|
.
"Dünyadaki
tüm gaziler savaşa karşı birleşmeli ve barışın
mücadelesini bir çatı altında toplanarak yürütmelidir"

Gazi Rezan, 16 yaşında mücadeleye katılmış 18 yaşında da mayına basarak bir ayağını kaybetmiş. Henüz 18
yaşında olan bu genç gazimiz röportajında; "TC'nin ve
Uluslararası emperyalist güçlerin Önderlik üzerindeki
imha konseptinden vazgeçmelerini, bu durumun kendileri
için en hassas nokta olduğunu, karşı tarafın bu
çağrıları anlaması gerektiğini ve anlam verip bir an
önce Önderlikle diyaloğa geçilmesi ve Önderlik
üzerindeki imha konseptinden derhal vazgeçmeleri
gerektiğini" söylüyor. Bizde bu sözlere tamamıyla
katılıyor, sizlere Gazi Rezan arkadaşla yaptığımız
röportajımızı sunuyoruz.
1-Bize kendinizi tanıtırmısınız?
1988 Başkale doğumluyum. 12 kardeşli bir aileden
geliyorum. Ailem feodal özelliklere sahip yurtsever bir
ailedir. Okula hiç gitmedim. Bu nedenle de okuma yazmam
yoktur.
2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
2004 yılında mücadeleye katıldım. İki arkadaşla birlikte
Botanda saflara katıldım. Önderliğimizin
esaret altına alınışı
beni çok etkilemişti. Katılımımda en
büyük pay sahibi olan nedenlerdendır.
3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız?
2006 yılının Eylül ayında Hacı Ümranda mayına basarak
sol ayağımı diz kapağımın bir karış altından itibaren
kaybettim.
4-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç
aklınıza geliyormuydu?
Her şey ölüm dahil aklıma geliyordu. Mücadele ne
gerektıriyorsa bedelide ödenecekti. Henüz çok da
gençtim, fakat böyle , hemde çok erken bir
şekilde yaralanma hiç aklıma gelmemişti. Aslında biz hep
savaşta şehit düşebilirdik diyorduk. Belki fazla yaşamak
bile aklımızdan geçmiyordu birçoğumuzun, ama sonuçta bir
haklı mücadelemiz vardı ve bizlerde buna ölümüne
inanıyorduk. Şu durumda bile bir an önce aktif
mücadeleye katılmak istiyorum. Bunun için çok çaba
göstermem gerekeceğinin farkındayım.
5-Yaralanma anını ve sonrasını anlatırmısınız?
Ben o süreçte göreve gitmiştim. Tabi bulunduğum alan
itibarıylede düşmanda bizi takipteydi. Çalıştığımız yere
4-5 saatlik bir yerde hayvanlarımızı korumak için
düşmanı vuracaktık. İçerde düzenlemelerimizi yaparken
ben birden mayına basmıştım. Arkadaşlarda birden
saldırıya uğradıklarını sandılar. Ama durumun böyle
olmadığını anlayınca hemen yanıma koşup mayına basan
ayağıma ilk yardımı uyguladılar. Sonra beni hastaneye
götürdüler ve tedavim burada 18 gün sürdü. Hala da
tedavi sürecim devam ediyor.
6-Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini
nasıl yaşıyorsunuz?
Doğal olarak benide etkiliyor tabi. Bu psikolojiyi
üzeriminden atmayı düşünüyorum. Çok da fazla psikolojimi
etkilemediğini söyleyebilirim. Savaş gazisi bile olmak
benim için kutsaldır. Aktif mücadeleden bu şekilde
kopuşum iddiamı yine de zayıflatamayacaktır. Herşeyimle
kendimi bu mücadeleye adamışım.
7-Yaşamda fiziki olarak zorlandığınız noktalar
nelerdir?
Ayağıma protezi daha yaptırmadım. Tabi eskisi gibi
değilim. Zorlanıyorum ama yapacak bir şeyimizde maalesef
yok. Artık bende yavaş yavaş bazı şeyleri kabullenmeye,
gerçekleri görmeye başlıyorum. Normal yaşamda bile
işlerin her zaman iyi gittiği söylenemez. Mücadele
içinde böyledir. Çok kötü şeylerde başımıza gelebilirdi.
Öyle ki bazı arkadaşlarımızın cenazelerini bile hiç
göremeyebiliyoruz. Ya düşman eline geçip kaybediliyor ya
da toplu bir imha olayında hiç kimsenin haberi ya da
hatırlayamadığı da oluyor. Mezar taşları bile olmayan
bir çok şehit arkadaşımızın varlığı mevcuttur. Bu
bizleri çok üzüyor. Tabi tüm bunlar yaşadığımız bu
talihsiz yaralanmanın getirdiği zorlukları bizlere
unutturuyor. Hala çok acı çeken halkımız ve kadrolarımız
var. Onlara yüreğimizi vermişiz. Bu nedenle
zorlanmalarımızı bu hengameler zincirinde unutuyoruz.
