|
PKK içinde Türk
halkının yiğit evlatlarıda şehit düşmüştür. Haki, Kemal
arkadaşlar bu halkın kahraman evlatlarıdır

Gazi Ceng; 1995 yılında gerilla saflarına katılıyor.
1998 yılında da bir operasyon sırasında talihsiz bir
şekilde mayına basarak sol ayağını kaybedip gazi oluyor.
Gazi Ceng arkadaş; Devlet içindeki savaş rantçıların
çıkarları Türk halkının çıkarlarının aleyhinde olduğunu,
bu nedenle Türk halkı, Kürt halkının demokratik,
barışçıl mücadelesine gerekli duyarlılığı göstermesi
gerektiğini, tarihsel süreçlerde her iki halkın
kazanılmış değerleri üzerinde bir beraberliklerinin
olduğunu, Kürt halkının bu gerekleri yerine getirirken
Türk halkının hala olumsuz bir pozisyonda olduğunu, bu
nedenle Türk halkının herşeyden önce Kürt halkının
davasını anlaması gerektiğini, Türk devlet adamlarının
belirttiği Kürtlerin mücadelesi gayri meşru
mücadeledir deyişine inanmamaları gerektiğini
belirtiyor.
1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
İsmim Ceng Tatvan. 1974 Tatvan doğumluyum. 8 kardeşli
bir aileden geliyorum. Ailem yurtseverlik bilinci henüz
oluşmamış ama mücadele karşıtıda değildir. Sunni islamın
etkisi biraz yoğundur. Bu anlamda feodal bir yapıya
sahiptir. Yani aşiretten arınmış, bağımsız, emekçi;
Önderliğin deyimiyle kurmanç özelliklere sahip bir
ailedir. Tarımla uğraşarak geçimlerini sağlamaktadırlar.
Nakşibendi özellikler ağır bir şekilde şekillenmelerinde
etkile olmuştur. Babam daha çok bu özelliklere sahipken
annem ise bir doğal toplum kadını özelliklerine sahiptir. Ben orta
2.sınıf terkim. Sonradan
öğrendiğime göre ailede yurtsever özellikler oldukça
gelişmiştir.
2-Mücadeleye
ne zaman ve nasıl katıldınız?
1994 yılında mücadeleye katıldım. 1995 yılında da
gerillaya katıldım. 1989dan itibaren işçi amacıyla
şehirlere gitmiştim. Hep metropollerde iş için
kalıyordum. Metropollerde daha çok yurtsever, sosyal
çevreyle ilişkideydim. Onlardan çok etkileniyordum.
Böylece mücadeleye ilgimde gelişti. Özellikle PKK örgütü
ve legal alanla ile ilişkilerim böylece gelişti. 1994e
kadar legal ve yarı illegal katılımım oldu. Süreçle
aktifleşmeye başlayacaktım. Savaşa da ilgim aynı
paralelde gelişiyordu. Örgüte katılımımın temel nedeni
ulusal çelişkileri bilince çıkarmış olmamdı. O
süreçlerde 1992 yılında sanatçı Mizgin arkadaş şehit
düşmüştü. Onun geride bıraktığı bir mektup vardı. O
mektupta Kürt namusunun düşmanın eline geçmemesi için
bu eylemi yapıyorum demişti. Düşman eline sağ geçmemek
için kendini imha etmişti. Bu olay hem kadına olan
ilgimi, hemde örgüt mücadelesine olan inancımı
güçlendirmişti. Bu tabiki zihniyetimide çok etkilemişti.
Zaten mücadelede Kürdistanda çok gelişiyor, herkesi
etkiliyordu. Ben daha çok sosyal çevrelerle, illegal
çevrelerden etkilenerek mücadeleye katılmıştım. Bu
alanda da tatmin olmayarak aktif gerilla mücadelesine
katıldım. 1995 yılında 3 arkadaşla birlkte gerilla
saflarına böylece katılmış oldum.
3-Hangi
tarihte ve nerenizden yaralandınız
1998 yılında Gabarda mayına basarak yaralandım. Sol
ayağımı, ayak bileğimin aşağısından itibaren kaybettim.
4-Yaralanma
anını ve sonrasını anlatır mısınız
Yaralanmadan önce operasyon çıkmıştı. Bizde o sıra hemen
intişara çıkmıştık. Operasyon çıkacağı kesinleşmişti.
