|
.
"Şavaş
İnsanı bitiren ve yıkıcı bir oldudur "
Gazi Cihat arkadaşta 17 yaşında
mücadeleye katılıyor ve 23 yaşında gözünü kaybediyor.
Gazi Cihat arkadaş; savaşın yıkıcı ve insanı bitiren bir
olgu olduğunu, savaşta güçlü olanın kazandığını,
eşitliğin de ancak barışla geleceğini onun için barışın
insanlar için, bizim için tek seçenek olduğunu
belirtiyor. Sizlere gazi Cihat arkadaşla yaptığımızz
röportajımızı sunuyoruz.
1-Bize kendinizi tanıtır
mısınız?
İsmim Cihat Tolhildan Küçük Güney bölgesinin
Haseki ilinde 1982'de doğdum. 11 sene egitim gördüm. Liseyi bitirdim. Ailede 7 kardeşiz. Ailem küçük burjuva özellikleri taşıyan ama
yurtsever bir ailedir. Yurtseverlikle ailemde bir
değişim yaratmış. Yurtseverleşme ve ulusallaşma bilinci
gelişmiştir ve
ortaya çıkmıştır. Şehirde oldukları için özel mesleki
işlerle geçimlerini sağlıyorlar.
2-Mücadeleye ne zaman ve
nasıl katıldınız?
1999'da mücadeleye şubat ayında
katılım sağladım.. Önderlik o zaman esaret altına
alınmıştı. O zamanlar
senpatizandım. O sıralar arkadaşlarla tanıştım.
Mektebimde zaten bitiyordu. Partiyi de daha önce
tanımıştım. Bazı akrabalarım ve arkadaşlarımla
mücadeleye katıldım. 2 sene cephe faaliyetlerine
katıldım.
3-Hangi tarihte ve
nerenizden yaralandınız?
13 Nisan 2005'te oldu. Besta alanında
düşman
operasyon çıkmıştı. Sol gözüme süikast atışı yapılmıştı, düşman tarafından. Gözümü o sırada
kaybetim
yerinden. kurşun gözüme yandan girmiş beynime
sanş eseri ulaşamamıştı.
4-Mücadeleye katılmadan
önce yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Savaşı tahmin ediyorduk. Hepimiz başımıza
gelecekleri biliyorduk. Ya tutsak düşecektik. Ama tüm
yoğunlaşmamız yaşam felsefesi üzerineydi. Yaşamak asıl
hedefti.
5-Yaralanma anını ve
sonrasını anlatır mısınız?
Besta'da akşam çatışıyorduk. Kuşatmayı açmak
istiyorduk. Düşman akşama kada indirme yaptı. . Yerimizi
düşman biliyordu. Bir arkadaş yerinden çıkınca yerimiz
deşifre oldu. Bu sırada düşman bir suikastle beni
gözümden vurdu. Kurşun burnumun çaprazından gözüme girip
üst çene kemiğinin üstünden çıktı ve yere düştüm.
Yaralandiğim zaman merminin basıncı kafami ağrıtmış. Ama
yaralandığımı hiç hissetmedim. Arkadaşlar hemen yanıma
geldi. Onlara bir şey yok dedim. Ama elimi gözüme
attığımda kan gelince yaralandığımı anladım. Onlarda
benim şehit düşeceğimi zannettiler. Daha sonra beni
arkadaşlar pansuman ettiler. Hala operasyon
içindeydik ve çıkamadık. Daha sonra arkadaşlarla operasyon alanından çıkmaya çalıştık.
Arkadaşlar beni şehiy düşeceğimden süpheleniyordular.
Çünkü çok kan gitmişti. Ben ona rağmen onlara moral
veriyordum. Yerlerimizi sürekli deşifre olmasın diye
değiştiriyorduk. Nihayet noktamıza ulaştığımızda tedavim
tekrar yapıldı. Toplam 10 saat yaralı halimle yürümek
zorunda kalmıştım.
6-O anki duygularınız
nelerdi?
Mermi kafami çok ağırlaştırmıştı.
Yaralandığımı
hissettiğim anda şehit düşeceğimi zannettim. Bulunduğum
durumla onur duyuyordum. Önderliğin yaşam felsefesini
bir an düşündüm. "Büyük yaşayan büyük ölür" sözü
aklımdan hiç gitmiyordu. Şehadet olmadığını anladığım an
artık geri hizmette çalışacağım zamanlar aklıma geldi.
Artık örgüt işlerini ne olursa olsun yapacaktim. O anlar
hep bunları düşünmüştüm.
7-Savaş
dışı kalıp savaş
gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
İnsan sakat olunca tabi kolay olmuyor. Fakat yine de
olumsuz etkileri yok olmadı. Vücudundan bir parça
verdiğinde hizmet ve iş yapma isteğim daha da çoğaldı.
Hiçbir olumsuz fikirde oluşmadı.
8-Yaşamda fiziki olarak
zorlandığınız noktalar nelerdir?
Sol gözüm tabi duyarsızlaştı. Her şeyi erken fark
edemiyorum. Yine gözümden dolayi kafamdaki ağırlıktan
dolayı vücut dengesini sağlayamiyorum. Yine ayaklarımda
aynı şekildedir. Hareketlerimde bir dengesizlik beni
zorluyor. Ama zamanla bunlar iyileşiyor. Esas sorun çene
kemiğimdeki zedelenme yüzünden yemek yiyemiyorum. Zaten
başıma da ağrı yaptırıyor. Onun dışında ciddi bir
sorun yoktur.
