|
Kamuoyuna ve ilgili Kurum ve Kuruluşlara
Maxmur Mülteci Kampında Yaşayan Savaş Mağdurları Derneğinin kamuoyuna
çağrısıdır.
Derneğimiz ‘Komaleya
Maxdurên Şer’ adıyla 29.11.2005 yılında kuruldu. Bu süre
zarfında geçici bir yönetmenlikle faaliyetlerini yürüten Derneğimiz 5
kişilik Yürütmesi ve 450’yi aşkın üyesiyle çalışmalarını yürüttü ve
Mülteci halk ortamında bulunan Mağdurların sorunlarıyla yakından
ilgilendi.
Biz, Maxmur Mülteci
Kampında yaşayan Kürdistan’li savaş mağdurları olarak çok zor şartlar ve
koşullar altında zihinsel ve fiziki dirilişimizi ve direnişimizi
sürdürdük ve sürdürmeye devam etmekteyiz.
Mağduriyet bir insanlık
ayıbı veya dramı olarak tarihin savaş ve sömürüyle başlayan döneminden
beri yaşanmaktadır. Global sermayenin doymak bilmeyen kar ve kazanç
hırsı adeta bütün kötülüklerin, bütün savaş ve çatışmaların temel nedeni
olmaktadır. Dünya üzerindeki hâkimiyeti yâda hükmetme mücadelesi
toplumun bütün hücrelerine kadar kendisini his ettirmektedir. Dünyamız
hala her gün insanların mağdur duruma düştüğü korkunç savaş ve
çatışmalara sahne oluyor. Hala milyonlarca insan yaşanan savaş ve
çatışmaların korkunç sonuçlarından etkilenerek yerinden yurdundan
kopartılıyor, bir yerden bir yere sürülüyor, büyük baskı ve işkencelere
maruz bırakılarak mağdur duruma düşürülüyor. Her ne kadar 21.yy atfen
büyük gelişmelerin olacağı, insan hakları ve özgürlükler alanında önemli
iyileşme ve ilerlemelerin olacağı söylenmiş ve büyük umutlar beslenmişse
bile 20.yy kalma savaş ve çatışmaların, haksızlık ve sömürünün
azımsanmayacak derecede insanlığı tehdit ettiği ve geleceğini
belirsizliğe götürdüğünü söylemek fazla karamsarlık olmaz diye
düşünüyoruz.
Savaş ve çatışmaların en
çok yaşandığı bölgemiz Ortadoğu da büyük acılar ve izdi raplar
yaşanmaktadır. Kurt halkı, halk olarak Mağdur duruma düşürülen en bariz
halklardan biridir. Kurt halkı Mezopotamyanın ilk yerleşik halklarından
biridir. İlk yaratımlarda, uygarlığın oluşmasında emeği ve katkısı olan
bir halktır. Bugün nüfusu 40 milyonu aşan bir halk olmasına rağmen hala
dili yasak, kullanamıyor, kültürünü yaşayamıyor hatta adı bile yasak ve
kendisini ulusal kimliğiyle ifade edemiyor. Kurt halkı hala büyük
mağduriyeti yaşıyor ve bu insanlık ayıbıdır.
Biz savaş Mağdurları hem
mağdur düşürülen bir ülkede mağdur edilmiş onurlu ve emektar bir halkın
çocuklarıyız. Halkımızın dili, kültürü ve ulusal hak ve özgürlükleri
için mücadele ettiğimizden dolayı Türk Devleti tarafından yerimizden
yurdumuzdan kopartıldık ve göç ettirildik. Köylerimiz yakıldı-yıkıldı,
malımıza el konuldu. Çok kötü koşullardan geçerek bugüne geldik.
Biz Maxmur Mülteci
Kampında yaşayan ve kendi ülkesinde ulusal ve demokratik hakları uğruna
kendi ülkesinde mülteci statüsünde yaşayan ve birkaç kez birlikte
Mağduriyeti yaşayan insanlar olarak geleceğe, insan haklarına inanıyor
ve özgürleşecek bir ülkede yaşama inanç ve kararlılığımızı koruyarak
mücadelemizi sürdürüyoruz. Savaşların olmadığı, ülke kaynaklarının
silahlanmaya değil toplumsal kalkınma projelerine harcandığı, barış ve
kardeşliğin hâkim olduğu bir dünya özlüyoruz, böyle bir toplum bir dünya
güzeldir. Başka insanların başka halkların mağdur olmaması için kendi
şart ve koşullarımız el verdikçe çalışıp çabalayacağız. Geleceğimize,
insanlığın geleceğine sahip çıkmalıyız. Bugün biz de dâhil milyonlarca
savaş, doğal afet vb. nedenlerden dolayı Mağduriyeti yaşayan insanların
sorunları vardır ve bütün insanlığın ortak sorunlarıdır. Çözümünde
herkese düşen görevler vardır. Maxmur mülteci kampında Savaş Mağdurları
Derneği çatısı altında örgütlenmiş bulunmaktayız. Özgür, onurlu ve
müreffeh bir toplumsal ortamda yaşamayı istemek insan hakları evrensel
normlarının başında gelir ve bizde bunun sağlanmasını istemekteyiz.
Büyük Mağduriyetlere yol açan ve milyonlarca kürdü yurtsuzlaştırarak
temel insanî ve evrensel haklarından mahrum bırakan siyaset ve
uygulamalara karşı çıkalım, mücadele edelim ve daha büyük acıların
ortaya çıkmasını engelleyelim.
Bütün ben insanım diyen
herkesi, ilgili bütün dernek ve kuruluşları duyarlı olmaya, daha
yakından destek sunmaya dayanışma içinde olmaya ve en azından duyarlı ve
sorumlu davranmaya çağırıyoruz.
Her şeyden önce yaşam
güvencesi başta olmak üzere temel haklarımızın güvenceye alınması
gerekmektedir ve Kürt sorunu çözülmeden, Kürtleri baskı ve tahakküm
altında tutan ülkeler Kürtleri tanıyarak haklarını anayasal güvenceye
almadan bu sorunların Köklü çözülmeyeceğini biliyoruz ve bu bilinçle
herkesi mücadelemize destek sunmaya ve yardımlaşmada bulunmaya
çağırıyoruz.
Mahmur Mülteci Kampında Yaşayan
Savaş mağdurları Derneği
|