Kela Dewşarda bir tepe vardı. Oraya gidecektik. Ama
daha yola çıkmadan mayına bastım. Arkadaşlar hemen
yardımıma koştular. Ben patikadan yürürken hemde yoğun
kullandığımız bir patikada yürürken 1-1.5 metre
patikadan ayrıldığımda aniden mayının ayağımda
patlamasıyla kendimi yerde buldum kendimi. Arkadaşlar hemen bana
yardıma geldiler. Aslında biz pusuya gidecektik, ancak
ben yaralandıktan sonra 2 arkadaş daha yine arkadaşlar
tarafından yanlışlıkla pusuya düşürülünce yaralı sayısı
benle birlikte 3e çıkmıştı. O sıra Murat Operasyonu
vardı alanda. Biz o Murat operasyonunda Gabar alanında
yaralanmıştık. Daha sonra ben ve iki arkadaş birlikte
bir şikefte yerleştirildik. Oranın imkanlarına göre
hemen tedavimiz yapıldı; ameliyat edilmiştik, uyuşturucu
ilaçlar da yoktu. Ameliyatımız çok zor geçmişti. Diğer iki arkadaşta ayaklarından kurşunla
yaralanmışlardı. Onlarda tabiki uyuşturucusuz benim gibi
ameliyat edilmişlerdi. Çok acı çekiyorduk. Biz
3 arkadaş buradaki ameliyattan 20 gün sonra 25 günlük
bir yürüyüşle kampa gelmiştik. Kampta 20 gün
kaldıktan sonra bu sefer Şehre tekrar tedavi için
gittik. Daha sonra kampa tekrar dönüp bu sefer
Süleymaniyede üçüncü bir ameliyatı oldum ve tedavimde
böylece sona ermiş oldu.
5-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç
aklınıza geliyormuydu?
Botan alanındaki Gabar ve Mava bölgesinde sürekli savaş, şehadet ve yaralanmalar oluyordu. Ben
sakat kalmaktan ziyade bir şehadeti bekliyordum. Hiç
böyle olmak aklımdan geçmemişti.
6- -Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini
nasıl yaşıyorsunuz?
Gazi olma psikolojisini olumsuz yaşamadım diyebilirim.
Aslında her an şehadetin olabileceğini düşünüyordum ya
da savaşın gereği neyse onun sorumluluğunu yerine
getirme anlayışı vardı. Ya şehit düşecektim ya da iyi
bir savaş komutanı olacaktım. Ama bu iki hayalimde
gerçekleşmedi. O sebeple gazilik konumu hiç aklımdan
geçmemişti. 1998in son aylarında tedavim bittikten
sonra Gazi Konferansı olmuştu. O konferansa kadar ben
çok derin bir psikolojik bunalım yaşıyordum. Hem yarım
bir insanım, hemde mücadeleye bir şey veremeyeceğimi
anlıyordum. Şehadet ya da iyi bir savaş komutanı olmak
artık benden uzak olmuştu. Bu nedenle bir olumsuz
psikoloji yaşıyordum. Artık mücadeleye katkı
gösteremeycektim. Ancak bu düşünce uzun sürmedi. 1998
yılında Gazi Konferansı olmuştu. Önderlik bu konferansa
bir mesaj yollamıştı. Hala bu olayı net hatırlıyorum. O
mesaj beni çok etkilemişti. Önderlik mesajında gaziler
için yaşayan şehitler diyordu. Yine gazilerin
yapacağı bir şey yoksa bir ayağı gitmişse, öbür ayağını
da ben alırım diyordu. Yine Önderlik gazilik anlamlı,
manevi bir güç olduğunu söylüyordu. Bu sözler beni çok
etkilemişti. Böylece bu olumsuz psikolojiyi de üzerimden
atmak zor olmamıştı.
7-Yaşamda fiziki olarak zorlandığınız noktalar
nelerdir?
Aslında doğal bir durum var. Savaş gerçeğinde bütün
bunlar olabilirdi ama yine de anlamlıydı. Ortada bir
bedel vardı. Bu bedel beraberinde manevi bir gücü
getiriyordu. Bu manevi güç fiziki zorlanmalarımı da
önlüyordu. Bu nedenle salt fiziki zorlanma demekde doğru
olmaz.
8-Bir
gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Kişi olarak insanlardan sakattır yaklaşımını
benimsemiyorum. gazidir, sakattır diye acıma
duygularıyla yaklaşımı da kabul etmiyorum, etmiyoruz.
Bu, sonuçta bir halkın davasıdır ve biz bu davaya söz
vermişiz. Bu söze bağlı kalarak biz bu halka ve davaya
borçlu olduğumuzu söylemek istiyoruz. Bundan farklı
yaklaşımları beklemiyoruz. Gazilerin mücadelede
gösterdiği performans gazilerin duruşunu
belirleyecektir. Mücadelede gazilik bu kadar
yeterlidir yaklaşımını reddediyor. İnsanlardan da ben
bunu bekliyorum.
