Kato’nun Son Kareleri
 

 

Bir acı sayıklama bu. İki gün süren kar yağışının ardından bu gün aldığım bir acı haberden sonra başlayan bir sayıklamadır. Duyduğum andan itibaren sayıklamaya başladım ve gece boyuda bu böyle sürecek. İki gün devam eden kar yağışı bu gün durdu. Öğlen üzeri kar yağışı durunca önce biraz odun kırdım. Ardından mutfakta bir çay içeyim diye içeri girdim. Serhat benden sonra geldi. Ben ona çay içer misin diye sormadan, sana kaç kere Kato’nun portresini yap demiştin yapmadın bak gördün mu ne oldu dedi. Ne oldu diye sorduğumda Kato’nun dün karda donarak şehit düştüğünü söyledi. Serhatın bu söylemiyle başından aşağı kaynar sular döküldü sanki. Ne diyeceğimi bilemedim. Zaten söylenecek bir şeyde yoktu ve kalmamıştı.  “ Düşman bizden can alıyor, yağmur bizden can alıyor, kar bizden can alıyor. Bizden can almayan kalmadı” düşüncesi önceleri kafamda fır dönmeye başladı. Ardından dayanamayıp bu düşündüklerimi seslendirmeye de başladım. Kime, neye isyan ediyorduk ki. Onu da çok bilmiyorum. Bildiğim bir tek şey varsa oda o an her şeye karşı isyan halindeydim. Ateşin başında oturup birkaç dakikalığına önce ateşi izledim. Benim için her zaman sabır olan ateş bile bu sefer sıkıntılarımı, isyanımı, acılarımı dindiremedi. Çay içmek için oturmuştum ateşin başına. Ancak çayında bir türlü kaynayacağı yoktu. İsyanımı bir yerlere akıtmalıydım. Hıncımı bir şeylerden çıkarmalıydım yoksa kendime zarar verirdim bunu biliyordum. Evet bu mevsimde insan hıncını bir tek şeyden alabilirdi. Odun kırmak. Bende kaldığımız yukarı çadır için odun kırmaya çıkmaya karar verdim. Ama nerde kıracaktım. Bizden can alan kar her yeri kaplamıştı. Yer açmak için kürek alarak yukarıya çıktım. Halil çadırda kitap okuyordu. Ne var ne yok diye sordu. Bende hiççç diye bir cevap verdim. Ama kendimi tutamadım karda bizden bir can aldı. Kato karda donarak yaşamını yitirdi dedim. Halil nasıl, ne zaman olmuş diye sorduysa bir cevap vermedim. Çünkü bende bilmiyordum. Sonra bir saat kadar odun kıracağım yeri açmak için kar temizledim. Ardından akşam karanlığına kadar odun kırdım. Halil aşağıya yemeğe inelim dedi. Hiçbir şey yiyecek halim olmadığı için sen git ben sonra inerim dedim. Biraz olsun öfkem dinmişti. Ama hala Kato’nun bakışı, duruşu, ezikliği gözlerimin önündeydi.

Kato’yla bu yıl tanıştım. Daha önce hiç görmemiştim. Ve tanışırken bile o yoktu o ortamda. Çobanların oraya gitmiştim. Oradaki arkadaşları Kato diye birinin yanlarında olduğu, Şivan Perveri çok sevdiği, benim ona Şivan Perverin bir kasetini göndermemi söylemişlerdi. Serhatta tam portrelik bir insan dedikten sonra gıyabında Kato’yla tanışmış oldum. O günden sonra hep Kato görmek istedim. Onu görmek için biraz çaba harcadıysam da onu göremedim. Ta ki sonbaharın ilk günlerine kadar bu sürdü. Sonbaharın ilk günlerinde Halil’le bir akşam üstü bir yere giderken ağaçların arasından biri çıkıp, gördüğünüz gibi çobanım ve yabandayım. Sigarım yok yanınızda varsa bana bir iki tane sigara verir misiniz dedi. Halil işte Kato bu derken kaybettiğim bir şeyimi görmüş gibi sevindim. Cebimdeki paketimi içinde çok fazla sigara kalmamış olsa da çıkarıp verdim ve Heval Kato seni arıyordum bende. Mutlaka seni bir gün görmeye geleceğim diyerek oradan geçtik.

