|
Kitaplardan okumuştum. Heval
Beritanı ölüme yürürkenki cesaretini, düşmana boyun eğmeyen
tavrını. İhanetin bağrına bıçak gibi saplanan özgürlük
tutkusunu.

Beritan gibi uçurumlardan aşağı
aşağı kanat takıp süzülmek isterdim. Avının üstüne doğru dalışa
geçen keskin bakışlı bir kartal kararlılığında aynı zamanda
küçük nazik barışa koşan bembeyaz bir güvercin saflığında.
Rüyalarımda kanatlanıp uçardım
bazen önderliğe doğru, ülkeye doğru Beritan ismi kulaklarımda
kalbimde, ruhumda, beynimde tüm benliğimde yankılanıp dururdu
günlerce. Sonra ben bir karar verdim. beritanca yaşamak için,
Beritanın küllerinde tekrar, tekrar doğarken görmek için
Beritanın ölümsüzleştiği topraklara gitmek gerekiyordu. Bu
düşüncelerle 1999 da ülkeye geldim.
Hep bir Beritan aradım kendime
yılarca Beritan gibi düşünen Beritan gibi yaşan, Beritan gibi
ölümsüzleşecek bir kadın. Ama o 5000 yıllık doğmalar değimliydi
beynimizi tutsak edip bizi, biz olmaktan çıkaran, benliğimizi
ele geçirip kendi, kendimize bizi düşman eden. Cinsimi
tanıyordum kendimi tanıyordum. Çevremdeki bayan arkadaşları
tanıyordum, bu yüzden güzelliklerini göremezdim. Sevgilerini
paylaşamadım acılarını his edemedim.
Hani ünlü düşünür Sokrates
diyordu ya ( kendini bil ) diye. Ne kendimi bile bildim nede
çevremdeki güzellikleri. Aradan dört koça yıl geçti,
zorluklarıyla, mutluluklarıyla, hüzün ve sevinçleriyle geçen
dört yıl 2003 yılının Nisan ayında Gareye bölgesine gittim.
Kandilde bir taburluk güçle çıkmıştık Garey yolluna. İşte ilk o
zaman görmüştüm şehide Nuda yoldaşı, yürüyüşü duruşu konuşması
ve içten gülüşü vardı. Her şeyi farklıydı anlamlandıramıyordum
ama şimdiye kadar tanıdığım kimseye benzemiyordu. Neden olduğunu
bilemedim ama farklıydı işte dürüst, sadık ve samimi birisi gibi
geldi bana ilk bakışta.
Toplantı yaptı taburumuza
konuşurken kendinde emin tavırları insanı alıp yüreğinin
derinliklerine götürüyordu çekici üslubu ve ilahi ki gözleri
kararlı cesur ve aynı zamanda sıcak sevecen gözleri hayatım
boyunca unutmayacağım.
Ben bir gönül verdim
O gün anlamıştım aradığım
Beritanı bulduğumu (devrim yapılmaz devrim oluyor ancak) demişti
bir yazar oda devrim olmuştu. Kürdistanda devrim ancak
Beritanlaşarak , Zilanlaşarak olurdu ve o da bunu herkesten daha
iyi kavramıştı.sonraki zamanlarda aylarca izledim onu hem
anlamak hem öğrenmek istiyordum. Nasıl başarmıştı, nasıl
ulaşmıştı o mertebeye bir yıl beş ay sonra bahara veda ederken,
çağırdı beni yanına karargâhta muhabereci olmuştum. Büyük bir
sevgiyle karşıladım bu haberi yakından tanımak onu hissetmek
için bir fırsattı bu benim için. Ve onu tanıdıkça anladım,
başarısının sırrını
Özlüydü, dürüstü içtendi ve
karşısındaki herkesi ciddiye alıyordu ve elinden geldiği
kadarıyla çevresindekilere yardım ediyordu. O sıralar
yoğunlaşmalarım çok dağınıktı, her gün bir saatini bana
ayırıyordu ve düşüncelerimin sistamatize olması için emek
harcıyordu insan emek verdikçe güzelleşiyordu ve benim gözümden
dünyanın en güzel insanıydı. Hatta bir gün neden benimle bu
kadar çok vakit harcadığını sordum ona. Acaba o saatler benim
için harcaman değer dedim Nuda yoldaşa (elbette ) dedi,
(dürüst kendini geliştirmek isteyen her insana yardım etmekten
mutluluk duyarım )dedi.
