|
KEMAL PİR ARKADAŞIN SAVUNMASI
Duruşma
Hâkimi- Askeri savcılığın 30.4.1981 gün ve 1981.365.874 esas ve
karar nolu ek iddianamesi ile yine akeri savcılığın 18.5.1981
tarih, 1981/358276 esas ve karar nolu ek iddianameleri askeri
savcı tarafından okundu. (Askeri savcı tarafından ek iddianame
okundu)
Duruşma Hâkimi- Sanık
sorgularına devam edildi. Duruşma hâkimi tarafından sanık Kemal
Pir çağrıldı.
KEMAL PİR SORGUSUNDA: Duruşma
Hâkimi- Kemal, PKK örgütün üyesi olduğun ve bu örgüt adına
faaliyetlerde bulunduğun; 4,8,1978 günü İsa Abacının
öldürülmesi olayına iştirak ettiğin, 15.8.1978 günü Mehmet
Akyüzün öldürülmesine ve oğulunun yaralanması olayına iştirak
ettiğin, 12.1978 tarihinde polis memuru Ekrem Çölgenin
öldürülmesi olayına karıştığın. 25.9.1978 günü Fehmi
Kasaroğlunun öldürülmesi olayına iştirak ettiğin; ayrıca
görevli polis memurlarına silahlı mukavemette bulunduğu ve
görevli polis memurlarını öldürmeye tam teşebbüs ettiğin iddia
ediliyor. Mikrofonu kendine göre ayarla. (Kemal Pir arkadaş
mikrofunu ayarladı.)
Kemal Pir Ark.- Bir de ayrıca
PKK Merkez Komitesi üyesi olduğumu iddia ediliyor./ iddianamede.
Ona da cevap vermem gerekiyor.
Duruşma Hakimi- Tabii. Örgüt
üyesi demekle bunları kastediyoruz. Bir de yüksek sesle
konuşursanız hem arkadaşlarınız duyar, hem de biraz yüksek
sesle.
Kemal Pir Ark.- Arkadaşlarımdan
birinde iddianame var. Onu almak istiyorum. Ona bakarak bazı
noktaların açığa çıkması açısından mümkün mü? ( Kemal Pir
Arkadaşa iddianame verildi.) Beni doğal PKK üyesi olarak kabul
edebilirsiniz. Yani doğal olarak PKK üyesi olarak PKK üyesi
olarak kabul edebilirsiniz. Ben PKKnin kuruluşuna katılmadım. O
dönemde cezaevinde idim. Katılmak isterdim yalnız. Yani PKK
adında bir örgütü kurmayı ve onun merkez komitesinde de görev
almayı kabul ederdim. Ancak çeşitli nedenlerle ben böyle bir
görevde ne bulundum, ne de böyle bir örgütün kurulmasına
katıldım. Yalnız genel anlamda bu hareketin ideolojik, politik
görüşleri aynı zamanda benim görüşlerimdir de. Benim bu siyasal
akıma katılmam niye mümkün oldu ve yahut ben böyle bir siyasal
hareket niye katıldım? Katılışım hangi yıllara rastlar ve yahut
ben böyle bir ideolojik, siyasi akımın ortaya çıkmasında
ideolojik olarak katkılarım var mı? O noktanın da açığa çıkması,
tarih önünde açığa çıkmasını istiyorum aynı zamanda ben. Yani
şey açısından değil; zaten bu mahkemenin tarihsel bir mahkeme
olduğuna inanıyorum ben. Yani basit bir dava olduğuna değil;
yani herhangi bir hukuki şeyden ziyade, tarihsel önemi olduğuna
da, yani buradaki mahkemenin tarihsel önemine de inanan bir
insan oluyorum. İnsan olarak tarih önünde de gerçeklerin ortaya
çıkmasını yani şahsımla ilgili olarak tarih önünde de
gerçeklerin ortaya çıkmasını yani şahsımla ilgili olarak
gerçeklerin tarihe gerçek olarak geçmesini istiyorum. Bu açıdan
da benim bu harekete yıllarımı, neden katıldığımı izah etmek
istiyorum. Ben yoksul bir aile çocuğu olarak dünyaya geldim ve
12 Mart döneminde Türkiyede devrimciler öldürülüyordu. İdam
ediliyorlardı. Halk üzerinde gerçekten büyük bir baskı vardı.
Ben de o yıllar öğrenci idim. 1972 yıllarında öğrenci idim. Ve
ben bunların gerçek nedenlerini araştırmak istedim ve Türkiyede
de bir eşitsizliği görüyordum. Eşitsizlik vardı, işçi sınfının
baskı altına alındığı, sömürüldüğü, yeni yoksul, gece kondu
mahalleriyle, burjuva mahalleri arasında farklar açık, belirgin,
yoksul köylünün durumu da açık, belirgin; ama bu ülkede sefah
sürenlerin durumu açık, belirgindi. Aynı zamanda dünya çapında
ulusal kurtuluş hareketlerinin ve sosyalist hareketlerin de
önemi vardı ve 1972 yıllarındaki devrimci gençlik hareketleri ve
devrimci hareketler beni dünyadaki olan olayları araştırmaya,
incelemeye tahlil etmeye, öğrenmeye götürdü. Ben araştırır,
incelerken ve tahlil etmeye çalışırken işleri gerçek, çıplak
olarak kavramaya çalıştım ve Marksimze yöneldim. Marksizmin tek
doğru düşünce sistemi olduğunu, sosyalist sistemin ezilen
sınıfları kurtaracağını, eşitsizliği ortadan kaldıracağını,
dünyadaki eşitsizliğin kapitalist sistemden kaynaklandığına
inandım, marksist oldum. Yani sosyalist oldum. Dünyayı tanımak
benim için bilmek, tanımak yetmiyordu. Dünyayı değiştirmek
gerekiyordu. Değiştirmek içinde mücadele etmek gerekiyordu. Ben
aynı zamanda sadece bilen bir insan değil, bilen, araştıran bir
insandan ziyade dünyayı değiştirmek için mücademeye katılmanın
da gerekliliğine inandım ve mücadeleye katılmak istedim.
Duruşma Hakimi- Kemal,
nasıl bir değişiklik? Dünyayı değiştirmek dediniz?
Kemal Pir Ark.- Dünyada hüküm
süren eşitsizlik var. Bu eşitsizlik kapitalizmden kaynaklanıyor.
