GAZİ AZİZ HEZAX ARKADAŞ
 

 
 

.

 

“Farklılıklar Birlik Olmalıdır Bence, Tarih Bize Bunu Emrediyor”

aziz

Diyor GAZİ Aziz Hezax arkadaş ve ekliyor; “Savaşın çözüm olmadığını, Hep savaşla sorunların çözülemeyeceğini, ama savaş sonrası barışın mutlaka olacağını, eğer siyasi sorunlarının çözmek yerine kendilerine saldırmaya devam edildiği takdirde,  meşru savunma haklarını kullancaklarını” belirtiyor. Sizlere bu yaptığımız röportajı sunuyoruz.

 1-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
1970 yılında Mardin İdil’de doğdum. İlkokul mezunuyum. Ailem 6 çocuklu, fodal ama yurtsever özellikleri yoğun olan bir ailedir. Tarıma dayalı geçimini sağlıyorlardı. Mücadeleye de benden başka da akrabalarımdan 3 kişi daha katılmıştı. Amca oğullarımdan bu mücadelede şehit düşenlerde oldu. Akrabalarımda çevremde yurtseverdir. 

 2-Mücadeleye ne zaman ve nasıl katıldınız?
1992 yılında İdil’den mücadeleye katıldım. Ben köyümden tek başıma katılmıştım o süreçte. Ama benden önce de katılanlar olmuştu. Gerillaya katılmadan önce de ilişkilerimiz vardı. Yurtseverlik çok eskiden de vardı. 1989’da ben mücadeleye kişisel olarak ilgim başlamıştı. 1990 sonrası askere gitmiştim. Askerlik sürecinde askeri komutanlar tarafından parti üzerinde seminerler verilip konuşmalar yapılıyordu. Askerdeyken bizim aşirette korucu olmuşlardı. O seminerler verilirken “devletle ilişkileriniz varmı?” diye soruyorlardı. Tabi sicillerimizde buraya geliyordu. Bana cumhurbaşkanınız kimdir diye sormuşlardı. Bende Özal demiştim onlara.ama bana verdikleri mesajın ne olabileceğini tahmin edebılıyordum. fakat işin esası ise cevap vermekti ama cevap veremiyorduk. Onlarda bana cevaben sizin cumhurbaşkanınız APO demişti. O zamanlar 20 günlük iznimiz vardı bizim. Bölük komutanları bizlere sorduklarında biz cezaevinden çıktık diye cevap verin demişlerdi. Askerlik bittiktan 6 ay sonrası 3 arkadaş gerillada şehit düşmüştü. Birisinin adı Aziz, diğerinin adı Alican, diğerinin ismi de Bager’di. Ben onları tanıyordum. İlişkilerim önce de vardı. Şehadetleri beni çok etkilemişti. Ve mücadeleye aktif olarak katılmaya karar vermiştim.  

3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız
1994 yılının 7. ayın 20’sinde gecenın geç saatleri tam 12 civarlarıydı.dolunay yarı yarıya batmıştı. Beytülşebabın Faraşin alanında bir operasyon sonrası ansızın bir zamansızlıktı ve  mayınla sol elimi bileğimden itibaren kaybetmiştim.

 4-Yaralanma anını ve sonrasını anlatır mısınız.
Operasyon bitmişti. Çiyaye Reşke alanındaydık. O zaman bir noktaya geldik ve sonrasında ara vermiştik. Bir tabur daha o sıra yanımıza gelmişti. Ben de dinlenmek için elimi yere vermiştim. O esnada toprağın altındaki mayın elimde büyük bir gürültüyle patladı. Biz grup olarak orada bulunuyorduk ve cihazımızda yoktu. Bu esnada bir bayan arkadaş daha yaralanmıştı. Ama benim kadar ağır yaralanmamıştı. Bana ilk yardım yapıldıktan sonra diğer arkadaşların noktasına gittik ve orada tedavim devam etti.

 5-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza geliyormuydu?
Tabi mücadeleye katılmadan önce ya şehit düşecektim ya da çok ağır yaralanacaktım diye düşünüyordum. O sebeple bu yaralanmam benim için pek sürpriz olmadı. Başıma gelebilecek her şeyi hesaba katabiliyordum. 

 6- -Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?
Gazilik psikolojisine gerilla olmadan öncede hiçbir kimsede görmemiştim ve duymamıştım. Bilmiyordum bu psikolojiyi  ancak yaralandıktan sonra anladım. Fiziğim tabiki eskisi gibi değildi. Bu beni etkiliyordu. Yine yaralanma çeşitleri vardı. Bu çok farklı da olabiliyor. Bir ayak, bir el, bir göz kaybetmek birbirlerine göre çok farklıdır. Benim elim olmadığı için bir çok şey yapamıyorum Mesela; bir şeyleri yakalayabilmek, tutmak, dokunmak, ellerimi açmak, içinden bir şeyleri avuçlamak isterdim. Yada bir el sallayabilmek sevdiklerine yada teknik bir işlere parmaklarımla girebilmek, ne bileyim bir çay bardağını tutmak ya da kişisel bir temizliğimi yapmak gibi demek istiyorum. Buna rağmen yine de psikolojimi sağlam tutmaya çalışıyorum. Yani alıştım diyebilirim böyle bir yaşama.

