GAZİ HAYRİ KURTAY ARKADAŞ
 

 
 

.

 

“Kimse sava'tan yana değildir, savaşın felaketi özündedir, sonucu ise korkunç kaybedişlerdir”

Xeyri Kurtay

 

  Diyor gazi Hayri arkadaş; henüz 14 yaşında mücadeleye katılıyor. Küçük yaşlarda omzunda taşıdığı bu ağır yükün henüz farkında değilken çok genç yaşta savaş meydanında mayına basarak ayağını kaybediyor. Gazi Hayri arkadaş röportajında “Barışın insanların karşılıklı hoşgörü, birbirleriyle eşit, özgürce yaşamaları, mülkiyetleri paylaşma, yine düşünce ile maddi ve manevi anlamda anlamlı bir olguyu, özlenen bir amacı temsil ettiğini, Demokrasinin ise insanların kardeş ve özgürce yaşamalarından yana olduğunu, bu anlamda da barışla uyum sürecinin pozitif bir durum aldığını, kendilerinin de bu yeni sürecin dili olan demokrasiyi, dolayısıyla barışı savunduklarını belirtiyor” röportajını sunuyoruz.

 

1-Bize kendinizi tanıtırmısınız?
     1979 Wan Gü
lpınar’da doğdum. İlkokulu terketim. 10 fertlik bir aileden geliyorum. Yurtsever özelliklere sahip bir ailem var. Ailem geçimini hem tarım, hemde ticaret yaparak sağlıyor. Aile içinde çalışmak zorunda kaldığım için okuyamamıştım.

 2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
     Mücadeleye 1993 yılında Zagros alanında katıldım. 1992 yılında Newroz serhıldanında Van’da bir arkadaşımız panzer altında kalarak şehit düşmüştü. Biz bu şehadetten çok etkilenerek intikam amacıyla bir eylem gerçekleştirerek kırsal alanda mücadeleye katıldık. Yine Önderliğin düşünceleride aramızda çok etki yapıyordu. Etkilenmelerimiz bunlardı. 4 kişilik bir grupla biz kırsal alanda mücadeleye katıldık. Zagros, zap, xınere alanlarında faliyet yürütüm.

 3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız?
       1998 yılında Xakurke’de yaralandım. Mayına basarak sağ ayağımın iki karış altından itibaren kaybettim.

 4-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza geliyormuydu?
          Aklıma hiç gelmiyordu. Şehadeti bekliyordum, ancak yaralanma hesapta yoktu. Özellikle mayınla ayağımın gideceğini hiç düşünmemiştim. Daha öncede yaralanmıştım, ancak bu şekilde olacağını hiç tahmin etmemiştim. Yaralandığımda bir şok geçirdim. Artık gerillacılık yapamayacak,  top  oynamayacaktım. Gerilla olmayı çok seviyordum. Hala da öyleyim. Asla da gerilladan kopmayacağım. Şu anda yine gerilladayım. Yaralandıktan sonra arkadaşlarda çok etkilenmişti. En iyi savaşçılardan üçü şehit düşmüş, bende ayağımı kaybetmiştim. Bu yüzden taburda bundan çok etkilenmişti.

 5-Yaralanma anını ve sonrasını anlatırmısınız?
          1998 yılında KDP ile aramızda bir savaş vardı.  Bize yönelimleri çoktu. Biz düşen ise kendimizi savunmak ve saldırılarına cevap vermekti. TC ile birlikte  imha opersyonları gerçekleştiyorlardı. Önderliğe yönelik saldırılarda yoğundu. Önderlik o süreçte Suriye’den çıkarılıyordu. Biz o sıra 5 arkadaşı bir eylemde şehit vermiştik ve onların anısına intikam eylemi düzenleyecektik. Stratejik bir tepeyi hedef  alacaktık. Önce keşif yapıp her şeyi netleştirdikten sonra,  arazinin mayınlı olduğu ihtimalini de vermiştik. Eylem pılanlanası ve tüm hazırlıklar yapılıp bitirildikten sonra, hemen harekete geçtik. Tüm guruplar yerlerini aldıktan kısa süre sonra  saldırı emri geldi. Tam arkadaşalara gidelim dediğim anda ayağımda mayın patladı.İlk başta B7 Roket atar atışı zannetmiştim. Adım atım ama acılar içinde yere savroldum.O zaman anladım   ayağımda mayının patladığını, hayallerimi alt üst eden mayının. Gök yüzünü ay ışığı doldurmuştu, yoldaşlarıma yük olmamak ve sağ ele geçmemek  için  üzerimdeki bombaları patlatacaktım,  ama arkadaşlar bana engel oldu.Beni oradan cıkarıp noktaya getirdiler.İlk tedavim yapıldıktan  bir ay sonra tedavim için alandan ayrıldım.

