|
"Tek Taraflı Bir Barış İstemi Olmuyor
Onlarda İstemeli ve Gereğini de
Yapmalıdır"

Gazi
Halil 20 yaşında. Köyü TC ordu
güçlerince yakılıp mülteci yaşamına adım
attığında henüz 9 yaşındadır. Ailesiyle
1994 yılında Güney Kürdistan'a göçmek
zorunda kalıyor. Gazi Halil barışı en
çok isteyenlerden. O da bu savaşın
bitmesini birlik ve barış içinde olmayı
düşlüyor. Kimsenin kendileri gibi bu
savaştan mağdur olmamasını bunun içinde
barışın bir an önce gelmesini diliyor.
Gazi Halil ile yaptığımız röportajımızı sizlere sunuyoruz.
1-Bize kendinizi
tanıtırmısınız?
İsmim Halil Bilen'dir.
1985 yılında
Şırnak
Hilali köyünde doğdum. 12
kardeşiz. Ailem feodal özelliklere sahip
bir ailedir. Ama yurtseverlestikten,
mücadeleyle daha çok tanıştıktan sonra
bu özellikleri büyük oranda aşmış bir
durumdadır. Şu anda da kampta yaşıyoruz.
Bende dahil üç kişi çalışıyor,
aile
geçimimizi sağlıyoruz. Kampta içinde
çalışıyoruz.
2- Mücadeleyle ne zaman ve
nasıl tanıştınız?
1993'ten beri mücadeleyi
tanıyoruz. Daha önce de tanıyorduk ama aktifliğimiz başlangıcı bu
tarihtir. 1994'te de zaten TC'nin
baskıları ve köyümüzü yakmaları yüzünden
Güney Kürdistan'daki Beheri kampına
geldik. Ve daha sonra Bersıve kampına
geçtik. O zamanlar mücadelenin en yoğun
olduğu ve savaşın en fazla tırmandığı
bir dönemdi. TC bizleri de PKK'ye yardım
etmekten dolayı baskı altına alıyor,
bizleri buradan kovmak istiyordu. Daha
sonra köyümüzü yaktığında bu isteğini
gerçekleştirecekti.
3-Hangi seneden bu yana
mülteci olarak yaşıyorsunuz?
1994'ten beri, TC köylerimizi
yaktığından beri mülteci olarak
yaşıyoruz.
4-Ne zaman ve nasıl
yaralandınız?
1994'te
Şeranış kampında
yaralandım. Ben kampta işçi olarak
da küçük yaşıma rağmen çobanlık
yapıyordum. O sıralarda daha önce TC
uçaklarının alanımıza atmış olduğu
patlamayan misket bombalarıyla bir grup
çocuk arkadaşlarımla oynuyorduk. Tabi
ben o sıra 9 yaşlarındaydım. Oynadığım
misket bombalarından biri patlayınca
bende yaralandım. Yüzümden ve elimden
yara almıştım. Böyle bir durumda
yanımıza patlamanın sesiyle koşan
ailemin yardımıyla Duhok'ta ki hastaneye
kaldırıldım. Tedavimi buradaki hastanede
bitirdim.
5-Yaralanma anındaki
duygularınız nelerdir?
Çocuktum ve çok korkmuştum.
Kardeşim beni hastaneye götürmüştü.
Yaralanmama pek anlam veremiyordum.
Çok şaşkındım. Çünkü oynadığım, oyuncak
zannettiğim misket patlamıştı.
Diyebilirim ki beni en çok şaşırtan bir
olaydı yaralanmam.
6-Halktan bir gazi olarak
insanlarin size yaklaşımını nasıl
buluyorsunuz?
Tabi burada gazilerimize halk
tarafından daha çok değer veriliyor.
İlgileri var. Yaklaşımları da oldukça
sıcaktır halkın. Ama burada sayılarımız
gazi olarak o kadar fazla ki ve bu
halkın çektığı acı ve sıkıntılarının
yanında bizim durumumuz son derece
normal ve doğal karşılanıyor.