9-Savaş
hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle
ilişkisini değerlendirilmesi)
Savaş Önderliğin deyimiyle savaşların amacı anlamlı
barış değilse bu anlamsız bir savaş, bir çılgınlık olur
diye bir belirlemesi vardır. Savaşımızın temel amacı
barış içindir. Kürt halkı ve diğer halklar barış içinde
yaşamalı diyoruz. Verdiğimiz savaşta tüm bunların
gerçekleşmesi içindir.
10-Gaziler
için söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Aslında haklı savaşlarında, haksız savaşlarında gazileri
vardır. Gazilerin, savaşta bedel veren insanların
barışın ne anlama geldiğini ne kadar gerekli olduğunu en
iyi bilen insanlar olduğunu söyleyebiliriz. Onlar
savaşın gerçek acısını çeken, bedel veren kesimdir.
Barışın anlamını da, değerini de en çok onlar iyi bilir.
Savaş acısı çeken her insanın savaşların sona ermesi,
tüm insanların barış içinde birarada yaşamalarını
sağlama açısından gaziler arasında bir dayanışmanın
olmasıda oldukça gereklidir. Bende dünyadaki tüm
gazilere, buradan bu temelde bu çağrımı yapmak
istiyorum. Barış amaçlı, bir bütün gazilerin dayanışma
yapmaları gerektiğine inanıyorum.
11-Kürt
ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Türk halkıyla yüzyıllardır barış içinde beraber
olduğumuz tarihsel bir gerçekliktir. Bu yönüyle de
anlamlı bir tarihsel gerçeklikle karşı karşıyayız, fakat
son yüzyılımızda yaşanan gerçeklik bu tarihsel sürecin
geleneksel bir geçmişle çelişen bir sürece dönüşmesi
gibi bir talihsizliğe tekabül etmiştir. Kürt halkının
mücadele amaçları da geçmişteki iki halkın barış ve
kardeşlik içindeki yaşadıkları tarihsel süreç gibi,
yaşadığımız bugünkü süreçtede bu iki halkın yine
kardeşçe, demokratik, eşit şartlarda yaşaması hedefidir.
Kürt halkı üstüne düşeni yapmaktadır. Barışçıl
adımlarınında gereklerini yerine getirmektedir. Bu
yönüylede Türk halkına bir eleştiriside oluyor. Türk
halk ise bu duruma gerekli duyarlılığı gösterememiştir.
Bu savaşı Türk halkı pek fazla bilince çıkarmış
değildir. Türk halkının sınırlı bir kesimi gerekli
duyarlılığı ve sorumluluğu gösterememektedir. Devlet
içindeki savaş rantçıların çıkarları Türk halkının
çıkarlarının aleyhindedir. Bu nedenle Türk halkı, Kürt
halkının demokratik, barışçıl mücadelesine gerekli
duyarlılığı göstermelidir. Tarihsel süreçlerde her iki
halkın kazanılmış değerleri üzerinde bir beraberlikleri
vardır. Kürt halkı bunun gereklerini yaparken Türk halkı
hala olumsuz pozisyondadır. Türk halkı herşeyden önce
Kürt halkının davasını anlaması gerekiyor. Türk devlet
adamlarının belirttiği Kürtlerin mücadelesi gayri meşru
mücadeledir deyişine inanmamalıdırlar. Türk halkının
çocukları Türk-Kürt kardeşliğinin bir sembolü olarak PKK
mücadelesinde şehadetler vermiştir. Bu bilinçle
mücadeleye daha çok katılım yapmalıdır. PKK içinde Türk
halkının yiğit evlatlarıda şehit düşmüştür. Haki, Kemal
arkadaşlar bu halkın kahraman evlatlarıdır. 1970lerdeki
Türkiye devrimci hareketinin mirasçısı PKKdir. Türkiye
halklarının kurtuluşunun mirasçısıdır. Türk halkı daha
bunu bilince çıkarmış değildir.
12-
Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif
vb)
Şu anda ben kitle çalışmalarındayım. Benim temel
iddialarım halka hizmet yapmaktır. Bir gazi olarak başta
Kürt halkı olmak üzere Ortadoğudaki tüm hakımıza
mücadele içinde katkı yapmak amacıyla kitle içinde
çalışma yapma konumunu sürdürüyorum. Önderliğin
Demokratik Konfederalizm paradigması temelinde
çalışmalarımı sürdürüyorum. |