| |
.
GAZİ ZAFER SİİRT ARKADAŞ
|
|
Kurşun Bana Geldiğinde Yaşamımı Bir
Bütün Olarak Çalacaktı Benim İçin, Aklımda hep bunlar
vardı
Diyor Gazi Zafer Siirt arkadaş. Ve ekliyor; Savaşın
olduğu kadar barışın da bir gün yaşanacağını, insanların
artık bundan böyle savaştanda çıkardığı tecrübelerle
barışın ne kadar önemli ve insanlık için nasıl bir
anlama sahip olduğunu daha iyi kavrayacaklarını ve daha
iyi anlayacaklarını belirtiyor. Sizlere gazi Zafer
arkadaşla yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.
1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
İsmim Zafer. 1975 Siirt doğumluyum. İlkokulu köyümde
okudum. Başka da okul okumadım. Üç kardeşli bir aileden
geliyorum. Ailem yurtsever, feodal özelliklere sahip
olan bir ailedir. Tarımcılıkla geçimlerini
sağlıyorlardı. Aynı zamanda mücadeleye akraba
çevrelerindende katılım vardı benle birlikte.
2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
1991 yılında İstanbuldan katıldım mücadeleye.
Kürdistandaki savaş ve özgürlük mücadelesi beni çok
etkiliyordu. Yaşanan şehadetler, halkın serhıldanları ve
Kürtlere yapılan zalimlikler, köy yakmaları, faili
meçhul cinayetler devlete karşı bir öfke oluşturmuştu
bende. Bunun için mücadeleye hiç tereddütsüz katılmaya
karar vermiştim. O zaman 45 kişilik kalabalık bir grupla
mücadeleye aktif katıldım.
3-Hangi
tarihte ve nerenizden yaralandınız
1992de Kuzey Kürdistanda mayına basarak sağ ayağımı
bilekten itibaren kaybettim. Diğer yaralanmalarım olsa
da bu yaralanma gibi ciddi değildi.
4-Yaralanma
anını ve sonrasını anlatır mısınız.
Biz o zamanlar çatışmalardaydık. Geri çekilirken mayınlı
bir alana girdiğimizin farkında değildik. Saat 11.00di.
Havalarda çok soğuktu ve kış mevsimiydi. Düşmana da çok
yakındık. Mayın bende patlarken askerler bile patlamayı
duymuştu. Mayın patladığında zaten hemen anlamıştım
bunun mayın olduğunu. Çok soğukkanlı aynı zamanda
endişeyle durumumu izliyor, arkadaşların geleceği yere
bakıyordum. Çünkü benim dışımda bu mayınlı arazide
sadece ben değil, toplam 6 arkadaş daha mayınlara
basmış, yaralanmıştı. Fakat hiçbir arkadaşın yarası
benimki kadar ciddi değildi. O sıra arkadaşlar hemen
yanıma koştular. Fakat ben onlara bağırıp buraya
gelmemelerini, buranın mayınlı bir arazi olduğunu
söyledim. Arkadaşlar daha sonra ilk tedavimi yapıp beni
mecburen orada bir gece bırakmak zorunda kaldılar.
Onlarında durumları bizleri götürmeye müsait değildi.
Ertesi gün bulunduğumuz noktalardan alındık. Gere Heymer
alanına gittik. Orada tedavim devam etmişti. 2-3 gün
tedavim devam etmişti. Tedavim bittikten sonra yine
mücadeleye devam ettim.
5-Mücadeleye
katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza
geliyormuydu?
Hiç aklıma gelmemişti. Şehadet zaten hiç aklımızdan
çıkmıyordu. En değerli şeydi insan yaşamı. Biz kendi
yaşamımıza da değer veriyorduk. Onu kaybetmek herşeyi
kaybetmekti bir insan için. Sonrası nedirki? Şehadeti
hep düşünüyorduk. Ama yaralanma hiç aklımızdan
geçmiyordu. Yani kurşun bana geldiğinde yaşamımı bir
bütün olarak çalacaktı benim için. Aklımda hep bunlar
vardı.
6- -Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini
nasıl yaşıyorsunuz?
Bu psikolojiyi hiç yaşamamıştım. 14 senedir hiçbir şey
olmamış gibi yaşıyorum. Fazla sorun da etmiyorum. Ama
tabiki insanları bu durum etkiler. Bende çok etkilendim.
Fakat fiziksel anlamda bu oldu. Yoksa moral ve coşku
anlamında bir sorun yoktur.
7-Yaşamda
fiziki olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?
En çok zorlandığım protez ayağın ayağıma bir türlü
olmayışıdır. Bu olmayınca da bir türlü yürüyemiyorum.
Hareket edemiyorum. Bu konuda bir zorluk da yaşıyorum.
8-Bir
gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
İnsanlardan hiç beklentim olmadı. Şu anda da öyledir.
Kendi özgücümü esas alıyorum. Mücadelede düşündüklerimi
ve kapasitemide koruduğum kadar kendime yükleniyorum.
Önderliğe ve şehitlere gücümün yettiği kadar bağlılığımı
sürdürmeye çalışıyorum. Bu temelde beklentilerim ancak
kendimden olur.
9-Savaş
hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle
ilişkisini değerlendirilmesi)
Savaşın bitmesi bizim içinde iyi olmayabilir. Çünkü
düşman barışa gelmiyor. O zaman bu düşman barışa savaşla
gelecektir. İnsanların ölmesinden yana değiliz ama
gerçek bu. Düşman barışı isteyene kadar savaşın
sürmesini istiyorum. Tabiki savaş iyi bir şey değil.
Tabiki barış en iyisidir. Ama düşman çok acımasız ve
barışa da tahammülü yok.
10-Gaziler
için söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Gaziler içinde mesajım ise; gaziler sonuna kadar bu
mücadeleyi sahiplenmeli ve buna öncülük etmelidirler.
Başka bir yöntem kurtuluşumuz olamaz.
11-Kürt
ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Kürtler ve Türkler şunu iyi bilmeldir ki savaşın olduğu
kadar barışın da bir gün yaşanacağını, insanların artık
bundan böyle savaştanda çıkardığı tecrübelerle barışın
ne kadar önemli ve insanlık için nasıl bir anlama sahip
olduğunu daha iyi kavrayacaklarını daha iyi
anlayacaklardır. İstiyoruz ki, artık yeryüzündeki bu
savaşlar bir daha olmamacasına barışla son bulsun. Ama
bir daha olmasın. Bizler zaten barış için savaştık. Onun
uğruna her türlü fedakarlığı da yaptık, can verdik,
bedenlerimizden parça verdik. Barış gelecekse bu
bedeller boşa gitmeyecektir. Bu anlamda gerek Kürt halkı
gerekse de Türk halkı barış mücadelesinde birliği
mutlaka yakalamalılar. Özellikle Türk halkı Kürt
halkının uzattığı barış elini, birliktelik özlemini geri
çevirmesin diyorum.
12- Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat
sportif vb)
Şu an halk çalışmalarındayım. Fiziksel
rahatsızlıklarımdan dolayı bir yandan tedavi görüyor,
bir yandan da siyasi çalışmalarımı yürütüyorum.
|