XWİNREJ’İN ANASI, RAHİME ANA

 

 

Ülkemizin Yüreği, Şimdi Analarımızın Yüreğinde Atıyor 

İlk baktığımda renkli uzun fistanıyla bembeyaz yazması ve esmer teniyle her Kürt anasında gördüğüm şeyleri gördüm. Sonrasında ise gördüklerimin sadece bir kap olduğunu, kabın içindekilerin ise çok daha fazla şeyi ifade ettiğini gördüm. İyice durup bir baktım ona. Dünyaya açılan penceresinden içeriye, gözlerinin derinine baktığımda bambaşka dünyalara, deryalara daldım. Bir tanıdıklık, bir sıcaklık, aynı kaynaktan akan hüzünlü zamanların verdiği bir ortaklık buldum.  Bu tanıdıklıktan doğan sıcaklık bir yangın olup tutuşturdu kalbimi yalım yalım. Aynı acıların verdiği ortaklık hüzünlerden kaçıp kurtuldu. Başı dik bir memnuniyete, bir gurur duymaya dönüştü. Simbiyotik bir ilişkiye dönüştü. Birbirimize bir şeyler veriyor, birbirimizden bir şeyler alıyorduk sanki. Yüreklerimiz bu yenilenmenin heyecanıyla ısınıyor, Temmuz’un çöl sıcaklığına karışıyordu.

Xwinrej arkadaş, Kürdistan özgürlük mücadelesinde Botan’da şehit düşen oğludur Rahime Ana’nın. O bir gerilla öncüsüdür. Yolların, yolculukların, ileriye yönelişlerin, özgürlük zamanlarına yürümenin öncüsü Xwinrej, yiğit bir Guyi gencidir. Ülkesine adanmış, sürgün edildiği Kela Memê yamaçlarını adım adım gezmiş, her bir adımına bir damla ter, bir damla kan vermiş Botanlı bir yürek. Binlerce arkadaşının adımlarının izini sürmüş, onları ülke topraklarına taşımış, yorgun düştükleri anlarda silahlarını omuzlamış bir yol arkadaşı… Yüreğimizi kesmeye çalışan sınırları kesen kuzey yolcularının dizlerinde derman kalmadığı zamanlarda onların çantalarını taşımış, yaşam tarzıyla, duruşuyla, yürek yüceliğiyle ve gözlerinin ışıltısıyla, iradenin oluşmasına, insanın potansiyel enerjisinin açığa çıkmasına öncülük etmiş bir yalın yürek.

Uzun boyu, esmer teniyle gözlerin de yıldızları tutuşturan bir özgürlük aşığı Xwinrej, adı gibi olduktan, kanını akıttıktan sonra, son damla kanı da toprağa düştükten sonra, dünyaya gözlerini açtığı. Topraklarda dünyaya gözlerini yumduktan sonra, toprağıyla kan kardeş olmayı aşıp onunla bir olduktan sonra, işte o zaman Rahime Ana Önder Apo’ya ve oğlu Xwinrej’e söz vermiş yüreğinin derinliklerinde: Ağlamayacağım!

Gerçekten de ağlamıyor Rahime Ana. Konuşuyoruz, tartışıyoruz, hep gözlerine bakıyorum hiç nemlenmiyor. Bu nehir yatağı şimdi ıslanacak diyorum, yanılıyorum. Sürecin gidişatını, yaşanan şahadetleri, işkence edilen gerilla bedenlerini, gerillaların direnişlerini konuşuyoruz. Rahime Ana yüreğini konuşturuyor hep. Tartışıyoruz derinden bir heyecanla. Ama yok! O dimdik başı, kendine güvenen net sesiyle görüşlerini hemen seriveriyor ortaya. Sonra Xwinrej’den ve ailenin diğer şehitlerinden söz ediyoruz. Rahime Ana’nın yüreğinin atışını, kanın bedenine yayılışını, yüreğinin hücre hücre her bir yanını, duygularının haritasını görmek istiyorum. Bir ananın yüreğini ve beynini bu kadar sağlam tutuşuna, Önderliğe kendi duruşuyla böyle güçlü cevap verişine, kararlı yaşam anlayışına sevgiyle bakıyorum. Onunla övünüyorum tabi. Kendi anam bilip övünüyorum onunla. Elini tutmuşum, bırakmıyorum. Güç alıyorum ondan. Ona baktıkça mücadele gerekçelerim çoğalıyor. Ona baktıkça anlamlı yaşama gerekçelerim çoğalıyor. Ne yaptığımı ve ne yapacağımı daha iyi anlıyorum. Xwinrej’in kardeşleri geliyor sonra. Ona çok benziyorlar. Onlarla sohbet ediyorum ama aklım Rahime Ana’nın yüreğinde, gözlerinde.