6-Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
         Kendime gaziyim gözüyle hiç bakmadım. Eskisi gibi olamıyacağım kesin ama  hiçbir zaman savaş dışı kaldığım psikolojisini yaşamadım. Çünkü kendimi savaşın dışında bırakmadım.Yapa bildiğim her çalışmaya kendimi kattım.  Gaziyim diye hiçbir çalışmadan alı koyamadım kendimi. Bu sebeple ciddi bir sorun yaşamadım. Şu anda da öyle olumsuz psikolojiyle hareket etmiyorum. Hala da HPG çalışmalarında yer alıyorum.

7-Yaşamda fiziki olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?

        Fiziki olarak çok cidi zorlanma yaşamıyorum. Tüm çalışmalarda aktif  bir şekilde yer alabiliyorum. Bu konuda her hangi bir zorlanmam yoktur. Ancak ayağımın yara kısmında zaman zaman  yaralar çıkıyor, yine kemik uzaması oluyor bu sebeplerden dolayı ameliyat olmak zorunda kalıyorum. Amelyat süreçlerinde çalışmalara ara vermek  durumunda kaldığım için zorlanıyorum.

 8-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
         İnsanlar sosyal bir varlık oldukları için, her zaman  maddi ve manevi olarak birbirlerine  muhtaçtırlar. Bu yüzden  insanlardan beklentim, fark yaratılmaksızın ayrımcılığa, dıştalayıcılığa gidilmemesini, birbirlerinin inanç değerlerini hoş görüyle karşılamasını  bekliyorum. Bu anlamda insanlar arasında birlik, beraberlik ve dayanışma eşittir anlamlı bir yaşam,güzel bir dünya.

 9-Savaş ve barış hakkında ne düşünüyorsunuz?
        Şahsen benimsemediğim bir olgudur.  Özünde acı, kan, gözyaşı, taribat ve yıkımı taşır. İrade kırıp tahaküm ve  sömürüyü amaçlar. Daha çok talan, sömürü ve hakimyet  için insanlar öldürülmüş, yerinden yordundan edilmiştir. Buna karşı teslim olmayan, hak ve özgürlüklerini savunan  mazlum halklara kalan, direnme savaşı temelinde meşru savunma  kaçınılmaz olmuştur. Özellikle Kürt halkı senelerdir sömürülüyor, her türlü insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılıyor. Sözde Demokrası ve insan hakları savunuculuğu yapan emperyal ve egemen güçler ise çıkarları gereği bu soruna gözlerini kapatmış, kolaklarını tıkamış, ağızlarını mühürlemişlerdır. Yetmezmiş gibi davamızı dıştalayan yaklaşımlarda bulunuyorlar. Yüz yıllardır  Kürt halkı sömürülüyor, bastırılıyor, işkence ediliyor, inkar ve imha politikalarıyla karşı karşıya bırakılmış asimile edilmeye çalışılmış olmalrına rağmen, Kürt halkı kendi dinamikleriyle,  öz gücüyle kendisini savunmuş ve bu güne getirmiştir. Haklarını alıncaya kadarda bu mücadelesini sürdürecektir. Bu gerçeğin böyle bilinmesi gerekir. Yüz yıllardır bu acıyı yaşadığımız için, herkesten çok barış ve demokrasi isteyen güç olduğumuz bilinmelidir. Önderliğimizin  " Tüm dünyaya saldıracak gücümüz olsa dahi hiç kimseye saldırmıyacağız, tüm dünya birleşip üzerimize gelsede meşru savunma savaşımızı vereceğız" belirlemesi her şeyi ifade ediyor.  Çok şehit verdik ama özgürlüklerimizin sağlanması için bunun gerekli olduğuna inanıyorum. Kimse savaştan yana değildir, savaşın felaketi özündedir, sonucu ise korkunç kaybedişlerdir. Haklarımızın alınması için gerekirse savaşılmalıdır. Barış; insanların karşılıklı hoşgörü, birbirleriyle eşit, özgürce yaşamaları, mülkiyetleri paylaşma, yine düşünce ile maddi ve manevi anlamda anlamlı bir olguyu, özlenen bir amacı temsil eder. Demokrasi insanların kardeş ve özgürce yaşamalarından yanadır. Bu anlamda da barışla uyum süreci pozitiftir. Bizlerde demokrasiyi dolayısıyla barışı savunuyoruz. Önderliğimizin bunca çabası bunun içindir. O hep o zor tecrit koşullarına rağmen barışın mücadelesini verdi. Bizde gaziler olarak, Önderliğimizin bu barış ve demokrasi mücadelesinin iyi birer militanları olmaya kendimizi adadık. Bizlerde diğer halklarla bir arada özgür, kardeşçe, eşit haklara sahip yaşamak istiyoruz. Bu kadar yıl savaştık, Önderliğin geliştirdiği mücadele Önderliğin temel ilkeleriyle mücadeleyi geliştirdik. Şu ana kadar İmralı adasından ağır tecrit koşullarından barış mücadelesini yoğun çabalarıyla veren Önderliğimizin çabalarına layık olmak için Önderliğimizin geliştirdiği paradigma olan “Demokratik Konfederalizm”in sonuna kadar takipçisi olacağız. Amacımız ve hedefimiz budur.

