|
.
Önderlik Bizim İçin Kutsaldır

Hekim arkadaş öldürmeye ve ölmeye
karşı olduğunu, fakat savaş rantçıları yüzünden bu
savaşın bu kadar sürdüğünü, bunun önünü almak içinde
Türk ve Kürt halkının birlikte hareket edip, kendi
çocuklarını savaşa göndermeyen ama bu savaşın hep
sürmesini isteyen savaş rantçılarına karşı barış
mücadelesini yükseltmelerini, kendilerinin gibi barış
isteyen kesimin büyük çoğunlukta olduğunu söylüyor.
Hekim arkadaşın bu sözlerine bizlerde katılıyor,
kendisiyle yaptığımız röportajını sizlere sunuyoruz.
1-Bize kendinizi
tanıtırmısınız?
Adım Hekim Gabar.1973 Şırnak Güçlükonak doğumluyum. 3
erkek 3 kız kardeşli bir aileden geliyorum. Ailem orta
halli feodal özelliklere sahip bir ailedir. Tarım ve
hayvancılıkla geçimini sağlayan bir ailedir. Mevsimlik
olarak metropollerde çalışmaya da gidiyorduk. Bu sebeple
ilkokulu bitirmeden terk etmek zorunda kaldım.
2-Mücadeleye ne
zaman ve nasıl katıldınız?
1992 başlarında mücadeleye Gabardan katıldım. Daha çok
arkadaşların köye gelip gitmeleri ve yakınlarımızın
katılması, Kürt bilincinin ve yurtseverliğinin
etkisiyle kendi irademle mücadeleye katıldım.
3-Hangi
tarihte ve nerenizden yaralandınız?
1992 sonlarında Kaşurada, yani Hakkari bölgesinde
yaralandım. Ayağım diz kapağının altından yarım karış
aşağıdan itibaren kaybettim.
4- Mücadeleye
katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Hayır hiç gelmedi. Şehit olacağımı düşündüm ama
yaralanıp gazi olacağım hiç aklıma gelmemişti. Kaygısını
bile duymadım.
5-Yaralanma
anını ve sonrasını anlatırmısınız?
Eyleme gidiyorduk. 60 arkadaş kadardık. Eylemden 5
dakika önce mayına basmıştım. Ama eylemi de yaptık.
Eylem sonrası 1-2 arkadaş daha yaralandı. 2 arkadaşta
şehit düştü (operasyonda). Mayın olduğu bir alandı bu
yer. Ama temizlendiği de söylenmişti bize. Biz
oturuyorduk. Eylem zamanı harekete geçerken birden bende
mayın patladı. . Herkes çok şaşırmıştı. Önce havan
zannetmiştik fakat mayın bende patlamıştı. Arkadaşlar
müdahale ettikten sonra beklememi söylediler. Beni
tedaviye götürdüler ve daha sonra yaralı diğer
arkadaşlarla birlikte Suriyeye geçtik.
6-O anki
duygularınız nelerdi?
Önce şehit olacağım zannettim. Fakat yere düştüğüm zaman
şehit olmadığımı yaralandığımı anladım. 3 kere kalktım
fakat düştüm sonra anladım ki ayağım kopmuş. Ben
yaralanırken o an slogan attım. BİJİ SEROK APO
diye. İlk aklıma o gelmişti. Sonra acaba arkadaşlar beni
almaya gelecekler mi? diye düşündüm. Oturdum. Sadece
arkadaşların ve düşmanın mermi seslerini dinledim. Ve
seyrettim. Mayının patladığı yerde çok tehlikeliydi. Ona
rağmen 2 arkadaş gelip beni götürdü. Silahımı ve
malzemelerimin de mutlaka götürülmesini istedim. Yoksa
beni götürmeyin demiştim. O malzemelerde benle birlikte
gelmişti.
7-Savaş dışı
kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl
yaşıyorsunuz?
Savaşta olmak farklıydı. Birde fiziksel eksiklik
farklıdır. Ben çok etkilemiştim. Hep fiziğime
güveniyordum oysa fiziksel eksiklikten ötürü çok
zorlandım. Neden yaralandım? Niye erken oldu? Diye hep
kendime soruyor. Şehit düşmediğime üzülüyordum. Ama
Önderlik sahasından sonra aldığım birikimle psikolojimi
düzelttim. Psikolojim öncesi hiç rahat değildi. Her
şeyimdi kendi fiziğim çünkü fazla siyasal örgütsel
bilinç ve birikimde yoktu ve bunun acısını sonradan da
çok çektim. Erken yaralanmanın acısı da buna
eklenecekti.
8-Yaşamda fiziki
olarak zorlandığınız noktalar nelerdir?
Yaşadığım fiziksel olarak ayağın durumu ile gözlerimde
iyi görememe sorunu var. Özellikle geceleri iyi
göremiyorum. Zaten ayak yaşamda oldukça engel ve zorluk
oluşturuyor. Birde buna göz eklenince yaşamda duruşumda
fazla aktif olmuyor.
9-Bir gazi
olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Benim fazla beklentim olmadı. Kendime öyle bir hissi
gerçekleştirmedim. Fiziki durumumun bir amaç uğrunda
gittiğini zaten biliyorduk herkes gibi. Bende hiç
üzüntü duymadım. Bazı insanlar bizi zayıf gördü. Ama
bizi kendimize böyle yaklaşmadık. Örgütümüz var.
Beklentimiz olsa da oradan olur. Bir sağlam insan gibi
kendimi hissediyorum. Ayağımın kısalığında zorlanıyorum.
Çalışmadan da kopmadım. Hatta sağlıklı bir insandan bile
daha ağır işler yapabiliyorum.
