|
Var
mı böyle bir semah diye sorular duyar gibi oluyorum. Kırat semahı,
Erzincan semahı, ağbaba semahı, kısas semahı derken Alişer semahı da
nerden çıktı diye sormak kaçınılmazdır.
Bir
insanın, semaha durmuş bir insanın evrenin döngüsünü tek başına
ifadelendirdiğini, insanda bir evrenin gizli olduğunu bilmek ve bu
bilgiyi yaşamın her anında taşımak, kimi zaman kendinden taşırmak,
kendisi olabilmenin zirve emareleridir. Alişer arkadaş işte bunu yaşadı.
Kendisi
olmanın kolay olmadığını hakikat âşıklarının verdiği mücadelelerden ve
bedellerden anlayabiliriz. Kendisi olmak için önce kendisi olmaktan
çıkmak, hücre hücre kendini eritmek, ezilen halkının yüreği olup damla
damla kendini varlığın örsünde yoğurmak gerekir. Varlığının evrendeki
herhangi bir varlık olabileceği kadar o bedende toplanması ihtimalinin
doğalitesini kavrayabilmek gerekir. Bu buluşmayı olağan karşılamak kadar
sıradanlaştırmamak gerekir. Bu buluşmayı tüm olağanlığına rağmen bir
bayram sevinciyle karşılamak gerekir.
Alişer
arkadaşın içinde bulunduğu uzun devrim yılları bu gereklilikleri yerine
getirmenin gönül rahatlığıyla dolu değildir. Sebebi de, onun devrim
görevlerini yerine getirmeyişi değildir. Yaptıklarını yetersiz görmek,
evrensel yaşamı kendi bedeninde toplamaktan kaynağını alır. Alişer
arkadaş hiçbir zaman yaptıklarını yeterli gören bir gönül rahatlığını
yaşamamıştır. Ömürden taşırılan bir özgürlük mücadelesidir onun
hikâyesi. Kendisi olabildiği kadar halkının olabilmenin hikâyesidir.
Savaşıyla, eğiticiliğiyle, yazarlığıyla ve onurlu yaşamaya ahdetmiş
yoldaşlığıyla bir tam ömürden taşan bir özgürlük örneği
Alişer
arkadaş Sivaslı, alevi kökenli bir arkadaştır. Onu anasından sözettiği
bir şiirle tanıdım. Bir de Âşık Mahsuni Şerif hakka yürüdüğünde üzerine
yazdığı bir yazı ile
Öncesinde de adını duymuştum ama yazdıklarıyla
biraz tanımış oluyordum. O şiir ve yazıyı okuduktan bir süre sonra onu
gördüğümde yüzündeki çizgilerde ve gözlerinde zamanın izlerini görmeye
çalıştım. Gözlerinde ilginç bir anlam vardı. Gözlerinde ayrı bir can
vardı. Gözlerinde bir çoğalma, çeşitlenme vardı. Gözlerinde bir dünyaya
kendi başına bir dil kazandıran zekâ vardı. Gözlerinde bir de gülüş
vardı. Boydan boya yürüdüğü Kürdistan patikalarında, dağ yollarında,
geçtiği ırmak kenarlarında ve ateşten zamanlarda hiç düşürmediği bir
gülüş
Tüm
resimlerinde vardır o gülüş. Bir kimlik olmuş kendi başına yerleşmiştir
her surete. Alişer arkadaşın her resminde onun güldüğünü görürsünüz.
Gözlerindeki yaşam sevinci gülüşüne takılıp bize ulaşır. Sanki fotoğrafı
çeken arkadaş bir espri yapmış, heval Alişer de ona gülmüş ve hatta bir
an kendini tutmuş da işte o saniyede deklanşöre basılmış sanırsınız.
Onda yaşam tüm zamanlarda bizi karşılayan taptaze bir güldür. Zamanı bir
soluklaşma olarak teninde taşıyan değil, zamanı kendi teninde yeni bir
renge büründüren bir gül
Henüz tükenmemiş bir espridir, tüm zamanlara
ait olan. Rengi solmamış bir pembeliktir bir çocuğun yüreğinde, tüm
acılara rağmen varlığını her surette yansıtan.
Gülmenin
insan olmanın ve anlamlı bir evren parçası olmanın ayırt edici bir
özelliği olduğunun farkına benliğinin derinliklerinde varmış gibidir
Alişer arkadaş. Özgürlük ve onurlu yaşam mücadelesi Onun için bir
dönemlik görev değildir. Bir yaşam biçimidir. Evrende bir duruş
tarzıdır.
Evrendeki duruş tarzına mücadelesiyle, onurlu yaşamda ısrarıyla,
düşüncesiyle ve yüreğiyle katılır Alişer Arkadaş. Gülüşüyle katılır.
Bir de
semahıyla
Alişer
arkadaş alevi geleneklerini yüreğinde yaşayan ve yaşatan bir insan
aşığıdır. Kabesi insandır. Yüreği alev alev yalazlayan bir top ışık olup
parlamaktadır. Sivasın ateşi yüreğinde yansa da zamanın belleğinde, o
semah dönmeye devam etmektedir. Kiminde yüreğindeki alev parlayıp
yükseldiğinde, yüreğini kabartıp kanını coşturduğunda, bir dağ başında,
çalışmalarını yürüttüğü mangasında, tek başına otururken onu bulduğunda
bu vecd hali, kaldırıp kollarını aşkla semah döner Alişer arkadaş.
Onun
semahı tek başınadır. Yalnızlığında onu kalabalık kılan, yüreğinde bir
evreni buluşturan bir aşkın vücut bulmasıdır Alişerin semahı. Koçgiri
dağlarından süzülüp gelmiş ve Pir Sultanların haksızlıklara başkaldırı
ruhunu verdiği toprakları adımlamıştır. Yüreğinde insan olmanın, onurlu
ve insanca yaşamanın her türlü bedelini vermiş, bedel vermekle birlikte
insanca ve onuruyla yaşamanın her türlü hazzını duyumsamış bir yürektir.
Ateşî
zamanlar ve ateşî yaşamlar sınanmış yüreğinin sesini duyduğunda kolları
havalanmış.
Bir
kuşun kanatlarını açıp uçmaya hazırlanışı gibi kaldırmış kollarını
Elin
tele değdiği zamanı ateşten bir zamanla birleştirmiş yüreğinde
Ve dağ
başlarının özgürlük rüzgârında kendi semahına durmuş
Bir
yolun başı bilmiş o anı. Yol onun yüreğinden başlamış ve onu vareden
hakikate götürmüş. Kendi yüreğinin semahıyla yol ehli olmanın onuruyla
yaşayan Alişer yoldaşı saygıyla anıyorum
Dilzar Dîlok
|