|
YURTSEVER KÜRDİSTAN HALKINA
Newrozlaşan Kürdistan ateşten bir özgürlük tutkusudur. Newroz
Kürdistan’ın kimliği, ruhu, inancı ve geleceğidir. Newroz ateşi
Mezopotamya topraklarının geneli için tanrısal düzeyde bir ufuk,
Kürdistan’da ise bir aşktır. Önüne geçilemez bir özgürlük aşkıdır.
Kısacası Newroz Kürdistan’ın diğer adıdır. Kürtlerin ateşle ilişkisi
Mezopotamya toprakları üzerinde akışkan bir soru gibidir. Buna verilecek
en net ve kesin cevap ise gökkuşağı kadar sürükleyici bir Newroz
ateşidir…
Tarih
boyunca insanların yaşama olanağı bulduğu her bir yeryüzü parçasının
kendisine özgü tarihsel bir gerçekliği vardır. Bu yeryüzü parçası bir
kıta, bir bölge, bir ülke veya küçücük bir toprak parçası olabilir. Bu
toprak parçasının üzerinde yaşayan insanlar, kendi ayakları dibindeki
bastığı toprakla diyalektik bağlar ile ilişki içerisindedir. İnsanlar o
topraktan üretip tükettikleri karşılığında kendilerinden kattığı emekle
diyalektik ilişki içerisine girerler. Bu emek en somutundan kan veya ter
olabilir. Bölge, ülke veya herhangi bir diyar olsun, onu kendi kanı ve
teriyle sulayan insanlar her anlamıyla o toprakları başkalarına nazaran
daha üretken değerlendirebilirler. Dolayısıyla o topraklar da kendi
bağrında yaşayan insanları korumasını bilir. Bu karşılıklı ikilem adeta
canlı bir organizma gibidir. Bu diyalektik ilişki karşılıklı olarak
sadakati geliştirir. İnsanın kendi toprağına bağlılığı da bundan
kaynaklanır. İşte bu bağlılık insanın tahmin edemeyeceği kadar köklüdür.
Bu salt akıl ya da bilinç işi değil duygusal bir derinliktir.
Yurtseverlik olgusu da bu duygusal derinliğin öz suyudur. Kısacası
yurtseverlik kavramı bu diyalektik ilişkinin kaçınılmazlığıdır.
Toplumsal yaşama geçişle, halklaşma tarihinden bu yana yukarıda sözü
edilen gerçekliğin dinamik bir işlevselliği vardır. Bilindiği gibi her
halkın kendi tarihinde devasa yaratımları vardır. Bu yaratımların
muktedir güce sahip olan güçleri veya özellikleri maddi değil tamamen
manevi gerçekliklerdir. Bu gerçekler son derece korkunç ve kutsaldırlar.
Kutsallık kavramı her ne kadar toplumsal aşamalarla silikleşmiş duruma
getirilmiş olsada, aslında yaşam alanlarında değerlerinden hiçbir şey
kaybetmediklerini görüyoruz. Yaşanan bütün değişim ve dönüşümler bu
gerçeklere yeni anlamlar ve misyonlar yüklemişlerdir. Çünkü bunlar
tarihsel değerlerdir. Bu değerlerin en kutsal çabası ise insanların
üzerinde yaşadıkları toprak adına ve o halk adına kendini gerçekleştirme
gücünü göstermeleridir.