10-Yaşadığınız
ortamda ihtiyacını duyupta yerine getirilmesini
istediğiniz şeyler nelerdir?
Tabiki ayak meselesi bizi zorluyor. Fakat eğer bizi
rahatlatacak ihtiyaçlar temin edilirse de bunu kabul
edebiliriz. Yani iyi bir protezi kim kabul etmez ki.
Fakat örgütün genel durumu neye müsaitse biz onu kabul
ederiz. Fazla bir şeye bunun dışında ihtiyaç duymuyorum.
Her şeyde yaşamın her şeyinde kim rahat olmak istemez
ki. Ben bunları düşünüyorum.
11-Geriye dönüp
baktığınızda en çok neye sahip olmak isterdiniz?
Tabi mücadeleye katılmadan önce zengin olmak iyi bir
evlilik yapmak bir yaşam kurmak isterdim. Mücadeleye
katıldıktan sonra ise yaralanmadan önce iyi bir askeri
komutan bir yetkili olmak isterdim. Tabi bu o zamanlar
için gerekliydi ve fiziğime aşırı güvenim vardı. Köyümde
de çok sevilir ve tutulurdum. Fakat yaralandıktan sonra
ideallerim sıfıra düştü diyebilirim. Artık çalışmadan
kaçıyordum. Fakat bugün için bunları söylemem doğru
olmaz.
12-Savaş
hakkında ne düşünüyorsunuz? Barış ve gazilikle
ilişkisini değerlendirirmisiniz?
Savaş tabi ki güzel bir şey değildir. Hiçbir insan
savaşı sevmez fakat bizim durumumuz çok farklıdır.
Karşı taraf bize hep baskı ve inkarla yaklaşıyor. Ona
rağmen bizler yine en barışçıl yolları deniyoruz. Ve
kendimizi savunuyoruz. Ben şahsen kimsenin ölmesini ve
yaralanmasını istemem ama gerçeklikler çok farklı.
Düşman Önderliğimizi esaret altında tutuyor. Önderlik
bizim için kutsaldır ve bizim yaşamımızda Önderliğimiz
hayat damarımızdır. Bunun için bedeller ödedik. On
binlerce insanımız kadın-erkek zindandadır. Bu insanlık
dışı duruma rağmen hala barışta kararlıyız. Bizi
düşmandan üstün kılanda budur. Herkes barışı esas alır
ama sorunun çözümü pratikte olur. İşte düşman bunu
yapmıyor. Savaşı sevmiyor ve ama kendimizi de savunmaya
zorunluyuz. Aynı yemek yemek gibi bir şey. Yemek
yemezsen biyolojik varlığını sürdüremezsin. Bu savaşta
bizim için biraz böyle. Biz buna rağmen barış ve
demokrasi istiyoruz. Bu konuda her türlü bedeli canımızı
ve bedenimizden bir parçasını da vermeye hazırız.
13-Kürt
ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Her iki halkta bu savaştan zarar gördü. En çok acıyı biz
çekmemize rağmen gelin beraber barış ve kardeşlik içinde
yaşayalım. Savaşla bir yere varamayız. Barışla her şeye
varabiliriz. Türk halkı da çok acı çekiyor. Türkler ve
Kürtler bu acıyı durdurabilir. Barış ve demokratik
çözümden yana bir gazi olarak bunu diyebilirim. Savaşı
Türk halkı değil Türk devleti hükümeti ve ordusu
dayatmıştır. Bunlar savaş üzerinde kendini
yaşatanlardır. Savaş rantçılarından bizlerin üzerinde
yaşamasınlar. Sokaklara dökülmek ve bunlara dur
demeliyiz. Bizim gibi düşünen Türk halkından insanlarda
var. Gelin bu savaşı birlikte durduralım. Kardeş gibi
yaşayıp bu memleketi geliştirip, güzelleştirelim. Ben
bunları söyleyebilirim.
14-Gaziler için
ne söyleyebilirsiniz?
Bizim gaziler zor durumda olabilirler. Ama yine de bu
savaşın gazileriyiz. Ve emeğimize Önderliğimize,
şehitlerimize sahip çıkmak önemlidir. Bir gaziyi
güçlendirecek şey kendi emeği ve yetenekleridir. Onu
rahatlatacak bir psikolojidir aynı zamanda. Yeter ki
kendine güvensin ve güçlensin. Dünya gazileri de
dünyadaki savaşları durdurmak için kurumlaşıp eylemler
yapmalıyız. Diyoloğa geçmeliyiz. Çünkü bu savaşı en iyi
anlayan ve yaşayan bizleriz. Bu sömürü sistemine karşı
bir planlamaya gidebiliriz. Tüm dünya gazilerine
seslenmek istiyorum. Birleşelim bütünleşelim ve savaşa
hayır deyip eylemselleşelim. Bu dünyanın güzelleşmesi
için birlikte çalışalım. Zorlukları bizlerin yaşamasına
rağmen yaşamı ve insanları en çok sevende bizleriz. Bu
sebeple bütün gaziler hep birlikte toplantılar
konferanslar yapabilirler. Bu tüm renkten, ırktan,
kültürden gazilerle olabilir. İnsanlar artık ağlamasın,
acı çekmesin istiyorum. Çağrım budur.
15-Şu anki
uğraşılarınız nelerdir?
Şu an halk çalışmalarındayım.. Elektrik işleriyle
uğraşıp halka hizmet ediyorum.
16-Spordan
hoşlanıyormusunuz?
Oldukça hareketli olduğum için sporuda ilgim var ama
özel olarak yaptığım bir spor yok.
|