|
Suskun,ağır ve paramparçaydı geceler, parçalanan bulutlar,ayışığı
dolunay, yıldızlar ise sesizdi, amansızdı kara geceler,
haksızlığa uğramış ülkem,kana doymayan cellat larla doluydu
toprağımın dört bir yanı.Dağlarımız derin vadilerimiz inleme
sesleriyle yankılanıyordu,beşikteki çocuklarımız bire bir
süngülere hedef kalınıyordu,Anne lerimiz genç kızlarımız
bedenlerini namlulara germiş,bire bir uçurumlardan
atlayım,onurlarıyla param parça oluyordular.her taraf alev alev
cehennem ateşiyle yanıyordu,mavzer sesleri dağlara bir çığlık
gibi yapışmıştı,kan ve barut kokusu doğayı esir
almıştı,gökyüzündeki kuşlar yerlerini uçaklara bırakmışlardı,Ali
Boğazı,Kutu Deresi,Laç vadisi,bombardımanlara
terkedilmişti.Yaşanılan bu toplumsal dramın şahitleri bile yok
ediliyordu.Çatışmaların tam orta yerinde,ellindeki kanlı bir
fotoğrafla ağlıyordu bir kız çocuğu,adını sordum ama
konuşamıyordu,beş yaşlarında tombul yüzlü gür saçlıydı,ela gözlü
sert bakışlıydı,deli dolu öfkeliydi,kızgıncaydı acılı
gözleri,ama umutluydu,umutlarını biriken öfkeleri gibi saklamaya
çalışıyordu,yanına yanaştım,öfkeli gözlerindeki cesarete
sığınarak,ağlama küçüğüm,sakın ağlama sen,biliyorum baban
vurulmuş,abin ise kayıp,en son duydum ki amcanda sürgüne
gönderilecekmiş,her şeye rağmen ağlamamalısın,gözyaşların yetmez
buna,alışmalısın kavgalara,bunca acı gerçeklere ve karanlık
gecelerde yürümeye,hem bilirsin ağlamak çare değil gidenlerin
ardından,bu ne ilk nede son olacaktır,daha nicelerin ardından
bedel olup gidecez,ve sonra büyüyecez,tüm bu yaşananların bire
bir farkına varacaz,Ş.Said in,S.Rıza nın,Ali şer in yolundan
yürüyecez.Baksana güneş doğdu URFA dan,bizi ısıtan geleceğimizi
aydınlatan,gerçek bir yaşam haline geleceğiz,ve sonra bir rüzgar
olacağız,esintisini gücünü dağlardan alacağız,seni beni hepimizi
içerisine alıp,BAŞKAN APO öncülüğünde,özgürlük yolculuğuna
çıkılacağız,sen ben ve diğerlerimiz,bir ucundan tutup milyonlara
karışacağız.
Tüm bu tarihi gerçeklik
içerisinde büyüdün, ve büyüdükçe de sebeplerinin bilincine
vardın,bir çok yer dolaştın,bu gerçeklere cevap olacak bir çok
insanla tanıştın,bir sürü mekan ve ülke dolaştın,özgürlük
uğruna,breysel yaşantını ve onu anlamsız kılan,tüm köprülerini
yıktın,günün birinde,içinde olduğun yaşamın,anlamını
yitirdiğinin farkına vararak,yönünü özgür dağlara verdin,1999
yıllının ilkbahar ayıydı,her yeni bahar,yeni başlangıçların
umudu ve gerçeği olsada,bu umutlar ve gerçekler ters yüz
edilmeye çalışılmıştı,Başkan APO esaretinin ilk birkaç
ayıydı,her kes patlamaya hazır bir bomba gibiydi,kimisine göre
29 uncu isyanın son çırpınışlarıydı,ama içinde olduğumuz
gerçeklik,özgürlük mücadelemizin alevlendiği baharlardan
birisiydi,ve sen Gerilla olmuştun özgürlük dağlarında,gabardin
elbiselerini yeni giymiş,ellindeki silah ve sırtındaki çantanla
,her cepheye hazır olmanın baharındaydın,artık sen bir Gerilla
ydın,bir Gerilla nın zorlu sabahlarında olup,halkına layık olma
çabası içerisindeydin,bir çok yeteneğe sahiptin,inanılmaz bir
görev ve sorumluluk aşkıyla çalışıyordun,adeta tüm yeteneklerin
adresi sende birikmişti,tüm bu yetenek ve
fedakarlılıklarını,halkın ve yoldaşların hizmetine sunuyordun,bu
yaşam ve çalışma aşkı,sende bir yaşam felsefesine haline
gelmişti.