Kato 1989 yılında askeri kanunla gerilla katılmış. 92 güney savaşında gözünden ve boğazından yaralanır. Yaralı, baygın bir halde yerde yatarken Türk askerleri tarafından yakalanır. 99 yılına kadar cezaevinde kaldıktan sonra kaçarken vuruldu süsü vermek için Botan’a başlatılan bir operasyona onu da götürürler. Askerler Kato’ya serbestsin çek git diyorlar. Kato daha iki adım atmadan arkasından ateş etmeye başlarlar. O sırada yakın yerlerde bulunan gerillalarda askerlere ateş etmeye başlar. Askerler ile gerilla arasında çatışma başlayınca Kato gerillaya doğru kaçarak kurtulmayı başarır. Böylelikle Kato sağ olarak kurtularak 92’den beri uzak kaldığı gerilla arkadaşlarına yeniden ulaşmış olur. Ancak sığındığı gerillaların birçoğu onu tanımadığından kimsin sen, nereden geliyorsun, neden seni vurmak istediler diye sorarlar. Kato kısaca kendisini tanıtır. O sırada Kato’yu eskiden Botandan tanıyan bir gerilla arkadaşı çıkar karşısına. O gün bu gündür yeniden gerillaya kavuşan Kato geldiği 99 yılından bu yana ise gerillada çobanlık yaparak hizmetine devam eder.

Kato’yla bir sonbahar akşam üstü karşılaşmamızdan sonra bir iki kez daha karşılaştık. Her karşılaşmamızda da istisnasız Şivan’ın kasetini sordu. Ben zaten ilk bana söylendiğinden beri Türkiye, Avrupa’daki tanıdıklarıma haber vererek Şivan’ın kasetlerini göndermelerini söylemiştim. Kato’nun kaseti sormasına bu cevabı verdim. En son 15 gün önce kaldığı çadırın önünden geçerken bir kez daha karşılaştık. Ama artık çobanlık yapmıyordu. Bedran Spêrtê ve Zeydin adındaki eski Botan gerillalarıyla kalıyordu. Çadırlarının önünden geçerken yine selamlaştık ve yine kasetini sordu. Kasetin yakında geleceğini söyledim. Bedran eski Botan gerillası olduğu için Botan’ı yazmak için onunla Botan’a gidebileceğimizi söyledim. Kato dayanamayıp oradan atılarak, “Heval seyit  bende Botan’ı iyi biliyorum. Heval Bedran gelmese ben gelirim, birlikte gidelim” dedi.  Bende tamam Heval Kato hele bahara bir çıkalım gideriz seninle diyerek oradan ayrıldım. Ayrılmadan önce Kato’nun birkaç kare fotoğrafını çektim.

Nereden bilebilirdim ki bu fotoğraf karelerinin Kato’nun hayatının son kareleri olacağını. Bilgisayarın başına oturunca açıp o karelere bir kez daha, bir kez daha, birçok kez daha bakıp durdum. Karşımdaki Kato’nun güzel dünyası ile hayatının son fotoğraf kareleriydi.

 Katoyla son kez görüştüğümüzde eğer karların altından çıkabilirsek baharın onunla birlikte Botan gideceğimiz anlaşması yapmıştık. Evet ilk karlar yağmıştı ve Kato’yu bizden alıp götürmüştü. Onun bu şekilde gitmesi zoruma gitmişti. Bir türlü kabullenemiyordum. Ama en çokta ona Şivan’ın bir kaseti bulmamak zoruma gitti. Gördüğüm her arkadaşa Kato’ya borçlu kaldım dedim. Bu borçluluğumu gördüğüm her gerilla arkadaşına da söyleyeceğim…

Gün boyu bunları sayıklayıp durdum. Daha önümüzde uzun bir gece var. Gece boyunca neler sayıklayacağımı bilemiyorum. Ama sayıklayacaklarım arasında Kato olacak bunu iyi  biliyorum….

 

Seyit EVRAN

 

 

 

 

 

.

 
    ygk_unur@hotmail.com