| |
|
ÖLÜME GÜLEREK
KOŞAN GÜZEL İNSAN! |
Sessiz ve aynı zamanda ayazlı bir gece, bu gece subayım. Sana
yazıyorum. Gözlerimdeki yaşın akmasına izin vermeyerek seni anlatmak
istiyorum. Bu yazıyı yazarken nedense elim kalem tutmuyordu.
Yazdıklarımın hiç bir zaman sana ulaşamayacağını bilsem de, sana yazmak,
karlarla kaplı dağlar ardından seninle paylaşmak güzel bir şey olsa
gerek...
Şahadetini çok erken buldum. Biliyor musun, senin şahadetini duyduğumda
yüreğimin derinliğinde bir şeyler kopmuştu. Bugün de Şirvandaki tüm
anılarımız gözümün önünden bir bir geçtiler. Seni görmeyi öyle çok
istiyordum ki ama maalesef ayrılık vakti gelmişti. Ayrılık vakti
geldiğinde yüreklerimiz her ne kadar burkulsa da, akıttığımız gözyaşları
pınarlara dönecek ve her biriniz tekrardan yeşerip kök salacak, güneşe
gülen gözlerinizle merhaba diyeceksiniz. Elbet bir gün seninle yine
eskiden olduğu gibi güzelim dağlarda buluşacağız. Zaten bu ayrılık
sadece fiziki bir ayrılıktır, yüreğimizde bizlere güç veren, en
umulmadık yerde yanı başımızda olan, moral kaynağımız ve o güler yüzlü
yoldaşlığımız değil midir?
Seni o
kadar özledim ki! Bir bilseydin seni nasıl aradığımı, kim bilir çıkar
gelir bana sürpriz yapardın belki de
Geçmişe her yolculuk yaptığımda,
Garzan şehitlerine nasıl layık olabiliriz? diye hep düşünürüm. Çünkü
Garzan az özge can almadı bizlerden. Her birini anlatmaya kalkmanın ve
kahramanlıklarının hakkını vermenin çok zor olduğunu sen de biliyorsun
yoldaş. Birçok güzelliği bağrında barındıran Garzan ve Garzan içinde
de Şirvan denince akan sular dururdu. Evet, zorlukları olduğu kadar
bağlılıkları da güçlüydü. Şirvandaki bölüğümüzdeki arkadaşların hepsi
şehit düştü. Bir bölükten sadece ve sadece üç arkadaş kaldık. Heval
Denizi, Garzandan geldiğimden beri görmedim. Tekrar eski meskenimize
döndüğünü duydum. Şevin arkadaşla da ara sıra görüşüyoruz.
Bu
beyaz sayfaya seni yazmaya karar verdim. İlk kez Garzandaki yoldaşlar
hakkında yazıyorum. Aslında bu senin şahsında tüm şehitleri yazmam için
bir başlangıç olacak. Kendimdeki bu yarım kalmışlığın, bu
tamamlanmamışlığın, yani eksik gerçeğimin farkında olarak, seninle yine
de çok şey paylaşmak istiyorum. Bilirsin zorlukların yoldaşlığı asla
unutulmaz. İnsan yüreğindeki yeri hep farklıdır. Bunu yaşamayanlar belki
de bu duyguları anlamaz, anlam da vermezler. Ama sen bir gerilla
yüreğini hissetmek istersen, önce buna anlam vereceksin. Yaşamı, güzel
yoldaşlığı anlamlı kılanın, zorlukları aşma gücünü verenin, bazen yanı
başında duran, bazen de senden çok uzaklarda olan yoldaşlarında gizli
olduğunu yüreğinle yaşayacaksın
Canxort yoldaş, çocuk yaşta parti saflarına katılmıştı. Onu ilk kez
Şehit Xalil yoldaş ile birlikte görmüştüm. Öyle sevecen ve temiz
yürekliydi ki herkes tarafından sevilirdi. Küçük olmasına rağmen gerilla
yaşamına çabuk adapte oldu, bu yaşamın içinde büyümüş bir çocuk gibiydi.
Onu hep gülerken gördüm. Gerçekten gül yüzlü bir çocuk, yoldaş ve
komutandı. Gülüşü etrafa çağlayan bir su gibi renk ve coşku verirdi.
Seni
hep sevincinle hatırlıyorum. Bende kalan tüm görüntülerinde coşku ve
sevinç var. Her gözümü kapadığımda-açtığımda, seni ve Xalil Zınarin
yoldaşımı düşündüğümde yüreğinizin sevinci kaplıyor içimi.
