|
Güneşin olsun
gönlünde
Kar bile
yağsa
Yada fırtına
kopsa
Gök
bulutlarla ve dünya kavgayla dolsa
Güneşin olsun
gönlünde
O zaman
gelsin ne gelirse...
1992 yılında Nerweh
eylemi dönüşünde tanımıştım Eşref yoldaşı. O süreçte
henüz yeni katılmıştı aramıza. Yeni katılmasına rağmen
yaşça ve fizikçe küçük bedeniyle herkesin sevgisini
kazanmıştı. Eşref arkadaş karargah içinde de çok sevilen
adeta ele avuca sığmaz bir yaşam coşkusuyla etrafına
neşe saçan sevgi dolu bir arkadaştı. Karargah içinde
dolaşıldığında neşesiyle bitmek tükemek bilmeyen
coşkusuyla göze ilk çarpanlardan biri olarak onu
görebilirdiniz. Onun bu hali karargahın yapısıyla
birlikte komuta yapısınıda oldukça etkilemişti. Komuta
kademesi onu yanından hiç ayırmıyor, adeta el üstünde
tutuyorlardı. Tabi bizler o dönem savaş sürecinde
olduğumuz için sürekli sabit bir birliğimiz ve noktamız
yoktu. Karargahımızda sabit değildi. Eşref arkadaşta
bulunduğumuz noktanın savunma gücündeydi. Henüz çok
gençti ve yeni savaşçı olarak katılmıştı. Buna rağmen
bizlere ve ortama hemen uyum sağlamış, elinden
bırakmadığı karnasıyla tepe gücünde savunma amaçlı
görevlendirilmişti. Hiç yabancılık çekmiyordu ortamda.
Yeni olma psikolojisini herkesten önce üzerinden
atmıştı. Eşref arkadaştan çok kısada olsa karşılaştığım
andaki edindiğim izlenimler ve hislerim onun bu dağların
gelecekte bir kardelen çiçeği olacağı düşüncesiydi.
İradesi ve dağ ortamıyla hızla arkadaşlarla bütünleşmesi
beni ondaki sağlam iradesine hayran bıraktırmıştı. Kış
mevsiminin o kalın tabakalar halindeki beyaz örtüsüne
rağmen inadına güneşle buluşmak isteyen kardelen
çiçekleri misali Eşref yoldaşta o zorlu savaş
süreçlerinin henüz başlangıçlarında bana geleceği ile
ilgili adeta bu izlenimi veriyordu. Ne gariptirki
tarihin bir cilvesi, yine aynı Eşref arkadaşın bu sefer
daha gelişkin daha olgun bir PKK militanı duruşuyla
TCnin savaş uçaklarına karşı yine bir tepede, yine bir
savunma gücü olarak dört kahraman arkadaşıyla birlikte
bir kış mevsiminde arkadaşlarını ve halkını savunurken
beş kardelen çiçeğine dönüşmesiydi. Aradan geçen 15
seneye rağmen hala o günlerin sıcaklığını hissetmenin
acı bir burukluğuyla Şehit Eşref ve dört kahraman
arkadaşının şehadetinin ardından kahraman şehitlerimizin
ve o eski günlerimizin anısına şimdi şu şiiri
mırıldanıyorum dudaklarımda;
Sabrın
çiçeklerinin açtığı yerde
Asla kapanmaz
yaşanan defter
Çünkü tarihin
en güzel yerinde
Son sözü hep
direnenler söyler.
1999 yılında
Kandilde yeni savaşçı şubesinde tanışmıştık Eşref
arkadaşla. 45 gün eğitimci olarak ikimiz kalmıştık yeni
savaşçılar alanında. İkimizde o süreçte takım
komutanıydık. İkimizde gaziydik. İkimizde o korkunç
savaş sürecinde yaralanarak gaziler ordusuna
katılmıştık. Ben bir ayağımı kaybetmiştim. O da bir
ayağını düzeltemiyordu. Yine ne tesadüftürki bu sefer
sıcak savaş alanlarında değil, sıcak savaş alanlarına
göndereceğimiz yeni savaşçıların ideolojik ve askeri
eğitimini vermek üzere ikimizde takım komutanı olarak bu
alanda görevlendiriliyorduk. Ve aynı yönetimdeydik.
Birlikte savaş ve taktik eğitim dersi komisyonunda yer
alıp ders veriyorduk. Kuzeyde en kötü zamanlarda
komutanlık görevlerini yapmış, savaşmıştı Eşref yoldaş.
