O TARİHİ ANDA KEMAL PİR ARKADAŞ

  Kutsal kişilikler hiçbir zaman unutulmazlar ve halkların gönlünde onlar hep kahramandırlar. Bu yüzden de onlar kurtarıcıdırlar. Tarihte eşine ender rastlanan kahramanlıklarla dolu bu hikâyenin başlangıç tohumları 14 Temmuz direnişiyle başladı. Belki de 14 Temmuz direnişi olmasaydı bizler bu günlere gelemezdik. Şimdi sizlere 14 Temmuz direnişçilerinden Kemal Pir arkadaşla anılarla baş başa bırakıyoruz…. 

Şehit Ahmet KURT arkadaş yanıma gelerek, bir gün önceden bana haber verip “bir yere gideceğimizi” söyledi. Bunu çok içten gelen bir duygu ile bana aktardı. Şehit Ahmet arkadaş, Mardin Bölge yönetiminde yer alan bir arkadaştı. Bir yurtseverin evinini belirterek “orada kalacaksın, oradan alınacaksın” şeklinde ifade etti. Belirtilen saatte yola koyulduk. Bir arkadaş daha vardı ama ben o arkadaşı tanımıyordum. Her ne kadar onu tanımamış olmama rağmen benimle gelenin de bir arkadaş olduğu anlaşılıyordu. O an anlamak istemişsem de eldeki verilerle arkadaşı tam teşhis etmem için yeterli değildi. Anlaşılan günler ve saatler gerektiriyordu. Tabi O da sabır işiydi. Ve ben bunun için de  hazırdım. Adı söylenmeyen ve nereye gidileceği de bir sır gibi saklı tutulan bir yolculuktu. Urfa’ ya doğru yol alındı. Gidilen yer Digor beldesiydi. Gidilen ev toprak kerpiçten yapılmıştı, kapalı bir havlusu olan, iki oda bir salondan ibaret olan bir yerdi. Gidilecek günün sabahı Güney batı Kürdistan’ a gidileceğine dair bilgi verildi. Kendim de örgütsel bir çalışma olduğunu ve oldukça özen gösterildiğini anlayabiliyordum. Daha önce Önderlik yurt dışına çıkmıştı. Dolayısıyla, içte bir olgu haline getirilen Kürt halkının özgürlük mücadelesinin Ortadoğu’ya ve Dünya’ ya açılmanın altın kapısı da açılmıştı. Ve biz üç kişiydik. Her birimiz ayrı bir yerde konumlandırılmıştık. Gidileceği andan kısa bir süre önce bir araya getirildik. Suriye’ye oradan Filistin’ e gidileceği çok sakin bir o kadar da heyecan esiyordu. Sınırın geçiş biçimi izah edildi. Bir arabayla tren garına ve tam da tren kalkmak üzereyken ulaştırıldı. Kısa bir zaman diliminden sonra bizimle yolculuk yapan arkadaş ile askerin işaretleşmeleri göze çarpıyordu. Kavis biçimindeki dönemeçte suratının ağırlaşmasıyla birlikte peş peşe trenden sarkma ve aşağıya kendilerini bırakma oldu. Herkes olduğu yerde yere oturarak, trenin uzaklaşması ile beraber uygun bir biçimde alandan uzaklaşıldı. Yapılanlar bir sır ve sınırlı sayıdaki bir bileşimle gerçekleştirilmesi, başarıyı kesinleştiren temel hususlardandı. Kalınan aileler de arkadaşların varlığını mümkün oldukça, sınırlı aile fertleri dışında yansıtmama anlaşılır bir durumdu. Çok saygın bir aile olduğunu önemle belirtmek gerekiyor. Tembih edilmiş olacak ki sınırlı konuşma-tartışmalara giriliyordu. Anlaşıldığı için buna dikkat ediliyordu. Ancak meraklar bazen soruya veya kendi açısından ulaşılan sonucu dışa yansıtmalarda eksik olmazdı. Beklenti giderek sona eriyor güzergâhın ikinci konumlanma yeri olan Şam’ in (kat hatırlamıyorum) dar odaları olan Irak soluna ait bir grubun konumlandığı yere geliniyor. Bir kaç gün arayla Kemal PİR arkadaşlar gelir bir gün arayla ayrılırlar. Büyük bir gizlilikle kısa bir yayan yolculuktan sonra Lübnan’ a geçilir. Lübnan’da dağlık alana kurulmuş bir konumlanma alanına gidilir. Orada bulunan arkadaş sayısı birkaç düzine düzeyindeydi.

İzahatta da görüldüğü gibi, tamamıyla özgüç ve yaratılan sınırlı olanaklar ve bir o kadar da güvenilir emin ilişkiler temelinde hareket edildiğidir. Başlangıçta her bir ilişkinin ne denli değer verildiği ve her bir ilişkinin mücadele açısından ne denli değerlerin yaratılmasına vesile kılındığıdır. Bizim açımızdan en öğretici olan bu gerçeklik olduğudur. Mücadelenin gelişmesi ve artan bilinç, kültür ve yaşamın değerleri öğretici olmaktadır. Bunun sonucu, her anın ve ilişkinin değerini anlamak kadar nelerin yaratılabileceğine ve katkılarının büyüklüğü o an tamamıyla fark edilmeyebilir. Daha sonraki süreçlerde sarf edilen emeklerin değeri kadar anlamının değeri ve içeriği de anlaşılır hale gelir. Her şeyi zamanında anlama ve bunun gereklerini daha sonraki süreçlere bırakmadan hakkını verme mahareti kolay gerçekleşmiyor. Eğer çok sonraları, geçmişte olanlara anlam verme gücüne ulaşılabiliyorsa, sorgulanması gereken bir gerçekliği ifade eder. Nedenleri kadar ihmal edilen ve hiçte hakkı olmadığı kadar olumsuzlukların eksik ve yetersizliklerin nelere yol açtığının da izahatı gerektirir. Dolayısıyla daha sonraki mücadele sürecini etkileyen bir duruşu da tanımlar. Bütün bunlar zamanında yetersiz de olsa anlam verilmiş ve kısmen de olsa devrimci mücadele açısından değerlendirilmiş ve pratik uygulamaları da gerçekleştirilmiştir.

