|
EKREM MERGE YOLDAŞ ANISINA
CAFERİ SORİ

Guyan
aşireti bildiğimiz aşiret yapısının dışında bir
gerçekliği göstermektedir. Öyle ki bu aşirette aşiret
reisi yoktur. Elbette bir aşiret bilinci-hem de çok
yaygın, biz bunu silahlı mücadele tarihimizde çokça
gördük-var. Ancak aşiret reisi yoktur. Yine başka
yerlerde alışık olduğumuz ağalar yoktur. Kürdistan da
Kürt halkının başına musallat olan ağalık kurumu burada
yoktur. İşlemiyor. Bu aşiret yapısını içerisinde Şeyh
bulamazsınız. Çünkü bu parçalanmayı yukarıda
söylediğimiz anlamda bulamazsınız. Seyitler vardır,
onların da sosyal anlamda bir saygınlıkları vardır.
Tüm bu
gerçeklikleri değerlendirdiğimizde, buralı insanların
daha dik başlı ve onurlu olmalarına yol açmasının yanı
sıra daha fazla yetenekli ve inisiyatifli gelişmelerine
yol açıyor. Daha kararlı ve keskin oluyor. Girişken
oluyor. Pısırıklık yoktur. Hep bir canlılık ve hareket
ve dinamizm vardır. Kendi ağası kendisidir. Bu oldukça
sert bir kişilik yapılanmasına yol açıyor. Özelde sosyal
olarak dağların içlerine çekilerek, uygarlıktan uzak
olmak, hatta isteyerek bunu yaşamak gerçekliğine,
buralarda ki dağların sarplığı, ulaşılmazlığı, yaşam
koşullarının zorluğuyla birleşince, yaşama karşı
direnişçi ve inatçı ve tavizsiz bir kişilik yapılanması
yaratıyor.
Botan Kürdistan
tarihinde düşmanlara her zaman uzak kalan bir saha
olmuştur. Tersten ele alacak olur isek düşmana karşı
direnişin sönmeyen kalesidir Botan.
Kürdistan
topraklarının düşman tarafından en son fethedilen
parçalarıdır buralar. Öyle olunca Kürtlüğün de en derin
yaşandığı sahalar olması yadırganamaz. Düşmanın tüm
hışmına rağmen buralar Kürtlüğün atardamarlarıdır. Botan
daha doğrusu. Mezra Botan hep kendi kendine yeten,
kimseye ihtiyaç duymadan ayakta kalan bir halkın
toprağına verilen addır.
Mezra Botan bunun
için tarihinde düşmanlarının dikkatini ve öfkesini
üzerine çekmiştir. Botan, a gelip hükmetmek isteyenler
öncelikle kendi kendini idare eden yaşam tarzını, tek
başına ayakta kalan bu halkın ayakta kalışını yok etmeye
çalışmışlardır.
Mezra Botanlılar
coğrafik koşulların ağırlığı, düşmanlarının onları
çepeçevre kuşatmaları ve dünyayla bağlarını
koparmalarından dolayı birazda sertleşerek
büyümüşlerdir. Birazda her şeye yetecek yetenekle
donatılarak büyümüşlerdir onlar. Doğal olarak yaşamın en
ağırına cevaplar üreterek, çözerek, yaşam yollarını
çizmişlerdir.
Tüm bu
gerçeklikleri değerlendirdiğimizde, buralı insanların
daha dik başlı ve onurlu olmalarına yol açmasının yanı
sıra daha fazla yetenekli ve inisiyatifli gelişmelerine
yol açıyor. Daha kararlı ve keskin oluyor. Girişken
oluyor. Pısırıklık yoktur. Hep bir canlılık ve
hareketlik ve dinamizm vardır. Kendi ağası kendisidir.
Bu oldukça sert bir kişilik yapılanmasına yol açıyor.
Özelde sosyal olarak dağların içlerine çekilerek,
sosyaliteden uzak olmak, hatta isteyerek bunu yaşamak
gerçekliğine, buralarda ki dağların sarplığı,
ulaşılmazlığı, yaşam koşullarının zorluğuyla birleşince,
yaşama karşı direnişçi ve inatçı ve tavizsiz bir kişilik
yapılanması yaratıyor.
Ekrem Merge
yoldaşta böyle sert bir yoldaştır. O 1989 yılının
sonbaharında PKK saflarına katılır. Onu askeri kanun
yasasıyla Otomatik Mervan ve Aslan Guyi arkadaşlar PKK
saflarına katar.
Bir grup olarak
katılırlar. Ancak onunla katılanların tümü geri döner. O
saflarda sonra da Komata vadisinde şehit düşecek olan
Lokman dayısı için dağlarda kalır.
PKK saflarına
birçok genç askeri kanun yasasıyla alınmıştır. Madem bu
ülke hepimizindir o zaman bu ülke için herkese görev
başına gelmelidir.
Bu uygulama
dünyanın birçok ülkesinde verilen ulusal kurtuluş
mücadelelerinde görülmüştür. Halk için vatan için
gençler göreve çağrılır. Filistinlilerde siz yurtdışında
da yaşasanız da gelip bir müddetliğine-ki zamanı
belirlenmiştir-vatan borcu diye bilinen görevinizi
yerine getirirsiniz.
Ancak burası
Kürdistandır. Sömürünün ve zulmün katmerlisi yaşanır.
Öyle bir düşman ki seni senin kendi kimliğinle kabul
etmez. Dilini yasaklar. Akılların alamayacağı bir baskı
ve denetim uygular. Böyle durumlarda bireyleri dağlara
alıp bir müddetliğine gerilla yapmak olmuyor. Nedeni ise
dağlara görevlerini icra etmek için gelenleri siz geri
göndermek isteseniz de geri gönderemiyorsunuz. Ne de
olsa dağda kalmışlardır ve birçok çalışmayı yakınen
tanımışlardır. Düşmanın işkencenin en katmerlisini
uyguladığı için insanlar yer yer çözülecek halk ve
devrim zarar görecektir.
