| |
|
Şehit Ronahî Penaber (Songül Şahin) yoldaşın anısına |
SON
GÜNAHIM
Yine yollar
Ve gözlerine ayarlanan düşler
Bu kaçıncı sürgünüm tüm renklerimle
Bir anlamı olmalıydı bu yolculuğun.
Takvimler kar mevsimi diyor
Oysa ne çok severdik yağmuru.
Bir mevsim daha geçti ömrümden
Gecenin rengini unuttuğu zamanı yaşıyorum
üzerimdeyse
dilini yitirmiş bir gökyüzü
Ve yıldızlar sağır sultanı oynuyorlar.
Kanlı tarihin ağır hesabı yapılırken
Korkusundan arınmalı
ve bir yerden başlanmalıydı.
Bulutlar, yağmurlar ve mor menekşeli dağlar
Hırçın dalgalara ve şiddetli fırtınalara dönüşmeliydi.
Ne çare yarım kaldı tüm düşler
Ve ay ışığı sadece gölgelerimizi büyütüyordu.
Maskeler ardına saklanmış suretler,
Rolünü oynayamayan amatör oyuncular,
Ve ihaneti arka ceplerinde saklayanlar
Onlar bulanık sularda güneşten habersizdiler.
Gecenin utangaç yüzüne aranmaz neden
Yalnız kalan yıldızların ayak sesleri duyulur.
Islatan yağmurlarda boğulur çığlıklar, bağıramazsın.
Koskoca bir ömrün başındayken
Bir tebessüm atar toprak, seyredersin.
Ve kimse göremeyecekti cemrenin toprağa düşüşünü.
Şehirler uyurken
İhanetidir ağlamaların gülmesi.
Özlemekten beterdi zamansız gelen her alışma.
Ve hiçbir anı defterinin içinde
Yer edinemez ayrılık çiçekleri.
Her hikayenin bir sonu olurdu
Ama biz uyanmamalıydık bu masaldan.
Şimdilerde anlayamadığım bir şeyler var:
Kalan biz miydik
Yoksa yolcusu muyduk yorgun yolların?
Biz miydik hayatın yükünü taşıyan
Yoksa hayat mı ezilir ağır yükümüzün altında?
Yorgun bir akşam üstü
Yağan yağmur altında yaktığım ateşte yakıyorum son günahımı
Savrulur gökyüzüne alevleri
Daha da karanlık olmadan gecenin rengi
Resmi çizilmiştir ateşin.
Yeni çiçek isimleri,
Kelebeklerle yapılan yoldaşlık
En içten hasretliklerle yürümek aynı Güneşe.
Biz ateşin ve güneşin çocukları
Dağlarda olmak ve burada ölmek
Gecenin kör karanlığına kalmasın;
Bırak gündüz aydınlığına ağlamanı
Ve savur şimdi son tililini!
Tüm masal kahramanlarına,
Güneşe, dağlara, ateşe
Ve esmeyi unutmayan tüm rüzgarlara
Zerdeşt
Batman
|
|