Birkaç gün arayla sayısı tamamlanan grubun yerleşimi için verilen çadır ve yaşam için gerekli hazırlıklar tamamlanır. Askeri eğitim için günlük program oluşturulur. Orası Filistin demokratik cephe örgütüne aitti. Yakın yere yerleştirilen başka örgütler de bulunuyordu. Hayli olanaklar sunulmuştu. Demokratik cephe mensubu olanlar ile tanışmaları daha çok günlük yaşamla gerçekleşiyordu. Dil sorunu bulunuyordu. O nedenle tercüman sorunundan ötürü birkaç gün arayla hem tanışma ve sorunlara ilişkin tartışmalar gelişmeye başlar. Günlük yaşam “Roj Baş” ile başlar. Kahvaltı ardından günlük askeri, teorik-pratik eğitim yapılırdı. Ayrıntılar kadar A’ dan Z’ ye belli bir disiplin içinde gerçekleştirilirdi. Hafif silahlardan ağır silahlara kadar öğretilmesine özen gösterildiği gibi, arkadaşların da her hususta pür dikkat kesilerek bağlandıklarını belirtmek gerekir. Bazen Eğitmenin uykudan geç kalktığı da oluyordu. Kemal arkadaş yerinde duramaz oluyor, uykudan kaldırmak için arayışlara giriyordu. Tarihi bir fırsat olarak ele aldığı gibi, duyduğu büyük sorumluluktan da kaynaklanıyordu. Eğitmen göründüğünde bir şen oluyor, “haydi arkadaşlar hemen toplanalım” der en önde hareket ederdi. Her bir ders teorik olduğu kadar pratikte de sık, sık tekrarlanır, her arkadaşın kendi başına denemesi gerçekleştirilirdi. Silahların her parçası, görevi gibi tüm özelliklerini ifade eden tanımı ve deneyim kazandırılmaya özen gösterilirdi. Bu nedenle gerekli formasyonu kazandırmak esastı. Başlangıçta neredeyse günlük tüm yaşamı kapsayan bir düzeyde yoğunlaşma düzeyi ve bu temelde kendini sonuna kadar eğitime adama, görülen temel olguydu. Neredeyse bu yoğunlaşmanın tamamında Kemal arkadaş da kendini formüle edebiliyordu. Öylesine bir atmosfer yaratıyordu ki ve istisnasız her arkadaşın katılımını sağlama hırsı bir başkaydı. İlgilerin gelişim durumuna göre arkadaşın üzerindeki etkilerini o anları hatırladıkça tanımlamakta güçlük çekiyorum.

O süreçte eğitim kaynakları yoktu. Akşamları etüt biçiminde programlandı. Günü değerlendirme ve gelişmelerin tartışılması biçiminde olmaktaydı. Eğitim belli bir yorgunlaşma yarattığından belli bir saatten sonra yarına hazırlanma esas alınmaktaydı. Günlük spor, kahvaltı, eğitim derken aralarda hakeza buna adanırdı. Çevrede olan Filistinliler ile ilişkiler daha çok günlük çalışmalar ile ilgili olsa da karşılıklı tanışma ve anlama ile mücadeleyi anlatma biçiminde giderek süreklilik kazandı. Eğitim ve günlük ilişkiler ilk birkaç gün dışında bir tercüman aracılığıyla olmaktaydı. Tercüman Hasan, Türk asıllıydı. Arapçaya hâkim değildi. Pratik olarak her şeyi zamanında çevirmek durumunda kalmasının yarattığı zorluklar her halinden yansıyordu. Özellikle arkadaş yapısının bir bütün olarak düzenli bir yaklaşım içinde olmaları kendisinin yaşadığı başka bir husus olmaktaydı. Giderek alıştığından da söz edilebilir.

Filistin örgütlerinde aylık veriliyordu. Aybaşına birkaç gün kala Ebu Hakem adındaki bir sorumluları geldi. Demokratik cephenin orada bulunan arkadaşlar ile ilişki için görevlendirilendi. Konuşulacak arkadaşı sordu. Tercüman Kemal arkadaşa anlattı. Akşamdı, Çadırda bir araya gelindi. Tüm arkadaşlar oturmuş dinliyorlardı. Ebu Hakem “aybaşı geliyor, her birinize aylık verilecektir” dedi. Tercüman aktardı. Kemal arkadaş bağdaş kurmuş büyük bir ciddiyetle dinliyordu. Her arkadaşta pür dikkat kesilmişti.

Kemal arkadaş, “biz buraya eğitim amacıyla gelmişiz. Eğitimimizi de günlük olarak alıyoruz. Günlük ihtiyaçlar da karşılanmaktadır. Asıl olan Filistin kurtuluş mücadelesiyle Kürdistan ulusal kurtuluşu arasındaki bağ-ilişkisidir, Dayanışmadır, Ruhtur. Gerisi fazla önemli değil, bizim için bağlayıcı olan da budur. Para gibi hususları esas alan bir özelliğimiz de yoktur. İnsanı ve buna dayanarak yürüttüğümüz devrimci mücadele değerlidir” dedi. Ödenmek istenen parayı da Filistin devrimine veriyoruz demesiyle beraber, Ebu Hakem bir tuhaf oldu. Bir ara tercümanın arkadaşın değerlendirmelerini ifade edememesinin yarattığı sıkıntı olsa da, konuşmalardan çıkarılan sonuçla, bir arkadaşın izahatı anlaşılmayı daha da kolaylaştırdı. Belki de ilk kez öyle bir durumla karşılaşmaları kendilerinde bir tuhaflık yaratmış olmakla birlikte, olup biteni anlamaya çalıştıkları da gözlemlenmekteydi. Kemal arkadaşın bu yaklaşımı daha sonraki günlerde yakın çevrede herkesin ilgisini çektiğini söylemek mümkündür. Bir bütün olarak ilişkiler geliştikçe ve karşılıklı tanışma-tartışmalar artıkça, saygınlığın daha çok gelişmesi artar. Bu hususta Kemal arkadaş muazzam bir çaba, özeni eksik etmezdi. Diğer bir ifadeyle Filistin devrimi ve gelişimi kadar gelişim seyrini anlamaya çalışıyordu. Önderliğin yarattığı olanağı kılı kırk yararcasına değerlendirmek istediği rahatlıkla gözlemlenebiliyordu. Bu arada gelen arkadaşlar da olmaktaydı. Sayı giderek artıyordu. Başlangıçtaki sıkıntılar aşılmış, ilişki ve yaklaşımlardaki ciddiyet ve buna uygun yaklaşım havası hâkim olmuştu. O ana kadar her arkadaşa verilen bireysel silahlarla birlikte onar mermi verilmişti. Bu kaygı kalktığı gibi bulunulan alanda kendilerine ait olan ne varsa teslim edilmesi düzeyine kadar ulaşır. Arkadaşların bütün yaşam, davranış, ilişki ve hareket tarzını gözetleme sonucu bir yaşlı Filistin’ li şunu belirtiyordu. “Buraya gelişinizde sizleri tanımıyorduk. Sizleri tanıdıkça geçmiş mücadele yıllarımızın canlılığının bir kez daha yaşamamıza vesile olduğunuzu belirtelim. Eski militanlarımızın ruhunu sizde görüyorum” derdi. Bir iç çekerdi. Her halinden yansıyan önceki mücadele günlerine uzanarak bir ferahlık yaşadığıdır. Her arkadaşın yaşam içerisinde öğrendikleri ile hareket ve davranışlara anlam verme gücünün gelişmesi ilişkilerde bir kolaylığa yol açıyordu. Herkese göre bir çalışma ortamının geliştirilmesi diğer bir özellikleri olmaktaydı. İmkân olanakları hayli fazlaydı. Desteğin her türlüsünün olduğunu belirtmek mümkündür. Sorun o değil, önemlisi bunun nasıl değerlendirildiği idi. Kemal arkadaşın dikkatini çeken bir husus olmakla beraber “attıkları ile bir devrim olur” değerlendirmesi ile de kendi ayakları üzerinde duran örgüt yaratma azmi ve kararlılığını hep ön plana çıkarırdı.

