Özgürlük Güneşine Bir Yürüyüş
Cemal Cizirî

Güneşimizi karartamazsınız şiarının, kendini tanıma temelinde özgür yaşama yürüyüşünün en son bir mensubu Mensur Güzel’in düşünce, ruh ve eylemi ile selamlıyor, saygılar sunuyoruz.

Dünya ve Kürdistan bir infaza daha tanık oldu. Söz konusu olan özgürlük arayışçılığı ve direnişidir. Doğruyu dilendirmek, arayışında bulunmak, söylemek ve onun için yürümek egemen sistem için infazın bir nedeni olmaktadır. Özgürlükçülüğün, insanlık ve Kürdistan halkının Önderliğinin esaretini kabullenmediği, özgürlüğün egemen bir sistemin geliştirdiği bir adada esir tutulamayacağının bir haykırışıdır. Kendi özgürlüğünü Rêber APO’nun özgürlüğünde arayışının adıdır. Günler ve ayları alan dünyadan izolasyonun, yaşama kastetmenin kendisi olduğu, bunu yaşamı pahasına kabul edilemeyeceğinin bir simgesi olarak değerlendirmek yeri ve hakkıdır. Halk tabiri ile balığı sudan koparmanın yaşama kastetme olduğunun bilinciyle tahammül sınırlarını aşan bir vahşete yaşamı pahasına bir kez daha Êdî Bese’yi okyanuslara da mal etmenin bir adı olmaktadır. Önderliğin nefes alıp vermenin yaşamsal tanımı insanlık ve toplum olduğunu herkes tarafından iyi bilinmektedir. Dolayısıyla her saniye ve dakikanın Rêber APO’ya yönelik uygulamanın ahlaki ve felsefik olarak da bir infaz olduğunu, bunu iliklerine dek yaşamanın bir sonucu olduğunu, sağlıklı düşünen herkesin kabulleneceği bir gerçek durumundadır. Yine Rêber APO’nun, geliştirdiği yeni paradigma ve bunun bir sistem halinde geliştirerek toplulukları yaşama kavuşturmasının egemen sistem ve onun versiyonu durumundaki tüm uygulayıcılarının kendi sonları olarak görmenin de bir sonucu olsa da Özgürlüğe kastetmenin hiç kimsenin harcı olamayacağını bir kez daha ifade edişin kendisi olunmaktadır. Dahası, Rêber APO’nun avukatları ile haftalık geliştirmesi gereken görüşmeye, hava muhalefeti ve gemi bozuk gerekçelerinin de bir yalan, aldatma olduğu açığa çıkarmanın soyluluğunun bir başka tanımı olmaktadır. Türk Cumhuriyeti ve onun türettiği hükümetinin de en yalın yalanlarının açığa çıkarılması “ ve kral çıplak” düzeyinde gerçekleştirilmesi insanın gücünün neye kadir olduğu ve bir birey olarak borcunun ödenmesi eylemi olarak da tanımlanmalıdır.

Günlük olarak Kürdistan da özgürlük ve demokrasi adına geliştirilen her girişim ve haykırışa karşı gerçekleştirilen infazları yaşamaktayız. Diriliş ve kurtuluş süreçlerinin her an ve gününde gerçekleştirilen direnişe karşı uygulanmakta olan bir yöntem olarak kararlaştırılmıştır. Egemen sistem adına özgürlük arayışçılığına karşı geliştirilen bir hüküm olarak yürürlüktedir. Şu ana kadar geliştirilen her infazın faillerin hiç birine karşı herhangi bir hesap sorma gereğinin geliştirilmemesi, aksine ödüllendirilmeleri bunun bir ispatı olmaktadır. Bugünler de bir kişinin bir kediye yaptıklarına karşı herkesi duyarlılığa ve karşılıksız bırakılmamasına karşı tavır-tutuma karşı gösterilen ilgiyi anlıyor, tepkilere de katılıyorum. Dahası günlük olarak Kürdistan da gerçekleştirilen yaşamın her alanında infazlara karşı da duyarlılık göstermeme veya ilgisiz kalmayı nasıl tanımlanabileceğine varsın sahipleri düşünsün, hesap versinler. Unutulmaması gereken hiçbir gafletin, tarihin hesap sorma gücünden kendisini kurtaramayacağı iyi bilinmek durumundadır.

Mensur Güzel daha başka bir ifadeyle Güzelliğin Mensur’unun mensup olduğu halkın ve onu en derin bir biçimde yaşayan bu halkın öncülerinin de şu an yaşanan tarihsel sürecin yakıcılığı kadar zorlu bedeller ödenerek kazanılacağını en iyi bilenlerden olduğudur.

Şu anki Türk devletinin tarihten günümüze bir infazı-mahsus olduğu, herkesin nezdinde aşikârdır. Tarihten bu yana halklar ve kültürler adına arda kalanları da bir temizleme uğraşında olduğudur. İlginç olan bütün bunların demokrasi adına geliştirmesi ve kimi ucubeler tarafından kabul görmesidir. Bilmeyen, anlamakta zorluk çeken, kısacası kendini tanıma zorluklarını yaşayanları bir tarafta tutarsak kimi birey ve çevrelerin de yaşadığı suç ortaklığıdır. Ne gaflete nede delalete gerekçenin bırakılmadığı bir hinlik ile karşı karşıya olunduğu bir gerçektir. Yani Egemen sisteme ait ne kadar kötülük varsa kendi iktidarı ve günümüzde geliştirmek istenen Türk ulus-devlet yapılanması için kullanan bir illet ile olmaktadır. Kimi filmlerde ne insan nede hayvan olan iletimsi yaratıkları andıran bir iktidardır söz konusu olan. Geçmiş bütün kötülüklerin koruyucusu ve geliştiricisi bir vaka mevcut. Bütün bunları kayseri tüccarın yaptığının bin misli ve tanımı güç bir ileten beter bir durum olmaktadır.

Kendine göre tarihin tüm kirli yöntemlerini geliştirerek, engel olarak tanımladığı verileri temizleyerek, daha sonra da özgürlük ve demokrasi adına kendisini temize çıkarmanın arayışı içinde olunmaktadır.

Ancak, tarihte görüldüğü gibi toplumlara musallat olan bu iletin özgürlük yürüyüşçülerinin gösterdiği güç karşısında yenilmekten kurtulamayacağıdır. Tarihin bütün altın değerlerinin bir bileşimi olarak gelişen APOCU hareket karşısında tarihin hak ettiği sona ermekten kurtulamayacağıdır. Tarihi hakikatın bilinci, iradesi, etkisi, gücünün her şeye kadir olduğu özgürlük mücadelesinin günümüze kadar ki seyri kadar geleceği de örme-kurmanın imkan dahilinde olacağına tarih şahitlik edecektir.

Bu temel de bir daha belirtmek gerekir ki, tarihin hükmü-adaleti, kendisini her an yeniden üreterek hakkını verenlerin olacaktır. 

Özgürlük Yürüyüşçüsünün Güzel Mensuruna Saygılarımla!  

 

                                                                                                     

 

 


 

 
    ygk_unur@hotmail.com