Kapitalizmin en üst aşaması emperyalizme karşı mücadele,
emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadele, emperyalizme ve
kapitalizme karşı mücadele, sosyalizm için mücadele. Buna karar
verdim.
Duruşma Hakimi- Değiştirmek,
sosyalizmin kapitalizmin yerine ikamesini mi kastediyorsunuz?
Kemal Pir Ark.- Evet,
sosyalizmin, kapitalizmi yok etmesini, yani sosyalizmin hakim
olmasını, bu doğrultuda. Şimdi, ama değiştirmek basit bir olgu
değil, yani normal olarak insanlara anlatmakla mümkün: insanları
ikna etmek mümkün, ama öyle ki her sistem kendinisi koruyacak
örgütleri de yaratmış. Bizatihi mahkemelerin varlığı, ceza
şeylerinin varlığı, işte silahlı güçlerin varlığı; her sistemin
kendisini koruma örgütleridir. Bu örgütler müsaade etmiyorlar.
Müsaade etmedikleri için, yani devlet örgütünün bizatihi varlığı
sistemi koruyor. Devletin yıkılması gerekir. Düşüncem bu. Bir de
sistemi ikame etmek istiyorsan o devletle mücadeleyi,(Marksizmde
de böyledir zaten) hedef alıp o devleti ortadan kaldırmalısın. O
devletin yıkıntıları üzerinde yeniden bir devleti inşa etmek
zorundasın. Şimdi ben işte bu dönemde Türkiyedeki devletin, bu
şekilde ortadan kaldırılmasına inandım. Çünkü Türkiyede hüküm
süren sistem kapitalist sistem emperyalizme bağlı bir sistem.
Benim devrimci olmamda etkenlerden birisi de bu zaten.
Türkiyede Amerikan emperyalizminin üsleri vardır. İncirlikte,
Adanada, Sinopta, Egede NATO üsleri falan. Halbuki ben tam
bağımsızlıktan yana olan bir insandım. Ve bu durum ulusal
onuruma dokunuyordu. Bunun da etkisi vardı, üstelik ülkemizde
çıkan yeraltı servetlerin çoğunu ülkemizden götürülüyordu. Bize
mamul maddeler satmaya çalışıyorlardı, ara malları
üretemiyorduk. Bizde montdaj sanayi gelişiyordu. Bilim ve teknik
geliştirilmiyordu, beyin göçü vardı, ülkemizde yetişen beyinler
yabancı ülkelere götürülüyordu. Ülkemiz gelişmiyor halkımız geri
kalıyordu. Halkımız sefalet içindeydi. Ve emperyalizm ülkemizden
bu tür şeyleri alıp gittiği için halkımızın gelişmesi mümkün
olmuyordu. Bu da benim devrimciliğe doğru bir gelişme vardı
bizde. Dolayısıyla Türkiyede hüküm süren sistemin kapitalist
sistem olduğu, emperyalizme bağımlı olduğu bu sistemi ayakta
tutan gücün devlet olduğu; devletin de Türkiyede hakim olan
burjuva sınıflarının devleti olduğudur. Çünkü her insanın
düşüncesi istisnasız bir sınıfın damgasını taşır. Sistem bir
sınıfa aittir. Ve diğer sınıflar da onun peşi sıra giderler.
Genel anlamda böyle bir şey durum budur. Bu anlamda böyle bir
şey durum budur. Bu burjuva sınıflarına düşman olmamı,
burjuvaziyi ve onun sistemini de yıkmam gerekiyordu. Bu sistemi
yıkabilmek için sisteme düşman olan harektleri aradım,
Türkiyede devrimci, komünist hareketlerdi bunlar. Kürdistanda
da ulusal kurtuluş hareketi idi. Türkiyedeki devrimci
hareketler o zaman 1974 yıllarında parçalanma eğilimlerini
temsil ediyorlardı, parçalanma eğilimlerini temsil ediyorlardı;
ama bu hareket toparlayıcılık vezifesi görüyordu, yani devrimci
çevrelerde toparalayıcı vazifesi gösteriyordu. 1972lerde ortaya
çıkan ve bu gün PKK hareketi olaraka bilinen bu hareket bir
örgüt değil, ideolojik, siyasal bir akımdı. Bu hareket
toparlayıcılık vazifesi görüyorudu, toparlayıcılıydı. Ve
geleceğinde şey vardı, yani zafer şeyleri vardı, hala da var,
buna inanıyorum. Bu hareketin geleceği parlak, iktidar olacak.
Böyle bir durum vardı. Bunun için ben bu hareket katıldım. Bu
harekete de böyle basit tartışmalarla katılmadım. Yani bir
gençlik örgütü vardı, evet Ankarada ADYÖD, Ankara Demokratik
Yüksek Öğrenim Kültür Derneği. Bu derneğin ben de üyesi idim. Bu
derneğe gidip geliyordum. Abdullah Öcalanı (Arkadaşı) orada
tanıdım zaten. O dernek vasıtasıyla tanıdım; ama bu hareketin
ideolojik olarak şekillenmesinde ben bulunmadım. Benden önce
zaten bu hareket şekillenmişti. Ben bu harekete deminki saydığım
nedenlerden dolayı katıldım. Devlete düşmandım, devleti yıkmak
istiyorduk biz, burjuva sınıflarının devleti olduğu için yıkmak
istiyorduk. Onun için bu hareketi araştırdım, baktım. Bu hareket
ne diyor, ne demiyor. Komünist mi, değil mi? Sosyalist mi? Basit
milliyetçi bir hareketse asla katılmazdım. Basit Kürt milliyetçi
bir hareketi ise katılmazdım. Milliyetciliğe karşıyım çünkü ben.
Milliyetçi değilim, milliyetçi düşüncenin hangi ulustan olursa
karşısıyım çünkü ben, milliyetçi değilim, milliyetçi düşüncenin
hangi ulustan olursa karşısındayım. İster bunlardan olsun, ister
ne olursa olsun, Kürtlerden olsun. Katılmazdım ben böyle bir
harekete. Katıldığım yıllar da 1974 yılları değil.1974
yıllarında böyle bir hareketi tanıdım, böyle bir harektin
eğilimin temsilcilerini gördüm, konuştum tartıştım; Türkiyedeki
devrimci harekete katıldım istiyordum. Ama orada, toparlayıcılık
olmadığı için katılmadım bu hareketlere. Ben 1976 yıllarında bu
harekete kesin olarak katılmaya kara verdim. Ama katıldığım
zaman bu hareket iddianamede iddia edildiği gibi bir örgüt
değildi. Bir ideolojik siyasal eğilimdi, örgütlenmesi
gerekiyordu.