İşte böyle olunca
askeri kanun uygulaması beraberinde kimi soruna yol
açmaktadır. Dağlara alınan gençlerde artık hep dağlarda
kalacaklarını bildikleri için-eğer siz yeterince
erkenden ikna çalışmasını yürütmemişseniz-bu gençler
kalmayacaktır.
Ama eğer bir kere
siz dağlara aldığınız gençleri ikna etmişseniz artık
onlar tam ülkenin askerileri olacaklardır.
Buna örnekler
çoktur. Adil Bilika, Erdal Heyştani, Rojhat Bluzer,
Haşimi Bluzer ve nice daha değerli komutan hep askeri
kanunla alınmışlardır.
Ekrem arkadaşta
askeri kanunla gelmiştir. Ancak kalacak ve yıllar
geçtikçe cengâverleşerek Uludere de çalışma yürütmüş en
saygın arkadaşlardan biri olacaktır.
O henüz çocuktur.
Bunun için o bir müddet geri cephelerde kalacaktır. Kimi
düşman ağzının gençleri savaşa sürüyorlar sözleri
tümden asılsızdır. Bu mücadelenin ilk yıllarından
başlayarak PKK gençleri önce eğitmiş, sonra tecrübe
kazandırmış ve adım adım savaşın kızgın sahasına
yönlendirmiştir.
Ekrem yoldaşta
katıldığı 1989 yılında önce Haftaninde eğitime
alınacaktır. İlk eğitimini Ciwan Amed yoldaş verecektir.
Diliyle tam bir keko olan Ciwan yoldaş cesareti ve
sevecenliğiyle her zaman etkileyen bir yoldaş olmuştur.
Ciwan yoldaş
sonraları Amed eyaletine gidecek. Orada bir baskında
okey oynayan bir ilçenin tüm yönetimini tasfiye
edecektir.
Evet, Ekrem yoldaş
adım adım gelişecektir. O eğitim ardından Hüseyin Derik
yoldaşın yanında kalır. Hüseyin yoldaş 1992 yılında
eylem komutanlarından olarak Rubarokta şehit
düşecektir. Yine guyi Sarı Cuma arkadaşın yanında kalır.
Sarı Cuma yoldaş sonraları Serhat eyaletinde şehit
düşecektir.
O yıllarda adım
adım eylemlere katılır. Katılacağı eylemler ağırlıklı
onun savunma da yer alacağı eylemlerdir. Tüysüzdür.
Gençtir. O yıllarda Otomatik Mervan, Serbest Hilali,
küçük güneyli Pale, Yusuf Sperti ve birçok değerli
komutan yoldaş Haftanindedir.
O 199091 bir
kışını yine Haftaninde geçirir. 4. Kongre sürecidir.
Kongre sonrası çıkan kapsamlı bir operasyonda düşman
Kara Ömer ismindeki Haydar Altun yoldaşı esir alacak ve
Kara Ömer düşmana bilgi vermediği için katledilecektir.
Yine bu operasyonda
Akif Mijin yoldaş
şehit düşen başka bir yoldaştır.
1991 baharı ile
birlikte Ekrem yoldaş büyük komutan Cuma Bilika yoldaşın
yanında kalacaktır. O zaman Cuma yoldaş takım
komutanıdır.
Bu arada 4. Kongre
ile birlikte yeni bir süreç başlatılacaktı. Tacizlerin
yerine sonuç alıcı tarz kabul görecek ve diğer yumuşak
ve kaçak tarz diye bilinen gölge savaşı kabul
görmeyecektir.
Bu yılda vurulacak
bir iki yer şunlardır; zeviyan asker tepesi vurulacak 2
G3 ile 1 adet MG3 kaldıracak, 3 kez Xoxusa askeri
tepesi etkili vurulacaktır. Bu tepe aynı zamanda yöre de
yeni savaşçıların deneyim kazanılması için kullanılan
bir tepedir.
Devrim de yer yer
böyle durumlar yaşanabiliyor. Arazi olarak düşman gelmiş
vurulması ve geri çekilmesi uygun bir yere tepesini
kurmuş siz ise böyle tepeleri neredeyse her gün vurarak
onlarca düşman askerini vuracaksınız. İşte Xoxusa tepesi
böyle bir tepedir.
Esasta Ekrem
yoldaşın tecrübe kazanacağı bir yıldır. Bizde insanlar
hemen bir günde yetişmiyor. Bir komutanın doğması için
yıllarca emeklemesi gerekiyor. O eylem bu eylem derken
deneyim kazanıyor. Yine gerilla da ne kadar kurum varsa
orada tecrübe kazanarak pişiyor. Örneğin siz
lojistikçilik yapmamışsanız işin detayını
anlayamazsınız. Siz güvenlikçilik ve nöbet listeciliği
yapmamışsanız hangi insanın ne zaman duyarlı ve ne zaman
duyarsız olduğunu bilemezsiniz. Keşifte pişmemişseniz
iyi planlayıcı değilsiniz. Muhaberecilik yapmamışsanız
cihazda gizli konuşmasını bilmeyecek ve düşmana hep açık
vereceksiniz. Öncülük yapmamışsanız yeterince
inisiyatifli olamıyorsunuz.
Daha da sıralamak
mümkün. Gerillayı hazırlamak öyle sanıldığı gibi bir
silahı al ve yürü düşmanın üstüne olmuyor. Sabırla,
sebatla, sakinlikle, karınca kararınca, adım adım, düşe
kalka, yorula yorula, düşünceyi geliştire geliştire
gerillalaşıyor insan. Bu evreleri geçirmemiş bir komutan
belki komutan olabilir ancak çoğu zaman kolay kaybeden
komutan oluyor.
