir sürü insan yaşamını kaybetti ya da sakat kaldı. Kürtler halkı çok fedakarlık yaptı. Fakat bu yeterince anlaşılamadı. İnsanlardan beklentim ise güzel bir dünya yaratma hayali, hepimizde vardır bu hayal, bu hayali gerçekleştirmek için çok çaba sarfetmek gerekiyor. Dünya bazı insanlar için değil tüm insanlar içindir. Bunu gerçekleştirmek gerekir. mücadelemizi geliştirmek, zafere ulaştırmak gerekiyor. Beklentilerim bunlardır. 

 9-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle ilişkisini değerlendirilmesi)
Bütün savaşlar Önderliğin dediği gibi amaçsız olursa cinayet olur. Tarihte haklı ve haksız savaşlar vardır. Haklı savaşlar meşru savaştır. Halkı ve hakkı için savaşanlar barış için özgürlük için savaşırlar. Karşılıksız bir şekilde savaşmışlardır. Bizde böyle bir savaş içinde özgürlük için savaşıyoruz. Birey olarak savaşın en son araç olmasını gerektiğini  düşünüyorum. İnsanları öldürme ve yok etme amaç olmamalı. İnsanlar barış ve huzurlu içinde özgüz bir dünyada yaşamak ister. Kürtlerde UKM’de gerçek meşru savaşını Önderlikle bulmuştur. Kürtlerin ülkeleri, kimlikleri ve kendi benlikleri paramparça olmuştur. Önderlikte bunu görmüş ve böyle bir haklı, savunmalı bir meşru savaşı başlatmıştır. Bizleri tanısalardı bu savaşta olmayacaktı.  Baştan sona kadar bir inkar vardı ve bunun sonucunda, ortaya çıkan acımasın bir savaş  oldu. Bizim yürütüğümüz savaş haklı bir savaştır. Bunun dışındaki savaşlar gereksiz savaşlardır. Diyalog, bilinç ve bilgi varken niye savaş olsun ki? İnsanı hayvanlardan ayıran düşüncedir, bu varsa niye o zaman savaşıyoruz. Savaş insanlara acı veren bir olugudu. İlerici bir insan savaşı hiç haklı gerekçe olarak görmez. Ben buna inanıyorum. 

 10-Gaziler için söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Bütün gaziler kendi geçmişleri için onur duymalıdır. Gaziler haklı bir dava yürütücüleridir. Tarihte de büyük bedeller ödenmiştir. Gazilikte bunlardan birisidir. Öyle yapalım ki kimse bize acımasın. Halka ve özgürlük davasına  sahip çıkalım. Görevde güzeli, iyiyi, doğruyu ve başarıyı yakalamalıyız. Önemli olan kendimize emeğimize  sahip çıkmak, halkımıza sahip çıkarak kendi geçmışımıze ve geleceğimize sahip çıkmadır. Bu güce ve birikime de sahibiz. Geçmişimizle gurur duymalıyız. Kimse bize acımasın haklı bir mücadelede olduğumuzu kabul edip diyalogla birbirimizi anlarsak herşeye de anlam vermiş oluruz.

 11-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Kürt halkına mesajım ise; Kürtler tarihte insanlığın kendisini yaşatacağı tüm ilklerin gerçek sahipleridir. Ve hep yaratanın gerçek sahiplerin olarak tarihte   aktif olarak yer almışlar, ama buna rağmen tarihte isimleri dahi bir cümle ile ifade edilmemiş, hep sahipsiz kalmıştır. Kürtler kendini gerçekliklerine sahip çıkmalıdır. Gerekirse her türlü fedakarlık yapılmalıdır. Kürtler arasında savaş olmamalı. Kardeşlerde arasında  savaş olmaz. Kürler arası savaş beni çok üzüyor. Bütün toplumlar dış düşmana karşı savaşır, bizim Kürtlerde birbirlerine karşı savaşıp düşmanı unuturlar. Türk halkının da Ortadoğu’daki yeri bin yıllıktır. Mezopotamya’nın yeni misafiridir. Kürtlerin evindedir. Ve Kürtlerin ekmeğini yemiştir. Fakat Kürtleri de arkadan bıçaklamıştır.Kürtlere Saygı göstermeleri gerekiyor . Bin yıllık beraberliğimiz var. Adeta etle tırnak gibiyiz. İki toplum arasında savaşın olmaması gerektiğine inanıyorum. Keşke bu savaş olmasaydı. Türklerle bir çok savaşı beraber kazanıp Anadolu’ya onları yerleştirdik. Fakat savaşı birbirimize karşı yapmamalıydık. Kürtler Mezopotamya da 10 bin yıl, Türkler ise bin yıldır yaşıyor. Türk halkı bunu bilmelidir. Tarihte her zaman Kürtlere hakaret katliam, soykırım, göç uygulamaları yapılmıştır. Bizler tüm halklarla kardeşçe , eşit olarak yaşamak istiyoruz. türklerde şovenizmi, ırkçılığı bırakmalı, demokrasi ve barışa yürümelidir. Böylece barış ve kardeşlikte gerçekleşecektir.

 12- Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif vb)
Şu an Gazi kurumunun bir üyesiyim. dernek çalışmalarında bulunuyorum.   Halk içerisndeki özürlü insanlara bir gelecek bir yaşam imkanı sağlamak için dernek çalışmalarını yapıyoruz. Dernek yurtsever halkımıza, sivil toplum kurumlarına tüm insanlık için özellikle özürlü insanlara yardım için kurulmuştur. Mültecilik yaşamında halk içinde 500-600 civarında insan özürlüdür. Tüm örgütlerde bu çalışmlarımıza yardım etmelidir. Bu özürlü insanlarımıza sahip çıkmalı ve yardım edilmelidir. Ayrıca diğer bir çalışmamda Kürt dili üzerinde eğitim görmemdir.

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com