|
MUTLULUĞUMUZ PAYLAŞTIĞIMIZ
ANDA SAKLIDIR
|
|
(Şehit Beritan Şemzinan ve
Şehit Ali Gever arkadaşların anısına)
Mevsimler değişiyor ve her mevsim
yeni olmayıp ama alışmak istemediğimiz bir çok şey getirir beraberinde.
Bir mevsim daha dayandı kapımıza. Geceleri uzundur bu mevsimin. Bir bir
uzarken geceler, gündüzümüze karalar yağar. Haberi yayılır dört bir
yana. Acı, keder, gözyaşı
Nedendir bilinmez ağlar taşı toprağı
ülkemin. Sevdasının göz bebeklerinde hapsolmuş tebesümler ürkek
bakışlara bırakır kendini. Dağlarda yankılanır hıçkırık sesi derelerin,
isyan halayıdır tuttukları ve bir türküdür dillerde:
Emanetindir yüreğimizde saklı kalan
Yansada yüreğimiz
Dökülse de bir bir gözlerden yaşlar
Dil tutulur söyleyemesede bir söz
Emanetindir bizi yarınlara taşıyan.
Bizi sana yakınlaştıran
Bizi sen yapan
Ölüm döşeğinde tek tek toprağın yüzünü öpen yoldaşlarımın fotoğrafları
beliriyor karşımda. Televizyonlar yine felaket telallığı yapıyor bu
akşam vakti. Gözlerimden akan yaşların farkında olmadan geçmişten anılar
tazelenir benliğimde. Zorluklarıyla anlam bulan o güzel günler, hep
birlikte yaşanılan duygu selleri ve sevinçler, gözler kırpılmadan
ölümlere meydan okumak ve ölümlerden canları sıyırıp almak
Unutulur mu
sınırları aşan bu duygular? Unutulmaz, unutulmamalı
Hiç
birimiz daha önce birbirimizi görmemiş ve her birimiz farklı yerlerde
doğmuş, büyümüş buralara aynı mücadelenin çatısı altında aynı amaç
uğruna yan yana gelmişiz. Ve şimdi aynı mevziyi paylaşıyoruz. El tetikte
gözler usulca uzanan arazide çoğu zaman göz göze gelerek tadına varmaya
çalışırdık o anların. Sanki bu an son an olacakmış gibi ve bir daha
birbirimizi göremeyecekmişiz gibi
Her şey bir kurşuna ya da şarampel
parçasına bağlı kalmış ya da başka bir şey. İfadesi yoktu belki de bu
anın ama mutluluğumuz paylaştığımız bu an da saklıydı.
Heval Beritanı ilk kez Mava da
görmüştüm. Ben ve Mervan arkadaş Botana bağlı bir grubu buradan alıp
Amede götürecektik. Biraz şaşkınlık vardı üzerimde çünkü ilk defa kuzey
gruplarında bir bayan arkadaşı takım komutanı olarak görüyordum. Son
geri çekilme sürecinden bu yana bayan arkadaşlar Amedte
bulunmamışlardı. Yüzlerindeki o coşku, heyecan ve sevinç bizlere de
yansıyordu. Toplam üç kişiydiler. Beritan, Dılbırin ve Devrim
arkadaşlar. Devrim arkadaşı güneyde Garê alanından tanıyorum. Grup gece
Mavaya vardığı gibi ben heval Devrimi sesinden tanıdım. Sabahı görüşmek
ve diğer arkadaşlarla tanışmak için sabırsızlıkla bekledim. Sabah beni
karşısında gördüğünde şoka uğramış gibiydi. Yıllarca birbirimizden uzak
olmamız ve yılların fiziğimizde uğrattığı değişikliği şaşkın gözlerle
süzüyordu. portatif dediğimiz Mazlum arkadaş şimdi bizi Botandan
Amede kadar kurye olarak götürecek. Hem de bizi Beşiri ovasından
geçirecek
diye takılıyordu arasıra. Önümüzde dört gecelik bir yol
vardı. Heval Berîtan benim ve heval Devrimin daha önce tanışıyor
olmamızdan kaynaklı sevinmişti. Bu sayede diyalog zemini oluştu.
Yolculuk için gereken her tür bilgiyi paylaştık. Bizim soğuk
kanlılığımız yolun çok rahat olduğu konusundaki tavrımız onları baya
şaşırtmıştı. Çünkü birçok kişi Beşiri ovasının çok zor olduğunu ve
birçok grubun geçerken imha olduğunu dillendire dillendire ve biraz da
abartı işin içine girince herkesi kaygılandırıyordu. Biz anlattıkça
onlar daha da rahatlayıp yolda Amed karpuzu yiyip yurtsever evlere
gideceğimiz onları sevindirmişti. Ve artık onlarda Amedin bir
grubuydular. Tabi gelen grup içinde Şehit Sipan ve Poyraz arkadaşlar
Erzuruma geçeceklerdi. Şehit Sipan yolda o kadar kusuyordu ki çok
korkmuştuk. Öncü olmasına rağmen bu durumundan kaynaklı onu artçı
yapmıştık. Tabi bu grup öncesinde Amade gelen iki bayan arkadaş vardı.