Arkadaşların askeri eğitimlerde gerekli olan bütün hususlar tamamlandıktan sonra sonuç olarak bir askeri tatbikatla tamamlanması planlanır. Hazırlıklar yapılır. Planlamasına Kemal arkadaş da katılmıştı. Tatbikat alanı, kaldıkları alana yakındı. Erkenden tatbikat alanına gidilir. O ana kadar eğitimde görülen silah ve teknik malzemeler tek tek verilmekteydi. Bütün silahlar, (bomba, bisfing (B-7), ağır otomatik silahlar v.b) tümü kullanılmak üzere getirilmişti. Arkadaş sayısı 35-36 civarındaydı. Kemal arkadaşın coşkusu kadar heyecanı da her davranışına yansıyordu. Esas olanı Tatbikatı izlemek için gelecek olanlardan daha önce haberdar olan Kemal arkadaşın karşılamayı nasıl geliştireceğine dair sorumluluk duygusuna kilitlenmesi de bir başka husus olmaktaydı. Her şey hazırlanmış, izlemeye gelecek olan Rêber APO ve Filistin demokratik cephesinin askeri sorumlusu Memduh beklenmekteydi. Tekmil verilecek. Arkadaşlardan bazılarını buna ikna etmeye çalışıyordu. Şehit Bedran arkadaşa bir ara sordu.(Kimilerini anmak istemiyorum) Kemal arkadaş durdukça hiçbir arkadaşın tekmili vermeye yanaşmamasından kaynaklı, Kemal arkadaş “ iş başa düştü” dercesine kilitlenmeye başladı. Nasıl verilebileceğini de sormayı eksik etmezdi. Heyet görünmeye başladığında arkadaşlar tek sıra halinde dizilir. Kemal arkadaş en baştadır. Yaklaşıldıkça Kemal arkadaş da koşar adımla ilerler. Heyetin önünde durarak, sağ ayağını sola sert vurarak  “ tatbikatı yapmaya hazır 35 arkadaş, emir ve görüşlerinize hazırdır KOMUTANIM” der, gelenler ile hoşgeldinizi ifade eden tokalaşmayı gerçekleştirdikten sonra geriye çekilir. Önderlik önde heyetin tümü sıralanışın ortasına ilerleyerek durur. Merhaba arkadaşlar der. Arkadaşlar hep birlikte SAĞOL’ u birlikte haykırırlar. Heyet uygun yerde konumlanır. Arkadaşlar planlandığı gibi yerlerini aldıktan sonra o ana kadar askeri eğitimi veren Ebu Cafer başlatma emrini verir. Dağlık bir alandı. Bütün silahlar bir anda çalışır. Hedefler dövülür. Her silahın rolüne göre konumlandığı gibi etkili kılınmasına özen gösterilir. Kısa bir zamana sığdırılan bir tatbikat belirtilen sürede bitirilir. Tekrar güç bir araya gelir. Sonuç değerlendirilir. Rêber APO ve beraberindeki heyet alandan ayrılır. Arkadaşlar birlikte kaldığı alana geri giderler. Silahın kullanımı, mesafesi, kullanılan malzeme, her birinin rolüne göre kullanımı, kısacası tümünün birlikte kullanımı gibi hususlar gözetilenler arasında olmaktaydı. İlk kez bu kadar malzeme hem veriliyor hem de kullanılıyordu. Bununla aynı zamanda temel silah eğitiminin bittiğinin de bir ifadesi olmaktaydı. Nedenini bilememekle beraber mücadelenin temel sorunlarından kaynaklanan ve Önderliğin arkadaş yapısını sürece daha kapsamlı bir hazırlıkla geliştirmek istediği daha sonraki çalışmalarında gözlemlemek mümkündür. Diğer bir değişle salt teknik alanda değil ideolojik, örgütsel ve savaş gerçeğinin teorik ve çizgi bazında gereklerinin yapılmasındaki yoğunluğundan daha iyi anlaşılıyordu.

Diğer konaklama yeri Sayda­-Sur kent alanları olur. Burada demokratik cephenin fedai (intihar eylemleri için hazırlanan) gücü ve eğitiminin bulunduğu yerlerden biriydi. Şehir dışında ve hareket sahası geniş bir araziydi. Eğitim için ideal bir yerdi. Çevresi oldukça geniş bir araziyi kapsayan bağ bahçeler ile örülü olması doğal korunaklı bir yapıya sahipti. O ana kadar gruptan ayrılan arkadaşlar da olmuştu. Sayı azalmıştı. Eğitimin daha da nitelikli kılınmasına dikkat ediliyordu. Eğitmenler değişmişti. Hatırlandığı kadarı ile içlerinde Ebu Yusuf vardı. Tunusluydu. Katkıları ve bir şey öğretmek için gösterdiği çabası ile bir saygınlık yaratıyordu. (Daha sonra örnekleyerek kendisini de anlatmaya çalışacağım).  