Bundan iki yıl sonra,Gerilla
ortamında oluşan kültür sanat okuluna geçtin,Gerilla ortamında
sanat çalışmalarını yürütmek,elbeteki kolay değildi,ama bir
Gerilla nın zorlukları nasıl başarıya dönderme yolunun
bilincindeydin,onun için tüm zorluklara göğüs geriyor,nasıl
olması gerekir konusunda,kendini her gün yeniden
yaratıyordun,Dağ ortamı dediğimizde,ilk akla gelen şey savaş
oluyor,savaşın anlamıda,ölüm,yıkım ve gözyaşı,ama hiç kimse bu
savaşın,neden yapıldığını,bizleri buna mecbur eden olguyu,yada
gerçekten bu savaş Kürt halkı için,neyi yaratığını kimse
sorgulamıyordu,ama bizler ne yaptığımızı,savaşın içinde ne tür
imkanlar yaratığımızı biliyorduk,o halde dağ sadece savaş
anlamını taşımıyordu,elbeteki dağlar ve sarp uçurumlar,nice
savaşlara gebe oldu,tarifi kelimelerle yapılamayacak
kahramanlıklar boy verdi,tüm bu çaba ve verilen bedeller,farklı
çalışmaların kapılarını da açtı,eyer Gerilla ortamında bu
çalışmalar hayat buluyorsa,verilen bunca bedellerin
ürünüdür,hiçbir şey yoktan var olmadı,Başkan APO nun çıkışı ve
hiç yoktan var edişi bunun somut ifadesidir,bu gerçekler
felsefesi doğrultusunda,sanat çalışmalarına da
başlanıldı,sanatsal çalışmaların ilk başlanıldığı
dönemlerde,nice zorluklar yaşanıldı,bazı tasfiyeci
anlayışlar,Dağ ve Gerilla ortamında sanat olmaz teorileri
yürütüyordu,sanatı ezilmiş dili kültürü soykırıma uğramış,bir
halkın var oluş gerekçesinde değil,kendi küçük beyni ve sahte
dünyalarında arıyordu,sanatı bir türkü okumakla,tiyatro
sahnesinde keyif çatmakla anlıyordu,sanatı halkın ihtiyaçlarına
göre değil,kendi popüler dünyasının hizmetinde arıyordu,tüm
bunlar bir halkın gerçeğinden ne denli uzak oluşların gerçeği
olsada,sen tüm bu yanlış sanat teorilere karşı çıkıyor,sanatı
halkın temel değer yargıları olduğunu savunuyor,onun doğru
mücadelesini veriyordun,asıl sanatın Dağda Gerilla
ortamında,olabileceğini savunup,kendi emek ve ürünlerinle,halkın
yüreğinde taht kurdun,sen tiyatro nun sahnede ezbere
repliklerden ibaret olmadığını,bir halkın gerçek yaşamı olduğunu
sahnelerde sergiledin,müziğin sadece türkü okumak olmadığını,bir
halkın kendisini özgür ifade etmenin gerçeği olduğu,özgürlük
dağların yaşam dili olduğunu,oremar melodisiyle milyonlara
duyurdun,Gerilla yaşamının güzelliklerini acılarını
sevinçlerini,zorluklarını başarılarını,tüm yaşamın ayrıntı
zenginliklerini,sanatsal bir dil ile halkımızın hizmetine
sundun,bir Gerilla günlüğünün zorlu sabahlarında olup,bu
zorluklar önünde hiçbir şeyin engel olmadığını,doğru yaşam ve
sanat felsefesiyle,yarınlara umut olup,gerçek bir gerilla
yaşamını yaşadın.