Şehit Dicle(17,07,2008) ve Şehit Avaşin(26,07,2008). Onları da biz
Amede götürmüştük. 1 Hazirandan sonra kuzeye gelip burada savaşmak
onların en büyük hayaliydi. Tek korkuları ise Amede yetişemeden şehit
düşmeleriydi. Her zaman dile getirdikleri tek şey yerimize ulaşalım
ondan sonra ne olursa olsun du. İstedikleri yere ulaştıklarından sonra
bir defasında bir tartışmalarına tanık olmuştum. acaba geri çekilmeden
sonra şehit düşecek ilk bayan arkadaş hangimiz olacak diye. Bu tartışma
çok tuhafıma gitmiş aynı zamanda inanılmaz bir coşku da almıştım.
İstedikleri yere ulaştılar, beraber
aynı mevzide mermi patlattılar ve aynı mangada aramıza sadece bir perde
çekerek bir kış geçirdik. Ve en son vedalaşmamıza kadar hiçbir bayan
arkadaş şehit düşmemişti. Ama savaş yine en çirkin yüz ifadesiyle
karşımızda belirmişti. Garzandan güneye yol alırlarken Heval Dicle ve
Heval avaşinin şehadet haberlerini aldık. Ve şimdi yaralarıma bir yara
daha katılıyor. Heval Beritan, Heval Sema ve Heval Alinin şehadet
haberlerini alıyorum ilerlemeyi unutan bir zaman vaktinde.
Heval Ali ile en son iki aylık bir
güney yolculuğundan sonra yerimize varmamızla büyük cihazda konuşmuştuk.
Sağlam ulaşma haberimiz onları da çok sevindirmişti.
Bir insan başka bir insanın
kişiliğini yorumlama ve anlatma konusununda ne kadar başarılı olabilir
ki? Bu yorumlama ister yazılı olsun ister dille aktarımla olsun mutlaka
eksik kalan yanları olmaktadır. Hele hele bu şehit bir arkadaş üzerine
gerçekleşen bir anlatımsa bu konuda kaygılar bir başka artmaktadır.
Defterle temas kuran kalem titrer, dil tutulur ve bazen insanın
yutkunmakta zorlandığı anlar gelişir. Her kaygının kendi içinde başka
bir kaygıyı taşıdığı anlardır. Ve en çok ta bu konuda tam olarak hakkını
verebilirmiyimin kaygısı yaşanır. Mutlaka her ne şekilde olursa olsun bu
şehit yoldaşlarımızı birkaç cümle yada söze sığdıramayız. Her seferinde
eksik bir yanı kalır. Ama bizim onlara karşı minnettarlığımızı ve
boynumuzdaki borcu hafifletmek için bu yöntem çoğu zam denenmektedir.
Mutlaka her bir arkadasın farklı bir yaşam hikayesi vardır. Ben de
böylesi bir cesareti gösterip yukarıda isimlerini saydığım şehit
arkadaşlarımın kişilik yapılarını Heval Berîtan ve Heval Ali sahsında
somutlastırma gereksinimi duyuyorum.
Bizim kişilik tanımımız burjuvatik
tanımlamaya benzemez, bir roman karakterinin tarifnamesine benzemez.
Anlatılacak her şeyin öze dayandırılmasıyla aktarılabiliniyorsa ne mutlu
bize. Bu topraklardan göçüp giden herbir arkadaş kendisiyle beraber
bizden de birer parça alıp götürmüşlerdir. Bunun yanında bizlere
biraktıkları bir miras bir gelecek ve hiçbir zaman yerde kalmayacak
silahları vardır. Bizler şimdilik o mertebeye ulaşmamış olsakta
ölümsüzleşen yaşamlarını yarınlara taşımak bizim boynumuzun borcudur.
