GAZİ SERHAT BOTAN ARKADAŞ

 
 

.

BAŞARMAK İSTEYEN BİR GENÇ GERİLLA

Genç yaşlarında Parti’ye katılmış bu arkadaş henüz savaşamadan savaş ortamından ayrılmasından dolayı büyük bir hayal kırıklığı yaşasa da bu durumuna çabuk adapte olup,  kendisini örgüt hizmetine hazırlamasını bilmiştir. Bu yüzden de halk Özgürlük mücadelesinde kendisini her gün geliştirerek doğru anlamayı ve doğru yapmayı hedef olarak seçmiştir.
         Ben  1992 yılında  Siirt Merkez de  dünyaya geldim. 9 çocuklu yurtsever bir ailenin 5. Çocuğuyum, ailemin sınıfsal karakteri kozmopolit tir. Ailem 90’lı yıllarda düşman tarafından köyümüzün yakılması sonucu Siirt  merkeze  göç etmek  zorunda  kaldık. Ortaokul mezunuyum okula devam etmeyişimin  nedeni ailemin  göç sonrası yaşadığı  maddi  ve  manevi sıkıntılardır. Benim karakteristik yapım  feodal özellikler taşısa da bende küçük burjuva özellikleri  daha  ağır basmaktadır. ama bu her iki sınıf özelliği ile çatışan emekçi bir yanımın olduğunu da belirtmeliyim.  Zaman, zaman  bu kozmopolitlik yapılanmamdan dolayı darlık tepkisellik kendini gösterse de bunlar aslında  yaşamış olduğum toplumsal gerçekliklerden kaynaklanmaktadır.

         Ben 2009 Nisan ayında  Şırnak üzeri Haftanin’den katıldım. Katılmamın sebebi düşmanın halkımız  ve Önderlik üzerindeki baskıları görünce  ve  her gün 10’larca  Kürt çocuğunun katledildiğini görünce baskılardan dolayı katıldım.

        Ben 2010 Mart ayında Metina’da yaralandım. Ben ve  bir arkadaş araziyi dolaşmak için çıktık. Gelişte  bir mayına basarak  sol  ayağımdan  yaralandım. Yaralandıktan sonra  10 saat sonra hastaneye geldim, ameliyattan sonra  sol  ayağım  kesilmişti.

        Ben  PKK’ye  katıldığım zaman  şahadetimin olabileceğini tahmin ediyordum, fakat  yaralanma ihtimali aklımın ucundan  bile  geçmiyordu. Fakat bunun da bir  mücadele gerçekliği olduğunun bilincinde olduğumu belirtebilirim .

       Bir  arkadaşla birlikte arazi keşfine Tepe Hakkari’ye çıkmıştık.  Bazı mevzileri incelerken girmiş olduğum mevzilerden birinde   basmış olduğum mayın nın patlaması sonucunda kısa  bir  süre kendimden geçmiştim gözümü açtığımda araziyi tanıdığım yeni arkadaş bana sarılmış ağlıyordu. Kendisini sakinleştirdikten sonra yardım etmeleri için arkadaşları çağırmaya  gönderdim onu .  Ben de belimdeki  şutiği çıkarıp ayağıma 3 ayrı yerden  bağladım. Her şeyden önce kanamayı durdurmam gerektiğini biliyordum. Biraz daha toparlanınca bir an partiye yük olmamak için  silahıma uzanıp  kendimi öldürmeyi istedim. Gördüğüm diğer gazi arkadaşlar aklıma gelince  ve  şehitlere  verdiğim söz aklıma gelince  ucuz bir  ölümün değerlere  ihanet olacağını düşününce kendimi öldürmekten vazgeçtim. Bir süre   bekledikten sonra  sürünerek  tepeden  aşağı inip  arkadaşları bekledim. Arkadaşlar  gelince bir taraftan bana moral veriyor bir taraftan da  yaralılığımı  unutturmaya çalışıyordu. Bir  arkadaş  beni  sırtlayıp  tepenin  aşağısında  geçen araba yoluna  indirdi. Arkadaşlar  araba  istemişlerdi araba gelince  arkadaşlar  beni arabaya bindirip hastaneye  yolladılar.