7-Günlük olarak yaşamınızda
yaralanma durumunuz size psikolojik
olarak nasıl bir etkide bulunmaktadır?
Hiçbir psikolojik etkisi olmadı.
Zaten fazla bir zararda vermedı.
Çocukluk psikolojisi ben büyüdükçe
etkisini kaybetmeye başlıyordu. Zaten
fazla zarar veren bir yaralanmada olmadı.
8-Ekonomik olarak geçim
kaynaklarınız nelerdir? Sizde buna
katkıda bulunuyormusunuz?
Ben marangozum, her çeşit ağac
işler satarım. Benim dışımda
da iki kardeşım şöförlük yapıyor ve eve
katkıda bulunuyorlar. Geçimimizi böyle
sağlıyoruz.
9-Hem bir mülteci, hem bir
gazi olarak savaş ve barış hakkında ne
düşünüyorsunuz?
Savaş hiçbir zaman iyi bir şey değildi
ki zaten kimsenin ölmesini bizler gibi
mağdur olmasını istemiyorum. Onun için
barış diyorum. Birlik olmak barış içinde
yaşamak çok daha iyidir. Ben en çok bunu
özlüyorum. Bu savaş artık bitmeli, kan
dökülmesini istemiyoruz. Hepimiz böyle
düşünüyoruz ama Kürt halkı da bunu düşünmeli.
Barıştan başka bir alternatifimiz yoktur.
10-Gaziler barış ortamının
gelişmesi için nasıl bir katkıda
bulunabilir?
Gazilerin çok çalışmaları
gerekiyor. Bu savaşın en büyük
zorluklarını yaşayanlardan biridir
gaziler. Kendi vücudundan bir parça
verenler onlar. O anlamda en çok çalışma
içerisinde bulunmasi gereken kesimdir.
Katkıları da o noktada daha anlamlı
olacaktır. bu nedenle gazilere çok
önemli roller düşmektedir.
11-Bir gazi olarak Kürt ve Türk
halkına bir mesajınız varmı?
Türk halkına mesajım
şu olacak.
Biz barış istiyoruz. Onlarda bu barış
elimizi tutsunlar. Sadece tek taraflı
bir barış istemi olmuyor. Onlarda
istemeli ve gereğini de yapmalıdır.
Yoksa savaşla bir yere varamayız. Çözüm
için barış mücadelesi şarttır. Bunun
içinde sürekli örgütlenmek gerekir.
artik kimse savaş istiyoruz dememeli.
Savaş isteyenler savaşmayan insanlardır.
Ama bir de siz savaşan insanlara sorun
bunları onlar hep barış diyecektir. Ben
artık mültecilik yaşamını kimsenin
yaşamasını da istemiyorum. 8 kamp
değiştirdik. Çoluk çocuğumuz bu göç
yollarında bizle beraber perişan oldu.
Türk halkı bunu bilmeli. Bugün bizim
başımıza gelenler yarın onlarında başına
gelebilir. O nedenle barış için birlik
diyorum
12-Bir mülteci gazi olarak
insanlardan beklentileriniz nelerdir.
Bir mülteci olarak insanlardan
beklentim durumumuza anlam vermeleridir.
Bir ilginin, sıcak bir yaklaşımın olması
biz gazilere daha iyi bir moral kaynağı
olacaktır. Ben bunlari istiyorum.
13-Günlük yaşamda
uğraşılarınız şu an varmı? Varsa
nelerdir? (kültürel, sportif, siyasal
anlamda)
Genelde ailemi geçindirmek için
daha çok ekonomik anlamda çalışıyorum
ama siyasal faaliyetlere de katılıyorum.
Yani mitingler, açlik grevleri ve halk
toplantılarına katılmayı da ihmal
etmiyorum.
|