9-Bir gazi olarak
insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Kuzeyde, pratikte fedakarlıklar çoktu. Buranın ise
imkanları az olduğu için fazla bir ilgide beklemem doğru
olmaz. Burada hastalıklı bir insan gibi görülmek
istemiyorum. Sıcak,ilgili yaklaşımlar önemlidir. Şimdi biz
yaralıyız. Tabi ki güzel bir yaklaşım bekleriz ki
psikolojimiz iyi olsun. Genel beklentim ise biz buraya
rahatlık için gelmedik. Yaralandık da geldık. En azından
bunun iyi anlaşılmasını istiyorum. Yine bir başka beklentim
yaralandıktan sonra HPG'ye tekrar döneceğimdi. Ben istiyorum ki
diğer arkadaşlar da buraya HPG'ye gelsinler.
10-Yaşadığınız ortamda
ihtiyacını duyup ta gereğinin yerine getirilmesini
istediğiniz şeyler nelerdir?
Tabi zaruri şeylere ihtiyacımız var. Tedavimde
olmasi gereken şeyler var.. onların yapılmasını isterim.
Mesela göz kapakları varmış ondan takılmasını isterim.
Yani ben iş yapmak, çalışmak istiyorum.
11-Geriye dönüp baktığınızda
en çok neye sahip olmak isterdiniz?
Ben turizmciliği mektepte okuyordum. Tabi
arkeoloji bölümü de vardi. Bende orayı çok istiyordum.
Yani arkeolojik, antik tarihi çok seviyordum. Bir gün
zamanım olursa nerede olursa olsun o antik tarihi
yerleri gezmek isterim. Yine bunları öğrendikten sonra
insanlara bu yerleri gezdirip anlatmayi çok isterdim.
Mesela Kürdistan'da bu çok gerekli. Tarihimizin tam
anlamıyla ortaya çıkarılıp tüm insanlığa anlatılması
gerekir. tabi önce kendi halkımıza bu anlatılmalı. Bence
bu görev çok kutsal olacaktır.
12-Savaş hakkında ne
düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle ilişkisini
değerlendirilmesi)
Savaş insanı bitiren bir
olgudur. Bende gözümü kaybettim.
Ama ben yine şanslıydım. O kutsal değerler uğrunu yaşamını
kaybedenler var. Savaşın yıkıcılığı o sebeple çoktur.
Onun için barış diyorum. Barış savaştan daha iyidir ve
savaşı da bitiren bir olgudur. Savaşta güçlüysen
kazanırsın, hakkını alırsın, yoksa kaybedersin. İnançlı
olmakta güçlü olmaktır. Bu bile savaşı sana kazandırır.
Savaş ne kadar iyi değilse de bazen insan buna mecbur
bırakılıyor. Bundan dolayı savaş yerine barış içinde
yaşamak işin en doğrusu olacaktır. burada tabiki
bizlerin örgütleme ve çalışma tarzıda çok önemlidir.
Barış mücadelesi savaştan daha zor bir mücadeledir.
13-Gaziler için
söyleyeceğiniz bir şeyler varmı?
Bu mücadelede gaziler, önce olumlu fikirlere sahip
olmalı. Ve yaşama anlam vermelidirler. Önderlik "gaziler
çizgiye sahip çıkmalılar" diyordu. Bu süreçte ihanet ve
provakasyonlar olabilir ama siz çizgiye sahip
çıkacaksınız. Her gazinin yaralandığın daki duygularını
büyütmelidirler. Vücudundan bir parça verse bile
mücadele azmini yüksek tutmalı ve çalışmalılar. Artık yeteneğim savaşa
göre değilse yeteneklerimi diğer çalışma alanlarına göre
örneğin; siyasasal çalışma alanları,
basın gibi çalışmalara göre kendisini ayarlamalı ve
inanıyorum daha iyi
katkıları olacaktır.
14-Kürt ve Türk halkına bir
mesajınız varmı?
Kürt halkı için mücadeleyi her zaman veriyor, baskı
olmasına rağmen. Devletin baskıları çoktur. Yine
ihanetlerde var içerden. Bunun yanında Önderlikte
tutsaktır.Şehitlerin mirasi Önderligin mirasina Kürtler
sahip çıkmalı. Asil görev budur. Başarının esası bu
olacaktır. Bu aşamada başarı görevlere sahip çıkmaktır.
Kürtler özgürlük savaşçılarına da böyle yardımcı
olacaktır. Kürt ve Türk halkı birbirleriyle
savaşmamalıdır. Barış ve kardeşlik içinde bir arada
yaşamalıdırlar. Bölge bölge ayrım yapılmamalıdır. Bu
aşamada birlik olmak; Arabıyla, Kürdüyle, Türküyle daha
iyi olacaktır. Türk halkı da Kürtlerin barış eline artık
el uzatmalıdır. Kürtler özgür irade kazanıyor ve özgür
iradesini büyütüyor. Bu olmazsa Türk halkı da ezilecek.
15- Şimdiki uğrasılarınız nelerdir. (kültür
sanat sportif vb)
Şu an tedavimle uğraşıyorum. Hala hastanedeyim.
Yine buna rağmen projelerim var. Tekrar dağa gitmek en
büyük hedefim.
16-Spora ilginiz varmı?
Sporda yapıyorum. İlgimde var. Fırsat buldukça
voleybol da oynuyorum. Yine resim çalışmalarımı
yapıyorum. Futbolla da ilgileniyorum. Brezilya futbol takimi çok ilgimi çekiyor.
|