|
9 EKİM KOMPLOSU VE GÖREVLERİMİZ
Kürdistan tarihinde
yaşanan en büyük komplo olan ve kara gün olan 15 Şubat ile sonuçlanan 9
Ekim komplosunun on birinci yıl dönümünde her zamankinden daha fazla
komplonun nedenlerini sorgulamak gerekliliğiyle karşı karşıyayız. Her ne
kadar bizim açımızdan komplonun örgütleyenleri ve onların yöntemleri
hakkında gizli kapaklı bir şey kalmamış olsa da özellikle günümüz
görevlerinin daha iyi anlaşılması için sorgulamanın kişide somutlaşması
gerekliliği var. Önderliğimiz komplo üzerine yaptığı ilk
değerlendirmelerinde bugünün bir yas tutma günü değil ders çıkarma günü
olması gerektiğini dillendirmişti. Komplo ardından geçen on bir yıl
boyunca birçok platformda tartışılan komplo gerçekliğini günümüz
gerçekleriyle karşılaştırarak günümüz görevlerinin ışığı haline
getirmemiz gerekiyor.
Sorgulamalarımızın
başında da yetmez yoldaşlığımızı ne kadar aştığımız gerçeği gelmektedir.
Madem komplonun bizim açımızdan artık gizli bir yanı kalmamış,
bilinçlerimizde tüm nedenleriyle birlikte yer almış o zaman komployu
tezgâhlayanları tarihin karanlık sayfalarına gömme gibi bir sorumlulukla
yüz yüzeyiz. Madem farkında olmak yaşamın gerçek anlamı o zaman farkında
olduğumuz gerçekleri yaşamın her anına işleyerek yeni ve özgür geleceğin
yaratımında bir avantaja çevirmenin vakti gelmiş demektir.
Son iki yıllık mücadele
pratiğimiz göstermiştir ki Apocu ruhla donanmış, dönem görevlerine
sarılmış bir militan yapının dize getiremeyeceği düşman, bozamayacağı
oyun yoktur. Bu açıdan baktığımızda geçmiş yılların duygusallıkla bezeli
anmalarından farklı olarak komplo sahiplerinin gerçeklerini yüzlerine
vurma zamanı gelmiş demektir. Önderliğimizin de dediği gibi
“Trajedi oyunlarında hep tekrarlanan kaderi özgürlük lehine bozmak, her
acıyı katlanılır kılmaya yeterlidir. Davam ve dava arkadaşlarımla
birlikte bu sefer adı gerçekliğin ta kendisi olan bir oyunu oynamada
kaderin payına düşen yenilgidir.”
Bu sözden de
anlaşılacağı gibi kaderin Kürtlere biçtiği yenilgili psikolojiyi artık
tamamıyla kaldırmamız gerekmektedir. Önderliğimizle aramızda var olan
düşünsel boşlukları kapatarak dönem görevlerine dört elle sarılmak ve
makus tarihi yenmekle karşı karşıyayız.
Her ne kadar kapitalist
modernite tüm araç ve tezgahlarıyla komployu sürdürmeye çalışıyor olsa
da ona karşı koyacak ve yenilgiye uğratacak tecrübe, birikim ve cesarete
fazlasıyla sahibiz.
Kürtler artık eski kürt
değil. Bunu yürekten hissederek mücadeleyi omuzlamak her vicdanlı
insanın görevleri arasında yer almaktadır. Özgürlük mücadelesinin
adanmışları olarak haklı davamızı zafere götürmek her zamankinden daha
fazla imkan dahiline girmiştir. Önemli olan 9 ekim ile başlayan ve
Kürt’ün ölüm fermanının imzalandığı lanetlik komplonun amacını hissetmek
ve dayandığı yetmez yoldaşlığın öz eleştirisini verebilmektir. Bugün her
zamankinden daha fazla şehitlerimizin kanı ve halkımızın emekleriyle
yaratılmış olan değerlerimize, kültürümüze, dilimize yöneltilen
saldırılar karşısında 9 ekimin yarattığı kin ve öfkeyle yürümek vicdanı
olan her Kürt bireyinin olmazsa olmazıdır. Bizden istenen de budur.
Unutmayalım ki komplo
artık yeni yol ve yöntemlerle saldırmakta. İrademizi kırmak ve bizi salt
bir şiddet örgütü gibi gösterme derdindedir. Hareket ve halk olarak
barıştaki ısrarımız tüm dünyanın gözlerini kapattığı bir olgu
durumundadır. Onlarca şehit vererek barıştaki ısrarımızı göstermemize
rağmen görmezden gelinmesi, halen yüzyılların kandırmacalarıyla politika
yaptığını sananlara kanmayacağımızı, onların oyunlarıyla onları
vuracağımızı göstermemiz gerekiyor. Neredeyse Kürtlüğü bile elimizden
almaya çalışan komplocuların yaptığı en önemli atak halk ile hareketin
arasını açmak, PKK’nin yarattığı kültür ve ahlakı bozmaktır. Bunun
karşısında elbette kadını, genci, yaşlısı, çocuğu tüm halkımızın
bilinçle yaklaşması gerekmektedir.
PKK ruhu, Apocu ruh
asla tükenmeyecektir. Bunu bekleyenlerin hepsini ağır bir hüsrandan
başka bir şey beklememektedir. Bu ruhun en son temsilcilerinden olan ve
tek ayağıyla on senedir dağlarda en zorlu alanlarda pratik yürüten Şehit
Dılgeş gibi yoldaşlarımız bunun en önemli göstergelerinden biri oluyor.
9 ekim komplosunu önderlik sahasında yaşayan Ş, Dılgeş arkadaş
önderliğin son öğrencilerinden olmanın bilinci ve ağır sorumluluk
duygusuyla yaşamayı bilmiş, komploculara Apocu ruhun tüm zorluklara
karşı kesin zaferini ilan etmiştir.
Beraberinde şehit düşen
yedi arkadaşımızı bağırlarına basan yurtsever halkımızın direnişi tüm
dünyanın gözlerini bu bağlılığa ve bu bağlılığın yaratıcısı Önder Apo’ya
çevirmiştir.
Tüm bunlar
göstermektedir ki önderlik, halk ve hareket olarak hiçbir zaman olmadığı
kadar güçlü bir pozisyondayız. Bu durumu iyi değerlendirerek
şehitlerimizin hayallerini geçekleştirmek, halkımızın yıllardır ödediği
bedellerin karşılığını vermek, tüm demokratik çevrelerin ve halkların
özgürlüklerini garantiye almak artık çok yakınlaşmıştır. Bunun
bilincinde olarak 9 Ekimin on ikinci yılını anmamak için, böylesi bir
günü Kürtlerin tarihinden silmek için herkesin elinden geleni yapması
gerekmektedir.
Önderliğimizin ve tüm halkımızın rüyası olan Amed
surlarında muhteşem buluşmayı gerçekleştirmenin, komplocuların tarihin
karanlıklarına gömülmesinden geçtiğinin bilinciyle 9 Ekim komplosunu
lanetliyor, özgürlük sözümüzü yineliyoruz.
YEKITIYA GAZIYEN KURDISTANE
|