GAZİ EGÎD CÎLO ARKADAŞ

 
 

.

“Kürt ve Türk anaları da çok acı çekti. Savaşın bitirilip barışın sağlanması için her iki halkında bu savaş rantçılarına karşı mücadele etmesi gerekiyor”
AGit Cilo

 

diyor gazi Egîd Cîlo arkadaş. Üniversiteyi bitirir bitirmez mücadeleye katılıyor. Kürt inkarcılığının geleceğindeki olumsuz etkilerini hala unutmuş değil, başarılı bir öğrenim hayatına rağmen devletin faşizan Kürt inkarcılığı yüzünden bir çok Kürt genci gibi geleceği yine devlet tarafından çalınıyor. Gazi Egîd Cîlo. Acıma duygularıyla kimsenin kendilerine yaklaşmamasını,  düşünsel olarak çok şey yapabileceklerini, buna imkanlarının olduğunu söylüyor.. Size Gazi Agit arkadaşla yaptığımız röportajı sunuyoruz.

 1-Bize kendinizi tanıtırmısınız?
1971 Batman doğumluyum. Üniversite eğitimi aldım. Elektrik mühendisliği bölümünden mezunum. İlk orta liseyi de Antalya’da okudum. 9 çocuklu, yarı feodal yarı küçük burjuva bir aileden geliyorum. Ailem yoksul ve yurtsever özelliklere sahip bir ailedir. Geçimini serbest iş yaparak sağlıyor.

 2- Mücadeleyle ne zaman ve nasıl tanıştınız?
1992’de Zağros alanında aktif mücadeleye katıldım. Grup olarak iki arkadaşla birlikte katılmıştık. Küçük yaşlarda metropole gelmiştik. Çocukluk yıllarımda Kürt olduğum için dışlanıyordum. Hep kavga etmek zorunda kalıyordum. Böyle bir çelişkili yaşamla büyümüştüm. Kürtler hep horlanıyor, küçümseniyordu. Kürt olduğumuz için yol bile bize verilmiyordu. Yine resmi anlamda da Kürt inkarcılığı da vardı. Kürt olduğum için askeri okullara alınmadım. Oysa çok başarılı bir sınavdan geçmiştim. PKK’nin mücadelesiyle aktifleşme bende okul yıllarına rastlamıştı. Okuma, araştırma, gerilla mücadelesi kitapları ve Türk arkadaşların mücadeleye katılımı beni de etkiledi. Duygusal ve düşünsel birikimle ben aktif mücadeleye katıldım.

  3-Hangi tarihte ve nerenizden yaralandınız?
20 Ocak 1994’te çukurca sınırında anti-personel mayına basarak yaralnadım. Sol ayak parmaklarımı kaybettim. Yine sağ gözümde de darbe almıştım ve şu anda az görebilmekteyim.

 4-Mücadeleye katılmadan önce yaralanacağınız hiç aklınıza gelirmiydi?
Mücadeleye katılmadan önce yaralancağımı hiç düşünmedim. Sadece mücadele etmeyi düşünüyordum. Hatta şehadeti bile düşünmüyordum. Yani en azından geç şehadet ve yaralanma olacağını hissediyordum.

