GAZİ RÜSTEM HALIL ARKADAŞ

 
 

.

“Ben Savaş Taraftarı Birisi Değilim”

Rustem Halil

       Diyor Gazi Rüstem arkadaş. Gazi Rüstem’de çok genç yaşlarda diğerleri gibi mücadeleye katılıyor. 17 yaşında geldiği mücadelede 26 yaşındayken mayına basarak ayağını kaybedip gazi oluyor. Gazi Rüstem arkadaş röportajında “ kendi savaşlarının aslında bir meşru savunma savaşı olduğunu, savaşların şiddet ürettiğini, iktidarları, devleti büyütmeye yaradığını; kan, cinayet, katliam, acı ve gözyaşı yalnızca savaşlarda olabileceğini, bu nedenle barışın en güzel çözüm olduğunu, ancak savaştan anlaşıldığı kadar barıştan anlama gücünün karşı tarafta olmadığını, bu nedenle de bedelsiz demokraside barışın hayal olacağını” belirtiyor. Gazi Rüstem arkadaşla yaptığımız röportajı olduğu gibi yayınlıyoruz.


      
1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Güneybatı Kürdistan’da, dirbêsiyê’de 1980 yılında doğdum. Ortaokul mezunuyum. 11 kardeşli bir aileden geliyorum. Ailem yurtseverdir ve ticaretle geçimini sağlıyor.

       2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
1997 yılında Mücadeleye yine Tıpbespiye’den katıldım. Tek başıma mücadeleye katıldım. Katılırken öyleydi. Bir kızkardeşimde 1999 yılında mücadeleye katıldı. Yani benden iki yıl sonra katılmış.

       3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız
2006 yılında 20 Aralıkta yaralandım. Sol ayağımı ayak bileğinden itibaren bir mayında kaybettim. Asos alanında mayına bastım.

       4-Yaralanma anını ve sonrasını anlatır mısınız.
O süreçte bir arkadaş İran tarafında yaralanmıştı. Bizde görev esnasında bazı kopmaları yaşamıştık. Sonrasında ben geri dönmek zorunda kaldım. Geri döndükten sonra bilinçli olarak  yoldan çıktım. Tepeye onları görmeye çıkmıştım. Tam o sırada yol üzerindeyken mayın patladı. Mayın patladıktan sonra hemen yere düştüm. Patlama sesinden 20 dakika sonra arkadaşlar yanıma yardıma geldiler. Düzlük bir arazi olan  bir köyden ilk yardım bana geldi. Sonrasında arkadaşlar beni  hastaneye kaldırdılar. Tabi yardıma önce köylüler gelmişti. Sonrasında da arkadaşlar geldi. 1 hafta hastahanede  kadım. Orada ayağımı diz kapağının altından itibaren kesmek istediler, bende bunu kabul etmedim. Çünkü ayak topuğum hala yerinde duruyordu. Sonrasında başka hastahaneye gidip orada ayak bileğimden itibaren ayağımı kestim. 15 gün hastanede kaldım. Sonrasında da tekrar dağa gittim. Tabi tedavim hemen bittikten sonra.

    5-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza geliyormuydu?
Hiç aklıma gelmiyordu. Şehadetler hep aklıma geliyordu, yani “bende şehit düşerim” diyordum ama mayına basmış, ayağımı kaybetmiştim. İnsan savaşa katıldığında ilk ve son aklına gelecek olan şey ölümdür, şehadettir. Böylesi bir yaralanmayı doğrusu hiç beklemiyordum.

       6- -Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
Olumsuz bir psikoloji yaşamadım. Yani çok üzülmüştüm, ama ne yapalım bir sefer olmuştu. Her işi artık yapamayacaktım. O zamanki psikolojim buydu, ama şimdi her yerde yapabilirim. Dağda bile mücadele edebilirim. Tabi yine de yapmak istediğim ama bir türlü yapamadığım bir iş olursa  üzülüyorum, ama yine de her işin altından kalkabilmek beni umutlandırıyor.

       7-Yaşamda fiziki olarak  zorlandığınız noktalar nelerdir?
 Ayağımın dışında başka zorlanmam, rahatsızlığım yoktur. Tabi fazla yürüdüğüm zaman oldukça zorlanıyorum. Fazla yürümek normalde herkeside zorluyor. Fiziki zorlanmalarımdan öte psikolojik anlamda bazı duygusal ve objektif olmayan yaklaşımlarda beni zorluyor.

      8-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Bana bazen çevremizdekiler diyor  “sen yaralısın, fazla bir iş yapma” ya da “acıma” duyguları beni çok rahatsız ediyor. Özellikle çok duygusal yaklaşımda bizi zorluyor. Bizlere hep eksik insan gözüyle bakmak bizim kaldırabileceğimiz bir anlayış değildir. İnsanlar bizlere doğru yaklaşmalıdır. Aslında bu onların hatası değil. Onların az bilgilenmesi buna neden oluyor. Hepimiz çalıştıkça kimse öyle bize bakmayacaktır. Bana “sen yapamazsın” dediklerinde ben çok daralıyorum. O sebeple işlere daha yoğun kendimi katıyorum. Zaten ben  yapacağım işe el atıyorum, yapamayacağım işlere değil.