Sen bir Gerilla,halkı için
savaşan,savaştıkça da özgürleşen,gerçek bir yaşamın
ürünüydün,Başkan APO nun yetersiz yoldaşlığın bilincinde
olup,gerekirse canımı bile veririm deyişine defalarca
tanığıyım,Gerilla yaşamı senin için bir aşk tı,sistem gerçekliği
kendi aşklarını,iki insan arasındaki duygusal bağda,sahte
bakışların gözlerindeki yalanlarda arasada,sen ise inandığın
aşkı,Gerilla yaşamının yüceliğinde aradın,senin için halkın
acılarını hisseden,özgürlüğe susamışlığını anlayan,ve bunlara
cevap olmak için,neler yapman gerektiğine inanan,yüce bir aşkın
gücüne inanıp,doğru aşkı halkına layık olmakta aradın,inandıkça
da pratik yaşam duruşunla,milyonlara örnek oldun,Gerilla
yaşantında değişik bir çok farklı çalışmalarda yer
aldın,girdiğin her çalışma,senin için en güzelini yapma,sonuç
almayı esas aldın,tüm bunlar devrimci yaşantında bir ilke haline
getirdin.Bir gün gelir Dêrsim,e o güzelim dağlara giderim
diyordun,geçmiş yaşantında Dêrsim in bir çok alanını dolaşmana
rağmen,bir Gerilla olarak dolaşmam daha farklı anlamlı olacağını
diyordun,ve ne olursa olsun bir gün gelir giderim
diyordun,Dêrsim den söz ederken,ne denli öfkelendiğini his
ediyordum,çünkü sen 38 Dêrsim katliamın sarılmamış
yarasıydın,süngülere hedef kalınmış günahsız bebeklerin
acısıydın,kan ağlayan,ve kızıla boyanan akar suların,Munzurların
çığlığıydın,senin için Dêrsim e gitmek bir Gerilla nın zorlu
sabahlarında,bu acıları dindirmek,gitmek için anlamsız
bahaneleri sıralamak gerekmezdi.
Yazılamsı gereken öyle çok
şey var ki,hangisine öncelik vereceğimi bilmiyorum,sanki tüm
anılar birbiriyle yarışıyorçasına önceliği bir diğerine vermemi
istiyorlar,kelimelerin tükendiği ve hayatın tutulması bu olsa
gerek,ama yok diyorum hayat hep akmalı,onu anlamlı hale getirme
ve o akıntıyı lehine dön derme olmalı,yeni kelimeler
bulunmalı,alfabelerde bir kelime hatası olmalı veya
yaratılmalı,hayata hiçbir olgu çözümsüz olamaz,her şeyin bir
çaresi var elbet,nasıl ki özgürlük için bedel veriyorsak,bir
şeyi var etmekte bedel gerektirir,işte sende tüm bu emeklerin
doruğunda özgürlüğünü yaratın,seni yazmak yarınlara
anlatmak,kolay olmadığını biliyorum Heval ZERDEŞT,ama kolaya
kaçıp seni anlatmamakta,sana layık olamamın bir gerçeğide
olacak,ben hiçbir zaman bu gerçeği kendime layık görmedim ve
görmeyeceğimde,çünkü biz seninle yoldaşlık yaparken hiçbir
teredüte açık kapı bırakmadık,belki hatırlarsın en son
ayrıldığımızda(hatalarımızdan dersler çıkarıp,yeni başlangıçlar
yapalım)bu sözlerin karşılığını bulup,ve ona göre cevap
yazmak,ne denli zor olduğunu biliyorum,ama bir
devrimcinin,zorlukları nasıl başarıya dönderdiğinide
biliyorum,çünkü sen ve senin gibi nice yoldaşlarımız,bu
gerçekleri bizlere bir miras olarak bıraktı.
Dağda Gerilla ortamının zorlu
koşularında,kar ve tipilerin en amansız
gecelerinde,sahneleyeceğin tiyatro oyunlarının,dekor ve
kostümlerini sırtında taşıyıp,tabur tabur dolaşıp arkadaş
yapısına sunacak oyunun heyecanın hala gözlerimin önünde,halkın
acılarını sevinçlerini,ve yiğit evlatlarının gerçek
yaşamlarını,sahnede tiyatroyla canlandırmak,senin için inanılmaz
bir duyguydu,Gerilla savaşından yaratılan değerleri,bunu
sanatsal ürüne dönüştürmek,ne denli anlamlı olduğunu pratik
çalışmalarında ispatlıyordun,her zaman bizlere ölümü layık
gören,tarihten sildim dediği Kürt halkı,dili sanatı kültürü
asimle edilip,soykırıma uğramış halkımızın yiğit bir evladı
olarak,buna karşı en büyük cevabını,Gerilla ortamının özgürlük
dağlarında sanatın canlanacağını gösterdin,dağların diliyle
sanat yapmak,ve seslerini milyonlara duyurmak,elbet eki kolay
değildi,belki hatırlarsın Oremar klıbı yaptığımız süreci,sabahın
erken saat leriydi uykunun en tatlı anı olsa gerek,kış aylarının
dondurucu soğukları olsada,yüreğinin sıcaklığı bizleri motive
ediyordu,yıkılmış bir manganın sol köşesinde,Oremar klibinin ses
kaydı yapılıyordu,imkanlarımız yok denebilecek kadar azdı,diğer
sanat ortamlarındaki gibi,imkanlarımız ve lüksümüz yoktu,bir iki
enstrüman ve eski teknik eşyalarımız dışında bir şeyimiz yoktu,Awazê
çiya müzik grubundaki 12 arkadaş,kayıtlara başlama heyecanını
yaşıyordu,birkaç arkadaş dışında bir çoğumuzun stüdyo tecrübemiz
yoktu,onun için heyecanımızın doruğunu yaşıyorduk,sen mikser in
başında aranje görevini yapıyordun,tam son kontrolleri
yapıyorduk,bir arkadaş dışında herkesin kulağında müzik sesi
vardı,onun için dünya yıkılsaydı o kalabalıkta bir şey duymak
mümkün değildi,tam bu ara elerinle bir şey var diye işaret
etin,kulaklıkları çıkarmamız ve patlama sesi duymamız aynı anda
olmuştu,dışarı fırladığımızda gökyüzü uçaklarla doluydu,her
taraf toz duman içerisindeydi,sayısız bombalar sağımıza solumuza
düşüyordu,ellindeki sazla yerde sırt üstü sıfır uzanmak,ve
atılan bombaların dehşetinin tanığı olup,bizzat içinde
yaşamak,ne denli zor olduğunu nasıl anlatabilinirki,her şey an
meselesiydi,bir anın ne değeri var ki, ,bırakalım saniye ve bir
ömür değerindeki dakikaları,içinde olduğumuz mevcut gerçekler,an
meselesinden öteye değildi.