İşte Ekrem Merge
yoldaş bu yıllarda bu deneyimi yaşayacaktır. Onun ciddi
diye sayılabilecek ve içerisinde yer alacağı eylem
TAŞDELEN KARAKOL BASKINIDIR. Yani NİRVE eylemidir.
Bu eylemde birçok
sonra da gelişecek komutan yer alacaktır. Bu eylemden
yer alan bazı kol komutanların; Rojhat Şvet,
Sonrada Avrupa da
şehit düşecek olan Orhan Por Spi, Herekol, Karker Mijin,
şehit Harun guyi, Ferhate Sor, Kerime Şeleruti, Eşref
Hilali arkadaşlardır.
Ekrem yoldaş artık
manga komutanıdır. O Taşdelen ile Işıkveren (Bıleh köyü)
karakol arı arasında bulunan ve bir nevi iki karakolu
bağlayan tepe mevzilerini hedefleyecektir. Ve ona
verilen bu görevi o başarılıyla tamamlayacak ve tepeyi
süpürecektir.
Bu eylemde 12 çok
değerli yoldaş şehit düşecektir. Aklımızdan kalan
yoldaşlar; Şervan Nevre, Çırav Amed, Xurşit Mijin, Nizar
Bilehi, Xebat küçük güneyli, Cudi Mardin,
Bu eylem belki de
parti tarihimizin en görkemli eylemlerinden bir
tanesidir. Bu karakol yerle bir edilecek ve etrafta ne
kadar mevzi var ise kaldırılacaktır.
Bu eylemde toplam
37 silah kaldırılacak. Düşmanın deyimiyle 80 askerleri
ölecek ve 78 askerleri kurtulacaklardır. Bu silahlardan
5 adet MG3, 3 adet A4, 2 esir asker, çok sayıda askeri
malzeme ile bir kurt köpeğini de arkadaşlar tepede alıp
geleceklerdir.
Bu eylemin yapılış
tarihi 15 Mayıs 1992 yılıdır.
Kürt kişiliği yer
yer bir arkadaşın deyimiyle acayip bir kişiliktir. Bu
oldukça etkili eylem ardından düşman elbette birçok
karakolun yeniden güvenlik ve savunma sistemini gözden
geçirecektir. Ancak biz Kürt insanında da en azından
eski yıllarda bir şeyi iyi yapmışsan bu iyi yaptığın
şeyin üzerinde oturma çokça yaşanır.
Uludere gücümüz de
o yıl bu eylem dışında yaptığı çok ciddi bir eylemlilik
yoktur. Roborksi ile Uludere yolu arası kesilerek kimlik
kontrolleri yapılacak ve yine bir iki kez Xoxusa tepesi
yine vurulacaktır. Ekrem yoldaş bu arada Cuma Bilika
yoldaşın yanına Hareketli birliğe geçecektir.
Ekrem yoldaş esasta
gençtir. Tüysüzdür. Kısa boyludur. Ama şirindir.
Tatlıdır. Yapısı ağır olsa da harekete geçtiğinde işini
sağlam yapandır. Dirayetlidir.
1992 yılının güney
ihanet savaşı başlıyor. Güneyli güçlerin TC ile birlikte
üzerimize ortakça geldikleri yıllardır. ABD ile
İngilterenin de icazetini alarak gelen milyonluk bir
Türk ordusu ile bir türlü kendisi olamayan işbirlikçi
Kürtlük ortaklaşa geliyorlar. Tüm uluslararası gericilik
kol kola, ele ele.
Bu kıyasıya bir
direniş ve iradesel duruş demektir. O bu ihanet
savaşında onlarca belki de yüzlerce eyleme katılacaktır.
Zaten Ekrem yoldaşın sonrada Ekrem olarak asıl anılacağı
yer burada genç yaşına rağmen göstereceği permorfanstır.
Yer yer vardır ki aynı günde beş kez saldırıya aynı
arkadaşlar gider. Savaşacaklar bellidir. Birde yüzlerce
yeni savaşçı vardır. Bunlarda katılacaklardır. Bir
arkadaşın sonra da anlatacağı gibi biz onlara eyleme
giderken gizli gidin, sürünerek gidin, yerle bir olun.
Ve mevziiye yaklaştığınızda bombalarınızla vurun o zaman
zafer sizindir diyecektik. Ve gençler bunu yaptı ve
zafer bizim oldu diyecektir.
Xaxurkede büyük
komutan Harun ve büyük direnişçi Beritan yoldaşın tüm
direnişlerine rağmen Ferhat şahsında yaşanan ihanet ve
teslimiyet, Çukurca da geç başlayan direniş, tümden yeni
savaşçılardan oluşan Metina alanının terk edilişi,
Haftanin cephesinin tek kalmasına yola açacaktır.
Direniş kıyasıya sürecektir. Savaşın bitimine doğru
Haftanini hafifleterek gerillaya geçmek gerekecektir.
Güney savaşına tüm
özellikleriyle ve fedakârlıklarının en büyüğüyle
damgasını vuran Cuma'ye Bilika yoldaş büyük bir gücü
Cudiye geçirecek, Ahmet Rapo arkadaş sonradan ihanet
edecek olan Memedi Başuri komutasında bir taburla Çiyaye
Spi'ye geçecekler, büyük Cuma (Cemil Bayık) arkadaş genç
delikanlımız öncü komutanımız Ekrem yoldaşla Taninden
Botana, Bestaya-Deryana-geçecek ve eyalet komutanı
olan Cemal arkadaşta iki taburluk güçle Haftanin de
kalarak direnişe devam edecektir.
Dışarı çıkan toplam
üç taburdur. İçeride kalan ise 2 taburluk güçtür.
