GAZİ KARWAN AZADİ ARKADAŞ

 
 

. 

“Biz sadece Kürt halkı için değil, diğer halkların özgürlüğü içinde mücadele ediyoruz”karwan azadi

Gazi Kerwan 15 yaşında Kürt özgürlük mücadelesine katılıyor ve 20yaşında bir operasyon sonrası mayına  basarak bir ayağını kaybediyor. Savaşın trajik yanlarını yorumlayan Kerwan arkadaş şunları söylüyor “Türk halkının hatta Türk askerlerinin elinden bir şey gelseydi bu savaşı durduracaklarına inandığını, bir gazi olarak Türk askerinin yaralanması veya ölmesinden dolayı üzüntü duyduklarını, çünkü onların geride bıraktıkları günlüklerinde kendi askerliklerinin bitişini haber veren şafak günlerini sayışlarıyla ilgili notları olduğunu, bunları gerillaların okuduklarında çok duygulandıklarını, bu nedenle ölme ve öldürmelerin kaynağınında sömürücü , despotik egemen sistemin olduğunu” belirtiyor. 

 

1-Bize kendinizi tanıtırmısınız?
İsmim Kerwan Azadi. 1977 Küçük Güney doğumluyum. İlk ve orta okulu Suriye başkenti Şam’da bitirdim. 7 yaşına kadar köyümde Qubani’de kalmıştım. Aile 9 çocuklu, yarı feodal-yarı küçük burjuva özelliklere sahip ama yurtsever bir ailedir. Ailem geçimini ziraat ve serbest çalışma ile sağlıyordu.

 2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
1992 yılında mücadeleye katıldım. 1994 yılında da kırsal alana geçtim, aktif olarak. Ailem yurtseverdi. Bu da beni etkilemişti doğal olarak. Yine partili arkadaşların gidiş gelişlerindeki hal ve tavırlarndan çok olumlu etkilenmiştim. Yine Kürt ulusal bilinci de beni doğrudan etkileyen olgulardan biriydi. Bunun yanında Araplarla içiçe yaşıyorduk. Onlar, petrolün Araplara ait olduğunu dillendiriyorlardı. Bu da biz Kürtlerde karşı bir tepki oluşturuyordu. Bu saydıklarım nedenlerden dolayı duygusal bir kararla tam 15 yaşında mücadeleye katıldım. Artık savaşın içine girmiştim. Ben ve daha sonra 2003 yılında Kela Reş’te şehit düşecek bir yeğenimle birlikte iki arkadaş daha mücadeleye birlikte katıldık. O iki arkadaşta hala mücadele içerisindedirler. Çok küçükken 4 arkadaşla mücadeleye “önce büyüyelim sonra katılacağız diye birbirlerimize söz vermiştik. Büyüdüğümüzde de katıldık. Bunun yanı sıra aslında ailelerimizinde bizden beklentileri vardı. Bu da bizi rahatsız ediyordu. Ancak örgüte katıldıktan sonra karşılaştığımız durum aslında toplumdan kaçma eğiliminin farkına varışımızın nedeniydi. Adeta örgüte katılımımızda toplumdan, aileden kaçmak gibi olmuş, katılım durumu istenilen düzeyde bilinçli bir şekilde gerçekleşmemiş, duygusal boyut daha etkili olmuştu.

 3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız?
1997 yılının (6.ay)Haziran ayının 6’sında,saat akşam 6’da mayına basarak sol ayağımı dizkapağımın iki karış aşağısından itibaren kaybettim.
 

4-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza geliyormuydu?
Aslında aklıma geliyordu. Yaralanma, şehadet, tutuklanma, aç kalma, işkence gibi herşey aklıma geliyordu. Zaten bunlar bizlere daha önce söylenmişti. Arkadaşlar bunları katılmadan önce bizlere uyarı şeklinde söylüyorlardı. Bizlerin herşeyle karşılaşabileceğimiz söylüyorlardı, ancak o şekilde yaralanacağımı hiç tahmin etmiyordum, fakat yaralanacağım aklıma geliyordu. Gençtim, maceracıydım. O yüzden savaş bana acayip gelmiyor, normal geliyordu.