Belki o süreçte pratik olarak neden buraya üstlenildiğine anlam veriliyordu, fakat daha sonra anlaşıldı ki temel iki amaç için bu üstlenme alanı kullanılmak üzere orada konumlandırma esas alınmıştır. Birincisi; Önderliğin çalışmalarıdır. İkincisi; Askeri alanda öğrenilmesi gereken bazı ayrıntılardı. İlki; Önderlik, aradan kısa bir süre sonra geldi. Kemal arkadaş da o alanda yaşadığı yoğunlukla beraber bihaberdi. Önderlik Sabah saatinde toplantı başlattı. İlk oturum süreci ve ele alınacak hususlara ilişkin çözümleme yaptı. Eğitimin durumunu sordu. Kemal arkadaş kısa bir özetleme-değerlendirmede bulundu. Bir aradan sonra Önderlik, Kürdistan’da zorun rolü –Kürdistan Ulusal Kurtuluş Siyaseti ve Ulusal Kurtuluş Savaşı üzerine çözümlemeye başladı. İki buçuk gün devam etti. Sabah 8’den, gece 12’ ye kadar günlük olarak devam ediyordu. Filistin’ liler bu denli sıkı ele alınması ve eğitimin, günlük olarak bu kadar saat sürmesine şaşırıyordu. Kimileri ise anlam veriyor seviniyorlardı. Anlama sorununa gelince her bir arkadaş da bir farklılıktan söz edilebilir. Ancak bütün yönleriyle anlamada bir parçalılığın olduğu daha sonraki yaşam ve pratikte kendisini gösterdi. Tarih bilinci ve kültürel yapı buna belli düzeyde el veriyordu. Hareketin daha sonraki çalışmaları ve buna kendini tabi kıldığın oranda önemin ve anlamın daha da anlaşılmasını kolaylaştırdığını belirtmek mümkündür. Ancak Kemal arkadaş için belli bir toparlanmaya yol açtığı gözlemlenebiliyordu. Önceden de tanındığından daha farklı bir gerileme denilmezse de ciddi bir arayış ve çaba içinde olduğu barizdi. Anlaşılan sürecin emrettiği bir yoğunlaşma ve yetkinlikle cevap olma istemini günlük yaşamında görmek mümkündü. Komple bir hazırlık içindeydi. Zamanı iyi değerlendiriyordu. Paylaşmayı eksik etmezdi. Önderliğin, Kemal arkadaşla bazen özel konuşmaları da oluyordu. İkincisi; Özel eğitimi verenler aynı zamanda arkadaşların eğitimini de geliştirirlerdi. Suikast silahı, dürbün, patlayıcı hazırlama ve kullanma ile bir eğitmen için gerekli olan bilgilerin bütünüyle öğretilmesiydi. Diğer bir husus; Askeri taktik, gizlilik, kamuflaj, hareket tarzı ve yürüyüşler gibi teorik-pratik eğitimi kapsamaktaydı. Günlük bir program dahilinde geliştiriyordu. Bir keresinde sabah 8’de hatırladığım kadarıyla Cihat adında bir arkadaş hem fedailiğe hazırlanan ve hem de aynı zamanda bazen arkadaşların pratik eğitimini geliştirmekteydi.  Bunun için düz, taşlı, dikenli ve 150-200 metre uzunluğunda bir arazide eğitimi başlatır. Arkadaşlar dizili halde sürüklenme, yat- kalk biçiminde daha çok sürüklenme biçiminde bir eğitim yaptırır. Arkadaşlar geliştirilene katılır. Bir yarış gibi var olan güçle belirtilen yere ulaşılmaya çalışılırdı. İstisnalar hariç, kişideki bitecek enerji, sonuna kadar harcanarak o eğitim anına yansıtılıyordu. Doğal olarak bir zorlanma olmaktaydı. Ancak biri buna katlanmayarak tepki gösterir. Eğitim yerinden ayrılır. Eğitmenci devam ettirmeye özen göstererek aynı uygulamaları sürdürürdü. Bu kez, komut verme ve atışlarını daha da sistemli kılmaya dikkat eder. Eğitim esnasında kuralların yanı sıra uyguladıklarından zevk aldığı göze çarpan bir husus olduğu anlaşılıyordu. Zamanı gelince eğitim bittirildi. Arkadaşlar taş, diken, toz derken kan-ter içinde dinlenmeden tüm gücüyle eğitime katılmaktaydılar. Kemal arkadaş da bazen espri yaparak “içinizde en yaşlısı olan benim” diyerek toleranslı davranılmasını ifade de etse en çok katılanlardandı. Eğitim bitikten sonra Kemal arkadaş, temizlik, dinlenme, yemek bir yana eğitim esnasında adı geçen bireyin tutumu nedeniyle ilkin kendisi ile konuşmaya çalışır. Söz konusu olan birey, ben buna katlanamam demesi üzerine, Kemal arkadaş; “Devrim için ilk kez yakaladığımız bir ilişkidir. Yakalanan tarihi bir fırsattır. Bu ilişkiye başka bir biçimde yaklaşma bir suçtur. Gerekçeniz de olabilir. Ama bu bir neden olamaz. Neden olarak gösterilemez. Bize düşen olanakları çok yerinde ve doğru kullanmadır. Buna katlanabilmektir” diyordu. Bu doğru yaklaşıma ilişkin söylenenler kulağa küpe olacak bir yaklaşım ve sorumlulukla ele alındığını belirtmeye gerek bile yoktur. Böyle bir örnekte de görüldüğü gibi bazı anlar vardır ki doğru değerlendirilmek durumundadır. Bir başka ifadeyle, öyleleri vardır ki ön yargılı olunmasın ama, geleceği bir davranış ile de kestirmek zor değildir. Buna rağmen Kemal arkadaş bir daha tekrarlanmayacak kaydıyla olumsuzluklara karşı belirtilen tutumla sona erdirir, onu giderir ve bir daha karşılaşılmazdı. Devamla belirtilen çalışmalar bütün yönleriyle devam eder. Bazen gerilla yürüyüşleri geliştirilir. Uzun bir zamanı almasına ve hareket boyunca düzen, gizlilik, kamuflaj, hareket esnasında haberleşme, dinlenmenin zamanlaması ve silahın taşınma biçimi gibi hususlara dikkat ve uygulamalı bir biçimde gerçekleştirilirdi. Dört saat boyunca bir dilim helva ile yetinmeye kadar alıştırma durumları oluyordu. Kemal arkadaş, her arkadaş kadar hatta daha fazla özen gösterenlerdendi. Kendisinin belli bir yorgunluğu olmasına rağmen bunu hiç hissettirmediğini ya da onun gerekliliğine duyulan önemden ötürü dinlenmeyi önemsemiyor ve işi esas almasından kaynaklanıyor olabilir. Her anında bu ciddi bir biçimde hissediliyordu. Birlikte kalınan ve her biri branşı kapsamında kendilerinde var olan birikimi paylaşma isteği bir başka gerçekliği ifade etmekteydi. Eğitmenlerden alınması gereken veya kendilerindeki birikime ulaşmaya ısrar ederdi. Bunun beraberindeki arkadaşlara mal edilmesi için ortamı oluşturur, kendileriyle konuşarak dersler halinde işlenmesine ikna ederdi. Tabiri caizse kendilerinde ilgili bütün hususlarda var olanının bir devir teslimi biçiminde ele alırdı. Kendilerinin değişik ülke deneyimlerini bizzat görerek edinmelerine rağmen bazen benzerlik bazen de ülkemizin koşulları ve devrimimizin karakterini de ihtiva eden sorular ile besler, benzer örneklerden çıkarılacak sonuçlara ulaşmayı eksik etmezdi. Azami derecede sonuç çıkarma bir amaç düzeyinde tutuluyordu. Daha sonra orada bulunan ekip Ebu Yusuf komutasında eyleme gidiyorlar. Ebu Yusuf daha girişte yaralanır. Arkadaşları kendisini kurtarmak için alıp geri dönme kararına ulaşırlar. Ancak, kendisi buna müsaade etmez. “ Beni bırakıyorsunuz. Gerçekleştirmek için geldiğimiz eyleme kilitlenerek gerçekleştireceksiniz. Ben EMREDİYORUM” der. Bunun üzerine grup yoluna devam eder ve amaca ulaşarak eylemi gerçekleştirirler. Ebu Yusuf aldığı yaraya rağmen çatışarak Şehit düşer. Buradan bir kez daha ruhunuz ŞAD olsun diyoruz. Anıyoruz ve anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Bir tek konuyu öğretip kavratmak için harcadığınız çabanın en iyi karşılığını Kemal PİR arkadaş, özleminizin-özlemimizin de bir toplamı olmasını bilmiştir. Kemal PİR ruhu sizi de ifade eder. Bir cevaptır.