Yüzlerinizdeki o tebessümü, kendi ismi gibi narin olan, yaşamda
duruşuyla hep örnek teşkil eden, cıvıl cıvıl Zınarini de hiç unutmadım.
Sen, ben ve Zınarin yoldaş bir araya geldiğimizde, o günümüz neşe dolu
geçerdi. Gözlerinden taşan ve bütün yüzünü kaplayan o sevincin, şüphesiz
bir anlamı vardı. Belki de hepimizi seninle yoldaş olmaya çeken,
sonradan öğrenilmiş, dışarıdan edinilmiş olandan çok, sende var olan
özdü. Sevinç, gözlerindeki o eşsiz parıltı... Dağların asi ve yılmaz
çocuğuydun.
Uzun
bir süre birlikte kaldık. Canxort arkadaş Şirvanda kalmak için ısrar
etti. Nedeni ise burada hem arazinin zor oluşu, hem de bu alanda birçok
arkadaşın şahadetine tanık oluşuydu. Yoldaşlarına ölümüne bağlı oluşu,
ısrarında kararlı olmasını sağlıyordu. Buradaki doğaya olan
hayranlığını, çevresine de yansıtırdı. Hangi dağın nasıl bir efsanesi
varsa, noktasından virgülüne kadar anlatırdı. Bunlar belki size hikâye
gibi gelebilir, ama bu bizim geçmişimizdir derdi. Halil yoldaş ondan
dolayı derdi siser, kuris ve kamber, yani üç dağın hikayesini
öğrenmek istiyorsanız, küçük Canxorttan öğrenin. Nereden biliyorsun?
dediğimde, bir iç çekerek bize göstereceği yere önce dalar, sonra da
bak derdi şu karşıdaki siserdir. O bir asi kızı temsil ediyor. Ne
kadar heybetlidir. Diğerleri ise erkektir. Aşiret bu kız yüzünden kavga
etmiş. Kız başkaldırarak Geliye Şex Cuma suyunun diğer tarafında kalmış.
Bu su o zamana kadar yokmuş. Aşiret kızın peşine verince, su işte o
zaman sisere yardım eder. Kamber ve kuris de sudan geçemiyorlar diğer
tarafta kalıyorlar. Efsaneye göre kız kazanıyor. Kız kurtuluşu dağda
buluyor. Ondan dolayı diğer gençler dağa geliyor. Hepsi de bir daha
dönmemek üzere orada ölüyor. Ondan dolayı Xalil Heval derdi sen yedi
kere dünyaya gelmişsin.
Şahadet haberin geldiğinde, baba ve oğul diye bir filme bakıyorduk.
Senin de annen erken ölmüştü. Sen de hep derdin keşke benim de annem
olsaydı. Beni babam büyüttü. Kim bilir baban ne kadar acı çekmiştir. Ve
inanıyorum ki aynı zamanda böyle bir oğlu olduğu için de gururludur.
Bizler Şirvan Savaşçıları olarak birbirimize söz vermiştik: Asla ve
asla ihanet etmeyeceğiz! Sözümüzü tekrarlıyorum, kutsallığın ve
ihanetin birlikte yaşandığı Şirvanın amber kokulu topraklarına doya
doya sarılmak, şehit düşen yoldaşlarımızla tekrardan buluşmak birinci
görevimiz olacaktır. Ama maalesef sen de bu kutsal kervana katıldın.
Fakat sana söz veriyorum güler yüzlü yoldaşım. Senin yerine bir gün
elbet döneceğim. Genç yoldaşımın geldiği diyarlardan geliyorum diye
içimden geldiği kadar bağıracağım. Ta ki sesim Şahodan Şirvana gidene,
seslerimiz birbirine karışana kadar, bu sesi duyan tüm yoldaşlarımız
bizlere katılana kadar, tüm yüreğimle yoldaşlığın melodisini
haykıracağım bu coğrafyada
Gelen rüzgârla, esen yelle ve dört mevsimin
her anına gizlenerek haykıracağım. Sen duyarsın beni, bunu biliyorum ve
buna kadın yüreğimle inanıyorum. Yoldaşlar birbirlerini hissederler,
duyarlar değil mi Garzanın güleç yüzlü yoldaşı...
Devrimci Selam ve Saygılar
Mücadele yoldaşları adına
Zeynep
Pazarcık
29.01.2010
|
|