5-Yaralanma anını ve sonrasını anlatırmısınız?
Aslında yaralanmadan önce hissetmiştim. 1997 yılıydı. Operasyon bitmiş, düşman geri çekilmişti. Bizde bu sebeple düşmana pusu atacaktık. Yolda giderken eylem yerine gelmeden mayın ayağımda patladı. Bir anda kendimi yerde buldum. Etraf toz dumandı. Acıyı hissetmiyordum. Bir baktım ki arkadaşlar etrafımda oturmuş bana yardım ediyorlardı. Kopan ayağım hemen bağlandı. Ve ilk tedavisi o anda yapıldı. Herkes şaşkındı. Ben arkadaşların psikolojisini bozmak istemedim. Onlara bu halimle bile başarılar diledim. Artık eskisi gibi olmayacağım düşüncesini kafamda sürekli geçirmeye başlamıştım, ama arkadaşların psikolojisini bozmamak için bu düşüncelerimi yansıtmıyordum. Doktorlar 6 saat sonra bana yetişti. Ayağım 3 yerden bağlanmış ve damarlarım çok zor birbirine bağlanmıştı. Ancak kan dolaşımının sağlanması için sürekli ipi gevşetiyorlardı. Doktorlar hemen uyuşturucu vererek ayağımı kestiler. Önce yaralanmada topuğum gitmişti, sonra ayağımı kestiler. O yaralı haldeyken uçaklar ertesi gün yine bizi bombalarla vurmaya başlamıştı. Benim yaralandığım yere ben terk ettikten 2 dk  sonra uçakların attıkları roketlerden birisi buraya düşmüştü. Neyseki o an hiç arkadaş yoktu. Sonraki süreçlerde seyyar hastenelerimizde 2 gün sonra yeniden ameliyat oldum. 6-7 ay Zap’ta yine tedavi amaçlı kaldım. Sonrasında da Süleymaniye’ye geçtik ve orada tedavim devam etti.

 6-Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
Aslında yaralanmam normaldi, olabilirdi. Ancak savaştan zorunlu kopuşuma hiç normal bakmadım. Ben buna rağmen savaşa gitmek istiyordum. Bu halimle yönetimden izinsiz eylemede katıldım, ancak savaş ortamında da gazilere yaklaşımı doğru bulmadım. Hep bize acıma duygularıyla bakılıyor, adeta işten güçten el çektiriliyordu. İşte “sen gazisin, fazla kendini yorma, gücün yetmez” gibi düşüncelerle yaklaşım beni yeni kanaatlere götürüyordu. Artık savaşta yapamayacağımı başka yerlerde yapabilirdim.  Artık Kürt halkına hizmet edeceğim farklı alanlarında bulunduğunu fark ettim. Bu dünyaya yeniden gelmek gibi bir şeydi. Fiziksel durumumdan tabiki psikolojimde etkileniyordu. Artık diğer sağlam insanlar gibi hareket edemeyecektim. Bunalımdan kurtulmanın ve işe yarar olmamanın dışına çıkmak için çok çalıştım. Bir kenara çekilip yaşama küsmedim. Eksik yanımı tamamlama mücadelesinde Önderliğimiz “insanları boş bırakmayın” diyordu. İnsan her düşüncede kendisini bulur. Şehitlerin ve halkın fedakarlıkları bizlere yol gösterecek, mücadeleye bizi teşvik edecektir. İşlevli olabilmek için çalışmak gerekiyor. Yaram benim üzerimde bunalım psikolojisini yaratmadı. Örgüt içerisinde ne kadar çok çalışsam o kadar çok moral alıyorum.

 7-Yaşamda fiziki olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?
Bir çok ameliyat oldum. 20 yaşıma kadar 5-6 ameliyat geçirdim. Savaş alanına çok gitmek istedim. Bu yüzden yaralı ayağımda nasır çıktı. Ve ameliyat sayısı böylece 10’a yükseldi. Bu zorlanmalar bir amacın bedeli oluyordu adeta bende. Bunlar bedeldir benim için, ama şimdi yöntemi tutturdum. Ayağımı zorlamamak için yöntemleri biliyorum. Yine futbolu da çok seviyorum ama oynayamıyorum. Bu yüzden voleybol, pinpon, ve yürüyüş yapıyorum, azda olsa koşabiliyorum. Beni tatmin etmesede yine o boşluğu doldurmak için elimden geleni yapıyorum.

 8-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
İnsanlardan huzur bekliyorum. Başka bir şey değil. Bu mücadeleyi ve başka toplumların mücadelelerinde insanlar objektif karar vermelidirler. Huzur ancak böyle sağlanacaktır. Gelişim bilim ve teknolojiyle insanlar daha çabuk düşünüyor ve daha çabuk buluşuyorlar. İnsanlar kendilerini bu sebeple düşüncede bırakmak yerine birbirlerine yakın olmalıdırlar. İnsan, toplum ve doğadan kopmaz. Koptuğunda sapmaya gider, vicdansızlaşır. Bu sadece insan için değil diğer canlılar içinde geçerlidir. Her canlının iradesi var, saygı göstermek gerekir. Bu şekilde barışçıl bir dünya yaratılacaktır.

