|
.
Öl- Öldür Mantığından Çok, Yaşa- Yaşat
Mantığı İçerisinde Olmak Gerekir.
diyor Gazi
İbrahim Zindan arkadaş. O da çok küçük yaşlarda
mücadeleye saflarına katılıyor ve
bir yıl sonrasında da ayağını kaybederek gaziler
kervanına katılıyor. Gazi İbrahim Zindan arkadaş; her
canlının nefsi müdafaa hakkına sahip olduğunu ve kendi
mücadelelerinin de ona denk bir mücadele gerçeğinden
hareketle bunu yaşadıklarını, dünyada savaşların
yağmaların ve katliamların son bulması için iktidar
güçlerinin elinden bu savaş denen olguya karşı çok çetin
mücadele etmenin en başta gaziler tarafından olması
gerektiğini söylüyor. Gazi İbrahim ile yaptığımız röportajımızı
sizlere sunuyoruz.
1-Bize
kendinizi tanıtır mısınız?
1977 Amed Çınar doğumluyum. Orta halli, beş çocuklu
bir aileden geliyorum. Feodal islam kültürü etkisinde
olan bir aileden geliyorum. İlkokulu köyde, orta ve lise
öğrenimini Çınarda sürdürdüm. Hem çevre, hem de aile
kültürü hakim olduğu için Hizbullahçılarla ilişkilerim
söz konusu oldu.
2-Mücadeleye
ne zaman ve nasıl katıldınız?
1990lı yıllarda mücadelemizin gelişmesi,
serhıldanların her taraftan yaygınlaşması ve ilişkide
bulunduğum yurtsever çevreden de etkilenerek mücadeleye
katıldım. Kürtçülük beni çok etkiledi. İçinde bulunduğum
Hizbullah çevresi bu çelişkiyi kullanıyordu. Kürt
olduğunu ve Kürtçülükle ilişkilerinin olmadığını
söylüyorlardı. Bende bu noktada onlardan ayrıldım. Zaten
mücadeledeki şehitlerimizin olması beni mücadeleye
katmada netleştirdi. 1993te GAP eyaletinde mücadeleye
aktif olarak katıldım. Botan, Zap gibi çeşitli alanlarda
faaliyetlerde bulundum.
3-Hangi tarihte
ve nerenizden yaralandınız?
1994 sonlarına doğru Zağrosta eyleme hazırlanırken
mayına basma sonucu yaralandım. Sol ayağımı bilekten
aşağıya kadar kaybettim.
4-Mücadeleye
katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Mücadeleye katılırken çok uzun yaşayacağım ya da
yaralanıp gazi olacağım aklımdan bile geçmezdi. Bu
herkes için öyleydi. Ama savaşta şehit düşeceğimi hep
aklıma gelirdi. Uzun bir yaşamı yaşayacağımı
sanmıyordum ve hedeflemiyordu.
5-Yaralanma
anını ve sonrasını anlatır mısınız?
Bizde 8 arkadaşla hareket halindeydik. Sabah
saatleriydi. Ve sarp yerlerdeydik. Patika gittikçe
daralıyordu. Mayınlara dikkat etmemiz söylenmişti. Bizde
psikolojik olarak etkileniyorduk. Bir ara önümde beyaz
bir duman kalktığını ve yere düştüğümü hissettim. Havan
geldiğini arkadaşlar söyledi. Yere yatın dendi. Daha
önce havan atışında yaralananlar vardı. Ben ayağa
kalkerken gözüm ayağıma ilişti ve akan kanı
ayağımda gördüm. Ve arkadaşları yanıma çağırdım. Ben
tamamen savaşa endeksli olduğum için savaş dışında yaşam
şansım yoktu benim için. Mayından sonra yaşamamızın bir
anlamı olmadığını hissetmeye başladım. Arkadaşlar o sıra
bana ilk müdahaleyi yaptı , kanım durdurulmaya çalışıldı. Bir
grup arkadaş beni aşağıya indirip götürdüler. 2-3 gün
doktoru bekledik. Fakat bende giderek fenalaşıyordum.
Damarlarımda bağlanmamıştı. Doktorun müdahalesiyle
damarlarım bağlandı.
6-O anki
duygularınız nelerdi?
O an birkaç kez intiharı düşündüm. Bir arkadaşın
tabancasını alıp intihar etmeye çalıştım. Fakat ortamın
duyarlılığından intihardan vazgeçtim. Karmakarışık
duygularım vardı. Savaş dışı kalmak bir savaşçı için
yaşamdan soyutlanmak demekti.
7-Savaş dışı
kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl
yaşıyorsunuz?
Ben yaralanıp gazi olduktan sonra mevcut durumumu hiç
kabulenemedim. Artık bir parçamı vermiştim ve eksik bir
insan olmuştum. 3-4 yıl böyle devam etti. Dışarıdan
gelişen yaklaşımlar onu yormayalım, gazidir gibi
söylemler bu gerçekle beni yüzleştiriyordu. Bu da benim
psikolojimi bozuyor, moralimi ve çalışmamı bir bütünen
etkiliyordu. Fakat gün geçtikçe insan kendisini yaşamda
eğitince bu psikolojiden kurtulabiliyor. Sonuçta biz
devrimciydik. Halkımızın özgürlüğü için dağlara çıktık
ve özgürlük talebimiz vardı. Bu da bedelsiz olmayacaktı.