Kimi zamanlarda yoğunlaşma ihtiyacı hissettiğinde ya dolaşarak veya oturarak geliştirdiği bazı davranışlarını bir gözlemci onu hemen fark ederdi. Bu arada eksik etmediği sol veya sağ başparmağı ile geri kalan parmaklarına tek tek dokunarak bir tespih çekme usulü ile uzun süre devam ederdi. Oldukça da düzenli ve birini dahi atlatmaması, uzun bir sürecin sonucu olduğu anlaşılıyordu. Öte yandan bir anda birden çok sorunla ilgilenebilmesini de ifade eder. Olguları anında kavrama yetisi gelişkindi. Önderlik 1977’ de Amed’te geliştirdiği toplantı ardından bir şey söylemek isteyen varsa belirtebilir dedikten sonra, bir sesizlik oldu. Yan yana oturan Mazlum ve Kemal arkadaş kendi aralarında çok kısa ve sesiz bir şekilde konuştular. O esnada kimin konuşacağını da anında, çok ince davranışlarıyla kararlaştırdılar. Mazlum arkadaş söz hakkı ister. Söz hakkı verilince Mazlum arkadaş dakikalarla ifade edilebilecek bir değerlendirmede bulunur. Ne denilmek istendiğini dair Önderlik hemen bir değerlendirmede bulunur. Denilmek isteneni anında anlama durumu geliştiği anlaşılıyordu. Burada anlatılmak istenen anlama düzeyi ve neredeyse bir-iki dakika ile düşünceleri ortaklaştırma özelliğinin gelişkinlik düzeyini ve tek bir ifadeyle yakalanan arkadaşlık düzeyidir. Birbirini anlama, algı gücü ve kendini ifade edebilme yeteneği ile tamamlayıcı olabilme özelliklerinin gelişkinliği olmaktaydı. İhtiyaç duyulan bir gerçekliğin yaşayanları olmalarıdır.

Arkadaşların bir bütün olarak her birinin öğrenme alışkanlığının, beceri kazanmanın giderek geliştiği gözlemlemek mümkündü. Teknik imkânlar kadar ve değişik düzeylerde edinilen deneyimlerin arttığı da bir gerçekti. Kendine güven giderek pekişiyordu. Önderliğin siyaset ve savaş gerçeğini bir gerçeklik halinde sunmasına rağmen her arkadaş açısından belirtilmezse de daha sonraki dönemde Kemal arkadaşta bunun daha çok somutlaştığı bir gerçekti. Edinilen her şeye anlam verme ve bunun ülke koşullarında uygulama arayışları ayrı bir özgünlüğü ifade etmekteydi. Büyük bir yoğunluğu yaşadığı anlaşılıyordu. Belli bir aradan sonra güçlerimiz değişik alanlarda konumlandırıldı. Lübnan alanına gelen arkadaş sayısı giderek artıyordu. Diğer örgütler ile de ilişkiler kurulmuş ve arkadaşlar konumlandırılmıştı. Ayrıntıları bilmemekle beraber Filistinliler ile günlük yaşam diyalogu içinde edinilen bilgiler biçiminde olmaktaydı. Anlatıyorlardı. Arkadaşlar olarak aylarla ifade edilebilecek düzeyde arazide konumlandırılarak belli bir pratik deney kazandırma amaçlanmaktaydı. Küçük gruplar halinde ve bireysel silahların yanı sıra grup olarak kullanılacak silahlar ile donatılarak bir süreliğine arazide konumlandırma oldu. Bu ara Filistinliler ile birlikte hareket ediliyordu. Özgün olarak arkadaşların geliştirdiği eğitim ve toplantılar da beraberinde yürütülmekteydi.