Onların kendilerine belirlediği hedeflerine ve kutsal amaçlarına ulaşma
uğruna ne olursa olsun verebileceklerini Zilan felsefesinden
öğrenmişlerdi. Ve canımdan başka verebileceğim bir şey olsaydı onu da
verirdim aynı zamanda mezar taşıma borçlu yazın diyen kahraman
yoldaşarımızın izinde giden kişiliklerin takipçileri olma yükümlülüğümüz
vardır
Beritan arkadaş yıllarca savaş
içinde ve PKK ocağında yetişmiş bir komutandı. En belirgin özelliği ise
yaşam içerisinde çok mütevazi olması ve yapı yönetim arasına hiçbir
zaman ayrım koymamasıydı. Etkinliğini aldığı görevden ziyade sergilediği
tavır ve davranışlarıyla, kişiliğiyle her şahsın üzerinde biraktığı
tesir ve yönlendrici yaklaşımıyla insanları derinden etkilemekte buna
tecrübe de eklenince müthiş bir etkileme olayı gerçekleşmekteydi. Bu
kadar senedir savaş içerisinde olmasına rağmen duygusal yönünüde
yitirmemişti ama bu duygusallığı hiçbir zaman kararlarının önüne
geçmemişti. Gerektiği yerde tereddüt etmeden karar vermesini bilen ve bu
kararını pratikleştirinceye kadar rahat olamayan bir arkadaştı. Cins
mücadlesinde hiçbir zaman polemik yaklasımlara gimemiş aksine eski
klasik kadın kişiliğini aşmış ver her fırsatta çantasından hiç eksik
olmayan önederliğin savunmasını arkadaşlarla tartışıyordu. Şervan
yapısının gündemini boş bırakmayarak gereksiz bazı tartışmalara
girilmemesi ve yaşamda boş durulmamsı için her dakkasını bir eğitim
dakkası olarak geçirir ve yapısınada bunu benimsetmişti. Ortaya çıkan
yanlış yaklaşımlara karşı örgütsel tavır almaktan çekinmez yalnız kalma
pahasına bile olsa örgütsel yaklaşımından taviz vermez ve bu
yaklaşımlara teslim olmazdı. Bundan kaynaklı yapısı tarafından
benimsenen bir kişiliğe sahipti. Bu olay sadece örgütsel anlamda değil
aynı zamanda askeri konularda da geçerliydi. Örneğin bir grup eyleme,
keşfe ya da herhangi bir göreve gidecekse ve bu grupta Heval Beritanda
varsa bu grup başka bir güvenle bu görevine giderdi. Bir kadın olarak
askeri taktiklerde güçlü olan bunun yanında halkla ilişki düzeyi
gelişkindi. Önderliğin yeni paradigmasındaki derinliği bizlere anlatması
kadar halklada paylaşması çok hoşuna gitmekte bazen saatlerce oturup
konuştuğu olmuştu. Halkımızın uzun süreden beri kadın arkadaşlarla bir
arada olmama ve içlerindeki bu özlemi giderdiğine inanıyorum. Özellikle
paradigmayı benimsetme ısrarı bizi çoğu zaman şaşırtır biz askeriz diye
sıyrılmaya çalışırdık. Ama her şeye rağmen ısrarlarından vazgeçmez bunu
her seferinde benimsetmeye çalışırdı. Karizmatik yani heybetli duruşu da
buna eklenince kendimizi anlatımına kaptırırdık. Yılların yüzünde
oluşturduğu yorgunluk hatları belli olsa da ruhen hiçbir zaman bunu bize
yansıtmamış bir çok defa yaralanmasına rağmen daha yeni katılmış gibi
coşkulu ve heyecanlı bir hali vardi. Bir bayan olarak Kürdistanın
dağlarında yıllarca silah omuzda savamak basit bir şey değildi. Ama ona
bu mutluluğu, coşkuyu ve gençlik ruhunu veren şey arkadaşlarıyla
savaşmak, yaşamak ve gerektiği yerde ölmesini bilmekti.
Evet gerektiği yerde ölmek
İşte
gerektiği yerde ölmeyi Heval Aliden öğrendim. Heval Ali fiziksel olarak
zayıf, geceleri yürümekte ve görmekte zorlanıyordu. Ama bu hiç bir zaman
onun azminin önüne geçmedi aksine bu hırsını dahada artırdı. Onu ilk
gören bu arkadaş fazla bir şey yapamaz kaygısına düşer. Ama daha sonra
nasıl yanıldığını ifade eden bir çok arkadaşla karşılaştım. Özellikle öz
savunma çalışmalarındaki rolü asla unutulamaz. İkna gücü ve bütün
birikimi birleştiğinde her genci eğitiyor ve örgütleyebiliyordu. Ali
arkadaşın olduğu yerde parti yaşamı hakimdi. Geverin yurtseverlik
ruhunu hiç kaybetmeyen asi ve isyankar kişiliğiyle tanınırdı. Bu da
aileden ve o yöreden gelen bir özellik olsa gerek. Her zaman moralli,
coşkulu, herkesle alıp veren bir arkadaştı.
Sonuç olarak; bu iki arkadaşın
yönetimdeki uyumları ve yapıcı olmaları çok ilginçti. Aslında bir
arkadaştan bahsederken diğer arkadaşıda dile getiriyor gibiyim. Bunun
sebebi her iki arkadaşın ayni yörede doğup büyümelrinden kaynaklımıdır
bilemem Heval Ali Geverli, Heval Beritan Şemzinanlı- ama her iki
arkadaşın beraber şehit düşmeleri sanki bu sezgisel belirsizliği
belirginleştiriyordu. Ve şimdi bizler onların yaşam felsefeleriyle
yarınlara merhaba diyeceğiz. Hoşçakalın demeden görüşeceğimiz güne kadar
bir ayrılıktır bu. Katlanılması zor bir ayrılık olsa da görüşeceğimiz
günün yakın olduğu bilinciyle sizleri en içten duygularımla saygıyla
selamlıyorum.
D.S.S
MAZLUM
MAKO
|