|
EMEĞİN VE OLGUNLUĞUN SEMBOLÜ
|
|
CUMA BİLİKA-SELİM
ÜLKER-YOLDAŞIN ANISINA |
CAFERİ SORİ

CUMA BİLİKA yoldaş, Botanlıdır. Botan'ın Cudi
dağının göbeğinde yer alan, Bilika köyündendir. Botan, Kürdistan
tarihinde düşmanlara her zaman uzak kalan bir saha olmuştur. Tersten ele
alacak olur isek düşmana karşı direnişin sönmeyen kalesidir Botan.
Kürdistan topraklarının düşman tarafından en son
fethedilen parçalarıdır buralar. Öyle olunca, Kürtlüğünde en derin
yaşandığı sahalar olması yadırganamaz. Düşmanın tüm hışmına rağmen
buralar, Kürtlüğün atan atardamarlarıdır.
Botan daha doğrusu, Mezra Botan, hep kendi kendine
yeten, kimseye ihtiyaç duymadan ayakta kalan bir halkın toprağına
verilen addır.
Mezra Botan, bunun için tarihinde düşmanlarının
dikkatini ve öfkesini üzerine çekmiştir. Botana gelip hükmetmek
isteyenler, öncelikle kendi kendine idare eden yaşam tarzını, tek başına
bu halkın ayakta kalışını yok etmeye çalışmışlardır.
Mezra Botanlılar coğrafik koşulların ağırlığı,
düşmanlarının onları çepeçevre kuşatmaları ve dünyayla bağlarını
koparmalarından dolayı birazda setleşerek büyümüşlerdir. Onlar, birazda
her şeye yetecek yetenekle donatılarak büyümüşlerdir. Doğal olarak,
yaşamın en ağırına cevaplar üreterek, çözerek, yaşam yollarını
çizmişlerdir.
CUDİ, bu gerçeklik içerisinde bir başka yeri temsil
eder. Bir rivayete göre Nuhun gemisi, Cudinin navserine, yani Sefin
diye tabir edilen yere büyük tufan sonrası konar. Tevratta genişçe ele
alınan mitolojik destana göre, gemide-yani Sefin de80 tür yaratık
vardır. İnsanıyla, hayvanıyla ve bitkisiyle tam 80 tür! 80 sayısının
Kürtçe adı Heyştedir. Özcesi buralar birazda peygamberler yeridir.
İnsanlığın tekrar yaşamaya başladığı yerlerdir.
Cuma arkadaş ise böylesine Nuhun Gemisini konduğu,
güzelim bir dağın tam ana rahminde bulunan bir köyde yer alır ve
yetişir. Dağın içine yerleşmiş bu güzelim köyün adı Bilika'dır. Üç
mahalledir. En yukarıda Şkefta Fellah diye bir Şkeft vardır. Birde Der
yani kilise vardır. O kilise ki gerillalara az yataklık yapmamıştır.
Köyün üstünde üç tane harika kaynak, gün boyunca bir çayın akması gibi
tepelerden derin vadilere akarken, Bilika'nın yamaçlarında bulunan her
türlü meyveyi sulayarak kendilerini Hezil suyuna bırakırlar.
Hani vardır ya kartal yuvaları, işte aynen öyledir
Bilika. Yüksek, şahinlerin bakacağı bir tarzda derin vadilere bakar.
Suriye, Irak ve Türkiye üçgeninde bulunan köy geçmişten beri
kaçakçıların, silahşorların, mahkûmların ve son yıllarda da
peşmergelerin mekânıdır. Bu köyün, herkese kapısı açıktır. Ve çok
doğaldır ki Kürt Özgürlük Hareketi, Botana girdiğinde ilk yer alacağı
yerlerden birisi Bilika olacaktır.
Böylesi arka perdesi olan bir köyde dünyaya gelmek, hele
hele bu köy Cudinin eteklerinde bulunuyorsa, buna birde Cudinin
görkemliğini ekleyin. Cudi doğalında bir kale. Silopi ovasını üzerinde
Küçük Güney diye tabir ettiğimiz Suriyenin çölüne uzanmanız ve oralarda
dönüp Cudiye bakmanız yeter de artarda. Tüm muhteşemiyle bir korunak,
bir savunma duvarı olarak durur. Hemen karşı yakada Haftaninin sırtları
görülüyorsa o zaman dünyalar sizindir.
İşte buralı olmak, buralarda büyümek, buraların havasını
koklamak, esen rüzgârıyla tüm Kürdistan'a umut olarak esmek. Ve akan her
suyunda, damla damla derinliklere akarak, kendini bir gümbür gümbür akan
Hezil çayının akıntısında bularak kendin olmak. İşte burası Cudi deyip
heybetlenmek, ancak buralıyı ifade edebilecek bir duygu olabilir.