Birde bir durumu
daha açıklıkla ifade edelim. Sanki devrimde her şey gül
gülistanlık ve öyle kolay ve herkes gerilla olabilir
diye bir kanı var. En azından kendisini bilmez ve zorluk
nedir görmemiş ukala tiplerden bu görülmüştür. Ve hatta
gösterilen direnişini küçümseyenlerde değil ki yoktur.
Kıyasıya bir
direniş yaşanıyor. Açlık var. Susuzluk var. Ve ölüm
büyük insan Chenin dediği gibi nereden geliyorsa gelsin
değil, nereden geleceği belli olmayan bir savaşımda eğer
siz yeterince inançlı değilseniz ve yeterince kararlı
değilseniz bu toz duman, top tank atışları, uçak ve
kobra saldırılarına yeterince güç getiremeyeceksiniz.
Hele hele Ferhat yani Osonun Xakurkte teslimiyeti de
eklerseniz o zaman birçok insanın yaşayacağı ruh halini
anlamanız gerekecek.
İşte burada da bir
sürü genç kaçacak.. Bunun için Cemal arkadaş dört koldan
çıkmış güçlerden savaşkan ve gönüllü olanları yine
Uludere de eski de pratik yürütmüş olanlardan
onlarcasını geri isteyecektir. Çünkü savaş sonuçta bir
irade savaşıdır. Hele hele dört tarafınız sarılmış ise
ve tüm dünya adeta birleşip üzerinize geliyor ise burada
savaşmak değil ayakta kalmak bir direniştir. Belki de
kutsallık atfedilecek bir duruştur.
Bu o zaman
gidenlerin birçoğu yıllar sonra geri gelecektir. Biz
onlarcasını böyle gördük. Ama esas olan bu savaşımın
zorluklarını inkâr etmeden, laçkalaştırmadan hakkı neyse
o hakkı vermedir. Aksisi ukalalık ve gevezelik olur ki
bunun da kıymeti harbiyesi olmaz.
Yukarıda söylediğim
tecrübeli arkadaşların geri istenmesini yerine getirecek
olan yine küçük ve genç komutanımız Ekrem yoldaştır.
Tabii o bu arada takım komutanıdır. O yine
Haftanindedir. Savaşın bitimi ardında o bölük
komutanlığına terfi ettirilir. Ve şu espriyi yapar;
demek lojistikçilerde bölük komutanı oluyor. O güney
savaşı öncesi bölükte lojistikçidir. Vurgusu bunadır.
O 199293 kışına
kendi bölüğü ile girecektir. Üsleneceği yer B7 yani
Bisiving noktasıdır.
Devrimimizde böyle
garip garip isimlendirmeler hep olmuştur. Bu noktanın
ismi birkaç yıl eskiden kalmıştır. Saddam güçleri
güneyden bize rahat vermezken TC güçleri kuzeyden ve
birçok irili ufaklı örgütte ya Iraktan yana tavır
takınmış ve bize karşı durmuş ya da TCden yana durarak
bize düşmanlık bellemiştir. Bunun için epey
zorlandığımız yıllar olmuştur.
Şimdilerde Talabani
gibi renkten renge giren bir tiplemeye bakmayın. Biz
buralara kendi gücümüzle yerleştik. Kimse bizi buralara
davet ederek yer vermemiştir.
Bisiving noktası
dediğimiz yerde bulunan pınarın başında yeni
savaşçılarımız banyo yaparken 18 kişilik bir Irak askeri
timi arkadaşların etrafı tutuyor ve esir alıyor. Onlara
göre herkesi bu topraklarda istedikleri gibi esir alıp
götürebilir. Ancak yakında duran birlikler durumu pek
anlamıyor. Ve arkadaşların esir alındıklarını görünce
B-7lerle askerlerin etrafına roket salladıktan sonra
tüm askerleri esir alıyorlar. Ve çeşitli süreçlerde Irak
askerleri tarafından alıkonulan 12 arkadaşımızın
karşılığında arkadaşlar bu esir askerleri salıveriyor.
Ve bir daha Irak askerleri Hizbıl Amel Kürdistana
yani PKKye karışmıyorlar. Ve bu noktaya Bisivingler
sıkılarak askerler esir alındığı için yıllar sonra da bu
yere Dola Bisivinge denilecektir.
Cuma Bilika arkadaş
bölge komutanıdır. O ise bir Tanin ve Kelam Memede bir
Nizarda, bir Haftanindedir. Özcesi o Kela Meme ve
Haftanin arasında hareketlidir. O aşağıda dile
getireceğimiz tüm eylemlerde bizzat koordine ve saldırı
komutanı olarak yer alacaktır.
Henüz ateşkes biter
bitmez Hilal Karakol tepesini vuracaklar ve burada 1
adet A6, 3 adet G3 ve bazı askeri malzemeler
kaldıracaklardır.
Beytüşşebap yolu
ile Uludere yolu sürekli kontrol edilecektir. Devrimin
yükselişe geçtiği yıllardır. Bir grup görevli tepeci
canımı sıkılmış hemen yola inip yol kontrolü
yapmaktadır. Artık bu düzeyde TC sistemi Kürdistan da
işlevsizleşmiştir. Birçok telefon ve cereyan direkleri
kesilecek, yollar kesilecek, pusular atılacak, tacizler
ve halkla toplantılar yapılacaktır.
Eylemler devam
edecek. Kıror tepesi başarılı bir şekilde vurulacak ve
birçok silah kaldırılacaktır. Meydane tepe karakol
tepesi bir alışkanlık gibi hep vurulacaktır.
Ancak bazı başarı
eylemlerin yanı sıra kimi taciz kaçkın bireyler şahsında
fazla göze batmaktadır. Yine bazı kayıplardan kaynaklı
eyalet komutanı bir ara bir taburun tümden eğitime
çekilmesini isteyecektir.