Ben bir gül verdim
Nuda yoldaşın doğum gününde
Manga kapısının önünde öyle bir çığlık attım ki bana bir şey
olduğunu sanıp dışarı fırladı. Onun dışarı çıkmasıyla birlikte
hepimiz birlikte yüreğimizde ona karşı büyüttüğümüz sevgiyi
duyurmak istercesine haykırdık. (iyi ki doğdun Heval Nuda)diye
hepimiz tek sesle bağırdık, ondan sonra tek, tek arkadaşları
kucakladı ve sımsıkı yoldaşça yürekten sarılırdı, sıra bana
geldiğinde gözyaşlarımın yanaklarımda süzülüp gitmesini
engelleyemedim. Seni kaybetmek istemiyorum ömrümün sonuna kadar
seninle yaşamak istiyorum dedim, ona yaklaşan felaketi his
etmiştim sanki uzaman.
2004Yılının sonunda zapa
bölgesine geçti oradan da kuzeye geçecekti.
Giderken yüreğimizin yarısını
kendisiyle götürdü çünkü her zaman yüreğimizin bir parçasında
yaşıyordu.
Acaba Aşk kendinden vaaz geçmek
midir? Heval Nudanın ülke aşkı da o kadar gücülüdeki bu uğurda
her şeyinde faz geçmeye hazırdı. Onu kuzeye yaptığı uzun yürüyüş
sırasında göremedim oysa ne kadar çok isterdim ona eşlik etmeyi.
Bu benim ona hitaben yazdığım
ikinci yazı. Kader miydi yoksa başka bir şey miydi bilemiyorum.
Şahadet haberi geldi önce uzaklardan inanmadım inanamadım.
Nedense ölüm insanları hep şaşırtır geceye şaşmaz gündüze şaşmaz
ama ölüme şaşırır yaratıldığından beri ölür insan oğlu yaradan
daha yaratırken vereceği canı alacağını söyler ama her şeye
hazırlayan insanı ne gariptir ki ölüme hazırlayamaz ve bende
hazırlıksız yakalanmıştım. İşte. Belki de o canı yaratanın
kendisi almadığı için di şaşkınlığımızın sebebi buydu.
Bazen aklımız kalbimizin doğru
olmasını istediği şeye inanır. Anısını kalbimden canlı tutmak ve
o güzel insanı gelecek kuşaklara anlata bilmek isteğiyle bir
yazı yazdım ardından. Ve hislerim beni yanıltmamıştı gurubundan
kopmuştu ancak şehit olmadığı müjdesi geldi artık o kadarda uzak
olmayan dağlardan içim sevinçle dolup daştı. İnsanoğlunun
binlerce yıllık yaşayan serüveninde neden hep içinde uçma
tutkusu olduğunu anladım. O zaman minicik kanatlı melekler
uçuşuyorlardı gözlerimin önünde onlara katılmak coşmak halay
çekmek geldi içimden
Ben bir can verdim
Ve beklemeye başladım heyecanla
döneceği günü Truva savaşına giden oduyussu bekleyen penelope
gibi yüzyıllardır özlenen kurtarıcıyı Mesih in geleceği günü
bekleyen insanlar gibi. Aylar sonra bir çatışmadan kahramanca
savaşarak Beritanlaşan Şahadet haberini gizledi arkadaşlar
benden. İkinci bir felaketi kardırmaya ne gücüm vardı ne kalbim
Ama olan olmuştu işte ve tarihin tozlu topraklarında ölümü çekip
çıkarmanın imkanı yoktu
Ben bir söz verdim
Ona olan sevgimi, kadın özgürlük
ideolojisine bağlı ve onun çizgisinde yürüyen tüm kadınlarla
paylaşacağıma dair.
Şu anda onun adını taşıyan bir
yerdeyim PAJK şehit Nuda Akademisinde ona laik olmak için çaba
sarf ediyorum.
Başarmak Beritanlaşmak,
Nudalaşmak en büyük hayalim, hayallerime ihanet etmeyeceğim
03.05.2009
Stervan Demhat
|