Duruşma Hakimi- Nasıl tartışma
yapıyordunuz....?
Kemal Pir Ark- Bu tartışmalar
burada iddia edildiği gibi, Türkiyede Kürtlerin sömürüldüğü
biçimnde değil, zaten bu biçimde yanlış, burada geçtiği
biçimiyle anlayışımıza da, marksizme de ters, Kürdistanda bir
toplum vardı, biz marksizmi toplumlara uygulamak istedik, benim
düşünceme göre böyle, o arkadaşlarda öyle idi, tartıştığım
insanlar. Tüm toplumları kurtarıyorsa marksizm, Kürdistan
toplumuna da uygulanabilir. Kürt toplumuna değil, Kürdistan
toplumuna uygulanabilir. Ki ayrıca şu da vardı, dünya çapında
ulusal kurtuluş hareketleri yükseliyor; Vietnam devriminin
zaferi var, Kamboçya, Laos devrimlerinin zaferi var, gençlik
anti-emperyalist mücadeleye yönelmiş Türkiyede. Biz de o şeyin
etkisindeyiz. Angola, Mozambik, Ginede mücadeleler var. Ulusal
Kurtuluş hareketlerinin zaferi var. Filistin devrimi var, yakın
etkileniyoruz ve bunlar bizi anti-emperyalist mücadelenin
sorunlarını tartışmaya itiyor. O zaman Orta Doğuda halklar
mozayik gibi kaynaşmış; Kürtler, Türkler, Araplar, Farslar ve
öyle ki, Orta Doğu emperyalizmin, emperyalist sistemin en büyük
yedek gücü. Buradan, Orta Doğudan emperyalizmi kovup, Avrupaya
sıkışıp kalacak ve Avrupada onu da yenmek mümkün. Petrolü ile
tüm insan gücü kaynaklarıyla burada, üstelik Orta Doğunun
siyasal haritası emperyalizm tarafından çizilmiş. Emperyalizmin,
işbirlikçi burjuvalar, feodaller ve komprador burjuvalar
tarafından çizilmiş bir siyasal harita. Böyle bir siyasal
haritayı anti-emperyalist olarak mümkün değil ben kabul edemem.
Ben halkların öz iradeleriyle çizilmiş siyasal haritalardan
yanayım. Ve zaten halkların mücadeleleri de bu gün de gösterdiği
gibi, yani dünya çapında görüldüğü gibi, kendi öz iradeleriyle
kuruluyorlar. Yani, çizilmiş siyasal haritalar değişiyor dünya
çapında. Afrikada değişiyor. Güneydoğu Asyada değişti. Asyada
değişti, Latin Amerikada değişiyor. Afrikada değişiyor. Orta
doğudaki emperyalizme karşı mücadelenin genel sorunlarını
tartışırken, Kürt toplumu da var. Ben üniversiteye geldiğim
zaman Kürtlerin varlığından haberim bile yoktu. Üniversite
yıllarında ben baktım Kürtçe falan konuşuyorlar. Evet biz
Kürdüz falan diyolar baktım bunlar Türkçe değil, Kürtçe
konuşuyorlar. Bense Türkiyenin sorunlarını çözmekten yana
mücadele etmek istiyorum, o zaman Türkiyenin sorunlarını
incelemem gerekir. Türkiyeyi bilmem tanımam gerekiyor.
Türkiyede hüküm süren ekonomik yapıyı, siyasal yapıyı tanımam
gerekiyor. O zaman ben de Kürtleri ve Kürdistanı da tanımaya
çalıştım. Baktım ki, bir toplum var. Böyle bir topluma
kapitalizm biraz girmiş. Proleterleşme var, sınıflaşma var, o
zaman ulustur böyle bir toplum. Böyledir dünya çapında;
kapitalizm biraz girmişse ve sınıflaşma varsa o toplumda farklı
modern sınıflar anlamında burjuvalaşma varsa, modern sınıflar
varsa, o toplum, böyle bir toplum ulustur o zaman, tarihsel
olarak ta Kürdistanın teşşekülü var. Kürdistan tarihini,
Kürtlerin tarihini incelememiz gerekiyor, evet birazda
Kürtlerin tarihini bulabildiğimiz imkanlar ölçüsünde inceledik,
inceledim, incelemeye çalıştım. Ve 1976 yıllarında ben bu
harekete katıldım. Kesin olarak katılmaya kara verdim, önceden
tanıyordum, 1974 yıllarından beri tartışıyorum; ama 1976
yıllarından itibaren bu harekete katılmaya kesin kara verdim.
Duruşma Hakimi- İlk görevi nasıl
aldınız, ne gibi faaliyetlerde bulundunuz.
Kemal Pir Arkadaş- Bu
iddianameyi yazanlar kendi mantık silsilelerini bile
kurumamışlar.Kendi mantık silsileleri içinde bile çelişki
halindedir.
Duruşma Hakimi- İddianameye
cevap ver; fakat silsilesini, falan karıştırma. Bu, elindeki
iddianamedir. Biz seni nasıl dinliyoruz mahkeme heyeti olarak,
sende bazı şeylere riayet etmek mecburiyetindesin. Silsine, bağ
falan karıştırma. Siz beğenmediğiniz taraflarını cevaplar izah
edersiniz; ama silsile kuramamış falan diye değil.
Kemal Pir Arkadaş- Ona cevap
veriyorum zaten. Başlangıçta kurucu durumunda olan bu sanıklar
ki benimde ismim var, örgütte kurucu durumunda diyor...
Duruşma Hakimi- Siz izah
ediyorsunz, dinliyoruz; ama kurulmamışlar bilmem ne meselesine
girme.
