Umuda Yol Alırken
Ayten Amed

Karadağ’da Şehit düşen Tanya, Dersim’de şehit düşen Zinê, Garzan'da şehit düşen Zozan ve Amed'te şehit düşen Devrim arkadaşlar şahsında tüm özgürlük şehitlerine…

Gökyüzü ne kadar parlak bu gece.
Bilmem ki yıldızlar da sizleri özledikleri için midir bu kadar parlıyorlar. Bak şu anda söz verdiğimiz gibi yıldızımıza bakıyorum ve tüm ihtişamıyla parlıyor. Dördünüzün gülümseyişini duyar gibi oluyorum. Tanya, senin tiz sesi kulaklarımı çınlattı biliyor musunuz? Söz verdiğimiz gibi her gece mutlaka gökyüzündeki yıldızlardan sizlere selam gönderiyorum. Gönderirken bazen de sizin selamlarınızı alıyorum. Yıldızların olmadığı günlerde bulutlardan rica ediyorum sevgilerimi size ulaştırsın diye. Rüzgâr da yardımlarını esirgemiyor benden.
Yıl 1995 baharı 1.Kadın kongresinden kısa bir süre sonra yeni yapılan düzenlemelerle birlikte bir grup kadın arkadaş iç eyaletlere düzenlenmiştik. Büyük bir heyecan ve coşkuyla gidişi bekliyoruz. Ancak, gidiş o kadar da kolay olmuyor her zaman. Tam da Çelik operasyonuna denk gelen gidişimiz habire ertelenip duruyordu. Gidiş ertelendikçe biz de sabırsızlanıyorduk. Gidişimizi hızlandırmak için bir tiyatro yapmaya ve bu tiyatro ile mesajımızı iletmeye karar verdik. Öyle de yaptık. Sitem dolu tiyatromuzda genel akış şöyleydi. O kadar beklemiştik ki devrim olmuştu ve arkadaşlar bize iç eyaletlere gidebileceğimizi ancak yaşlılar heyetine katılabileceğimiz söylüyorlardı. Biz de silah yerine baston, raxt yerine gözlük türünden eşyalar taşıyarak iç eyaletlere doğru yola çıkıyorduk. Neyse ki bu tiyatro oyunundan sonra grubumuz yola çıkmıştı. Uzun bir dönem birlikte kalmış bir gurup olarak ilk defa ayrılacak, her birimiz bir eyalete gidecektik.
Birbirimizden ayrılırken vedalaşmamaya ve bir gün Amed' te buluşmaya inanarak ayrıldık. Söz verdiğimiz gibi birbirimize sarılmadık. Ağlayıp vedalaşmaktansa her gece birlikte olabileceğimiz bir an belirledik. Her gece gökyüzüne bakarak yıldızlarla birbirimize selam gönderecek aynı anda birbirimizi hissederek yaşayacaktık. Ve devrim sonrası Amed'te büyük buluşmayı gerçekleştirecektik. Amed ortak görmek istediğimiz ve dolaşacağımız yerdi. Ne de olsa başkentiydi yüreğimizin. 

Evet, yüreğimizin başkentinde Başkanımız ile birlikte zaferi kutlayacağımız yemin içtik o gece parlayan yıldızların ışıltısının eşliğinde. Konuşmadan, ses çıkarmadan yaptığımız bu gizli anlaşmayı hepimiz hislerimizle sağlamış, bir sözleşmenin altına yüreğimizle imza atmıştık.

İşte gerillada yoldaşlık böyle bir şeydir. Söz söylenmez, konuşulmaz. Dile gelmez çoğunda. Biz de öyleydik. Konuşmadan anladık birbirimizi. Buna yüreğin dili ve eylemi dedik. Bazen konuşmadan anlarız ne demek istediğimizi, en güzel sözleşmelerimizi işte böyle yaparız. En büyük anlaşmaların altına böyle imza atarız. O gece Garê den yola çıkarken parlayan yıldızların ve sonsuz maviliklere uzanan gökyüzünün altında sonsuz yoldaşlığın altına imza atmıştık. Birimiz Garzan, birimiz Amed, birimiz Dersim ve birimiz de Erzurum yolcusuyduk.

