|
.
PKK Türklerin
düşmanı değildir, sistemin değiştiricisidir
Gazi Bahri
Tori arkadaş Savaşı hiç birimizin istemediğini, ama
kendi dillerini, kültürlerini korumak için buna adeta
mecbur bırakıldıklarını, savaşın da bir an önce bitmesi
gerektiğini, bunun için savaşan her iki tarafın yanında,
her iki halkında barış mücadelesinde her şeylerini
ortaya koymaları gerektiğini, çünkü bu savaşta
yaşamlarını kaybedip, sakat kalanların ağırlıklı
bölümünün bu iki halkın çocukları olduğunu belirtiyor
Bizde Gazi Bahri arkadaşın bu röportajına katılıyor,
röportajı olduğu gibi yayınlıyoruz.
1-Bize kendinizi tanıtır
mısınız?
Ben 1972 yılında Batma Gercüşte doğdum. İlkokul
mezunuyum. Ailemdeki tek çocuk benim. Babamın ikinci
evliliğinden ise 6 kardeşim daha bulunuyor, fakat biz
annemle birlikte babamdan ayrı yaşıyorduk. Annem
yurtsever özelliklere sahip bir Kürt anasıdır. Yalnız
olduğundan dolayı geçimini yine yurtsever insanlarımızın
yanında yardım görerek sağlıyor.
2-Mücadeleye
ne zaman ve nasıl katıldınız?
1991 yılında Botanda mücadeleye katıldım. Mücadelede
şehadetler oluyordu. Bizlerde çok etkileniyorduk. Küçük
yaşlardan beri yurtsever duygularım gelişiyordu zaten.
Okuduğum yıllarda Atatürkün resmi okullarda vardı.
Öğretmen bizlere Atatürkün babamız olduğunu
söylüyordu. Bende bunu kabul etmeyince okuldan kovuldum
ve Türk sistemine tepki duymaya başladım. Yine çocukluk
yıllarımda hem köyümde, hem çevremizde askerler baskın
yapıp köy halkına meydanda işkece yapıyordu. Bütün
bunları kabul edemezdim. 17 yaşıma geldiğimde devlete
tepkilerim artmıştı. Üstelik Türkçeyi de konuşmuyordum.
Dilimize göre bir sistemin gerekli olduğunu hissetmeye
başlamıştım. Ve o düşüncelerle de katılımım
gerçekleşmişti. Bir grup arkadaşla örgütlendikten sonra
mücadeleye katıldık. Mücadeleye Edirnede çalışırken
katılmıştık.
3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız?
1997 yılının Haziran ayının 15.günü yaralandım. Mayına
basarak sol ayağımın diz kapağının iki karış altından
itibaren kaybettim.
4-Yaralanma
anını ve sonrasını anlatır mısınız?
Biz o süreçte saldırı grubundaydık. TC ve peşmergeler
bizlere karşı ortak operasyon yapıyorlardı. Bizde onlara
saldıracaktık. Tepeye saldırıya geçtiğimiz anda o sıra
mayına bastım. İlk patladığında mayın olduğunu
hissetmiştim. Hemen arkadaşları çağırdım, ancak onlar
mayın değilde, bomba atılmasıyla yaralandığımı sandılar.
Çok soğukkanlıydım. Silahımı hemen arkadaşlara verdim.
Arkadaşlar beni sırtladılar. Zaten konumlanmamızda
tehlikedeydi. düşmanla içiçeydik, eylem durmuştu tabiki
ve bizlerde geri çekildik. 4-5 ay Zapta kaldım. Sonraki
tedavimde Qandile geldikten sonra yaptık. Buradan da
Süleymaniyede tedavime devam edilmeye başlandı.
5-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç
aklınıza geliyormuydu?
Tabiki aklıma geliyordu. Hepimiz sonuçta dağlarda
savaşıyorduk. Herşey olabilirdi. Ben yaralandım.
Yaralanmadan sonra ben sahipsiz kaldım psikolojisi
bende gerçekleşmedi. Her yaralanan aynı zamanda
şehitlerin bir parçasıydı. Olumsuz bir psikolojide
olmamıştı. Hep askeri güçlerle hareket ediyorduk.
Vücudundan insanın bir parçası gitmesi tabiki insanı
zorlar ama bu psikolojime zarar vereceği anlamına
gelmez.
6- -Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini
nasıl yaşıyorsunuz?
Savaştan kopma psikolojisini yaşamıştım. Dağdan
ayrılmayı istemiyordum. Bunun olumsuz etkisi olmuştu.
Artık istediğim gibi hareket edemeyecektim. Tabi
örgütsel açıdan bir engel teşkil etmedi. Gazi
psikolojisinde genel olarak vücuttan parça gittiği için
kabullenmede olmaz. Savaşta daha çok faydalı
olabilirdim. Savaştan ayrılmak zorunda kalmış, artık bir
şey yapamayacaktım. Örgüt sanki hep dağdaymış gibi bir
psikolojiyi ilk başta yaşadım. Ben bir parça verdim
psikolojisi hiç yoktu. Öyle şeyler yaşamadım.