Ülkeye dönüşün hazırlıkları başladı. Arkadaşlar çağrıldı. Şehre gidildi. O sürece kadar alanda bulunan Kürtler ile ilişkiler kurulmuş ve hareket olanaklarının daha da artmasına olanak sağlıyordu. Çağrıldığımız eve gittiğimizde Önderlik ile orada karşılaşıldı. Bütün arkadaşlar ile konuşuluyordu. Kemal arkadaşta bir hareketlilik olmakla beraber bir ısrarının olduğu da rahatlıkla hissediliyordu. Yapılan konuşmaları bilmemekle beraber var olan intiba Önderliğin ilk etapta Kemal arkadaşın gitmesine onay vermek istemediği, arkadaşın ise oldukça ısrarlı olduğuydu. Bir anda Kemal arkadaşta görülen moral ve heyecanın Kürdistan’a dönüş onayını aldığına ilişkindi, daha sonra sorulduğunda bunu doğruluyordu. Önderliğin o anı daha sonraki pratik kaygılarını doğruluğunu ispatlamakla beraber arkadaşın dönüşünün de değeri- anlamı da anlaşılır bir sorumluluk ve ciddiyeti de ifade etmektedir. ( Aslında o an ile ilgili gözlemleri ve bireysel düzeyde ulaşılan sonuçları ifade etmek istiyorum, ama olası yanlış değerlendirmelere girmemek için belirtilenler ile sınırlı tutmaya dikkat ettim). Yine de bazı soru ve cevaplarını belirtmenin de önemi vardır. Önderliği anlama düzeyi daha da gelişmişti. Ülkede mücadelenin gelişme düzeyi ve buna her alanda cevap olmanın öneminin sorumluluğuydu. Nerede ne yapılacağına dair bir görev ve mücadeleye süreklilik kazandıracak hazırlıkların geliştirilmesi hususları yapılması gerekenler olmaktaydı. Öncülük düzeyinde ve bölgelerin örgütsel alanda yeniden düzenlenmesi yapılması gerekenler içinde başat olanıydı. Şahadetler ve yaygın gelişen tutuklanmalar vardı. Bunun temel doğrultuya kanalize olması bile mücadele için hem temel bir kazanım hem de gelecek açısından hayati bir gerçeklik olarak değerlendiriliyordu. Tüm bunlara cevap olma isteminin yanı sıra tarihi sorumluluğu görmek gerekiyor. Düşünsel alanda dünyada görülen bazı örnekler ile karşılaştırma gibi durumlar hafızada şekillenmiyor da değildi. Ama içten içe sorunlara cevap olma gücünü kendisinde görmenin payı belirgindi. Çünkü büyük bir güven mekanizmasıydı. Öylesine bir atmosfer gelişti ki çok kısa bir ara sonra gelip arkadaşlar arasında oturması ile kendisi açısından yaşadığı mutluluğu okumak mümkündü. Ve olanlar bir gerçekti. Ne olduğunu ifade edemeyebilirim. Önderlik o anda ne düşünüyordu bilemem ama arkadaşın ülkeye girişine karar vermede bir zorlanmayı yaşadığını, o tarihi anı en azından öyle okuduğumu da belirtmek istiyorum. Ertesi sabah yola çıkılıyor. Yolculuk boyunca her fırsatta arkadaşlar ARTIK ÜLKEYE GİDİYORUZ derken o telafüzu, heyecanı, büyüleyici gerçekliği, derin bir nefes çekişi ve nereden başlanacağına dair değerlendirmeleri de eksik etmezdi.

 Lübnan ve Suriye’yi aşarak, gelinen yer güney batı Kürdistan’dı. Cizre eyaletinin en büyük yerleşim yeri olmasına rağmen kent (vilayet) olarak kabul edilmediği Kamışlo kazasıydı. Kamışlo’da kiralanan tek odalı, avlusu olmayan, kerpiçten yapılmış, tek penceresi olan bir odaydı. Tek odalı bir evde denilebilir. 1980 baharıydı. Sıcaklık başlamıştı. Kapı- pencere gün boyu kapalıydı. Bazen olası dışarıdan insanlar merak edip pencereye iyi dikkat ederlerse görünür diye perdenin de örtülmesi eksik olmazdı. Yemek içerde yapılırdı. Gaz ocağı kullanılırdı. Havasızlık, sıcaklık ve gaz ocağının etkisi sadece katlanılır gibi değildi, ama onunla yetinildiğini belirtmek gerekiyor. Alanda Cuma (Cemil BAYIK) arkadaş vardı. Kısa bir süre önce alana geldiği anlaşılıyordu. Alandaki faaliyetler ve ilişki sisteminin düzenlililiği ile çalışmaların geliştirilmesi ciddi bir örgütsel yaklaşımın bir ifadesi olduğu anlaşılıyordu. İlişkiler henüz çok dar olmasına rağmen her bir ilişkinin geleceğin örülüp kazanılmasında nasıl bir ustalıkla değerlendirildiğine bir çalışma esnasında tanık oldum. Bir keresinde sınır geçişi için Hasan adındaki biriyle konuşmasında gösterilen hassasiyetin yanı sıra bir ilişkiye atfedilen rol ve verilen değeri önemle belirtmenin gereği vardır. Arkadaşın kendisine anlatmak istediğinin Kürtçesini ifade edeyim derken bireysel düşüncemi de katma gibi bir duruma girdiğimi de ifade etmem gerekir. Anlama ve anlaşılmayı kolaylaştırma derken bunu aşmanın o anda farkına varmamla beraber bende bir tuhaflık gelişti. Ancak bir kere olmuştu. Kuzeyle irtibat halinde ve çok emin bir şekilde geliştirildiğini alanı bildiğimden ötürü daha bir anlam veriyordum. Gerçeğini söylemek gerekirse, daha sonraki çalışmalarda ilişkilerin önemi kadar hassasiyetti benim için öğretici oldu. Bu çalışmaları Kuzeydeki o hatta yürütmüştüm.