Kemal Pir Arkadaş- İddianame bu
sanıklar, keni fikirlerine henüz teşkilatlanmamış örgütün
fikirleri doğrultusunda diyor. Yani teşkilatlanmamış bir şey
varsa örgütte yok zaten. Yani 1974 yıllaranda örgüt yok, örgüt
kurulmamış. Zaten bunun programı, tüzüğü, bir de iç çalışması,
organizesi de gösterilemez yani. Bir de Apo ve Apoculuk sorunu
var. Bu hareketin şeyi olduğum için onu da anlatacağım: Apo ve
UKO. Bu hareket ne Apocu terimini, ne de UKO (Ulusal Kurtuluş
Ordusu) ne de iddia edildiği gibi bildirilerin altına Ulusal
Kurtuluş Ordusu imzası atılmış. Ben hiç görmedin. Bildirileri
okuyordum, geliyordu, yazılan, bu bildirileri ben de bazen
okuyordum. Ama Ulusal Kurtuluş Ordusu şeyinde bir bildiri
görmedim. Böyle bir örgütte yok. Bu daha çok, bu haraketi
karalamak için uydurulmuştur. Çünkü gelişti bu hareket, hem de
gelişiyordu. Bir yere birisi gidiyordu, biraz propaganda
yapıyordu, bir bakıyorduk bütün gençlik bizden yana olmuş, tüm
köylü bizden yana olmuş, tüm köylük bizden yana olmuş. O zaman
bu hareketi sevmeyenler, hareketi karalamak, çamur atmak için
böyle bir isim uydurdular. Apoculukta zaten bizi tek kişiye
bağlı göstermek gibi bir şeydi. Halbuki biz bir insana falan
bağlı değiliz. Abdullah yoksa bu hareket yoktur diye bir şey
yoktur. Abdullahın kendisi de bu hareketin bir insanıdır. Durum
budur. Böyle bir şey de yok. Ayrıca, bu iddianamede öyle bir
genel görünüm var ki, sanki biz halkı zorla bu harekete
sokmuşuz. Gönüllü idiler. Markszimde de öyle bir şey yok zaten,
devrimciliğimizde bunu gerektirir bizim. Biz kimseyi zorlamadık.
Burada bazıları tanık diye çıkartılıp diyorki; bana silah çekti
falan ve yahut şu oldu, bu oldu. Hayır, böyle bir şey yok. Biz
ne kimseden ne zorla para istedik, ne zorla şunu yap dedik, ne
de zorla sen bu hareketten olacaksın dedik. Zorla bir insanı
bizimle beraber çalıştırmak mümkün değil; ama biz ikna ettik,
ikna etmeye çalıştık. 3 saatte ikna ediyorsak 3 saatte, 300
saatte ikna edilmesi gerekiyorsa bir insanın üçyüz saat
uğraştık. Yani, insanlara uğraşıyorduk. İnsanların bizimle
beraber hareket etmesi için uğraşıyorduk. İnsanların bizimle
beraber hareket etmesi için uğraşıyorduk, benim de uğraştığım
bir alan.
Duruşma Hakimi- Kürdistan nereyi
kastediyorsunuz?
Kemal Pir Arkadaş- Bunu da izah
edeceğim. Şimdi bir ulusun sınırlarının oluşması, dil alanları
ile mümkün. Dilin yayılma alanıyla mümkün. Normali budur dünya
yüzünde. Bilimsel olarakta böyledir. Avrupada ulusal devletler
oluşurken yayılmış olduğu dil alanları üzerinde oluşmuştur. Ama
öyle ki dünya çapında bugün durum emperyalizm var olduğu için
eşitsizlik var, ulusal devletlerin sınırları da eşitsiz. Yani
siyasal sınırlar eşitsiz bir şekilde çizilmiş. Ama doğal anlamda
bir ülkenin sınırları yayılan dil alanlarıyla ölçülür. Dilin
yayılmış olduğu alan o ulusun da sınırlarını, ülkenin
sınırlarını teşkil eder. Ama siyasal sınır farklı olabilir. Eğer
sömürgeci bir devtlse devlet, siyasal sınırı çok, daha büyük
olabilir. Bir devlet bir ulus güçsüzse bir başka ulusun
burjuvazisi, hakim sınıfları tarafından eziliyorsa, o şey
yapabilir. Kaldı ki Türkler de Kürtleri ezmiyor, yani
Kürdistana egemen olan güç Türk burjuvazisidir. Türk halkı
değil Türk halkının ve Türk emekçi sınıfının hiç bir çıkarı
yoktur, Kürdistandan. Sömürge statüsünde tutulmasında hiç bir
çıkarımız yok, biz yoksulların hiç bir çıkarı yoktur. Hatta
zararımız var, çünkü Kürdistan insanının emeği ve yeraltı
servetleri Türkiyeye geldiği zaman bizim sınıf düşmanlarımız
çok güçleniyor, çok güçlendikleri için hatta buradan götürülen
insanlar bizim fabrikalarda çalışıyoruz biz işçiler, bunlar
yedek işçi ordusunu oluşturuyor, daha ucuza çalışıyorlar, bizi
patronlar işten atıyor, Türkiyede. Bzim hiç çıkarımız yok
zararımız var. Durum budur. Onun için de ulusal kurtuluş,
Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketleri ile Türkiye devrimci
hareketi arasındaki bağ var. Ben bu bağa da inandığım için bu
iki halkın kardeşliğine de inandığım için ama hakim sınıflarsız,
ikisinin de hakim sınıfı yok edilecek, ondan sonra bu iki halkın
birleşmesi de mümkün özgürlük şartlarında, hatta ben Ortadoğu da
daha büyük devletlerden yanayım. Ama eşit ve özgür temelllerde
daha büyük devletlerden yanayım. Burjuva sınıflarsız, hakim
sınıflarsız feodal, kompradorlarsız büyük devletler.
Duruşma Hakimi- Ben size bir
soru sordum Kürdistanla nereyi kastediyorsunuz dedim, siz de
dille dediniz, bu dil nerelerde konuşuluyor.
Kemal Pir Arkadaş- Kürt dilinin
yayılma alanı Kürdistanın kesin sınırıdır.
Duruşma Hakimi- Neresi burası?
Kemal Pir Arkadaş- Burası
Antepi içine alır, Maraşı içine alır, Sivasın bir kısmını
oradan erzurum, Karsın bir kısmı ile Türkiye bölümü ile ilgili
şeyi böyledir. Bu dilin yayılma alanı burasıdır. Doğal olarak.
Duruşma Hakimi- Siz dilci olarak
buraları gezdiniz, dil alanında inceleme yaptınız, dilin yapısı
hakkında?
Kemal Pir Arkadaş- Şimdi öyle
bir durum var ki bir dil resmi bir dil varsa olmazsa gelişmesi
mümkün değil. Dilin gelişmesi mümkün değil resmi alfabesiz.
Duruşma Hakimi- Dili hususunda
inceleme yaptınız mı siz?
Kemal Pir Arkadaş- Çok az bir
inceleme yaptığınıza göre, bu dil hususunuda, dilin yayılma
alanı ile ülkenin yayılma alanı hakkında nasıl bağıntı
kurabiliyorsunuz?
