| |
.
15 yıl süren savaş
diğer savaşlarda olduğu gibi bu
savaşta da miras olarak geriye
acı, kan ve gözyası bırakmıştı.
Ama şunu da göz ardı etmemek
gerekirdi. Düşman tarafından
kabul edilmeyen bir halk
gerçekliği vardı, belkide
varlığının son yıllarını
yaşıyordu. Mezara kimliği ile
birlikte gömülecek bir halk
gerçekliğiydi aslında yaşanan.
Binlerce yıllık köklü ve zengin
bir kültüre sahip olmasına
rağmen yaşadığı alanda en çok
dışlanan, en çok horgörülen, en
çok zulme ve jenoside uğrayan,
en çok diasporalar geçirerek
oradan oraya savrulup giden bir
halk gerçekliğiydi. Kendi evinde
esareti, köleliği, yabancılığı
ve zulmü yaşayan bir halk neden
kendi sesini sağır, dilsiz, kör
gibi üç maymunları oynayan
dünyaya duyurmasındı. Yoksa yok
olup gitmek içten bile değildi.
Bir şeyler yapmak gerekiyordu...
Ortadoğu'nun en köklü ve ilk
yerleşen halkı olan, Mezopotamya
topraklarının gerçek sahibi olan
Kürtler, Neolitik devrimle ilkel
çağların en modern yaşam tarzını
kendi içinde yaşayan ve bu
anlamda tüm dünyaya ilklerini,
icatlarını ihraç ederek insanlık
tarihine ve bilimine en büyük
katkiyi gerçekleştiriyordu.
21.yüzyılda kendi topraklarında
baskaların kölesi olması, esaret
altında yaşaması, dili, kimliği
kabul edilmemesi bırakalım
dünya, ülkeler hukukunu; insan
ahlakıyla, insan vicdanıyla ne
kadar bağdaşabilirdi ki...
Başasağı gidiş o halde nasıl
durduralacakt?
O dönemlerin Türkiye
metropollerinde okuyan bir grup
öğrenci gençliği bu başaşağı
gidişe DUR! diyecekti. PKK
oluşumuyla Kürt halkının tek
iradesi böylece ortaya çıkmış
oluyor, Kürler artık mezara
girmekten kurtuluyordu. 15
Ağustosla başaşağıya gidiş
tersine çevrilirken bir halk,
Ortadoğunun en eski halkı yavaş
yavaş dirilmeye, ölüm uykusundan
uyanmaya başlıyordu. 15 sene
süren korkunç savaşın sonucunda
dirilme başarılırken kurtuluşun
safağı atmaya başlıyordu. Bu
savaşta büyük acılar, büyük
kayıplarda verilmişti. Her iki
tarafta bu savaşın acılarını
bizzat da yaşadılar. Tarihte
Kürtler olmaksızın adım bile
atamayan Türkler en büyük
ihanetini, acımasızlığını ve
çözümsüzlüğünü bu savaşta büyük
bir inatla ortaya koyarak
gösterdi. Peki neden bu kadar
haksız olduğu halde bize düşman
gibi saldırdı? Savaşa sarılan,
savaşmak isteyen, ölmek ve
öldürmek isteyen elbetteki
Kürtler değildi. Kürtler tarihte
de en büyük hediyeyi hep
Türklere vermişlerdi.
Selçukluların Kürdistan'a ve
kendi deyimleriyle Anadolu'ya
gelişleri ve yerleşmeleri,
Bizansı yenmeleri Kürtlerle
kurdukları ittifaklarla
gerçekleştirildi. Yine Yavuz
Sultan Selim zamanında Kürtlerle
kurulan ittifakla Çaldıran ve
Mısır zaferıyle Osmanlı
Devleti'nin bir imparatorluk
haline dönüşmesi
gerçekleşiyordu. 1. Dünya savaşı
yıllarındaki o meşhur Çanakkale
zaferi Kürtlerin desteği olmadan
kazanılabilinirmiydi? Yine
1920-1922'lerdeki kurtuluş
savaşı zaferi Kürtlerle kurulan
ittifakla gerçekleşmişti.
1920'de kurulan TBBM nin ilk
milletvekilleri Kürtler
değilmiydi? Erzurum ve Sivas
Kongreleri İlk Kürdistan'da
yapılmamışmıydı? M.kemal ilk
desteği Kürtlerden almamışmıydı?
Bunlar niye unutuluyor. Ya bu
güne bakalım. PKK Türkiye
Cumhuriyetini
demokratikleştirmek için ortaya
çıkan bir harekettir. Salt
sadece Kürt halkının kimliği ve
kültürel hakları için çıktı
demek PKK'ye dar yaklaşmak onu
anlamamak demektir. PKK; Hem
Türkiye'nin
demokratikleştirilmesi, hem
Ortadoğu'da artık eski dikta;otokratik,
teokratik, oligarşik yönetim
şekillerinin aşılarak
demokratikleştirme hamlesini
gerçekleştirme ve tüm dünya
halklarının, ezilenlerin,
çocukların, kadınların,
yaşlıların etkin sesi olmayi
hedeflemiş bir halk hareketi,
bir Ortadoğu hareketi, bir dünya
hareketi, bir insanlik hareketi
ve tüm dünyayi doğasıyla
birlikte kucaklayan bir sevgi
bir hümanizim hareketidir.