 7-Yaşamda fiziki olarak  zorlandığınız noktalar nelerdir?
Zorlanmalarım tabiki var. Biryesel olarak her işi yapamıyorum ancak yardımlarla işlerimi tamamlıyorum. Farklı zorlanmalarımda yoktur.

 8-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?
Dışarıda işler var, çalışmalar var, mücadele var. Legal siyaset alanlarında zaten durumlarımızdan dolayı kabul edilmiyoruz. Ben demek istiyorumki herkesin yaralanmalarımıza anlam vermesini istiyorum  Yaralanmalarımız mücadelede olmuştu. bütün gazi arkadaşlar siyasi çalışmalarda yer alabilirler. Bu da yapılmıyorsa, dünyadaki uluslar arası kurumlarda biz gazilere yardım edebilirler. Bizler yoksul bir halkın çocuklarıyız. İhtiyaçlarımız sağlanmalıdır. Herkesin ne kadar hakkı varsa bu halkın da o kadar hakkı vardır.

 9-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle ilişkisini değerlendirilmesi)
Savaş ve barış içinse mesajım şudur; bana göre savaş tabiki çözüm değildir. Hep savaşla sorunlar çözülemez. Yani 20. yy ile 21.yy koşulları farklıdır. Yanı eskisi gibi savaş gerçekçliğine müsait değildir. Ama savaş sonrası barış olacaktır. Buna çok inanıyoruz. Eğer siyasi sorunlarımızı çözmek istemiyorlarsa ve bizlere saldırmaya devam ediyorlarsa bizde meşru savunma hakkımızı kullanır, savaşırız. Ama biz yine de savaşı değil barışı istiyoruz. Herkes bunu iyi bilmelidir.

 10-Gaziler için söyleyeceğiniz bir mesajınız varmı?
Gaziler için mesajım ise şudur; herşeyimizi mücadeleye ve örgütümüze vermeliyiz. Önderlik için mücadele etmeliyiz. Hem siyasi hem askeri faaliyetlerimiz var. Bunların hepsini öğrenmek gerekir. Bizler çok yoksul insanlarız. Mazlum bir halkın evlatlarıyız. Gaziler kendi gerçeklerini görmeliler. Vücudundan bir parçasını mücadele için verdiler. Önce APO’cu olacağız. Direniş ruhunu geliştirip Şehitlere verdiğimiz sözlerin gereğini yerine getireceğiz. Sözümüzü unutmayalım. Gaziler fiziki olarak zorlanacaktır ama siyasette yapabilirler. Farklı alanlarda çalışabilirler. Her çalışmada bulunabiliriz. Örgütçü, siyasetçi anlayışı Gaziler pratikte oturtmalıdır.

 11-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?
Türk ve Kürt halkına mesajım ise şudur. Tarihte herşeyi açıktır, bellidir. Türk halkının ne kadar hakkı varsa Kürtlerinde o kadar hakkı vardır. Bunun tersi de öyledir. Aynı çoğrafya da yaşıyoruz, içiçeyiz. Tabiki savaşta yaptık. 20 yıl savaştık. Farklılıklar birlik olmalıdır bence. Tarih bize bunu emrediyor. Farklılıklarla birlikte yaşamalıyız. Tabi Kürtler tarihte Türklere çok yardım etti, onlara imparatorlukta hediye edip, dünyanın efendisi yaptı. Onu Mezopotamya ve Anadolu’ya yerleştirdi. Ama bunun karşılığı da inkar ve imha olmamalıydı diyorum. Bu konuda şunu önemle vurguluyorum ki Türk aydınları gerçekten bu konuda  tarih karşısında utanmalıdırlar. Yani gerçekleri halka kavratmak aydınların işidir, ama onlar duyarsız  kalıyorlar.

 12- Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif vb)
 Herşeyden önce şunu söylemeliyimki bizim koşullarımız farklıdır. Zaten bizim sosyal faaliyetler için imkanlarımız bir devletinki gibi yoktur. Ancak biz yaşadığımız tecrübeleri ınsanlara anlatmak ve onları bu konularda aydınlatmak için çaba verebiliriz. Yani gördüklerimizi  makalelerle, anılarla, roman denemeleriyle v.s.yazılarla gerçekleri çıplaklığıyla bilgilendirebiliriz. Tabi çoğu arkadaşımız halk  çalışmalarındadır ve ona uygun çalışmalar yapıyoruz. Yine boş zamanlarımızda kitap okuyarak geçiriyoruz. Yani bir Gazinin yapabileceği çalışmaları sürdürüyoruz.

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com