GAZİ DOĞAN MERETO ARKADAŞ

 
 

.

 

"Ben Türk'üm Diyemem ve Olamam da"

dogan mereto

Gazi Doğan arkadaşın 12 senedir bir ayağı mayına basmasından dolayı yok. Gazi Doğan arkadaş da; Özgür bir ortamı elde etmek için savaştıklarını, eşit ve adil bir yaşam için barışın kaçınılmaz olduğunu, bunun yanında Türk halkının da duyarlılığıni hiç göstermediğini kendisine hak gördüğünü baskasına suç gördüğünü ve bu tavırlarından vazgeçmesini belirtiyor. Röportajımızı sizlere sunuyoruz.

       1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
      1974 Batman doğumluyum. 8 çocuklu bir aileden geliyorum. Ailem yarı feodal köylü bir ailedir. Din etkisinin yoğun olduğu bir ailedir. Yurtseverdir. Tek katılımım aileden. Ama benden sonra akraba çevresinden de katılımım oldu. Babam işçidir. İşçi maaşıyla ailem geçiniyor. Tahsilim lise terktir. Daha sonra ise mücadeleye katıldım.

      2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
      Nisan 1992'de mücadeleye katıldım. Örgütle ilişkim yoktu fakat ailem yurtseverdi. Batman'da o dönemde her yerde yoğun düşünce çatışmaları vardı. Yine okul çevresinde örgütlülükte vardı. Bende bu çalışmalar içerisinde bulundum. Lise son sınıfları bile örgütleyip serhıldanlara katabiliyorduk. Beni etkileyen aslında mücadelenin yoğun olduğu ve gelişkin olduğu bir dönemdi. Ailenin de yurtsever oluşu bu mücadeleye ilgimi arttırdı. Koşullardan dolayı çok açık resmi bir ilişkim yoktu. ve gizli tutuyordum. Ögrenci arkadaşlardan biriyle ilişki kurduk. Farklı okullardan gelen 8 kişilik bir öğrenci grubuyla saflara katıldık. Direk gerilla sahasına geldik.

       3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız?
      19 Ekim 1993'te Haftanin'de mayına bastım. Sol ayağımı diz kapağından bir karıştan itibaren kaybettim.
      4-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Katılmadan önce mücadele koşulları hakkında beni nelerin beklediğini söyleyenler oluyordu. Şehadet, yaralanma, aç kalma gibi zorluklar mutlaka olacağını söyleyenlerde oluyordu. Bunları söylemek ile yaşamak arasında büyük farklar vardı. Beni buna ikna eden temel neden dağdaki arkadaşlardı. Onlar bu koşullara göğüs gerebiliyordu. O halde bende yapabilirdim. Ve kendimi ikna ettim. Her yurtsever insan özgürlüğü elinden alınmış her insan için bu koşullara göğüs germek doğal olacaktı. Dağlardan mücadele vererek bu koşulları yaşamak daha anlamlı olacaktır.

         5-Yaralanma anını ve sonrasını anlatır mısınız?
        Önce eyleme gidiyorduk. Kapsamlı bir eylem olacaktı. Ama yaralanmaktan ziyade şehit düşeceğimi  düşünüyordum. Karakolun çevresinde mevziler vardı. Biz bunların hepsini düşürdük. Fakat karakol çevresınde döşenen mayınları hesaba katmamıştık. Bundan zaten haberimiz de yoktu. Ve biz buraya saldırı yaparken mayınlardan birine bastım. Mayına basarken biz yine arkadaşların roket attığını ve bana isabet ettığını sanmıştık. Mayına basar basmaz havaya uçmuştum. Sonra yere çarpıldım. Elim silahıma ulaşamıyordu. Her iki ayağımda yanıyordu. Biri zaten kopmuştu. Diğerinin derisi yanmıştı. Yere çarpıldığımda anladım bunun roket olmadığını. Çünkü roket bana çarpsaydı şehit olurdum. Üç arkadaştan birisi yanıma geldi. Ve hemen ayağımı bağladı. Diğer arkadaşta beni sırtına aldı. Onlara mayınlara dikkat etmesini söylüyordum ve o sıra hala sırtındaydım arkadaşın. Etraf mayın doluydu. Telleri geçtikten sonra biz mayınlı alandan kurtulduk. Ve sonra birkaç saat sonra sınırı geçip noktamıza geldik. Burada damarlarım dikildi. Tedavim böyle yapılarak hastaneye götürüldüm.

        6-O anki duygularınız nelerdi?
       Yaralanma anında düşündüğüm şey gerillayı her şeyden büyük görüyordum. Mücadelede gerillanın anlam ve önemini düşünüyordum. Ancak bir gerilla olabilirim diyordum. Gerillada çok ısrarlıydım ve katılımım da böyleydı. Yaralanırken de farklı çalışma düşüncesi de bende yoktu. sakat kalmayı  hiç düşünmemiştim. Siyasal çalışmaları düşündüm ve düşüncede kabul etmedim. O an aklıma tüm yaralandığım anda Önderliği göreceğım çünkü akademiye gidecegim demiştim.

      7-Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
Önderliği gördükten sonra özgürlük için mücadelenin sadece silahla değıl, farklı alanlarda da mücadele edileceğini öğrendim. Toplum gözüyle sakat psikolojisini hiç yaşamadım. Kendimi hiç sakat görmedim. Yani dünyam yıkılmadı. Bir bedel ödeneceğini biliyordum. Ve bunu ödediğimi düşünüyordum. Birde protezle yürüdükten sonra artık yürüyebileceğimi de tam olmasa da bu sakatlık psikolojisini tamamıyla düşüncemden attım.