O yıl en kapsamlı
düşünülen eylem Uludere baskınıdır. Plana göre Uludere
zapt edilecek ve içerisinde kalınacaktır. Eylemin
hazırlıkları ve keşfi çok sürer. Öyle ki eylem henüz
başlamadan Mersinde bulunan yurtsever bir milisimiz
bugün Uludere de her şey ana baba günü olacaktır
diyecektir. Özcesi gizlilik dikkat edilmemiş, onlarca
milis bu işe bulaştırılmış ve sonuçta eylem daha
başlamadan sabote olmuştur. Düşman tümden tedbirlerini
alarak yüzlerce yoldaşın günlerce harcadıkları emekler
boşa gitmiştir.
Savaş budur işte.
Sen savaşla oynarsan savaşta seninle oynar. Sen savaşın
en önemli kuralı olan gizliliğe dikkat etmemişsin ve
savaş sana kan ve kayıp olarak geri dönmüştür. Bu eylem
tacizi aşamayacak iki arkadaş şehit ve beş arkadaşta
yaralanacaktır.
O 9394 kışını yine
Haftaninde geçirecektir. O sonra da yapılacak olan
Botan-Behdinan konferans hazırlığına güvenlikçi olarak
yer alacaktır. Onun bölüğü konferans yerini ve
konferansın güvenliğini alacaktır.
Baharen Ekrem
yoldaş Kela Memeye geçer. Burada yaşanan kapsamlı bir
operasyon olur.
Bir taburluk
gerilla gücü Kela Memedir. Düşmanı arkadaşlar fark
eder. Ancak düşman kendisini vadiye bırakarak Şiriş
köyünü yakar. Ne var ki düşman taktik yapmıştır. Dere
Hine tarafından gelen düşman arkadan tekrar Kela Memeye
çıkmış ve arkadaşları kuşatmayı hedefliyor. Sabah
erkenden tepeciler askeri görecek ve sıcak bir temas
yaşanacaktır. Arkadaşlar daha altlarda bulunan lojistik
takımını da yardım için isteyeceklerdir. Ancak sonra da
ortaya çıkacak ki buna ihtiyaç olmayacak. Çünkü bir
taburluk güç düşmana yönelecek-ve bu arada şiddetli
yağmurdan-faydalanarak düşman iyice hırpalanacaktır. Bu
çatışmada arkadaşlar kısa bir sürede 18 cenazenin üstüne
gideceklerdir, bir asteğmeni esir alacaklardır. Ki bu
asteğmen bir yıl yanımızda kaldıktan sonra çatışmada
kaybettiği gözünü parti tedavi ettirecek eve
gidebileceğini de ona söyleyecek ancak o Partiye tüm
istemi ve bilinciyle katılacaktır. Yine bu eylemde A6,
7 adet G3, bir katır dolu cephane, MG3 ve bir sürü
başka askeri malzemeye de el konulacaktır.
Bu operasyondaki
saldırının en etkili saldırı komutanı Ekrem yoldaştır.
Yaşanan bu tüm
eylemliklerden sonra o artık giderek Uludere hattında
öne çıkan ve kabul gören bir komutandır. Sevecenliğiyle
genç olmasına rağmen sevilendir. İlkokulu okuduğu için
okuma yazması da vardır. Bu devrim içerisinde önemli
ölçüde bir avantajdır. O bulunduğu her ortamda kendi
kuvvetine göre okumaktadır. Eğitimini aksatmamaktadır.
O bu
özelliklerinden dolayı Haftanin de hareketli birliğin
başına verilir. Botan da sonbahar hamlesi başlamıştır.
Onun birliği özel istenecek ve o kuzeye geçerek sonra da
yapılacak birçok etkili eylemde bizzat komutan olarak
yer alacaktır.
Bu eylemler dizisi
Cudi de başlayacaktır. Cudide arkadaşlar araziye dayalı
kapsamlı bir pusu hazırlarlar. Taktiksel olarak Gire
Ezmanayı arkadaşlar vuracaklar-ki vururlar, iki adet
silah kaldırırlar-ancak asıl hedef bu değildir.
Sefineden inen yola bir pusu kolu, Zerinkerin önüne bir
pusu kolu ve en son olarak Riyale Cevhere bir pusu kolu
yerleştirilmiştir. Sefine kolunda gelen askerlere
arkadaşlar pusuda29 gözle görülen asker- vururlar.
Burada ağır yaralanan takım komutanı Cudiye Gundık Remo
yoldaş sonra şehit düşer. Bespin'de gelen kolu da başka
bir kolumuz vurarak güz hamlesi başlatılmış olur. Bu
eylemin önemli bir planlayıcısı Adil Bilika arkadaş olsa
da uygulamada Ekrem ve birçok değerli yoldaş yer
alacaklardır.
Sonra Gabar da
yapılacak Fındık ve Şkefte Zivınga Haci Ali derken
Serxattan ve Garisada ki eylemlerde yine katkıları
olacaktır. O eyaletin resmi hareketli birliği olmasa da
çalışmalara aynen bir eyalet hareketli birliği olarak
katılacaktır.
O aslında bu
sonbaharda Botan eyaletini adım adım dolaşarak aktif
katılım sağlamıştır. O küçük yaşına rağmen hep kendi
ismine denk bir mücadeleci olacaktır.
O 94 yılının son
baharında Gabardadır. Bere Merede Tepe Osmana doğru
ilerlerken aniden yükselde bir tipiye takılacaklardır.
Bu tipide göz gözü görmeyecek. Ekrem ve iki arkadaşı
tipiye takılı kalacaklardır. Birbirinden kopacaklardır.