Yaklaşık orada bir ay kalındı. Kemal ve Cuma arkadaş arasındaki ilişki ve birbirini anlama sırrı başka bir gerçekliği ifade ediyordu. Aynı zamanda saygınlık alanında da öyleydi. Uzun bir çalışma sürecine dayalı bir o kadar da Mücadeledeki sorumluluklarının da payı tamamıyla hissediliyordu. Kendileri o yaşadıkları anlarda ve birlikte geçirdikleri süreçte neler hissettiklerini, neler yaşadıklarını ve yine büyük bir sempati uyandıran yaklaşımlarına belki bazı yönleriyle bizler anlam verebiliyorduk. O tarihi süreçleri kendileri daha iyi bilir desem daha doğru olur diye düşünüyordum. Kemal arkadaşın daha sonraki kısa süren çalışmalarında gözlemlenen, mücadelenin gelinen düzeyden daha örgütlü kılınarak kesintisiz devam ettirme çalışmalarının heyecanı ve sorumluluğuydu. Bir ara geceydi. Çay hazırlanmıştı. Oldukça da sıcaktı. Çevre de tenhalaşmıştı. Kemal arkadaş; “Lambayı söndürelim, dışarıda pencerenin önünde oturalım, orada çayımızı içelim” dedi. Öylede yapıldı. Aradan zaman geçince, Arkadaş gelmeden önce içeri girelim dedi. İçeri girildikten kısa bir süre sonra Cuma arkadaş geldiğinde “dışarı çıkmışsınız” dedi. Kemal arkadaş doğruladı ama nasıl fark edildiği anlaşılamamıştı. Günlük yaşamda arkadaşların değerlendirme tartışmaları olmaktaydı. Günlük yaşamın bütünü birçok yönüyle değerlendirme gerektiriyordur. Bunun anlamı daha sonraki süreçte gelişen mücadele gerçeği içinde okumak mümkündür.

1980’in baharında ülkeye giriş yapıldı. Kemal arkadaş Bagok dağına ulaştığında daha çok emniyette hissediyordu kendisini. Beraberinde Bedran (Şehit Mehmet SEVGAT) arkadaş bulunuyordu. Kamışlo’da iken en çok üzerinde tartışılan konulardan biri de Siverek-Hilvan alanlarının durumuna ilişkin olmaktaydı. Alandaki gidişatı denetim altına alma ve beraberinde getirdiği hata ve yanlışlıkları önleme ile olanakların değerlendirilerek sürece uygun bir değerlendirmeye tabi kılma amaçlananlar arasında olmaktaydı. Bedran arkadaşın alanı iyi tanıması da fiili olarak görevlendirilmesinde bir etkendi. Kemal ve Bedran arkadaşlar Bagok’a ulaştıklarında, alanda çalışmalarda görevli olarak bulunan Sabri (M.Emin ASLAN )  ve Kıvırcık Hasan arkadaşlar birlikte hareket ettiler. Hareketin kırsal ve şehir çalışmaları aktif bir biçimde devam ediyordu. Nusaybin’deki, eylem hazırlıklarından alan yönetiminin haberi vardı. Bilinmeyen zamanlamasıydı. Kemal arkadaşlarının alandaki varlıklarından haberleri yoktu. Çünkü alan çalışmalarında bulunan bir özel birimin bilgisi ile sınırlı tutuluyordu. Büyük bir özenle hazırlanmış bir çalışma olduğu Kamışlo’daki çalışmalardan anlaşılıyordu. Kemal arkadaşların, Nusaybin’in Ömeryan alanı üzerinden batıya doğru, yürüyüşleri gelişir. Alanı, coğrafyası ve toplumsal yapısıyla tanıyan arkadaşlar eşlik ediyorlardı. Yola çıkıldığı günün gündüzünde, Nusaybin’de belediye başkanına karşı eylem yapıldı. Belediye başkanı Ömeryan alanındandı. Kendisi o anda arabada değildi. Her seferinde arabada oturduğu yere yakınları olan ve belediye de çalışan başkası oturmuştu. Yerinde oturan öldü. Beraberindekiler de yaralandı. Aynı gün akşamüzeri Kemal arkadaşlar Belediye başkanının köyüne ulaşıyorlar. Belli bir aradan sonra Sabri arkadaş ve o köylerden olan Hasan arkadaş durumu anlatırlar. Bu anı daha sonra Sabri arkadaş anlatışında bile heyecan sarıyordu. Kemal arkadaşa anlatılıyor. Arkadaş durumu ele alıyor, değerlendiriyor ve bir sonuca bağlıyor. Buna rağmen tedbiri elden bırakmaksızın erkenden ayrılmanın daha doğru olacağından hareketle alandan ayrılmayı esas alıyorlar. Arkadaşları Sabri ve Hasan arkadaşta tanımıyorlar. Buna rağmen sorumluluklarının da bilincindeydiler. Sonuç itibariyle arkadaşlar belirtilen alana ulaşmaları gerçekleştiriliyor. Birkaç günlük beraberlik ardından Sabri ve Hasan arkadaşlar geri geldiklerinde ciddi bir etkilenmeyi yaşadıkları değişik biçimlerdeki ifadelerinden ve değerlendirmelerinden anlaşılıyordu. Sabri arkadaş Kemal arkadaş olduğunu anlamıştı. Bunu anladığında daha büyük bir duyarlılık içinde hareket ettiğini söylüyordu. Yurt dışından geldiklerini belirtmeyi de ifade etti. Hareketin yurt dışı çalışmalarından da haberdar oluyordu. Arkadaşın bu çalışmalara katılması için kendi önerisi üzerine uygun görülmüştü.