Zaten eğitimde en çok derste o veriyordu. Gerilla yaşam
tarzını çok iyi biliyordu. Çok zorluklarını benden kat
be kat çekmişti. Onun kişiliğinde inandığı bir şeyi
mutlaka yapma vardı. Sürekli doğru davranış tarzını,
parti uslup ve ölçülerini ortama dayatıyordu. Bu, onun
en güzel özelliğiydi. Dürüstlüğü insanlara büyük güven
duymasına sebep oluyordu. Çok girişken bir özelliği de
vardı. Her zaman tasfiyeciliğe karşı da militan duruşunu
gösteriyor ve bunu radikal bir biçimde APOcu bir
militan gibi gösterebiliyordu. Örgütsel kriz
durumlarında militan tarzı görülmeye değerdi.
Tanıdığı tanımadığı
insanları hiç bir kategoriye hapsetmeden aynı düzeyde
görüyordu. Aradığı özellik insanlardaki dürüstlük ve
partiye, Önderliğe olan bağlılıklarıydı. Bölgecilik,
ahbap-çavuşluk gibi ilkel, feodal geri özelliklere
tepkisi çok büyüktü. Dürüstlüğe ise herşeyden daha fazla
önem veriyordu. İnsanın her konuda düşüncelerini hiç
çekinmeden ortaya koyması gerektiğine inanıyordu.
Böylece de bir netliğin muğlaklık aşıldığında
sağlanacağına inanıyordu. Tabi örgütün kendisine verdiği
her çalışmayı da yerine getiriyordu. Hiç bir itirazı
olmuyordu. Daha çok kendi bireysel çıkarlarını örgüte
dayatan insanlara çok kızıyordu, ancak örgütsel
çalışmalara kendini katma boyutu oldukça da yüksekti.
Diğer bir güzel bir özelliği hiç bir arkadaşın
arkasından kötü bir şekilde konuşmamasıydı, doğrudan
kendisine yanlışlarını söylerdi. Onun bu açık sözlülüğü
arkadaşlar arasında onu sevilen birisi yapmıştı. Tabi
açık sözlülüğü bazılarının zoruna gitsede, genelde bu
özelliği arkadaşları kendisine hayran bırakmıştı.
Bu arada yeni
savaşçılarda onu çok seviyordu ve saygı duyuyorlardı,
çünkü örgütü onun şahsında öğreniyorlar, gerilla yaşam
tarzının tecrübesini ondan eğitimle alıyorlardı. Tabi
Eşref yoldaş iç eyaletlerde de çok kalmıştı. Tecrübesi o
anlamda oldukça zengindi. Pusu, eylem gibi savaş
taktiklerinin bütün zenginliklerinin tecrübesi onda
vardı. Dersi anlattığında da yeni savaşçılar çok iyi
anlıyor, onu can kulağıyla sessiz bir şekilde dinliyor,
soru sorma gereğini bile duymuyorlardı. Eğitime
hakimiyeti oldukça da güçlüydü Eşref arkadaşın. Tabi
Eşref arkadaşın başka alanlarda da çalışmaları olmuştu.
Halk çalışmalarında bile kendisini oldukça sevdirmişti.
Halkın ona yaklaşımı sıradan bir kadroya yaklaşımından
daha farklıydı. Halkçı özelliklerini adeta APOcu
militan duruşuyla bütünleştirmeyi başarmıştı. Onu
tanıyan her arkadaşa onu sorsanız hep aynı şeyleri
söyleyecektir sizlere. O gerçekten APOcu bir militan,
Önderlik, halk ve ülke sevgisiyle dolu bir kahramandı.
Onu unutmamak ancak onun anılarını, düşüncelerini hayata
geçirmekle mümkün olacaktır. Söylemek istediklerim
bunlardı. Onu asla unutmayacağım ve anısını yaşatmaya
çalışacağım. Nazım Hikmet adlı bir şairin bir mısrası
aklıma gelmişti. Bu beş kahraman şehidimizin anısına bu
mısrayı söylemek istiyorum.
Topraktan,
Ateşten
Ve
Denizden
Doğanların en
mükemmeli
Doğacaktır
Bizden
Eşref arkadaşla
şehadete ulaşana dört yiğit gerillamızında anıları
önünde saygıyla eğiliyorum.
Devrimci Selam ve Saygılarımızla
Mücadele arkadaşları
|