Ekrem yoldaş karı yararak bir yere kadar ilerler orada
kleşine sarılarak tüm şarjörünü havaya sıkar. Tesadüfen
arkadaşların bulunduğu bir mağarada ses duyanlar olur ve
dışarı çıkarlar. Geldiklerinde Ekrem kendinden geçmiş
yere yığılmıştır. Diğer iki yoldaşı bulamayacaklardır.
Sonraları bulduklarında bir arkadaşın ayakkabısını
yakmaya çalıştığı, elbisesini parkasını yakarak
kendisini ısıtmaya çalıştığını şehit düşmüş haldeyken
görecekler. Aynı gün Çıravda göreve giden iki başka
yoldaş başka bir fırtına tipisine yakalanarak şehit
düşeceklerdir. Bu arkadaşlar; Dilxaz Batü ile Kamuran
yoldaşlardı.
Bunun üzerine parti
tüm hareketliliği durduracak. Küçük grup hareketini
yasaklayacak. Fırtınalı anlarında dışarı gidilmemesi ve
çıkılmaması talimatını çıkaracaktır.
Devrimimizin biz
diğer düşmanı hep doğa olmuştur. Kürdistan doğası
oldukça çetindir, serttir, acımasızdır. Metrelerce karın
geldiği, aralıksız tipi ve fırtınaların estiği bir
özelliğe sahiptir. Düşmana karşı verilen şahadetlerin
yanı sıra devrim davasında yüzlerce yoldaşımızı iklim
şartlarından kaynaklı şahadete kavuşmuşlardır.
Fırtınalar, çığ, kar, su, sel, soğuklar derken birçok
farklı afetle gerilla hep karşılaşmıştır.
O tekrar kendi
alanına doğru yola çıkacaktır. Cudiden Haftanine
geçecektir. 5. Kongre de o Kongrenin güvenlik
komutanlarındandır.
19 Mart 1995
yılında sonraları düşmanın çok büyük yalanlar atarak
başlatacağı Çelik Operasyonu başlayacaktır.
TC devletinin 35
bin asker dediği ve birçok uluslar arası gücün bunun kat
be kat üstünde sayıyla yapıldığını söylediği bu
operasyon esasta tam bir fiyaskodur düşman açısından.
Ekrem yoldaş bu
operasyon sürecinde Haftanindir. Operasyon öncesi
planlanan bir iki kapsamlı eylem vardır. 19 Mart gecesi
Ekrem yoldaşın gücünün de içinde yer alacağı eyleme
doğru yola çıkarken öncü gruplar düşmanla karşılaşacak
ve Çelik Operasyonunun ilk temasları başlayacaktır.
Düşman çok yoğun
yükleneceği hesap edildiği için genelde güçler alanda
çıkarılacak ve Ekrem arkadaşın koordinesinde bir bölük
yoldaş Haftaninde düşman içerisinde kalacaktır.
Güçler alanda
çıktıktan sonra Keşan alanına ait Tepe Ortede düşman
vurularak iki silah kaldırılır. O zaman onun yanında
takım komutanı Lezgin Mijin yoldaş önemli rol
oynayacaktır. Yine Keşan köyünün üstündeki Koxa Mele
Yahya tepesi vurularak 20 cenazenin üstüne gidilir, 16
silah kaldırılır. 14 adet G3, 1 adet B7, 1 adet MG3
ve çok sayıda askeri malzemede kaldırılacaktır. Ancak
baskında Şivan Nireyi, Baran Hezex ve Mazlum Cizre
yoldaşlar şehit düşecektir.
Yine başka bir
tepeyi vuracaklar ve 2 adet G3, 1 adet lav silahı, 1
adet MG3 alınacaktır. Bu eylem sabote olmasına rağmen
bu malzemeler kaldırılmıştı.
Geli Pısaxa
tarafından ise Mişar arkadaş bir tepeyi vurarak 2 adet
MG3 ile 2 adet G3 kaldıracaktır. Düşman 8 askerinin bu
eylemde öldüğünü söyleyecektir. Burada Hamza Bilehi
yoldaş şehit düşecektir.
Çelik
operasyonu-sonra da-o tamburalı komutan Hasan
Kundakçıoğlunun söylediği gibi bitmemiştir. Tersi
doğrudur. Operasyon tam bir fiyaskodur. On binlerce
askerle güneye girecekler çıkarken de arkadaşlar Metina
alanında düşmanın kuyruğunda tutarak operasyonun
çekilmesini 10 günde fazla geciktireceklerdir.
Çekilme günü diye
belirledikleri günde gerillalar Metinanın Yekmale köyü
civarında geri çekilen dev gibi yılanın kuyruğundan
tutarak 50den fazla askeri birkaç dakika da yere
sermişlerdir. Ve on günden daha fazla da adeta her gün
vura vura düşman çılgına çevrilmiştir.
Halen o pusu da
kalıpta komutanım tüm arkadaşlarım öldü kurtarın beni
diye yükselen çığlıklara oğlum geleceğiz diren diye
cevap veren tamburalı komutanın sesi de
kulaklarımızdadır.
Ve son günde bir
Ali Cengiz oyunu yaparak elimizden nasıl kaçtıklarını da
gördük. Öyle ki geceden hiç durmayan helikopterler
hareketiyle yine güç değiştiriyorlar diye bir süs
verdiler. Her bulundukları tepeye ateş yakarak buradayız
dediler. Biz bir ara buna kandık. Biz buna rağmen vurucu
timlerimizi tepelere yakın gönderdik. Ancak şafağın
atmasıyla bir de baktık ki kimse kalmamış. Sadece orta
tepe de kalan bir ve kaçan hafif düşman kolu görüyoruz.
Peşine veriyoruz. Ama bir kere yolu diğer tarafına yani
sınıra yakın gitmişler ancak uzaktan BKClerle
vuruyoruz. Bu da tacizi aşmıyor. Özcesi tamburalı
komutan elimizden zor bela askerlerini kurtarmıştır.
