GAZİ HÜSEYİN ÜREN ARKADAŞ

 
 

. 

“Hastanın İlacı Doktorsa Hepimizin İlacı da Barış ve Demokrasidir”Huseyin Oren

İşte savaşın korkunç yüzünü görmek masum sivil insanlarımızın ne hale geldiğinin bir tablosunu da Gazi Hüseyin arkadaşta görebilirsiniz. Buna rağmen Gazi Hüseyin arkadaş demokrasi, barış, demokratik cumhuriyette bir arada yaşama istemi ve demokratik konfedaralizmle sınırsız bir dünya özlemini düşlemekten kendini alıkoymuyor.  İki gözü görmeyen bir eli de olmayan bu gazimizin fiziksel yaşamını inanç ve moral kaynağıyla nasıl sürdürdüğünü yaptığımız röportajla sizlere sunuyoruz.

 

1-Bize kendinizi tanıtırmısınız?
1974 yılında Uludere’ye bağlı Işık veren köyünde doğdum. İlkokul mezunuyum. Ailem yurtseverdir. Tarım ve hayvancılıkla geçimimizi yapıyoruz. Yine sınır ticareti de yapıyoruz. Ailede 9 kardeşiz.

2- Mücadeleyle ne zaman ve nasıl tanıştınız?
Mücadeleyle daha çocukken tanışmıştık. Onlar bizlere geldiğinde hep propaganda yapıyorlardı. Kürdistan’ı, özgürlüğü anlatıyorlardı. Bizde bu propagandalardan çok etkileniyordum. O zamanlar 1980’li yıllardı.

 3-Hangi seneden bu yana mülteci olarak yaşıyorsunuz?
1993’te köyümüzden çıkıp 1 ayda Zaho’ya geldik ve mülteciliğimizde burada başlamış oluyordu.  Aralık ayının çok soğuk bir kış mevsimini yaşıyorduk. Köyümüz sürekli baskı altındaydı. Devlet ve korucular bizi top ateşine tutuyor, yiyecek ve giyecek ambargosunu hiç kaldırmıyordu. Köye top ateşi bir çok insanımızın kaybına da neden oluyordu. Hayvanlarımızda bu arada telef oluyordu. Bizde burada hiç yaşam imkanımız kalmadığı için göç etmek zorunda kaldık.

 4-Ne zaman ve nasıl yaralandınız?
1993’te yine köyümüzde yaralandım. Yolumuza, karakola yakın bir yerde mayın döşenmişti. Bu düşman mayınıydı. Bizde hayvanları otlatmaya çıkmıştık. O sıra oturduğumuz yerden kalkerken elimi destek olarak yere attığımda mayına bastım. Mayının patlamasıyla iki gözüm ve sağ elimi bilekten itibaren kaybettim. Yaralanmamla birlikte aile ve akrabalarım bir taksiyle beni ilçeye götürdüler. Polisler bizi hemen kontrol altına aldılar. O zamanlar bende 21 yaşındaydım. Polisler benim durumumun kaza olduğunu anlayıp beni Diyarbakır hastanesine ambulansla gönderdiler. Epeyce hastane hastane dolaşıp en son Diyarbakır hastanesinde tedavimi yaptım. 10 gün kalıp taburcu oldum. Sonra da köye geldik. Köyde baskı altındaydı. Ankara Hacettepe Hastanesine gittim. Tedavim orada devam etti. Fakat çare bulamayınca biz geriye geldik. Paramızda tükenmişti. Tedavim yarım kalmıştı. Köyde 5 gün kaldıktan sonra göç ettik.

 5-Yaralanma anındaki duygularınız nelerdir?
Yaralanma anında bir top ateşi oldu zannettim. Ya da düşman bomba attı zannettim. Daha sonra mayınla yaralandığımı arkadaşlar söyledi. Çünkü bayılmıştım. Hala anlam veremiyordum. Gözlerim, ellerim çok sancılı olduğunda ancak mayına bastığımı anladım. Şehit düşeceğimi hissetmiştim. Fakat yanımdaki insanlar beni teselli edip yaramı sarıyorlardı.

 6-Halktan bir gazi olarak insanların size yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?
İnsanların yaklaşımı ne kötü  ne iyidir. Normaldi aslında. Ben zaten gözlerimden dolayı pek hissedemiyordum. İnsanlara muhtaç halindeydim. Bir süre baktıktan sonra bizle ilgilenilmiyor. Ailemin yanında olduğum için burada ilgilenilme düzeyi zaten vardır.