Burada zaten hiç okuma yazma bilmediğim halde çok
geliştim. Hem düşünsel hemde fiziki açıdan bir gelişmeyi
kendi şahsımda yakalamış bulunuyorum. Bu bana herşeyi
zorlanmalarımı da unutturuyor. Okuma yazma bilemeyen
arkadaşlar bile kitap yazacak duruma geliyorlar ve
yazanlarda var. Bu da beni çok sevindiriyor,
zorlanmalarımı da unutturuyor.
8-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Tabi insanların bazen bizlere bakış açısını oldukça iyi
bulmuyorum. Bizlere acımak bence bizleri daha da
üzecektir. Bizler zavallı değiliz. Ya da acınacak
insanlar hiç değiliz. Amaçlarımızı inançlarımıza uygun
bir şekilde gerçekleştirmeye çalıştık. Belki kişisel
olarak başarılı olamadık ama hala bunu gerçekleştirecek
fırsatımız bu durumumuza rağmen mümkündür. Tabi bizde
doğrusunu söylemek gerekirse eskisi gibi değiliz. Ama
insanlar bizleri anlamalı, yoksa bizlere aşırı duygusal
yaklaşım hem onları bizler hakkında yanlış
değerlendirmelere götürür, hemde bu yaklaşım bizleri de
zorlar diyorum.
9-Savaş ve barış hakkında ne düşünüyorsunuz?
Savaş bence ne iyi ne kötüdür. İnsanın insanı öldürmesi
tabi kötüdür. Ama biz buna mecbur bırakılmıştık. Çünkü
onlarda bizi öldürüyorlardı. Bu bizim meşru
savunmamızdı. Yoksa bizde herkes gibi barış içinde
yaşamak isterdik. Görülüyorki biz bunuda yapmak
istiyoruz ama bu bile bize çok görülüyor. Yoksa barış
içinde yaşamak kadar güzel bir şey varmı dünyada. Barış
mücadelesi doğru bir şeydir. Bizlerin barış eli hep
havada kaldı. Kimse tutmuyor, tam tersine uzattığımız
barış eline kurşunla topla, tüfekle, tankla karşılık
veriliyor. Bu durumda bize düşen kendi meşru doğal
savunmamızı yapmaktır. Önderliğimiz İmralı da çok yoğun
tecrit ve son süreçte kendisine yönelik geliştirilen üst
düzeyde zehirleme yani imha amaçlı uygulamalara rağmen
barış, birliktelik istemlerini hep dillendiriyor. Ama
bizimde tahammül sınırlarımız var. Karşı taraf bu
çağrıları anlamalı ve anlam verip bir an önce diyaloga
gelmeli ve Önderliğimiz üzerindeki imha konseptinden
vazgeçmelidir. Bu bizim en hassas noktamızdır.Kürt halkı
barışı çok sahipleniyor ve istiyor. Önderliğimizinde bir
barış insanı olduğu unutulmasın ve bir an önce
kendisiyle diyaloga geçilsin istiyoruz.
10-Ülkede ve tüm dünyadaki gazilere mesajınız nedir?
Mesajım gazi arkadaşlarımızın kendilerini iyi eğitmeleri
gerektiğine inanıyorum. Halkımıza ve Önderliğimize
bağlılıklarını sürdürüp öyle çalışmalılar. Hiç bir
çalışmadan kopmamalıdırlar. Ben dünyadaki diğer
ülkelerin gazi arkadaşları içinde şunları
belirtebilirim. Dünyadaki savaşlar insanlık için hep
yıkım ve bitişi getirmiştir. Kimse savaşın iyi ve doğru
bir şey olduğunu söyleyemez. Savaş gerektiği yerde ancak
doğru olacaktır. Ama savaşın herşeye rağmen iyi olduğu
söylenemez. Ben artık şahsen savaşın olmadığı bir dünya
istiyorum. Bunu kendimde yaşayan bir insan olarak
söylüyorum. Zaten bu savaşın en mağdurları kadın ve
çocuklardan sonra bizler oluyoruz. Kendimizle birlikte
niye başka insanlarında bu savaş içerisinde ölmesine ya
da sakat kalmasına sebep olalım. Bu sebeple dünyadaki
tüm gaziler savaşa karşı birleşmeli ve barışın
mücadelesini bir çatı altında toplanarak yürütmelidir.
Ben şimdi tüm ülkelerdeki gazileri bizlerle birlik olup
bir savaş karşıtlığı hareketini oluşturmaya çağırıyorum.
Bu çağrımıza kulak verin, elimizi tutun diyorum.
11-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Kürt halkına mesajım ise şudur. Önderliğe ve barışa daha
çok sahip çıkmalılar. Eskiden olduğu gibi şimdide rolünü
oynamalıdır. Türk halkıda bizlerle birlik olmalıdır.
Mücadeleleri aslına Kürt halkıyla aynıdır. Onlarda özgür
değildir, çünkü kardeş Kürt halkı özgür değildir. Bu
sebeple mücadeleye onlarda sıkı sıkıya sarılmalı, Kürt
halkı gibi onlarda barış mücadelesinde yerini almalıdır.
Yoksa iki halk hep böyle ağlayacakmı? soruyorum onlara.
12-Şimdiki uğraşılarınız nelerdir?
Şu an tedavimle uğraşıyorum. Aktif işlerde yer
alamıyorum. Tedavi süresince bol bol kitap okuyorum.
|