Kemal arkadaşın Nusaybin’e tekrar geri gelişi belli bir süreyi aldı. Hatırladığım kadarıyla Temmuz ayı idi. Öğlen sıcağına denk getirilerek bir araba ile gelmişti. “Derik” kırsalından hareket ediliyor. İpek yoluna girdikten kısa bir süre sonra yol üzerinde kurulmuş asker karakolunun önünde arabanın tekeri patlıyor. Kemal arkadaşın yanında kalaşinkof silahı, el bombaları ve silaha ait jarjörleri bulunmaktaydı. Kemal arkadaşın yanında olan arkadaşlarda ise sadece bir tabanca bulunmaktadır. Çatışmaya hazır bir pozisyonda bulunur. Şoför, sıcaktan ötürü asker içeri çekilmiş, “burada ne duruyorsun” demeden “bir su içmek için ve arabanın tekerinin patladığı için” söylüyor. Sıcak saate denk gelmesi ve olası meraklarının giderilmesi olası durumların gelişmesini önlediğini belirtmek gerekir. Geri dönüp hızla teker değiştirip son hızla alandan uzaklaşılıyor. O anki korku ve heyecan şoförü etkilerken, diğer yandan tabir caizse sonucunun selametle gelişmesinin sevinci ve coşkusu da başka oluyordu. O anın kendisinde gelişen durumu bazen hatırlamak istemediğini defalarca dillendirirdi. Kısa bir arayla ovalık alandan üst kesimlere ulaştı. Köylerde kalmıyordu. Tekrardan ‘Bagok’ a gelmişti. Çalışmaları vardı. KUK ile çatışmalar durgunluk derecesindeydi, ama bitmemişti. Görüşmeleri orada geliştirmek istiyordu. Randevuları vermişti. Kurtuluş örgütünden kimileri ile görüşerek çatışmaları sonlandırmıştı. Çok kesin konuşuyordu. Ciddiyeti hissettiriyor ve bundan sonra aradaki çatışmaların kesin kes bittirilmesi gerektiğini, kendi aralarındaki tartışmalardan sonra olanları kısa kısa ifade ediyor doğruluğunun önemine dikkat çekiyordu. Ve öyle de oldu. Sonlandırıldı. Alanda bulunurken arkadaşlar ile süreci ve çalışmalara ilişkin tartışmaları da geliştiriyordu. Her arkadaş ile tartışmaları, tanıma ve geleceğe ilişkin olması gereken duruşu paylaşıyor, perspektif sunuyordu. Zamanı iyi değerlendiriyordu. Alanı, çalışmaların durumunu, bileşimi, niteliği öğreniyor yapılacak olanlar üzerinde duruyordu. Yapılması gerekenleri önem sırasına göre ele alarak değerlendirmenin yanı sıra büyük bir titizlik ve gizliliğe vurgu yapıyordu. Birincisi; Alanda çalışmalara katılacak olan arkadaşların durumu ve o alandaki çalışmaların geliştirilmesine ilişkin belirginlik kazandırmaktı. İkincisi; Alanda çalışmalar için alt yapı örgütlendirmesidir. Malzeme. Sığınak, depo v.b hazırlıkların yapılmasıdır. Üçüncüsü; alanın geçişler için daha uygun bir hale getirilmesi ve buna ilişkin en uygun arkadaşların görevlendirilmesine ilişkin olmaktaydı. Bunun bütün alanlarda, alanların durumuna göre geliştirileceğine dair belirlemelerde bulunmaktaydı. Alandaki düşmanın durumu ve konumlanmasının yanı sıra, güç durumunun bütün ayrıntıları ile hazırlanarak belgelenmesini de belirtiklerinin dördüncüsü olmaktaydı. Alanın Hıristiyan, Ezidi ve Müslüman toplulukların varlığı ve bu topluluklara ait tarihsel, kültürel özellikler ilgisini çekmekteydi. Toplumsal gerçekliğin mücadele açısından doğru değerlendirilmesinin önemini dikkat çekmekteydi. Buna rağmen sınırlı düzeyde bir ilişki düzeyinde kalması arkadaşın çalışmalarının özelliğinden kaynaklanıyordu. Karşılaştığı her bireye bir şeyleri öğretmeye dikkat ederdi. Kısa bir zaman dilimi de olsa bir keresinde karşılaştığı bir yaşlı yurtseverle ilgilenmesi dikkat çekiciydi. Zamanlamadaki planlılığı oldukça öğreticiydi. Tanışan her bireyde bir ilgi ve bir başka atmosfere taşındığını hisseder etkilerdi. Akıcı ve etkileyici bir üslubu, dinleme ve beraberinde kavratmayı da ihmal etmiyordu. Çok kısa bir zaman dilimi de olsa tanışma olanağı bulan her arkadaş ve sınırlı yurtseverlerdeki etki daha sonra daha iyi anlaşılıyordu denilse yeridir. Yanında silahını her şeye rağmen hiç eksik etmezdi. Üzerindeki paltosu da bazen yorgan, bazen döşek, kimi zamanda yastık olarak kullanmaktaydı. Çalışmalar içinde yer alan halktan insanlar, yurtseverler ile ilgilenmeye özen gösterirdi.  Birçok çalışmayı bir ana sığdırma temel özelliklerindendi. Niteliğe dikkat ederdi. Arkadaş, alanda belirtilen hususlara ilişkin çalışmalar ardından kuzeye doğru yola çıktı. Belirtilen faaliyetin bütün alanlarda kısa bir zamana sığdırarak geliştirildiğini, ülkenin her alanına ulaşan arkadaşlar ile bunun gerçekleştirilmeye çalışıldığıdır. Aradan günler geçmeden Arkadaşın yakalandığına ilişkin bir duyum aldık. Daha sonra kuzey alanı ile olan ilişkilerden ötürü doğruluğu öğrenildi. İnanmak istemesen de olan olmuştu ve tutuklanması bir gerçeklikti. Arkadaşın yakalanmasının süreç üzerindeki etkisi düşünülen temel bir olgu olmaktaydı. Çünkü devrimci mücadelenin kesintisiz ve süreklilik arzeden bir gerçeklik olarak ele alındığı bilinmekteydi. Etkisini tanımlamakta güçlük çekilse de çalışmalardaki moral olgusu ve çalışma azmini geliştirmede kamçılayıcı olduğunu belirtmek yerindedir. Düşünülemiyor hatta hazmedilemiyordu. Dahası vardı. Yapılması gerekenlere cevap olma çabası önemliydi. O süreçte temel alınan bu duygu ve düşünceler olmuştu.

Kemal PİR arkadaşı anlamayı ve anlatmayı, bu kısa anlatımda mümkün değil. Belki daha çok ifade edilen biçimde yani anı şeklinde olduysa da anlatılmak istenen bundan çok daha farklıdır. Her yönüyle örnek alınması gereken bir kişiliktir. İyi bir komutan, iyi bir eylemci ve yetenekli önder bir kadroydu. Kemal arkadaşın kişilik özelliklerinden, pratik deneyimlerinden, yöneticilik özelliklerinden ve zindan direnişinden sonuç çıkarmak büyük önem taşımaktadır. Mücadelemizin tüm süreçlerinde her açıdan üst düzeyde tutulmak istendiğini de belirtmek gerekiyor. Arkadaşta bir gerçeklik olarak değerlendirilebilecek öğretici özelliklerinin değerini bir yaşam düzeyinde ele alabilme becerisini kendisine layık görebilenler açısından önem arz etmektedir. SAYGILARIMLA
  Cemal

                                                                                                       

 

.

 
    ygk.gaziler@googlemail.com