        Her şeyden önce  düşmana karşı bir  fiil savaşma  istemim  çok  yoğundu, fakat  artık bu istemin ne kadar gerçekleşe bileceğini  bilmemek  beni  çok zorluyor.  Televizyonda her  bir arkadaşın şahadetini duyunca biraz daha  zorlandığımı belirte bilirim. Özelikle  tanıdığım arkadaşlar  şehit  düşünce   bu düşmana  muhakkak cevap vermem gerektiğini düşünüyorum. Bir  an fakat gazilik  konumum  aklıma gelince  bir  gün ayağa kalkınca  muhakkak  hesabını düşmandan hesabını  soracağım deyip,  düşmana karşı  sözümü yeniliyor ve kendimi güçlü bir  şekilde  sorguluyorum .

         Şuan  bir tedavi  sürecindeyim  henüz protez takmadığım için, koltuk  değnekleriyle  yürümek fiziki olarak  biraz  zorlasa da, asıl  zorlanma  psikolojik alandadır. Özellikle de   arkadaşlara yardım edememe, sürekli arkadaşların bana hizmet  etmesi,  beni en  çok zorlayan konulardır. Tabi iyileşince yoldaşlara ve  örgüte en iyi  şekilde  hizmet etme  çabasında  olmak  için elimden geleni yapacağım

          Her şeyden  önce  halkımdan  ve  ilerici insanlıktan isteğim, bizim haklı  mücadelemizi ve  Önderliğimizi doğru anlamaları ve  bizden yana tavır koyup,  sömürgeci tc  devletine karşı vermiş olduğumuz  insanlık  mücadelemize  sahip  çıkmalarıdır. Ben de  bir  gazi olarak  insan için  en  kutsal olan  vücut bütünlüğünden bir  parça vermenin onurunu yaşıyorum. İnsanlar bana  yaklaşırken de kesinlikle  bana  acıma  duygusuyla değil,  savaşın acımasız bir gerçeği olarak  bakmasını  tercih ederim .

           Savaşın yıkıcılık gerçeğini biliyorum, fakat  bir  halk için  kendini  ifade  etmenin  bütün yolları tıkanmışsa tek  yol  savaşsa bu  halkın bireyleri  bu  savaşı  vermeme onursuzluğunu kabullenmeyip, savaşmak zorundadır. Aksi  durumda yapılan soykırıma  ortak olmaktan kurtulamaz, bu  bireyler  bilindiği üzere  partimiz ve Önderimiz defalarca  bu  savaşın  bitmesi  için  tek  taraflı  ateşkesler  ilan etse de düşmanımızın  buna  cevabı  halkımızı  tanımama  ve  imhada   ısrar  oldu. Her  onurlu  insanın  ve  partinin  duruşu  olan, gerektiğinde  savaşta  dahil  her  türlü savunma  mekanizması  bir  zorunluluksa bu zorunluluğu uygulamak olması gereken  duruş  biçimidir. Bu  duruş biçimi de bence olmasa olmazdır  .

         Bütün gazi  arkadaşlar savaş gerçekliğini  biliyor çünkü  savaş gerçeğini  en  yakın  yaşayanlardır. Gazilik Önderliğimizin belirttiği  gibi  (gazilerimiz  yaşayan  şehitlerimizdir)  demektedir.  Yani gaziler önderliğe ve partiye en fazla sahip çıkmaları gerekenlerdir.

      Bugüne  kadar  halkaların  kardeşliği eşitlik  ve  özgürlük  için  mücadele   ettik, bundan sonra da  tc  faşist devletinin  Türk  ve  Kürt  halkı üzerindeki baskı  ve  zulmüne karşı  mücadele  etmelerini  bekliyorum . 

 

                                                       Serhat  Botan                                        

                                Devrimci Selam ve  Saygılar

 

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com