Kemal Pir Arkadaş- Şimdi bu
bilimsel olarak böyledir. Bir dilin...
Duruşma Hakimi- Hayır, bilimsel
olarak araştırma yaptım diyorsunuz, ondan sonra dile göre ülke
sınırı çiziyorsunuz.
Kemal Pir Arkadaş- Bu dili
araştırma yapmama gerek yok. Dilin gramer yapısını, sentaksı,
şusunu, busunu incelememize gerek yok. Sadece ve sadece ülkeler
dilin yayılma alanına göre tespit edilir. Budur benim bilimsel
olarak kastettiğim. Ulusal devletler Avrupada oluşurken,
Fransız ulusu Fransız dilinin yayıldığı alanlar üzerinde
oluşturulmuştur.
Nisan 1982
Kemal Pir Arkadaş- Bu dili
araştırma yapmana geker yok. Dilin gramer yapısını, sentaksı,
sadece ve sadece ülkeler dilin yayılma alanına göre tespit
edilir. Budur benim bilimsel olarak kastettiğim. Ulusal
devletler Avrupada oluşurken, Fransız ulusu Fransız dilinin
yayıldığı alanlar üzerinde oluşturulmuştur.
Bir şeyi Almanlarla Aulses-Lorendir.
Yani Aulses-Loren üzerinde bir anlaşmazlıkları vardır. İtalya
dilinin yayıldığı alanlar üzerinde İtalyan ulusu teşekkül
etmiştir. Norveç, İşveç, Hollanda Flaman dilinin....
Duruşma Hakimi- İsviçrede kaç
dil konuşulur?
Kemal Pir Arkadaş- 3 dil. O,
demokrasinin hüküm sürdüğü Avrupada mümkün. İşviçre gibi ama
bugün değil. Demokrasi Avrupada hüküm sürerken. Avrupada bugün
demokrasi sürmüyor; Oligarşiler egemen Avrupada. Siyasi
gericilik var. Dolayısıyla bugün mümkün değil o. Sosyalizm
şartları altında mümkün yalnız. Kapitalizm şartları altında o
tür örneklerin ortaya çıkması mümkün değil.
Duruşma Hakimi- Evet, gelelim
1978 ve sonraki döneme.
Kemal Pir Arkadaş- Evet şimdi
bundan sonra genel olarak kendimle ilgili şeyleri şey
anlatacağım.
Duruşma Hakimi- Hayır, 1979 da
Urfa cezaevinden firar ettiniz.
Kemal Pir Arkadaş- Yeni bir
davam daha var. Bir başka davam daha var. 29 Mayis yeniden
inceleme taridir. Bu sıkıyönetim savcığındadır. 1979da bu
yakalanmam arasındaki dönemi o mahkemede izah etmek istiyorum.
Duruşma Hakimi- 1979 ile bu
yakalanma arasındaki... Neden burada izah etmek istemiyorsunuz?
Kemal Pir Arkadaş- Şimdi ordana bana iddianame gelecek. O ayrı
bir dava konusu olduğu için, eğer bununla birleştirilse burada
da iddia edeceğim, yani burada da söyleyeceğim. Onu çıkacağım
mahkemede belirteceğim.
Duruşma Hakimi- Şimdi,
muhtemelen açılacak dava bu davayla birleştirilir muhtemelen.
Kısaca bize izah edin; 79dan yakalanma tarihine kadar.
Kemal Pir Arkadaş- Ama şeyi
bitirmedim, yani şu iddianamedekileri bitirmedim; ama kısaca
söyleyeyim yurt dışında idim.
Duruşma Hakimi- Nerede idiniz?
Kemal Pir Arkadaş- Süriyede de
idim.
Duruşma Hakimi- Süriyenin hangi
şehrinde idiniz?
Kemal Pir Arkadaş- Halep, Şam..
Duruşma Hakimi- Kimlerle irtibat
halinde idiniz?
Kemal Pir Arkadaş- Hayır.
Duruşma Hakimi- E, Süriye/Halep,
Şamda ne yaptınız ya?
Kemal Pir Arkadaş- Sahte
kimlikle dolaştım. Kendimi sakladım.
Duruşma Hakimi- Neden gitme
ihtiyacını, Süriyeye geçme ihtiyacını hisettiniz?
Kemal Pir Arkadaş- Benim o şeyde
anlatmam daha iyi olacak.
Duruşma Hakimi- Kısaca
istiyoruz.
Kemal Pir Arkadaş- Gerek yok.
Yani o konuda iddia gelmediği için burada yeri yok. Buradakileri
bitirsem daha iyi olacak.
Duruşma Hakimi- Burada neye
cevap vereceksiniz.
Kemal Pir Arkadaş- Burada
cinayetler var üzerimde bir, bir de örgütün bölge komitelerinde
yer aldığım iddiaları var. Yani PKKnin bölge komitelerinde yer
aldığım iddiaları var. Urfa böle komitesinde yer aldığım,
Diyarbakır bölge komitesinde yer aldığım iddiaları var. Ben
onlara cevap vereceğim yani kısaca. Bir de parti merkez komitesi
üyesi olduğum iddiası var, ona cevap vereceğim.
Duruşma Hakimi- Kısaca cevap
verin. Genel olarak anlattınız, onun için kısaca cevap verin
diyorum.
Kemal Pir Arkadaş- Şimdi, bu
iddianamede bir bölüm var, diyor ki 5 Nisan 1979 tarihinde
bölge komitelerinin oluşturulması karar altına alındı...
Şahifesini iyi hatırlamıyorum, 60 olabilir. Ben aynı dönemde
cezaevindeydim ve benim Diyarbakır bölge komitesinde faaliyet
yürüttüğüm yazılmış.
Duruşma Hakimi- Kemal bir dakika
8.11.1978 tarihinde Pazarcıkta yakalandınız. Aynı günmü
tutuklandınız?
Kemal Pir Arkadaş- Hayır,
17sinde Urfada tutuklandım. Pazarcıkta yakalandım. Urfada
tutuklandım.
Duruşma Hakimi- Davanız hangi
mahkemede görüldü?
Kemal Pir Arkadaş- Davam Adana
sıkıyönetim komutanlığına gitti, ondan sonra buraya gelmiş,
şimdi burada, yani geldim burada karşılaştım işte.
Duruşma Hakimi- Siz Urfa
cezaevinde kaldınız.
Kemal Pir Arkadaş- Adana
sıkıyönetim cezaevinde kaldım. Haziranın 15ine kadar Adana
sıkyönetim cezaevinde yattım.