 5-Yaralanma anını ve sonrasını anlatırmısınız.
Biz bir grup arkadaştık, eyleme gidiyorduk. Mayınlı araziye girmiştik. 10 arkadaş önümde yürüyordu. Durduk ve yerlerimizi alacaktık. O an bir arkadaş yanımda konuşup giderken ben bir anda yere düştüm. Büyük bir sesle irkildim. Ayağım ve gözüm gitmişti. O an büyük bir alev topu oluşmuştu ve yüz üstü düşmüştüm. yaralandığım haberini ilk cihazdan  duymuştum ve mayına bastığımı anladım. Şehit düşeceğimi anladım. Ayağımda bir sıcaklık hissetmiştim. Kan akıyordu ayağımdan. Artık bir an yaşam ölüm arasındaki mesafenin ne kadar yakın olduğunu anlamaya başlamıştım. Hemen “Biji Serok APO” diye slogan attım. Arkadaşar hemen yanıma koşmuşlardı. Ayağımı hemen turnike yapıp bağlamaya başladılar. Ben o halde arkadaşlara “gerillacılık yapabilecekmiyim?” diye sormuştum. Diğer bir üzüntüm ise eylemi kazayla sabote etme durumumdu. Benim yaralanmamla birlikte eylemde gerçekleştirilememişti. En çok da buna üzülüyordum. Daha sonra arkadaşlar beni sırtlayıp daha iyi bir tedavi için başka bir alana götürdüler. Eylem olmadığı için çok üzülmüştüm. Yaralı halde sınıra getirildim ve ayağımdaki kopan damarlar bağlandı buradaki doktorlar tarafından. 2 gün sonra dağda ameliyat olmuştum. Oksijen tüpü olmadan hafif bir uyuşturucuyla ameliyat olmuştum. Teztere ile pense ameliyat malzemeleriydi. Sürekli bağırıyordum. Ameliyat da 2 saat 15 dakika sürmüştü. 3 ay dağda kalıp iyileştikten sonra şehire indim. Ve tedavim orada devam etti. Gözümü de 1994’te Suriye’de ameliyat ettirdim. Halen iyileşmiş değiller.

  6-O anki duygularınız nelerdi?
O an şehit düşeceğimi zannetmiştim. Fakat daha sonra gerillacılık yapıp yapamayacağımı düşündüm. Yine eylemi yaralanmam yüzünden sabote etme gibi düşünceler vardı. Keşke şehit düşseydim de eylemi sabote etmeseydim duygu ve düşüncesi yakamı hiç bırakmayacaktı

7-Savaş dışı kalıp savaş gazisi olma psikolojisini nasıl yaşıyorsunuz?

Tabi işe yarayıp yaramama sorusu Önderliğin yanına gidinceye kadar sürmüştü. Ekim 1994’te Önderlik bir toplantı yapmıştı bizlere. Bizlere “fiziki sorunlarınızdan çok ideolojik düşünsel sorunlarınız var” diyordu. Yine Önderlik “bundan sonra devrime nasıl hizmet edeceksiniz?” sorusunda yoğunlaşmamızı istedi ve ben bir anda değiştim. Artık “devrime nasıl hizmet ederim” diye düşünmeye başlamıştım. Yani olumsuz psikoloji, çalışmalara katılıncaya , Önderliği görünceye kadar devam etmişti bende. Ama sonra bu psikolojiyi atlattım. “Ben gaziyim bir işe yaramam” psikolojisi artık bende kaybolmuştu. Yeni savaşçı eğitimi ve kitle çalışmalarına katıldım. “Bir gazi devrim içinde nasıl bir duruşa sahip olmalıdır?” Sorusu üzerinde yoğunlaşmam olduğu için olumsuz etkisini artık fazla hissetmemeye başlamıştım.

8-Yaşamda fiziki olarak  zorlandığınız noktalar nelerdir?

Fiziki olarak değilde aslında yanlış yaklaşım ve anlayışlar beni zorlayabilir. Tabiki aşırı yorgunluk bizi zorluyor ama üretime katılarak bunları unutabiliyorduk. Fakat örgüt içi sorunlar yanlış yaklaşımlar beni tabiki zorluyordu. Sağlam kişiden bile artık iyi yürüyebiliyorum. Dağda kalmak benim için daha uygun olabiliyor.

9-Bir gazi olarak insanlardan beklentileriniz nelerdir?

Yanımdaki insanlardan maddi yardımdan ziyade yaşama ve örgüte doğru yaklaşımı beklerim. “Ben gaziyim bana doğru yaklaşılsın” anlayışını değil; doğru bir yoldaşlık, doğru katılım, doğru ilişkiyi inasanlardan beklerim. Diğer şeyleri beklemek pek gerçekçi değildir. Acıma duygularıyla kimse bize yaklaşmasın, düşünsel olarak çok şey yapabiliriz. Buna imkanımız var. Bu durumumuz bir çok insana da güç verip karar sahibi yapabilir. Bir gazi herşeyi yapabilir, yaptırabilir. Fiziksel beklenti yerine düşünsel beklentilere cevap olunabilinir.

10-Yaşadığınız ortamda ihtiyacını duyup ta gereğinin yerine getirilmesini istediginiz şeyler nelerdir?