İşte Haftaninde
düşmana epey böylesine darbe indiren bir yoldaşta Ekrem
yoldaştır.
Çelik Operasyonu
ardından Ekrem arkadaş yine Haftanin alanındadır. O
burada Nizore Xabur sahasında hareket etmektedir.
Peşinde ihanete
karşı direnişte o yine yer alacaktır. Ancak Haftanin de
Dijwar Erkendi yoldaşın sorumluluğunda bir bölük göreve
giderken KDPlelerce kuşatılacak burada 17 yoldaş şehit
düşecek 11 yoldaşta KDPnin eline esir düşeceklerdir.
Süreç hızlı
ilerlemektedir. Bu ihanet savaşında o Çiya Spi alanına
geçecektir. Bu alanda onlarca eyleme en aktif bir
şekilde katılarak ihanete karşı tavrını net ortaya
koyacaktır.
O ihanet savaşının
ardından Ahmet Rapo arkadaşlarla önderlik sahasına
geçecektir. Orada önderliğin güvenliğinden yer
alacaktır.
Bu devrede Dr.
Süleyman adındaki çete ile Küçük Zeki diye bilinen
seviyesiz tiplerde vardır. Çok karıştıran tutumları
vardır. Yaşamı yozlaştıran yaşamları gözle
görülmektedir.
Bir gün Ekrem
yoldaş önderliğe tüm bu durumlara ilişkin bir rapor
yazar. Önderlik raporunu okuyacak ve o rapor temelinde
çeteleşme üzerine çözümleme yapacaktır. Bu raporda sonra
arkadaşlar ortamda daha rahat tartışa bileceklerdir.
O işte böyledir.
Onurludur. Boyun eğmeyi kabul etmez. Yanlışa yanlış der.
Gençte olsa o ilkelidir. İlkelerinden taviz vermez.
Belki bu duruşundan kaynaklı ileride tasfiyeciler ona
yükleneceklerdir. Tasfiyecilerin mayasında vardır.
Onurlu ve ilkeli olana yüklenerek, ezerek dize getirmek
isterler.
Dediğim gibi Ekrem
yoldaş kolay lokma değildir.
O önderlik
sahasında kendisine daha fazla güvenerek çıkacaktır.
Artık yaşça gençlik yıllarını yaşamaktadır.
O bu tecrübesini
önderlik sahasında Mayıs 96da yapılacak olan konferansa
katılarak geliştirecektir. Biliniyor aynı yıl terörist
TC devleti önderliğimize karşı aynı yılın 6 Mayıs da bir
bombalı suikast girişiminde bulunacaktır.
O Ülkeye yönelmeden
önce hafif bir ameliyat geçirdikten sonra artık o ülkeye
gidişe hazırdır.
O önderlik
sahasında ayağının tozuyla gelir gelmez askeri konsey
toplantısına katılacaktır. O bu toplantı ardından
Botana daha doğrusu Haftanine geçecektir. O Sınatta
bölüğü ile kalacaktır. Araziye çıkacak düşmana pusu
atacak ve iki öncü askeri vuracaktır. Burada düşman
askerlerinden silah yoktur. Birisinin elinden bir değnek
diğerinin elinden bir detektör bulunmaktadır. Anlaşılan
o dur ki düşman öncüleri her halükarda gözden çıkarıyor,
ancak silahlarının gitmesine rıza göstermiyor. Ancak
fakir halka ait çocukların silahsız öncülük yaparken
adeta ölümü terk edildikleri elbette faşist salyalı
generalleri ilgilendirmediği bir o kadar daha açığa bu
olayla ortaya çıkıyor.
Aynı toplantıda
parmaksız Zeki Botana düzenlenecektir. Parmaksız Zeki
tasfiyeci yaklaşımlarını ısrarla sürdürür. O Botana
geçer geçmez öncelikle önderliğe bağlı kadrolara
yönelecektir.
Zeki kendince
mücadeleyi tasfiye etmek için önce gerillayı
yozlaştıracaktır. O savaşı yozlaştıracaktır. Savaşmamayı
dayatacaktır. Olmazı öne sürerek yapıda kafa
karışıklığına özenle geliştirecektir.
Haftanin de bu
yaklaşımlara karşı en fazla direnecek olan Ekrem
yoldaştır. O bu yozlaştırmayı eleştirecektir. Kabul
etmeyecektir.
Ancak tasfiyeciliği
örgüt adına yürüten namı diyar parmaksız Zekidir. Sözde
çok savaşmış biridir. Eskidir. Birde merkez
komitesidir. Etkilidir.
Parmaksız Zeki
denen öcü bundan sonra Ekrem arkadaşa yönelecek, her
toplantıda nerede olursa olsun teşhir edecektir.
Tasfiyecilerin taktiklerinden birisi arkadaşların
nezdinde bireylerin onuruyla oynayarak yaşamı insana
zehir ederek ya kaçışa zorlamak ya da intihara
sürüklemektir.
Ekrem arkadaş
kaçmayacak intihar da etmeyecektir ancak epey
zorlanacaktır. Örneğin aynı süreçte iradesi kırılmak
istenen Hasan Heyştani yoldaş kaçacak ancak ne zaman ki
örgüt tasfiyeci unsura müdahale ederek soruşturmaya
aldığında o yine gelecektir.
Evet, Ekrem çok
zorlanacaktır. Ancak çok uzun sürmeden parti önderliği
alana müdahale edecek ve parmaksız Zeki denen unsuru
tutuklanarak alandan alınacaktır.