       8-Yaşamda fiziki olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?
       Zorlandığım ayak protezim sürekli bozuluyor ve bu da ayağımi da bozuyor ve istediğim gibi hareket edemiyorum. Bir şey yapmak isteyip de yapmadığım şey çok istisnadır. Onları da normal karşılıyorum. Beni zorlayan şey sağlam insanın zorlanmaları benim zoruma gidiyor.

       9-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
       İnsanlardan beklentim şudur. Mücadelenin bitmedigini ve görevlerden kaçınılmaması gerektiğini düşünüyorum. Beklentim bunlardır.

       10-Yaşadığınız ortamda ihtiyacını duyup ta gereğinin yerine getirilmesini istedığınız şeyler nelerdir?
       Şu anda çok farklı beklenti içinde olmak gerçekçi değıldır. Mücadele daha bitmemiştir. İmkanlarımız sınırlıdır. Bu gerçekten yola çıkarak neyin olması sorusuna vereceğın cevap Önderliğin geliştirdiği çözüm yolunu bu sorunun bitirilmesi ve bir çözüme kavuşturulmasıdır. Hepimizin en çok ihtiyacı da budur. Mücadele içinde her şeyden önce insanca yaklaşım. Bu herkesin sorumlu olacağı önemli bir noktadır. Ayrıca herkese hak ettığı kadar değer verilmesini istiyorum.

       11-Geriye dönüp baktığınızda en çok neye sahip olmak isterdiniz?
       Bu mücadelenin acı yönleri büyüktü. Bedeller çoktu. Keşke böyle bir şeye ihtiyaç duyulmasaydı. Yani keşke Kürtler farklı bir koşula sahi olsaydı da bu kadar acı çekilmeseydi. Bireysel isteğım zaten yoktu. olacağını da sanmıyorum. Ortada inkar ve imha varsa çok farklı istek de olmamalı diye düşünüyorum.

      12-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle ilişkisini değerlendirilmesi)
      Toplumun her kesimindeki insanlar savaş düşüncesi çok gelişmez. Onu iten ciddi nedenler olmazsa zaten savaş onların akıllarına gelmez. Savaş tabi ki doğru değildir. Ama verilmesi gerekiyorsa onurlu ölüm daha olacaktır. Yaşamı bize çok görüyorsa bizde buna karşı savaşıp onurlu ölümü seçeriz. Yaşama fırsat verilmiyorsa yaşamda ısrar için savaşılabilir. Barış ise herkesin hayal ettiği bir şeydir. Özgür eşit adil bir ortamın olması için barış diyorum. Özgür bir ortamı elde etmek için savaşmak zorunda kalmıştık.    

      13-Gaziler için söyleyeceğiniz bir şeyler varmi?
       Mücadele gerçeklığınde doğduk. Mücadele içinde özgün bir durumumuz olmadı. Gaziler olarak farklı alan olsa da her gazi arkadaş çalışmada yer aldı. Özgün kimliğiyle çalışmadı. Gazilerin duyguları düşünce ve istekleri tam anlaşılamadı. O da kendisini tam çalışmalara katamadı. Bu da eksik görüldü ve sonra baska bir çalışmaya gönderildi ya da sağlık sorunlarından dolayı bir baska yerde kaldı. Kurumlaşmadan önce bu böyleydi. Kurumlaşmayla yaralıların ismi artık gazi olarak anıldı. Özgünlükleri dikkate alındı. Gazi arkadaşların durumları az çok aynıdır. Amaç bunları mücadelede aktif hale getirmektir. Yaşamdan koparılmamalıdır. Sonuç olarak gaziler kendi gerçeğine sahip çıkmalı ve gerçeğınden kopmadan kaçmadan kurumlaşmasına sahip çıkmalıdır.

      14-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
      İkisine de mesaj olarak şunu söyleyebilirim. Biz hep savaşı çıkartan taraf olarak görüldük. Niye yaptık diye kimse özellikle Türkiye tarafindan ciddi olarak orya konulmuyor. Önderliğimiz 1993'ten bu yana barış için çok mücadele etti. Ateşkesler yaptı ama Türkiye bunu hep yanlış anlayıp cevap olarak imha ve inkar siyasetini uyguladı. Türk halkı bu savaştan çıkar sağlayan rantçı rejim kesiminin her dedığıne evet diyor. Ve yaptıklarını doğru görüyor. Ama asıl acıyı halklar çekıyor. Halkın çocukları bu savaşta öldü ama niçin öldüğünü ciddi bir şekilde düşünmeliler. Bu genelde böyleydi ve ciddi bir sorundur. Türklüğüyle nasıl övünüyorsa baska insanların dili kültürüne de sahip göstermesi de bir insanlık görevi olduğunu düşünmüyor. Kendisine haklı gördüğü şeyi başkası için suç görüyor. Bu çekememezlik ve düşüncesizlik niye? Ben Türküm diyemem ve olamam da.

       15- Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif vb)
      Şu anki uğraşılarım siyasal ve örgütsel çalışmalar içindeyim. Bireysel olarak her zaman örgütün önüme koyacaği her göreve de hazırım. Bu anlayışla hareket ediyorum.

      16-Spora ilginiz varmi?
      Spora  ilgim azdir. Çok kaliteli futbol olduğunda seyrediyorum.

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com