Duruşma Hakimi- Şimdi,
17.11.1978 tarihinde hangi tarihe kadar Adana cezaevinde
yattınız?
Kemal Pir Arkadaş- 16 Ocaka
kadar Urfada yattım, 1979-16 Ocakına kadar ondan Temmuzun
15ine kadar Adana cezaevinde yattım, 15inden firar ettiğim
tarihe kadar da Urfada yattım. Dolayısyla benim şey olmadığım
açık, yani bu şeyde yer almadığım açık Yani kabul edemem
tarihsel olarak kabul etmem mümkün değil. Aynı şekilde Urfa
bölge komitesinde yer aldığım gösteriliyor. Yine aynı dönemde
tutkluydum. Yani bölge komitelerinin oluşturulması PKK kurulduğu
dönemlerde olabilir. Bir örgüt varsa, kendine uygun
komiteleşmeler yapar. Kaldı ki ben PKKnin örgütlerinden
herhangi birinde görev almayı istiyorum, isterdim, ama çeşitli
nedenlerle ben görev alamadım. Alırdım da ama alamadım. Böyle
bir şey istemek başka, yapmak başka. Biz bulunamadık. Böylece
benim ne Urfa ne de Diyarbakır bölgekomitesinde yer almam mümkün
değil. Tarihsel açıdan bunu belirtmeyi gerekli buluyorum. Çünkü
kendi şeyim var. Bizim ismimiz, kişiliğimiz kamuoyunda şurada
burada şöyledir, böyledir. Filan diye geçiyor ama tarihe gerçek
olarak geçsin herşey. Bu açıdan söylüyorum. Yoksa ben bir
komitede görev almışım bunu cezasından değil. Kaldı ki ben, bana
verimlecek cezanın da benim için pek önemli olmadığı
kanaatindeyim. Verilecek cezanın siyasi olduğunu bildiğim için,
benim için şeref olacaktır. Aynı zamanda, bir de şimdi bu
şeyleri ben kısacı bu cinayetlerle ilgi şeyi geçiriyem. Daha
önceden bazı şeyleri biliyorum.
Duruşma Hakimi- Ben size
söyleyeyim: 4.8.1978 günü İsa Abacıının öldürülmesi olayı.
Kemal Pir Arkadaş- Şimdi, bu
adamın, benim bununla o tutuklanmamada karşılaştım. Yani böyle
bir şeyle sorgulamamda karşılaştım böyle bir şeyle Urfada. Bir
adam getirdiler. Bu adam yanılmıyorsam ya dayısıdır ya amcası
idi bu vurulan adamın. Adama beni teşhiş ettirdiler. Teşhiste
adam tanımıyorum dedi. Yani bu değil dedi, tanımıyorum dedi.
Ondan sonra bunu zabıta bile geçirilmemişti. Ben bundan
tutuklandığımı bilmiyordum. Tutuklamamıştım çünkü. Buna ait bir
tutuklama kâğıdı gelmemişti bana. Bilmiyorum, dolayısıyla alakam
yok. Yani bu olayla alakam yok benim. Ayrıca vuranın tek kişi
olduğunu söylüyordu o adam, amcası veya dayısı. Bize hem
savcılıkta teşhiş şeyine geldi, hem de polis sorgusuna geldi. Bu
adam tek kişi vurdu diyordu. İki kişiydik biz, ikimizi de
gösteriyordu polisler, insanların içerisine koyup. Değil diyordu
yani adam. Ben de değilim zaten. Bu olayla alakam yok benim.
Duruşma Hakimi- Görevli polis
memurlarına silahla mukavemet ettiğiniz, polis otosunu
taradığınız, polisleri öldürmeye tam teşebbüste bulunduğunuz
iddiası var.
Kemal Pir Arkadaş- Böyle bir
iddia asılsız. Yani benim hakkımda, böyle bir şeyle de alakam
yok. Çünkü o şeyin başında, bu iddianamede şöyle bir şey var:
Sanıklardan, Kemal Pir, .... ....... ........ ......... ......,ın
78 yılı içerisinde Hilvan bölgesinde örgütün hücre çalışmasını
yürüttükleri... şimdi bir örgüt yoktu zaten, Hücre çalışması
yürütmemiz de mümkün değildi. Kastedilen örgüt PKK ise, PKK
kurulmamış o zaman. Kastedilen örgüt çete ise, çete ile alakamız
yok. Çetenin de hücre çalışması olmaz. Çete çetedir. Üç kişi,
beş kişi biraraya gelir, bir çete oluşturur. Kendi bağımsız bir
şeydir bu. Dolayısıyla bizim haretimizin çetecilikle alakası
yok. Yani benim ideolojik, politik hedeflere ve ideolojimiz
açısından böyle bir şeyle alakamız olamaz. Yani çeteyle alakası
olamaz.
Duruşma Hakimi- Cezaevinde
seminer yapıyormuydunuz?
Kemal Pir Arkadaş- Yapıyordum
Duruşma Hakimi- Siz mi
yapıyordunuz?
Kemal Pir Arkadaş- Evet,
genellikle ben epeyce konuşuyordum.
Duruşma Hakimi- PKK örgütünün,
politik, ideolojik ve siyasi mücadele yöntemi nedir?
Kemal Pir Arkadaş- Biz
ideolojjik olarak ( aynı zamanda PKKnin hedefleri oluyor bu)
Kürdistanda gericiliğin, yoksulluğun, sefaletin temel nedeninin
sömürgeci ekonomik yapı olduğunu, sömürgeciliğin oluşturulduğu;
bu şeyde her türlü yozluğu, lümpenleşmeyi, geriliği temsil
ettiği, kültürsüzlüğü, kişiliksizliği geliştirdiği; tüm bunları
bunları ortadan kaldırmak için sömürgeci ekonomik yapının ve
sömürgeci sistemin ortadan kaldırılması geretiğini savunuyoruz.
Sömürgeciliği temsil edenleri de söyleyelim: Türkiyedeki
burjuva hakim sınıflar. Yani Türk halkı değil, Türkler değil
hakim sınıfları Kürdistanda sömürgeciliği uyguluyorlar.
Ama bunlar bu sömürgeciliği
uygularken Kürdistanda kendilerine işbirlikçi buldular.
Kendilerine işbirlikçi bulmadan bu işi yürütemezlerdi.