En fazla çalışma ortamına ihtiyaç duyuyorum. Hizmet yapma hakkımızın kullanabileceği bir ortamın yaratılmasını isterim. Çalışma ortamı çok önemlidir. Başka da bir şey istemiyorum. Verimli ve yetenekli olmak için bu gereklidir. Atıl kalma beni oldukça zorlar bunun pratiğini de yaşamıştım.

11-Geriye dönüp baktığınızda en çok neye sahip olmak isterdiniz?

Dönemsel hedeflerim var. Mücadeleden önce iyi ve normal bir yaşam hedefimdi. Mücadeleyle gerillacılık yapma şimdi hedefimdir. Yaralandıktan sonra üzüntümü geride bırakarak gerillacılık hedefimize savaşçı eğiterek ulaşmaya çalıştım. Şimdi ise Kürt dilini örgüt ve halk için kurumlaştırma öncelikli hedefimdir.

12-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz?(barış ve gazilikle ilişkisini değerlendirilmesi)

Savaş insanlığı tahrip eden bir araçtır.Savaş zorunlu hallerin dışında yapıldığında cinayet olur. Meşru savunma dışında bir savaş yıkıcı olur. Mücadelede inasanlara yeni bir yaşam kurmak için vardır. Gazilerde bu savaşın mağdurlarıdır. En çok da savaş yerine barışın kalıcılaşma görevini gazilerin sürdürmesi gerekiyor. Savaş dıştan bakıldığı gibi değildir. Barışı geliştirecek en etkin kesim gazilerdir. Demokratik mücadeleyle insanların eğitilmesi ve kurum -kuruluşlarda yerleştirilmesi gazileri etkinleştirecektir.

 13-Gaziler için söyleyeceğiniz bir şeyler varmı?

Gaziler öncelikle Önderliğin bir kurumudur. Düşünsel anlamda bu böyledir. Gazilerin kendilerini geliştirmesi için Önderliğin düşüncelerine sahip çıkmalı ve mücadelede bu sözlerin gereklerini yerine getirmelidirler. Gaziler bütün çalışmalara katılmalı ki toplumda da saygınlığı olsun, yoksa fiziki durumunu ön plana çıkarmak çok anlamsız ve sonuçsuz olacaktır. çalışmak, çalışmak ve yine çok çalışmak gerekir. yoksa psikolojik olarak gazide kalmaz. Gaziler yeteneklerini mutlaka kullanmalı ve toplum hizmetine sokmalıdır. Doğru temelde bu görevini yerine getirmelidir.

14-Kürt ve Türk halkına bir mesajınız varmı?

Bu savaş iki halka da acılar yaşattı. Kayıp her iki tarafta da var. Savaş mağduriyeti her iki tarafta da var. Kürt ve Türk anaları da çok acı çekti. Savaşın bitirilip barışın sağlanması için her iki halkında bu savaş rantçılarına karşı mücadele etmesi gerekiyor. Son dönemde de yani Şemdinli ve Yüksekova’daki savaş rantçılarına karşı Kürt halkının verdiği cevap Türk halkına örnek olması bakımından anlamlı ve önemlidir. Artık acı, gözyaşı, kan görmek istemiyorsak savaş rantçılığına karşı demokratik mücadeleyi geliştirip doğru temelde bir barışın gerçekleşmesini sağlayabiliriz.

15- Şimdiki uğraşılarınız nelerdir. (kültür sanat sportif vb)

Şimdiki uğraşılarım Kürt dilinin gelişmesi çalışmalarıdır. Dil grupları oluşturup öğretmenlik yapıyorum. Yine soranca lehçesini öğreniyorum. Bu arada bireysel olarakta kitaplarda okuyorum. Yine görev aldığım Dil Komitesinde çalışmalarıma halen devam ediyorum. Bunun dışında da diğer alanlara ilişkin bireysel faaliyetlerimde var.

16-Spora ilginiz varmı?

Spora da ilgim var tabi. Daha çok izlemeyle yetiniyorum. Fırsat buldukça voleybol, masa tenisi oynuyoruz. Futbolu seviyorum ama sadece izlemekle yetiniyorum. Tuttuğum takımlarda Galatasaray ve Diyarbakırspor’dur

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com