Gruptan ilk ayrılan Zozan arkadaş (Türkan Keleş) oldu. Çünkü ilk uğradığımız eyalet Garzandı. Zozan 91’de İstanbul’dan saflara katılmıştı, Botan’da sağlıkçımızdı ve sağlıkçı Zozan diye tanırırdı. Onu geride bırakmak kolay olmamıştı. Ondan ayrıldıktan sonra durumun ciddiyetinin farkına varmıştık. Belki de bir daha asla birbirimizi görmeyecektik, belki de anlaştığımız gibi Amed' te Önderliğimizi kucaklayacaktık. Ama ne olursa olsun verdiğimiz sözden vazgeçmeyecektik. Zozan'dan sonra gruptan ayrılan ben ve Devrim (Çiçek Küçükyılmaz) olduk. Geriye Erzurum ve Dersim’e gidecek, Tanya ve Zinê arkadaşlar kalmıştı. 95 yazı fiziksel ayrılığın ruhsal bağlılığın geliştiği bir yaz olmuştu bizim için.

Yeni ama bilinmezliklerle dolu bir zaman parçasına doğru yol alırken yeni sevgi ve özlemleri de sırtlamıştık. Geride bıraktıklarımız ve yeni yeni tanıyacağımız nice yoldaşları ve sevgileri karşılayacaktık. Gerillada yaşamanın bir de böylesi bir avantajı vardır. Gittiğin her yerde yeni yoldaşlıklar edinerek yaşamına sevgi ve özlemleri katıyorsun. Biz de o yıl özlemlerimize yeni özlemleri, sevgilerimize yeni sevgileri, en önemlisi de umutlarımıza yeni umutları katarak yol almıştık, sevdiğimiz diyarlara. Adına da umuda yolculuk demiştik. Yeni umutlarla yeni diyarlara yaptığımız bu yolculukta sevgiyi taşıdık, özlemleri sırtladık. Bazen de özlem koyduk sevdiklerimizden uzaklığın adını. Hepimiz kendi önerilerimizle, büyük istem ve ısrarlarımızla gidiyorduk mücadele alanlarımıza. İşte sonunda yıllardır özlemini kurduğumuz topraklarda ve o diyarlardaydık. Direnişin diyarı Amed, İsyanların kalesi Dersim, Sipanê Xelatê destanının ülkesi Garzan ve oltu taşlarının diyarı Erzurumdaydık. Her birimiz gittiği yere diğerini de götürmeye ve onun yerine de o coğrafyaya bakmaya, bir diğerinin yerine de gördüğümüz güzellikleri yüreğinde taşımaya söz vermiştik. Böylece gittiğimiz her yerde bir kişi değil, beş kişi oluyor, yaşama da bu gözle, bu yürekle bakıyorduk.

Sevginin, hüznün ve umutların aynılaştığı anlar asla unutulmazlar. Sahipleri uzaklarda olsalar da yine de seninledirler. Yaşarsan onları da yaşatırsın, yaşatırsan anlamlıca sen de yaşarsın. Yoldaşı yürekte yaşatmak diye bir ilke vardır gerilla yaşamında. Yaşadıkça, yaşatırsın.

Evet, bu gece yine maviliklere uzanan gökyüzü ve ay ışığının gölgesinde Karadağ’da Şehit düşen Tanya'ya, Dersim’de şehit düşen Zinê'ye, Garzan'da şehit düşen Zozan'a ve Amed'te şehit düşen Devrim'e sevgi ve özlemlerimi yolluyorum. Onlar bugün olduğu gibi, tüm zamanlarda bizimle ve yüreğimizin tam orta yerindeler.


 

 
    ygk_unur@hotmail.com