Kürdistandaki hakim sınıflar da bunlarla işbirliği yaptı. Tüm
feodallerin milletvekili olması bunu açıkça gösterir. Tüm toprak
ağaları milletvekili. Duyduğu kadarıyla Kepoğlu Diyarbakırlı,
işte Mehmet Celal Bucak Urfada milletvekili. Her zaman
seçilebilir. Sömürgecilerin bunlarla işbilriği yaptığı, bu
devrimin dıştaki hedefi sömürgecilikse, içteki hedefinin de
feodal, komprador siyasi düzen olduğu, bu siyasal düzeni
yıkmadan toplumu ilerletmenin mümkün olmadığı görüşündeyim
zaten. Bunu yıkabilmek için, hemen ayaklanmaya başvurmak
gerektiğini, işte bir ilk önce Kürt olsun, Türk olsun, kimi
bulursa vuracaklar, devletin onlar üzerine baskısını çekecek ve
bilinçlendirilmiş halk isyan edip devleti yıkacak, gibi bir
düşünceyi kabul etmiyoruz. Hayır, böyle bir düşüncemiz yok
bizim. Biz halk üzerinde devlet terörünün esmesinden yana
değiliz. Yani baskısız dönem ne kadarsa ona uygun davranırız.
Baskısız bir dönemi baskılı bir döneme daima yeğleriz. Düşünce
sisteminde de bugün böyledir. Bence baskılı bir dönemi de
faşistler istiyor. Ben aynı şeyi istemem. Yani, devlet gelsin,
üslerine baskıda bulunsun, halk da buna karşı ayaklansın.....
böyle bir düşünce sistemiz yok. Marksizmde de böyle bir şey yok
zaten. Kürdistandaki Devrim Ulusal Kurtuluş Devrimi olduğu için
sömürgeci siyasal ve ekonomik yapıyı hefelediği için, biz uzun
süreli bir halk savaşını hedef almışız.
Duruşma Hakimi- Nasıl olacak bu
halk savaşı?
Kemal Pir Arkadaş-
Anlatacağım.... Uzun süreli halk savaşı; genel ideolojimizin
stratejik hedefi bu. Bunun PKKnin de hedefi olması gerekir.
Çünkü bu ideolojik ve politik yapının örgütlendirilmesidir PKK.
Vücut bulmuş bu ideolojik yapı ve siyasal yapı PKKde. Bu hedef
ama, bunu örgütlemek başka. PKKnin askeri kanadı vardı. Burada
bazen çıkıyor askeri kanat diye. Zaten iddianamede de iddia
ediliyor. Bunlar PKKnin stratejik hedefine uygun örgütlenmeler
değil. Çünkü benim ideolojik yapımda da bu yok. Ona uygun
örgütlenmeler değil. Onlar daha çok, bir hareketin ve halkın...
kendisini koruma hareketleridir. Yani Kürdistanda feodaller
var. Halkla feodaller arasındaki çelişkiyi biz yaratmadık. Biz
kışkırtmıyoruz da. Bizden önce vardı. Halkla feodaller
arasındaki çatışmalar var. Bunlar halkın kendini koruma
hareketleridir. PKK de halka destek oluyor feodallere karşı,
sınıf haketedir de... Halka destek oluyor ve hem halkı, hem de
kendisini koruma hareketleri olabilir olsa olsa. Bunların
oluşturulma döneminde ben olmadığım için, (var ama böyle şeyler)
hangi hedefler, ne için örgütlenmişler ben bilmiyorum.
Örgütlemişler. Örgütlemişler; onu da bilmiyorum ayrıca. Ama
benim dediğim stratejik hedefler doğrultusunda örgütleme yani
uzun dönem halk savaşı doğrultusunda örgütlenmekse daha farklı
şeydir. Bu, bağımsız bir orduyu hedefler. Bağmsız bir silahlı
gücü. Profesyonel bir ordu, profesyonel, silahlı bir
örgütlenmeyi hedefler bu. Bu, Parti Önderliğinde olacak. Daha
farklı bir örgüt yapısını gerektiriyor. PKK bunu yapmadı yani.
Hiç bir zaman PKK böyle bir örgütlenmeyi yapamamış. Eğer böyle
bir örgütlenmeyi yapsaydı, burada bulunan insan sayısı biraz
daha az olurdu ve çok daha gür sesler işitmemiz mümkündü.
Böyledir yani. Bunu yapmamış PKK. Ya uygun şartları bulup
yapamamışlar, ya imkanları yokmuş yapamamışlar; ama böyle bir
örgütlemeyi yapmamışlar. Yapılmamış. Neden yapılmamış?
Ama amaçları bunu yapmaktır.
Yapabilirler bundan sonra. On sene sonra, yirmi sene sonra. Yani
şey önemli değil. Bu zafere ulaştı demektir. İbrahim, Ahmetin,
Hasanın, Mehmedin, Hüseyinin de bu ideolojinin zaferiyle
bulunması önemli değil. Ahmet olmaz da Mehmet olur. Bu uzun
süreli halk savaşını amaçlıyor. Bir de aslında burada iddia
edildiği gibi şey var. PKK, tahmin ettiğim kadarıyla bir de
silahlı bir çizgiyi tartışmamış; askeri çizgi üzerinde çalışma
yapmamış. Eğer yapsaydı, bu askeri çizgisi oluşturmuş olsaydı
deminki örgütlemeyi yapardı. Demek ki bu zaman alacak. Zaman
alacak bir iş olduğu için beş sene sonra, iki sene sonraya, on
sene sonraya da erteyenebilir. Yani erteleme değil de şartlar o
zaman oluşur o zaman yaparlar.
Duruşma Hakimi-Halk ordusu nasıl
teşkil edilecek; bu mücadele şekli nasıl olacak? Kısaca cevap
ver.
Kemal Pir Arkadaş- Dedim ya,
profesyonel bir gerilla hareketi gerekiyor. Bu da gönül
rızasıyla emperyalizme, sömürgeciliğe karşı silahla döğüşmeyi
kendine hedef edinmiş; Ama tüm ailesiyle ve düzenle bağlarını
kesmiş insanlardan müteşekil, profesyonel askerlerden oluşan bir
şey bu tip insanlardan oluşturulacak ve örgütlendirilecek
gerilla birlikleri vasıtasıyla çeşitli aşamalardan geçen bir
şeyle bu ordu oluşturulack. Ordu oluşturma dönemi yirmi seneyi
de alabilir. Yani uzun süreli bir halk savaşı. Bunun dünyada
örnekleri var. Onların izlemiş oldukları yöntemin, ama buraya
özgü şartları da dikkate alarak gerçekleşir.