 10-Ülkede ve tüm dünyadaki gazilere mesajınız nedir?
Bir savaş mağduru olarak tüm gazilere birleşmeleri, Önder APO’nun geliştirdiği demokratik, toplumsal cinsiyetçilik paradigmasının yaşamsallaştırmasında öncü rolünü oynamalarını istiyorum. Düşmanın her türlü imha ve inkar politikasına karşı tüm gaziler birleşerek bu mücadelenin yenilmez savaşçıları olmalıdır. Daha fazla güç ve daha fazla destek vermek için tüm gaziler birlik olmak zorundadırlar. Önder APO’nun düşüncelerinin pratikleşmesi görevine gaziler öncülük etmelidir. Gazilerin barış ve demokratik mücadeleyi geliştirmeleri, koordineli bir şekilde çalışmaları gerekir. Tüm gaziler bu yönüyle daha güçlü bir çalışmaya girmeleri şarttır. Onların savaşta verdiği her bir parça dünyanın ezilen halkları içindi. Bunu çok iyi bilince çıkarmamız gerekiyor.Bu nedenle Önderliği iyi takip etmeli, onu yaşamımızın her anında hissetmeli, onun düşüncelerini pratikleştirmeliyiz. Ülkedeki ve dünyadaki tüm gaziler birlik mücadelesini geliştirmeli, istenilen hedefe kilitlenmelidirler. Bu anlamda ben tüm gazilere bundan sonraki bu kutsal amaçlar doğrultusundaki çalışmalarında başarılar diliyorum.

 11-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Kürt halkı senelerdir sömürülüyor. Kimlik sahibi olamıyor. Yine dil ve kültür anlamında da bu böyledir. İmha ve inkar politikası sürekli üzerinde uygulanıyor. Biz bunları kabul edemeyiz. Önderliğin geliştirmiş olduğu Özgürlük Mücadelesi bu korkunç gerçekleri açığa çıkardı. Mazlumlar, Kemaller, Hayriler bunu açığa çıkardı. Kürt halkı dil ve kültür sahibidir binlerce yıldır. Şimdi herkes bilinçlendi. Bu sebeple yeni demokratik sürece Kürt halkı daha fazla katılmalı ve her yönüyle bunu düşmana hissettirmeli, imha ve inkar politikasını boşa çıkarmalıdır. Önderliğimizin düşüncelerinin ölümsüzlüğünü ispatlamalıyız. Ortadoğu ve tüm insanlık içindir bu düşünce. İnsanlar bununla bilinçlenip özgürleşecekler. Önder APO’nun felsefesi ve ideolojisi Kürtler tarafından uygulanacak ve takip edilecektir. Kürtler Ortadoğu’da temel güç olan bir halktır. Bu mücadeleyi de yükseltecek temel güç yine Kürt halkıdır. Türk halkı içinse bu mücadele, sadece Kürt halkının mücadelesi olmadığı, kendisini de doğrudan ilgilendirdiğini, Kürt halkının özgürlüğünün Türk halkının da özgürlüğü olduğu gerçeğini kendilerinin kavramasıdır. TC imha ve inkar politikalarıyla kendisini bataklığa sürüklüyor. Bu nedenle çözümsüzlüklerine son vermeleri şarttır. Kürtler ve Türkler kardeş halklardır. Türk halkı bin yıldır bu coğrafyada yanımızda ama eşit olmayan koşullarda yaşadı ve yaşıyor. TC’nin imha ve inkar politikalarına karşı cevap olamadılar. Bu nedenle Türk halkı yeni barış ve demokratik sürecini iyi bir fırsat olarak değerlendirmeli ve Kürt halkına karşı gerici önyargılarına bir son vermelidir.

 12-Şimdiki uğraşılarınız nelerdir?
Şu an ayağımın ameliyatıyla uğraşıyorum. Kesik ayağımdaki kemik uzamasından dolayı ayağım tekrar kesildi. Tedavim hala devam ettiği için şu an çalışmalar içinde değilim, ama elimden geldiği kadar yine arkadaşlara yardım ediyorum. 

 

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com