Rahime Ana ise kendinden çıkıp başka bir gerilla anasını, bir şehit anasını anlatıyor.  

Botan’daki oğlunun şahadetini gururla, onurla karşılamış bir anayı konuk ediyor sohbetimize. Oğlunun şahadetiyle gurur duyduğu kadar cenazesinin bir korucu köyünün yakınında gömülmesine tahammül edememiş bir ana... İşte o ananın dilinden aktarıyor Rahime Ana:

“Benim ciğerim, oğlum şehit düştü, başım diktir. Ama bir şey kalmıştır içimde. Bir kurt gibi içimi yiyip bitirmektedir. Oğlum o çete köyünde gömüleceğine Gabar’da kurtlar yeseydi cenazesini daha iyiydi.”

Rahime ana, sözünü bitirip duruyor ve bize bakıyor sonra. Bana bakıyor belki de. Belki o da benim yüreğimin haritasını arıyor gözlerimde. Ama ben o anda yüreğimin durduğunu, kanımın donduğunu, bir an için akmadığını sandım. Bir ananın yüreği ancak bu kadar büyük olabilir. Evlat sevgisini ancak bu kadar bilinçle yoğurup çocuğuna yansıtabilir. Gerçek sevginin emekle, bedelle, amaçlı, idealli yaşamla oluştuğunun kanıtı işte bu analardır.

Öyle kendilerine yufka yürekli deyip ağlayıp sızlayan analara da kızar Rahime Ana. “Çocuğunuza işte şimdi sütünüz helal oldu, başınızı eğmedi, sizi utandırmadı, onursuzluk yapmadı o, şehitlerin ardından ağlamak ayıptır” diyor Rahime Ana. Özgür bir Önderlik ve özgür bir ülkeye kavuşana kadar da bu konuda kararlı görünüyor. 

Öyle ki onun konuşmalarından yüreğim dolup, dolup duruyor. Bir an gözyaşlarım boşanacak yuvalarından diyorum, tutuyorum sonra. Rahime Ana’nın yürekliliği karşısında ağlamak öyle basit kalıyor ki duygular adına… Öyle cılız, zayıf ve kendi halinde… Rahime Ana anlatıyor ben dinliyorum. Oğlu Fırat’ın şahadetini, Xwinrej’in gerilla olarak gördüğü günleri anlatıyor. Anlatışı bizimle kendisi arasında bir bağ kuruyor. Zaten o da bunun için anlatıyor izlenimine kapılıyorum.

Erdem denen şey varsa eğer, işte orada, Rahime Ana’nın yanında görüyorum o gün. O her fırsatta tarihe özeleştiri veriyor. Buna karşılık, ben de onun çocuklarına özgür ülke veremeyişinin bedeli olarak Xwinrej gibi halkının özgürlüğüne adanmış gençleri yetiştirerek analık görevlerini onurla yerine getirdiğini söylüyorum. Ama biliyorum ki Rahime Ana tesellilerden çoktan geçmiş bir büyük yürek.

O yüreğini anılardan çıkarıp zamana adamış onurlu bir gerilla anası…

Hepimizin anası…

 

Dilzar Dîlok

 

.

 
    ygk.gaziler@googlemail.com