Evet Heval ZERDEŞT,tüm
bunlara rağmen özgürlük türkülerimizden,dağlarımızın
melodisinden onurlu bir yaşamın sanatından taviz vermedik,ölüm
dediğin nedir ki,hangi ölümler bizleri amacımızdan koparabilirki,hangi
bombalar ses tonumuzu değiştirebilirki,hangi uçak sesleri,solfej
ve şan seslerimizi detone edebilirki,tüm bu adaletsiz dünyaya
karşı,sayısız uçakların bombalarına karşı,Oremar ve Destana Zapê
klipleri,bu zorlu koşularda ürüne dönüştü,ve eyer bu ürünlerimiz
halkımıza ulaşmışsa bunun mimarı sensin Heval ZERDEŞT,Gerilla
ortamında sanat yapmanın zorlukları,ne gibi koşularda bu
çalışmaların yapıldığını,hangi sanatçılara anlatabiliriz ki,yada
anlatsak ne denli anlam verilirki,Ş Serhat ın Botan
yolculuğundaki kahramanlığını,göğsünde patlayan
bombaların,onlarca kurşunun deldiği sazının,kandan kızıla
boyandığını hangi sanatçıya anlatabiliriz ki,Ş Delila nın
mevziden mevziye çığlığını,pusularda sırtından yediği sayısız
mermilerin,acısını hangi sanatçı his edebilirki,Ş Xelil in cudi
yolculuğunda,kamerasından çekilen kesitlerin,besta nehrine
dökülüşünü hangi sinemacıya kavratabiliriz ki,sen Heval Zerdeşt,Oremar
klıbının kaydını yaparken,tiz ve bas sesine karışan,bomba
seslerinin ekosunu hangi aranjeye analatabilirizki,yada anlatsak
ne denli duygularımızı anlayabilirki,ama oysaki
sanatçılar,halkın dili ve kültürüdürler,haksızlığa karşı
olup,mazlumlardan yanalar,sanatçılar toplumların en önde gelen
insanıdırlar,bir sanatçını görevi,toplumun ihtiyaçlarını ve
özlemlerini,sanat diliyle dinlendirmektir,bir sanatçı halkın
acılarını,sevinçlerini en derinlemesine hissetmektir,sanatçılar
toplumun yaşamından özgürlüğünden sorumlu insanlardır,eyer
sanatçılar toplumun ihtiyaçlarına cevap olmazlarsa,o sanatçılar
tarihe mal olmazlar,eyer bir ülkede bazı sanatçılar
çiçeklerle,bazıları da bombalarla dans ediyorsa,orda gerçek
sanat yok demektir,tüm bu zorlu koşular altında,Gerillanın
yaşamını,halkımızın acılarını sevinçlerini,en zor ortamda
bombalar altında,canının pahasına da olsa yapmaya çalıştın,Sen
Awazê çiya nın manevi gücü,Oremar klibinin melodisi,Destana Zapê
nin notası,sen şekif dağının asi bakışlısı,xınêre vadisinin
bahar kokulu doğası,ve sen lolan suyunun kıyısında
olup,gönlümüzde her zaman bahar olarak kalacaksın Heval ZERDEŞT.
Senin şahsında tüm şehitlerin
önünde saygıyla eğiliyorum
Devrimci selam ve saygılar
Gorsê mereto
17 02 2010
|