Özgürlüğün bedeli ağır olacaktı. Bu gerçekliği artık
kabullendim. Yanı başımızda her gün onlarca arkadaş
şehit düşüyordu. Yine halkımız bize inanıyordu.
Şehitlerimiz canını ortaya koymuştu. Bizim verdiğimiz
bir parça şehitlerin yanında aslında bir hiçti. Temel
ölçümüz şehitlerimizdi. Hayri arkadaşın mezar taşıma
borçludur diye yazın diyordu. Bu bizler için bir
talimattı ve gereğinin yapılması için mücadeleye ve
yaşama sarılmak zorundaydık. Ölçü buydu. Bundan sonra
mücadeleyi farklı alanlarda vermeliydik. Bundan sonraki
gerçeklik buydu çünkü.
8-Yaşamda
fiziki olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?
Çok ciddi bir fiziki zorlanma birey olarak
yaşamıyorum. Çünkü insanın zamanı dolu dolu yaşaması ve
mücadeleye hizmet etmesi, zorlanmanın önünü alabiliyor.
Olumsuz bir şey hissettirmiyor.
9-Bir gazi
olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
İnsanlardan beklentilerimiz birincisi artık bir
parçamız yok. Herşeyden soyutlanmamalıyız. Gerçeğimizde
gözardı edilmemeli. Bu iki yaklaşım önemlidir. Beklentilerimiz vardır. Abartılı
yaklaşım göstermemeliler. Hem olumlu hem olumsuz olarak
bu böyledir.
10-Yaşadığınız
ortamda ihtiyacını duyup ta gereğinin yerine
getirilmesini?
istediğiniz şeyler nelerdir?
Kendi açımdan bir ihtiyaç görmüyorum. Sadece bizlere
olan yaklaşımları doğru bir rotaya oturtmak
gerekir. Mücadelede sorunlar yaşayan insanı tekrar
mücadeleye kazandırmak gereğini hissediyorum. Her gazi
arkadaş kendini geliştirip kendini çalışmalara katması
gerektiğini düşünüyorum. Kendilerini yok olmaktan
çıkarmalarını istiyorum.
11-Geriye dönüp
baktığınızda en çok neye sahip olmak isterdiniz?
Maceraperest yanım kuvvetliydi mücadeleden önce.
Zaten islamcı hareket içinde bile Afganistana
gidecektim. Ama mücadeleyle tanışınca bundan vazgeçtim.
Her yeri gezmek görmek bende bir tutkuydu.
12-Savaş
hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle
ilişkisini değerlendirilmesi)
Barış ve gazilik
kurumları birbirlerine çelişik olsa da birbirine çok
yakın iki kavramdır. Savaşa karşı mücadele etmenin
savaşta maddi manevi zarar gören insanların
ve çevrenin savaşa karşı olmaları ve barış için
ellerinden gelen bütün çabalarını sarf etmelerini
gerektiğini düşünüyorum. Savaş ve tarihçesi biliniyor.
Savaş sınıflı toplumla ortaya çıkmış. Egemen sınıfların
iktidar güçlerinin başvurduğu ve iktidarlarını
pekiştirdiği bir olgudur. Dolayısıyla bizimde savaşa
başvurmamızın temel nedeni, ülkemiz
üzerindeki sömürgeciliğin hiçbir çözüm şansı bırakmaması
zorunlu bir zor kullanma durumunu ortaça
çıkarmıştır.
Çizgimiz meşru savunma anlayışı ile kendimizi her tur
saldırıya karşı korumaktır, çizgimiz budur. Fakat ideolojinin temelinde devlet ve
iktidar olduğu için savaşın çirkin yüzünü yaşadık.
Sisteme dayalı bir savaş yaratıldı. Mevcut durumda her
canlının nefsi müdafaa hakkına sahip olduğu ve bizim
mücadelemizin de ona denk mücadele gerçeğinden hareketle
bunu yaşıyoruz. Dünyada savaşların yağmaların ve
katliamların son bulması için iktidar güçlerinin elinden
bu savaş denen olguya karşı çok çetin mücadele etmek
başta biz gazilere düşüyor. Zihniyet anlamında kendini
tümden yani sınıflı toplum sisteminden kurtarmakla
mümkündür. Öl- öldür mantığından çok, yaşa- yaşat
mantığı içerisinde olmak gerekir. Bu bilinçle hareket
edilmesini düşünüyorum.
13-Gaziler için
söyleyeceğiniz bir şeyler varmı?
Bunun en başında da daha önce belirttiğim gibi
savaşta zarar gören ve mücadelede bir parçasını veren
tüm gazi yoldaşlara Önderliğin ortaya koyduğu çerçevede
vicdan ve zihniyet devrimi gerçekleştirip bir an önce
Demokratik Konfederalizm sistemine geçiş yapmak gerekir
diye düşünüyorum. Bunun için mücadele ettiğimiz oranda
gazilik kurumunun içi de doldurulmuş olur. Aynı zamanda
bunu borç bilerek ve bilincinde olarak çalışmak gerekir
diye düşünüyorum.
14- Şimdiki
uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif vb)
Şu an kitle çalışmaları için yoğunlaşıyorum. Bu
konuda hazırlık yapıyoruz.
15-Spora
ilginiz varmı?
Spora ilgim var. Küçüklüğümden beri en başta futbolu
fırsat bulduğumda oynamaya çalışıyorum. Galatasarayı
tutuyorum. Aynı zamanda voleybol ve pinpona da ilgim
var.
|