Kürdistan tarihine baktığımızda güneş kadar parlak böylesi kutsallıkları
görebiliriz. Her halkın kutsal anıları ya da kendi toplumlarına mal
olmuş temel yaşam gücü olan görkemli eylemleri gibi, Kürdistan’da da bu
kutsallıkların en başında tarihi Newroz bayramı gelmektedir. Yani
Mezopotamya’nın karanlığına doğan güneşi niteliğinde olan Newroz
bayramı. Köleliğe ve kölelik zincirlerine karşı hapsedilemeyen
ulaşılamayan bir özgürlük tutumudur. Bilindiği gibi Newroz bayramı
Kürtlerin özgürlüğe olan tutkularının eylemcisi veya ifadesi olan
Demirci Kawa’nın sonsuz karşı koyuşudur. O günden bu güne Mezopotamya
karanlığına doğan sonsuz bir ışık olmuştur. Böyle bir yüceliğin icatçısı
olan bir halkın sonraki aşamalarda tarihten silinmekle yüz yüze kalması
trajediden başka hiçbir şey olamaz. Büyük Newroz bayramını
gerçekleştiren bu halk, aynı zamanda insanlığın ilk toplumsal yaşama
geçişinin temellerini de atmış olan halktır. Bu halk da Kürtlerdir. Kürt
halkının soyluluğu kendi tarihsel trendinde de bu gibi eylemlerle
yazılmaktadır. Bugünkü Türkiye’nin geçmişi olan Osmanlı imparatorluğunun
yükselişi bile Kürtlerin eksininde olmuştur. Biliniyor ki onlar bu
topraklara geldiklerinde Kürtlerin himayesi olarak barınmışlardır. Ancak
Kürtlerin karakteristik yapılarından kaynaklı misafirperverlik
anlayışları ya da komünal barışçıl anlayışlarından dolayı belki de kendi
tarihleri boyunca yaptıkları son en büyük ve en acı talihsizlikleri
olmuştur. Ama günümüzde ise Türk devleti, kendine kucak açmış böyle bir
halkın dilini bile yasaklamaya gidecek anayasal düzenlemeler
yapmaktadır. Bu durum şansızlığın da ötesinde bir durum olmaktadır. Ama
halkımız ve tarihsel yaşam gücü olan Newroz ve onun gibi kültürel
dinamikleri bunu renkleriyle olsa dahi boşa çıkarmayı bilmiştir.
Bu
tarihsel gerçekliğe bir dönüp baktığımızda kendimizi bugün daha iyi
tanımaktayız. Kendimiz bugün daha iyi tanımak öyle kendiliğindenci bir
durum olarak karşımıza çıkan bir şey değildir. Bu tanınmış, yaratılmış,
uğruna mücadele verilmiş, yüzyıllar boyu kurumanın eşiğinde bir kökün
bedeli olarak ter ve kanla sulanmış ama günümüzde bu köklerden yemyeşil
fidanlar, dal budaklar ve güller veren yeşil bir Kürdistan vardır. Bu
yeşermenin gücü ise bu halkın, bu toprakların onbinlerce şehididir. Tüm
bu yaratımların büyük mimarı önder APO sayesinde bu halk kendisiyle
yeniden buluşmuştur. Biz Kürt halkı olarak yeniden yaratılmanın,
gerçekleştirilmenin kılavuzu olan önder APO’ ya olan varlığımızın kimlik
bilinci ile borçluyuz. Dolayısıyla önder APO milyonlarca nüfusu olan bir
halkın beyni, ruhu, bilinci, iradesi ve hatta duygusuyla bütünleşmiş bir
insandır. Bugün halen dört duvar arasında Kürdistan’ ve Kürtleri yeniden
yaratmanın hesabını sömürgecilere vermektedir. Kürt halkı bu Newrozunu
kendi önderliğini sahiplenme kutlamalarına dönüştürmelidir. Çünkü Newroz
eşittir Kürt halkı, Kürt halkı da eşittir Önder APO demektir.
Bu
temelde halkımızı 2008 Newrozunu en içten duygularıyla kutlamalarını
umut ediyoruz. Dolayısıyla nerede bir Kürt varsa Newroz ateşi etrafında
olmalıdır. Bütün Kürdistan halkını yediden yetmişe bu kutlamalara ve
kendi iradelerini yeşil, sarı, kırmızı ateş alevleri etrafında ortaya
koymak için katılıma davet ediyoruz. Newrozu yaşatmak Kürdistan’ı
yaşatmak anlamına geldiği bilinmektedir. Halkımızın tümü, özelliklede
gençlik kesimi bu Newrozun etrafında kenetlenmeli ve kendi tarihsel
soyluluklarını ortaya koymalıdırlar. Bu temelde her dört parçada yaşayan
halkımızı saygıyla selamlıyoruz, yürekten sevgi ve bağlılık
duygularımızı iletiyoruz.
Yaşasın
önder APO.
Yaşasın
Newroz.
Yaşasın
Kürdistan.
Yaşasın
halkımızın barış, demokratik ve özgürlük mücadelesi.
Kahrolsun sömürgecilik, ihanet ve her türden gericilik.
Devrimci
selam ve saygılarımızla
21 / 03
/ 2008
Yekitiya
Gaziyên Kürdistan’ê ( Y.G.K )
|