Önderliğin dediği gibi;
"PKK sadece bir ulusal hareket
değildir. Sadece bir demokrasi
hareketi de değildir. Ya da
yalnızca bir sosyalist hareket
demekte doğru olmaz. PKK, bir
insanın çok köklü yeniden yaşama
çekilmesi hareketidir" diyor.
Bu anlamda 2000 yıllara gelirken
Türk yetkilileri PKK'nin
Türkiye'nin AB'ne ve müzakere
sürecine dahil olmasında
katkılarını niye görmezden
geliyorlar? Önderliğimizin,
alçakça uluslar arası bir
komployla tutsak edilmesine
rağmen yine Önderliğimizin
isteğiyle savaşın durdurulması,
Türkiye'ye bir şans daha
verilmesi temelinde gerilla
güçlerini sınırların dışına geri
çekmesi 1993'teki ateşkesten bu
yana verilen onlarca iyi niyetli
yaklaşımlara bir katki olmasına
rağmen TC devletinin imha ve
inkardaki ısrarı Türk
yetkilileri tarafından nasıl
Türk halkına izah edilecektir?
Bu kadar iyi niyetli
yaklaşımlara karşılık bu
nankörce yaklaşım
gösterilmemeliydi. Hani bize
"hep kardeşiz" edebiyatını
patlatanlar niye bu kadar
kardeşlerinin üzerlerine imha ve
inkarla geliyorlar? Niye bu
kadar operasyon yapıp halkımıza
ve doğamıza zarar veriyorlar?
Niye binlerce insanımızı
cezaevinde tutuyorlar? Niye hala
bize ötekiler diyorlar? Niye
düşman gibi yaklasiyorlar.
Tarihte nerede görülmüs bir
örgütün ateskes ilan ettigi?
Ispanya'da; Fransa'da,
Ingiltere'de, Sri Lanka'da,
Kolombiya'da, Meksikada,
Filistin'de, Doğu Timor'daki
özgürlük için savaşan gerilla
güçlerinin hiç biri ateşkes ilan
etmedi. Önce ilan edenler bu
savaştıkları devletler olmuştu.
Bizde ise bunun tersi
gerçekleşmesine rağmen Türk
devleti bu iyi niyetlerimize hep
ırkçı, faşizan, imha ve inkar
politikasıyla yaklaşım gösterdi.
Bunun adı kardeşlik değil,
düşmanlıktır, barbarlıktır.
Pratik bunu gösteriyor. Bu
gerici mantığın arkasındaki
güçlerin savaş rantçıları olduğu
herkes tarafından bilinmesine
rağmen ben milliyetçiyim, ben
vatanseverim diyen kesimler bu
yanlış politikanın niye önüne
geçmeyipte bu politikanin
destekçisi oluyorlar? İnsan bu
kadar bencil, nankör ve zalim
olmamalı. Bu pusulayı şaşırmak,
gemiyi içindekilerle batrrmak
demektir. Dünyada tüm çatışan
güçler barıştı, IRA İngiltereyle,
ETA İspanya ile, Tamil
Kaplanları Sri Lanka ile, Doğu
Timor Guzmanla, Korsika Fransa
ile, ZAPATA Meksika ile, EL
Fetih İsrail ile, FARC Kolombiya
ile ve irili ufakli bir çok
ülkede ismini bilmediğimiz bir
çok çatışan güçler barışti. Peki
Türkiye tarihte olduğu gibi niye
herşeyde böyle geç kalıyor?
1299'da Osmanlı Devleti
kurularak feodal döneme
geçilirken dünya o sıra
Merkantalist burjuvasını
yaratarak Kapitalist döneme adım
atıyordu. Acaba Türkiye bir kez
olsun geç kalmadan doğru bir şey
yapacak mı diye çok merak
ediyoruz. Gecikme, geriden
dünyayı takip etme, değişim ve
dönüşümdeki bu durgunluğunu
acaba ne zaman terkedecek? Rus
devrim önderi Lenin'in bir sözü
vardı. "dün erkendi, yarın çok
geç olabilir, o halde hemen
şimdi". Yani Yarın Türkiye için
çok geç olabilir.
Kürdistan'daki savaş
yıllarına geçerken savaşın acı
ve zorluklarını çeken binlerce
insanlardan birileri olan
Gazileri ve onların yaşadikları
anılarının kısa bir özetinin
röportajını sizlere sunacağız.
15 yıl süren ve hala devam eden
bu amansiz savaşın bir dönem
askeri güçlerinin yaşadıkları ve
boynunda ömür boyu taşıyacakları
bu manevi şerefli erdemin
sahipleri olarak kaybettikleri
organlarına karşılık yaşadığı
duygu, düşünce ve mesajlarını
siz insanlara, gazilikten belki
de uzak yaşamış olan insanlığın
büyük bir çoğunluğuna seslenmek,
yine gazi arkadaşlarımızın
seslerini duyurmak, savaşın
korkunç yüzünü bir kez daha
hafızalara yerleştirmek ve
bundan sonra insanların ölmemesi
ve sakat kalmaması için savaşa,
zulme, faşizme ve her türlü
demokrasiden uzak yönetim
biçimlerine karşı durmanın bir
insanlık borcu olduğunu
unutmamak gerektiğini
hatırlatarak hem savaşan hemde
bu savaştan zarar gören gazi
olan halktan bazı insanlarımızın
röportajlarını sizlere
sunuyoruz.
Kürdistan
Gaziler Kurumu
|
|