 9-Savaş ve barış hakkında ne düşünüyorsunuz?
Savaşmayan barışında anlamını bilmez. Savaş amaç için bir araçtır bana göre. Biz insanları öldürmek için savaşmıyoruz. Saldırılara karşı refleks gösterip kendimizi savunuruyoruz. Kendi özgür,eşit, demokratik irademizi ispatlamadır savaşımız. Başkalarının üzerinde egemenlik kurmak için savaşmıyoruz. Uzun yıllardır bu coğrafyadaki bu halk kendi haklarından mahrum kalarak kendilerini dağlarda gizlemiştir, ancak günümüzde bizler iyice bilinçlendik ve mücadele veriyoruz. Kendi irademizle doğru bir barışı ortaya koyacağız. Yaşamın kendiside bir savaştır, ama araç ve yöntemde değişebiliyor. Savaşta barışın bir parçasıdır.
 

10-Ülkede ve tüm dünyadaki gazilere mesajınız nedir?
Önderlik Kürt özgürlük kahramanı, bir savaşçısıdır. Özgürlük için ona muhtaç olan tarafı tespit ederek önce Ortadoğu’yu, sonra Kürdistan’ı ve onun içinde kadın ve gençliği tespit etti. Savaşın en ağır yükünü gençler ve kadınlar çekiyor. Savaşta yaralanan gaziler savaş ve barış konusunda en iyi koruma gücüne sahip kesimlerdir. Bir sonuca varmıştır gaziler. Hem bizim gazilerimiz, hem diğer dünya gazilerinin de sorumlulukları vardır. Ve bir çok şeyin farkına varmışlardır. Farkına varmakta sorumluluktur. Kendi sorumluluklarımızı yerine getirmek için her konuda düşünce ve pratik hakimiyet gerekiyor. Bilim, sağlık, hukuk olsun toplumun içindeki renkliliklerin üzerinde iyi yoğunlaşıp kendimizi geliştirmek gerekiyor. Bunda bir öncülük rolünü oynayıp üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek gerekiyor.

 11-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Biz Kürt halkı olarak kendi mücadelemize bağlıyız. Üzerinde daha da yoğunlaşıp daha iyi yöntemlerle sahip çıkmalıyız. Başka halklarada, Türk halkına da ihtiyacımızı hissettirmeliyiz. Biz sadece Kürt halkı için değil, diğer halkların özgürlüğü içinde mücadele ediyoruz. Araplar, Farslar da bunun içinde. Birlikte yaşamanın ortak formülünü bulmalıyız. Şimdiki egemen sistemler buna engeldir. Ancak buna rağmen halkları inkar etmeden onlarla birlikte çözüme gideceğiz. Onlar mücadelemizde bir renktirler. Türkiye’deki egemen sistem bizleri inkar ediyor. Türk halkıyla Kürt halkı yine Kürtler ve Arap halklarının ortak mücadelesine engel oluyorlar. Halkları birbirlerine kırdırtmak istiyorlar. Biz bir gazi olarak Türk askerinin yaralanması veya ölmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz, çünkü bunu çok iyi biliyoruz ki, bu asker emir kuludur. Onların bıraktıkları günlüklerinde kendi askerliklerinin bitişini haber veren şafak günlerinin sayışları ilgili notları vardı. Bunları bizde okuyunca çok duygulanıyorduk. İşte egemen sistem olmasaydı bu tür üzücü olaylar; ölme ve öldürmelerde olmayacaktı. Bu gerçekleri iyi biliyoruz. Bu gerçekleri hem Türk, hem Kürt halkına elimizden geldiği kadar anlatmaya çalışıyoruz. İnanıyoruz ki Türk halkının büyük bir kısmı bunu biliyor ve anlıyor, ma egemen sistemin elinde güç olduğu için kendi çıkarları için büyük bir vicdansızlıkla hem Türk, hem Kürt halkını harcamak istiyorlar. İnanıyorum ki, Türk halkının hatta Türk askerlerinin elinden bir şey gelseydi bu savaşı durdururdu. Buna da inanıyorum ki, artık her iki halkta buna karşı mücadele ediyor. Gittikçe bu mücadele büyüyor, Türk ve Kürt halkı mücadelede birbirine yaklaşıyor. Gün gelecek Türk ve Kürt halkı barış ve demokratik bir düzen içerisinde kardeşçe birlikte eşit yaşayacaktır. Bunu da vurgulamak istiyoruz ki, yükselen mücadelemizde ilk şehitlerimiz Türktüler. Haki Karer ve Kemal Pir arkadaşlar mücadelemizin Türk kökenli kahraman şehitleridir. Mücadelemizde Avrupalı, Asyalı halklardan oluşan kahraman şehitlerimiz vardır. Bu da mücadelemizin anlam ve önemini net bir şekilde gözler önüne seriyor.

 12-Şimdiki uğraşılarınız nelerdir?
Şu anda kendi amaç ve düşüncelerimizi halklara ulaştırmak için halk çalışmalarında bulunuyorum.

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com