      9-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle ilişkisini değerlendirilmesi)
Ben savaş taraftarı birisi değilim. Hedefimiz barıştır. Barış taraftarıyız. Savaş taraftarı değilim, ama savaşında bu koşullarda da gerekli olduğunu düşünüyorum. Savaşın birinci faktörü insandır. Herkesin kendine göre bir savaşı var. Bizimde kendimize göre savaşımız meşru savunma savaşıdır ki, bu insanoğlunun hatta dünyadaki yaşayan tüm canlıların en doğal bir şekilde kendini dışarıdan ve içeriden gelecek tehlikelere karşı korumak için geliştirmek zorunda kaldığı savunma refleksidir. Bu anlamıyla bizimde savaşımız aslında bir meşru savunma savaşıdır. Savaşlar şiddet üretir. İktidarları, devleti büyütmeye yarar. Kan, cinayet, katliam, acı ve gözyaşı vardır savaşlarda. Bu nedenle barış, en güzel çözümdür. Ancak savaştan anlaşıldığı kadar barıştan anlama gücü, karşı tarafta yok. Bedelsiz demokraside barış hayal olur.

       10-Gaziler için söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Tabiki var. Gaziler Önderliğin dediği gibi “yaşayan şehitlerimizdir” belirlemesi biz gaziler için çok anlamlı bir belirlemedir. Gaziler, yaşayan şehitlerimiz olduğu kadar bu savaş ve barış mücadelesinde en çok rolü oynaması gereken kesimdir. Savaşın acısını ayağında, elinde, gözlerinde yaşayanlardır. Bu anlamıyla acıyı ve eksik yaşamı en derinden hissederek yarı hayal kırıklığıyla yaşayan kimselerdir, ancak bu hayalkırıklığı onların daha aktifleşmesiyle güzel bir ürüne dönüştürülebilir. Sorun sadece iki ayakla yapmak değil, tek ayakla da olsa önüne çıkacak olan işleri başarabilmektir. Gaziler ne yapmalıdır sorusu bence çok önemlidir. Çünkü dünyamız artık savaşlar ve kirli kara silah ticareti ile ekolojik dengeyi altüst edecek ağır sanayi ürünlerinin tahribatlarıyla yüzyüze bırakılmakta, adeta yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın yaşamları %5’lik zengin bir küçük kesimin refahına, lüks yaşamlarına kurban edilmektedir. Bu durumu en başta biz gazilerin kabul etmemesi gerekiyor. Savaşın acısını ve kaybettirdiği şeyleri yaşayan gaziler, buna sessiz kalmamalı, aktif bir şekilde mazlum halklara geliştirilen sömürgeci ve kapitalist savaş saldırılarını ortadan kaldırmanın yollarını, yöntemlerini bulmalıdır. Niye biz gaziler diğer ülkelerin gazileriyle buluşup bir gaziler cephesi oluşturmuyoruz. Küreselleşmeye, kapitalizme, savaşlara ve faşizme karşı bir ortak duruş sergilemiyoruz. Bence sadece bölgemizde değil, dünyadaki tüm gazilerin birleşip bu savaş denilen suni felaketi engellemesi gerekiyor. Bunun için tüm dünya gazilerine “gelin birleşelim ve insanların ölmesini ve sakat kalmasını engelleyelim” diyorum. Herhalde en kutsal çalışma bu olacaktır.
      11-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?

Tabiki var. Zaten halkımız her gün, her an bedelini çok ağır bir şekilde ödüyor. Tabi bu işin bir yönü. Diğer yönü de halkımızın kendisini savaşta olduğu kadar siyasi alanda da göstermesi gerekiyor. Kürt halkı bu konuda biraz zayıftır, ancak fedakarlık ve savaşa gelince gerçekten her zorluğun altından kolayca kalkabiliyor. Bu anlamda siyasi alanda mücadelesi daha yoğun ve aktif olmalıdır. Türk halkı ise her ne kadar rolünü oynamadıysa da hala da geç değildir, çünkü bu savaş kendilerini de direk ilgilendiriyor. Kendi çocukları da Kürt halkının çocukları gibi bu savaşta yaşamını yitiriyor. Bu nedenle ister istemez Türk halkıda bu savaşın içindedir, ama öyle sadece seyirci kalmamalıdır. Yoksa daha çok şeylerini kaybedebilir. Türk halkının yiğit evlatlarıda mücadelemiz içinde vardır. Hemde merkezi bir konuma kadar gelen Türk şehitlerimiz var. Hala da içimizde bizim yanımızda sömürgeciliğe karşı savaşan onurlu Türk evlatları var. Türk halkı artık bunları bilmeli. Madem kardeşçe yaşayacağız o zaman  aile içerisindeki kavgada seyirci kalmasını da kabul etmeyeceğiz. Eşit, adaletli ve özgür birlikteliği yaşayacaksak hep birlikte yaşayacağız. Tek başına özgürlük, eşitlik gibi hep banacılık olmaz, olamaz. Kürtleri sevecek, kardeşini sevecek ve eşit koşullara razı olacak bir halk olmalıdır Türk halkı. Bunun içinde bağlı bulunduğu egemen sisteme yani devletine baskı uygulamalı, Kürt halkının yanında onurlu yerini almalıdır.

       12- Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif vb)
Şu an tedavilerimde sürüyor ama bitmek üzere. Kendimde yine bu süreçte çalışmalara aktif olarak katılıyorum. Hiç bir şeyi kendime engel yapmıyorum. Yine Özgür Kürdistan dağlarında mücadeleme büyük bir hırsla devam ediyorum.  

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com