Duruşma Hakimi- Kafanda tahayyül
ettiğin devlet dünyada varmı, bütün eşitliklerin olduğu bir
devlet varmı?
Kemal Pir Arkadaş- Var tabii...
Bugün mümkün değil. Komünizm dünya çapında gerçekleşmemiş hiçbir
yerde. Komünizm yok. Bugün komünizmin ilk aşaması var;
sosyalizm...
Duruşma Hakimi- Şimdi komünist
Rusyada cezaevleri, mahkemeler varmı, yokmu?
Kemal Pir Arkadaş- Var
Duruşma Hakimi- Neden
kuruyorlar?
Kemal Pir Arkadaş- Sınıf
farklılıkları ortadan kalmamış Sovyetler Birliğinde. Sovyetler
Birliğinde de bugün sınıflar ve sınıf mücadelesi var. Vietnamda
da sınıf farklılıkları ortadan kalkmamış. Orada proleterya
diktatörlükleri var. Sovyetler Birliği, Vietnam ve Angolada
hüküm süren devlet sistemi proletarya diktatörlüktür. Farkı,
Amerikada bir avuç burjuva sınıfın diktatörlüğü, oralarda ise
halkın çoğunluğunun diktatörlüğüdür. Fakat bu, benim düşünce
sistemimde kurulacak siyasal iktidarda, Türkiyede olsun
Kürdistanda olsun veya bir Arap ülkesinde olsun; demokrasiyi
kuracağız ama demokrasinin bir sınıf karekteri vardır. Hangi
dekmokrasi? Proleterya demokrasisini kurarsan bunun adı
proletarya diktatörlüğüdür.
Duruşma Hakimi- Sanığa ait,
klasör 12deki dosya 6da bulunan hazırlık ifadeleri okundu.
Daha önce bu olaylar sebebiyle savcılık ve sorgu hakimliğince
ifadeleriniz alınmış. Özet olarak kısaca okuyorum. Hiçbir
öldürme olayıyla ilgim yok. 15.8.1978 tarihinde cezaevi firarisi
olduğum için, Ankarada saklanıyordum. Mehmek Akyüzün
öldürülmesiyle ilgim yok. Arkadaşım baskı nedeniyle benim adımı
vermiş. Olayla ilgim yok demişsiniz. Ayrıca sorgu hakimliğinde
alınan ifadenizde olay tarihinde Ankarada idim. Polis
öldürülmesine karışmadım diyorsunuz.
Kemal Pir Arkadaş- Evet, ben o
dönemlerde Ankarada idim.
Duruşma Hakimi- Kürdistan
tarihini incelediniz mi?
Kemal Pir Arkadaş- Biraz,
imkanlarım ölçünsünde.
Duruşma Hakimi- İncelediğiniz
kadarıyla nereden gelmiş?
Kemal Pir Arkadaş- Şimdi,
Ortadoğu halkların mozayığı, Elamlar, Asurlular, Sümerler,
Akadlar; bütün bunlar Mezopotamyada yaşıyor. Mezopotamya aynı
zamanda uygarlığın da kaynağı uygarlığın merkezi. Dicle ve Fırat
nehirlerinin bulunduğu yer ilk sınıflaşmamın olduğu, bilim,
sanat ve bilim ürünlerinin ortaya çıktığı alan Mezopotamyadır.
Kürtler ise burada yaşıyor; yani bu konuda bilimsel bir sürü
iddialar var. Bazıları yerli toplumdur der.
Duruşma Hakimi- Kim diyor bunu
hangi eserler diyor?
Kemal Pir Arkadaş-
Hatırlamıyorum bugün kitaplarını isimlerini ama dünya çapında
farklı görüşler var bu konuda, yani net olarak bilimsel olarak
ortaya çıkmış değil ve bugün bunun bilimselini bulmak bana ait
olan birşey değil. Yani ben tarihçi değilim.
Duruşma Hakimi-
..
Benim edindiğim bilgi ve doğru
olarak gördüğüm görüş, Kürtlerin kuzey Avrupadan M.Ö. 2 bin
yıllarında göç edip gelen, Dinyaper, Dinyester nehirleri
arasından geçip kafkaslardan buraya indikleri noktasındadır.
Onun dayandırdığım temelde Kürtelirn Aryen soyundan olması,
dilinin Hint-Avrupa dil grubundan olmasıdır ve Kürtlerden sonra
buraya başka bir toplumun gelmemesinden dolayıdır. Bu üç neden
bu görüşümü doğrular diyorum ben, ama bunun bilimselini, tam
gerçeğini, tarihçilerin işidir, bense devrimciyim, devrim
teorisiyle uğraşıyorum, tarih bilgisiyle değil. Bu tarihçilerin
işidir.
Duruşma Hakimi- Başka görüşler
bu hususta?
Kemal Pir Arkadaş- Yeri burası
olduğunu, hiçbir yerden gelmediği noktasında bir şey var.
Duruşma Hakimi- Başka?
Kemal Pir Arkadaş-
Hatırlamayacağım yani, bu konuda fazla şeye gerek yok, yani
bilimsel gerçeklerini aramamıza neden yoktur.
Duruşma Hakimi- Sizin
kanaatinize göre kuzey-Avrupadan geldiği yönümdemi kanaatiniz
hakim?
Kemal Pir Arkadaş- Evet, Bunun
fazla bir şeyini aramamıza, derinlemesine incelememize gerek
yok. Neden gerek yok. Neden gerek yoktur? Çünkü toplum bugün
vardır. Bugün var olan yapısını incelemekle karşı karşıyayım ben
devrimci olarak. Bunu ekonomik, politik gerçeğini aramak
zorundayım ve bunu aradım. Yani geçmişi fazla önemli değil.
Geçmişinde belki yüzlerce toplumla kaynaştı, yüzlerce toplumdan
kültürel olarak bir şeyler verdi, bir şeyler aldı. Eski, geldiği
gibi değildir, evet, biz de orta asyadan geldik, ama Anadoluda
çok farklı bir özellik kazandık. Bu da bir gerçek.
Duruşma Hakimi- Sanık ifadesine
karşı askeri savcının bir diyeceği var mı?... yok.
Yerinize geçin.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.
Duruşmanın uzaması sebesiyle
duruşmaya 20 dakika ara verilmesine oy birliğiyle karar verilip
açıklandı.
26.5.1981
|