 7-Günlük olarak yaşamınızda yaralanma durumunuz size psikolojik olarak nasıl bir etkide bulunmaktadır?
Evet psikolojik olarak etkiliyor. Bugünü nasıl atlatacağım. Neden bende görmüyorum. Normal insanlar gibi değilim. Bu da benim moralimi bozuyor. Günlük yaşamım bir cehennem gibi karanlık bir cehennem gibi geçiyor. Bu beni çok olumsuz etkiliyor.

 8-Ekonomik olarak geçim kaynaklarınız nelerdir? Sizde buna katkıda bulunuyormusunuz?
Ekonomik olarak çok yoksuluz. Ailemde çalışanlar var. Aile ve akrabalarım bana yardım ediyor. Zaten evliyim.

 9-Hem bir mülteci, hem bir gazi olarak savaş ve barış hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dünya içinde belki en çok barışı isteyen benim belki de. Önderliğin demokratik konfederalizm projesi içinde bende yaşamak istiyorum. İnkar ve imhayla değil, Türk ve Kürt birlikteliğini kardeş gibi bir çatı altında demokratik cumhuriyet çatısı altında diğer Avrupa ülkeleri gibi bir ortamda yaşmak istiyorum. Demokratik cumhuriyette ancak haklarımıza kültürümüze dilimize sahip olabiliriz. Türk halkı gibi  özgür ve eşit yaşamak istiyoruz. Savaş yok edici kötü bir şeydir. İnsanları yok eder, çevreyi tahrip eder, insanları kimsesiz bırakıyor. Kısacası tüm canlıların düşmanı savaştır. Savaş benim için tüm insanlar için en kötü şeydir. Biz eşit şartlarda yaşamak istiyoruz. Bölücülüğü, milliyetçiliğe zaten karşıyız. Artık dünya birleşiyor. Avrupa, ABD gibi, fakat bizler geride kaldık. Demokrasiyle, zihniyet devrimi olmalı ki insanlar daha gelişkin olsun. Her şey o zaman düzelecekti. Demokrasi istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz. Bir hayvanın bile mağdur olmasını istemeyiz.

 10-Gaziler barış ortamının gelişmesi için nasıl bir katkıda bulunabilir?
Gaziler sürekli bir kampanya yapmalılar, konferans, yürüyüş, TV’lere katılma gibi faaliyetlerle barışa katkı yapabilirler. TV’ye çıkıp “biz böyle olduk, başkaları da bizim gibi olmasın diyebilmeliler.” Her türlü bilim ve teknik imkanlarını internet de dahil kullanmalılar. Gazilerin barışa en büyük katkısı böyle çalışmalarla olacaktır. Fiziki olarak zaten gitmiş olabiliriz. Ama düşüncelerimiz hala en büyük silahımızdır. Düşüncede önce kazanmalıyız. Bu da barışı getirecektir. Ölmek ve öldürmek artık istemiyoruz. Savaş değil barış istiyoruz. Hemen şimdi.

 11-Bir gazi olarak Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Mesajım Kürt ve Türk halkı için milliyetçi hareketleri değil barış hareketlerine katılsınlar. Milliyetçilik savaşa götürür. ST֒leriyle barışa katkı sunsunlar. Bu halkı da kişiyi de güçlendirecektir. Barış demokrasi insan haklarıyla barış gelecektir. Bu tür mücadelelere yüklensinler. Yoksa milliyetçilikle bir yok oluşa gidilir.dünyada milliyetçi hareketler kaybetti. Ama birliktelikle herşey  kazanılabilinir. Savaş değil barış her şeyin ilacıdır. Hastanın ilacı doktorsa hepimizin ilacı da barış ve demokrasidir. 

 12-Bir mülteci gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir.
İnsanlardan beklentim ise insanların eğitilmesi bizim de bundan yararlanmamızdır. Eğitimi çok seviyorum. Okuma yazmamı geliştirmek istiyorum. Bir sistem gerekli bunun için. Gaziler için bir eğitim yeri hem mesleki hem bilgi birikimi açısından önemlidir. Yine sevgiye de ilgiye de yer verilmelidir. Bir gazi nasıl toplumda çalışmalarıyla yer alsın? Bunun zemini mutlaka oluşturulmalıdır. Böylece gaziler de yönetimde de söz ve karar sahibi olurlar ve inşa sürecine katılabilir. Kısacası gazileri hareketlendirecek bir ortamı arzu ediyorum.

 13-Günlük yaşamda uğraşılarınız şu an var mı? Varsa nelerdir? (kültürel, sportif, siyasal anlamda)
uğraştığım işler genelde sohbet etmek. Çocuklarla ilgilenmek var. Yine camide ezan okuyorum. Yani imamlığa yardımcı oluyorum. Başka bir şey yapamıyorum. Eğitim imkanlarımız henüz yoktur. Böyle bir ortam  yaratılırsa ben buna bütün gücümle hazırım ve katılırım.

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com