7-Yaşamda fiziki olarak zorlandığınız noktalar
nelerdir?
Fiziki olarak kendim fazla zorlanmıyorum. Çok hareketli,
canlıyım, ancak tabi eskisi gibi değilim. Hayalim hep
eskisi gibi dağda yürümektir, ancak eski hayallerle
hayat buluyorum. Kimsenin durumumu fark etmemesi için
ayağımı oldukça zorluyor ve gizlemek zorunda kalıyorum.
Birisi bana artık yürüyemiyorsun dediğinde bana sanki
bir hançer batıyordu. Ben hiç kimsenin buna rağmen bu
zorluğumuzu yaşamasını istemem.
8-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
İnsanlardan beklentim anlayış olarak olumsuz
düşüncelerin olmaması. Artık bu gazidir, fazla verimli
olamaz anlayışını da dillendirmemelidir. Bir gazi biraz
çocukluk psikolojisine kapılır; çabuk kırılır ve küser.
Bunlar olmazsa iyi olur. Bana da diğer gazilere de böyle
bakılmaması tek beklentimdir insanlardan.
9-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle
ilişkisini değerlendirilmesi)
Önderlik savaşan acıyı bildiği için barışı da o yapar
diyor. Savaşmayan bir kişi acıyı bilemez. Bu yüzden
barışa da en çok o sahip çıkar. Savaş çok acımasızdır.
Savaş acısı ve psikolojisinin korkunç örneklerini
görüyoruz. Savaşında son bulması da barışla mümkündür.
Diyaloglar savaşa dönüşmemelidir. Savaşta hep ölme ve
öldürmeler vardır. Sömürgeci sistemler hep haksız
savaşları çıkardı. Ezilen halklarda hep kendini koruma,
meşru savunma savaşına girmek zorunda bırakıldılar.
Savaşın iki çeşidi vardır. Bir haklı tarafı, bir de
haksız tarafı vardır. Bizler Kürt halkı olarak kendimizi
korumak için bu haksız savaşın içine çekildik. Ve hala
da savaşıyoruz. Ancak barış, diyalog tek kurtuluş yolu
olacaktır.
10-Gaziler için söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Bütün dünyadaki gaziler barışı getirecek güç
olmalıdırlar. Bütün ülkelerin gazileri savaş acılarını
çekmiş kesimlerdir. Gözü olmayan dünyayı göremez, eli
olmayan işleri yapamaz, ayağı olmayanda yürüyemez, ancak
birbirilerimizi destekleyip birbirlerimizle
kaynaşabiliriz. Böylelikle ortak bir duruşla savaşa
karşı da olabiliriz ve barışı da dünyaya getirebiliriz.
Bütün dünyada bizi destekler. Böyle bir şey iyi sonuç
alır.
11-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Örgütümüzün felsefesini ve ideolojisini herkes biliyor.
Örgütümüzün Kürt ve Türk halkına çağrıları da var. Bu
iki halk etle tırnak gibi birbirlerine yapışmıştır. Dil
ve renklerimiz ayrı olsa da kan bağlılığımızın olduğu
bir gerçektir. Bütün Ortadoğu halkları içinde bu
geçerlidir. Araplar, Farslar, Türkler ve Kürtlerde
birliktelik zaten var. Herkes başkalarının dil ve
kültürlerine saygı duymalıdır. Herkes birbirlerine
saygılı ve hoşgörülü yaklaşmalıdır. Birbirlerimize değer
vermeliyiz. Türk halkı PKKyi iyi tanımalıdır. PKK
Türklerin düşmanı değildir, sistemin değiştiricisidir.
PKK Ortadoğunun sembolü, halkların sentezidir. Herkesin
PKKyi iyi tanıması gerekir. Herkesin PKK içerisinde
yeri vardır. Halkların birlik merkezidir PKK. Kimsenin
ölmesini ve öldürmesini istemiyoruz. Savaşı hiç birimiz
istemiyorduk, ama kendimizi, dilimizi, kültürümüzü
korumak için buna adeta mecbur bırakıldık. Umarım bu
savaşta bir an önce biter. Bunun için savaşan her iki
tarafın yanında her iki halkında barış mücadelesinde her
şeylerini ortaya koymalıdır. Unutmamalıdır ki
savaşanlar, yaşamlarını kaybedip, sakat kalanlar
ağırlıklı bu iki halkın çocuklarıdır.
12- Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat
sportif vb)
Bir gazi olarak arkamdan bir şey bırakmak istiyorum.
Bundan sonrakilere öğretici olması için manevi açıdan da
olsa bir şeyler bırakmak için çalışıyorum. Yine bunun
yanında kurum çalışmalarında halka hizmet vermeye de
devam ediyorum.
|