Bu arada alana Adil
arkadaş yeni bölge komutanı olarak gelmiştir. Ekrem
arkadaş keşif faaliyeti için Ozan-küçük güneyli-yoldaşı
göndermektedir. Bu arada düşman sınırda operasyona
çıkacak. Adil arkadaş bu bilgiyi Ekrem arkadaşa
vermesine rağmen o keşif gücünü çekmeyecek ve keşifte
bulunan yoldaşlar çatışarak şehit düşerler. Ozan yoldaş
gelişmeye açık bir arkadaştır. Önderlik sahasında o da
yeni gelmiştir. Bu duyarsızlığından dolayı Ekrem yoldaş
görevden alınacaktır.
Ancak kısa bir süre
sonra o yine görevlendirilecektir. Bizde önemli olan
bireylerin yaşadıkları yetmezliği görüp görmemeleridir.
Eğer bireyler olup bitenden kendilerine düşen payı görüp
tekrar aynı durumu yaşatmayacaklarsa o arkadaşların çok
uzun sürelere yayılmış görevsizlikleri anlamsızdır. Ve
çoğu zaman böyle durumlarda ciddi ve sarsıcı
özeleştirisel raporlar yeterli görülmektedir.
İşte Ekrem yoldaşta
olup bitene samimi yaklaşacak ve yaşadığı duyarsızlığı
görecektir.
O bunun için tekrar
görev başına gelecektir. O ancak Cudide çalışmalarda
yer alacaktır.
199697 Kerya Reş
kuşatmasında bölük komutanı olarak yer alacaktır.
Başarılı geçen bu kuşatmada üzerine düşeni layıkıyla
yapacaktır.
O bu eylemden sonra
Gabar alanına geçecektir. Orada verilen TAKTİK EĞİTİM
DEVREsine katılacaktır.
Bu devrede çok
değerli yoldaşlar bulunmaktadır. Şerif Sperti, Dilşad
küçük güney, Serhildan Şemse, Ferman Baneye ve daha
birçok arkadaş.
Bir de ilk kez
Botan yıllar sonra böylesine bir komuta eğitimi
düzenlemektedir. Aslında bir nevi Mahsum Korkmaz Askeri
Akademisi ayarında bir eğitimdir. Ve ileriki yıllarda bu
tecrübeye dayanarak ülke içerisinde de bu eğitim
devreleri devam edecektir.
O eğitim devresi
boyunca en aktif katılan arkadaşlardandır. Hem önderlik
sahasında gelmiştir, hem yıların savaş tecrübesine
sahiptir hem de bireysel araştırma imkânına sahiptir. O
kış boyunca her gece el feneri ile sürekli kitap
okuyacak, tartışılan konuları gözden geçirerek bir
ertesi gün için hazırlık yapacaktır.
O oldum olası açık
yaşamış bir gençtir. Sosyal ilişkileri geniştir. Okuma
yazması olduğu için hep okumuştur. İncelemiştir.
Tartışmıştır. Kapalı ve pısırık olmamıştır. O her daim
kendi kendine eğitmeyi bir ilke bellediği için kendisini
ihmal etmemiştir.
O Taktik Eğitim
Devresi ardından bölge komutan yardımcısı olarak
Garisaya düzenlenecektir. Henüz tümden yerleşmeden
alana düşmanın ciddi yönelimleri başlar.
Nisan ortalarında
iki gün boyunca kıran kıran çatışmalar yaşanır. Aynı
çatışmalarda büyük ve sert bir irade sahip olan Cabar
Tayi yoldaş gündüzün düşmanın bir tepesine saldırır. Bu
tepede 10 adet silah kaldırır. Ancak çatışmalar giderek
şiddetlenir.
Çatışmanın bir
anında Ekrem arkadaş çatışmayı koordine ederken
kafasından bir suikast mermisiyle yere yığılır. Ona
yaklaşan yoldaşlar genç komutanın şehit düştüğünü
göreceklerdir. Aynı çatışmada toplam 18 çok değerli halk
evladı yaşamını yitirerek şehitler kervanına
katılacaklardır.
Evet, bizim genç
komutanımız artık aramızda yok. Ve artık hiç olmayacak.
Gençlik aşamasından
geçerek pişmiş bir komutan olmak kolay kolay olmuyor.
Tam da verimini halka vereceği bir sürede onu
kaybediyoruz.
O genç olmasına
rağmen Uludere gibi sert bir yerde erkenden sıyrılarak
öne çıkacak ve yıllarca bu sert coğrafyada gerillacılık
yaparak halka ve yoldaşlarına umut ile moral
aşılayacaktır.
O genç olmasına
rağmen bildiğini her zaman dobra dobra söyleyecek ve
eğer ondan doğrular uğruna kelle istenirse kelleyi de
ortaya koyacaktır.
Ve o genç olmasına
rağmen pratiğin dilini erkenden yakalayarak dinamik ama
olgun bir komutan olarak gönüllerde taht kuracaktır.
Evet, biz çok
değerli yoldaşımızı tamda verimli olabileceği bir
süreçte uğurluyoruz.
Evet, biz genç
yoldaşımızı korumadan uzaklara yolcu ediyoruz.
Ve biz senin gibi
gelecek vaat eden bir komutanı korumamakla yükümlü
olduğumuzun bilinciyle vicdanen zorlanıyoruz.
Güzel ve genç
komutan söz olsun ki sana bundan böyle Kürt halkına umut
olabilecek olan gençlere daha özenle ele alacağız.
Söz sana ki senin
şahsında geleceğin genç militanlarını korumayı kendimize
bir ilke olarak ekeceğiz.
Ve söz sana ki
senin canını verdiğin davayı sonuna kadar omuzlayacağız.
Halkımıza onurlu
bir barış, onurlu bir çözüm yaratana kadar bu mücadelede
geri adım atmayacağımızın da sözünü sana veriyoruz.
Ve söz sana ki seni
hiçbir zaman şartlar ne olursa olsun unutmayacağız.
Ruhun şad olsun
genç ve temiz yürekli komutan.
Ruhun şad olsun.
|