Çok sonralardan bir gerilla yoldaşın, Cudi üzerinde
yaptığı bir programda belirttiği gibi Cudiyi öğrenebilirsiniz, ancak
yaşamadıkça anlayamazsınız. Evet, Cudinin eteklerinde bulunan köylerin
ruhsal durumun anlamak için birazda Cudili olmak gerekir.
Cuma Bilika-yani Selim Ülker-yoldaş 1961 yılında dünyaya
gelir. O, Türk ordusuna askerlikte yapar. Burada görecekleri onun
sonradan gerillayla tanışmasında ve hızla milislik yapmasından büyük
etkide bulunur. O, evlidir. Onun eşi, o 1994 yılında Cudiye geçerken
onun kendi köyünden çıkarak gerilla kamplarına doğru giderken
karşılaşır. Bir kardeşide saflara gelecek ve o şehit düştükten sonra
ismini Cuma yapacaktır.
O, uzun bir süre milislik yapacaktır. O, genelde
olgunluğu, yardımseverliliği ile bilinecek ve hatırlanacaktır. Birde iş
yaparken, kılı kırk yararak yapan biri olarak bilinecektir. Bu köy
ortamındayken göze çarpacaktır. Ve o, saflara geldikten sonra henüz çok
fazla zaman geçmeden Haftanin de bölge komutanı ve ardından aynı düzeyde
Cudi alanına geçmesi bu özelliğiyle bağlantılıdır. İş yaparken etraflıca
düşünendir. Bir anlamda işi yaparken, örgütleme boyutunda yeteneklidir.
Kimisi vardır yırtıcılığı ile göze çarpar, kimi vardır
pratik yetenekleriyle öne çıkar. Cuma yoldaşın ise yaşamdaki sade duruşu
ve olgunluğu, ilk elden göze çarpar. Giderek çalışmalar içerisinde
rasgele harekete, yer vermeyen ele alış biçimi onun hızla
komutanlaşmasına götürecektir. Komutanlık, birazda işleri Ahenkli
götürülmesi değil midir? Cesaretli olabilirsin, koparıcı olabilirsin
ancak eğer siz yapılan ya da harcanan emekleri toparlamasını bilmezseniz
nasıl komutan olacaksınız ki?
İşte o böylesine özelliklere 1989 yılında gönüllü bir
katılımcı olarak gelecektir. Ve ilk gelişi sessizdir. Belki dediğimiz o
olgunluktur, belki de o gözlemleme sürecidir. Nedeni ne olursa olsun o
ilk katılırken oldukça sessizdir. Belki de birçok yoldaşından yaşça
büyük olmasından kaynağını da almış olabilir. O yıllarda komutanlar
hariç ağırlıklı fazladan genç ve dinamik savaşçılar vardır.
Ben onu ilk kez 1989 yılında Çıravın Xaresında
göreceğim. O, da yaşanan kimi eylemliklerden sonra olacaktır.
Arkadaşlar, Afkamasi karakolunu vuracaklar. O, ise bu
eylemde yer alacaktır. Diğer taraftan koordineli bir şekilde Adil Aslan
arkadaşlar ise Cudi eteklerinde köylülere toplantı yaptıktan sonra 9
genci katacaklardır.
O zaman biz Çırav da karşılaştığımızda Serbest Kıçi,
Yusuf Spi, Akif Kobani, Sait Guyina, Sarı Hüseyin -ki aynı zamanda
bölgenin genel sorumlusuydu- Sarı Hüseyin arkadaşın bulunduğu her ortam
biraz da yoldaşlık kokardı. Onun sevecenliği, yardım severliği,
güleçliği, sıcaklığı ile siyasal birikimi birleştiğinde herkesin yanında
kalmak istediği bir arkadaş oluveriyordu. O, sarı saçları, mavi
gözleriyle narin ince boyuyla, ayrı bir güzellik abidesiydi. Sanırım
saflarda Sarı Hüseyin yoldaşa ilişkin yeterince yazılmamıştır,
çizilmemiştir. Hâlbuki o kadar güzel özellikleri parti yapısına hakim
kılmak için biraz da o işlenmeden eksik kalır düşüncesindeyim.
Bu arada bir sürü yeni gençleri almışız onları tek tek
Cudi, Hareketli Birlik ve Gabar güçleri üzerine dağıtıyoruz. Orada Cuma
arkadaşı Hareketli Birliğe veriyoruz. O, o zaman yeni sayılabilecek
biridir. Yukarıda değindiğim gibi sessizdir, izleyendir, çok
konuşmayandır.
Birde o dönemler bir alandan, bir alana geçmek sanki
dünyaları değiştirmiş olmak demekti. Ya kendi alanında çıktığında -ki
Cudilidir- ya da yeni olmasından kaynaklı çekingenliklerden dolayı bu
içe kapanıklı durumu yaşıyoruz. Nedenini tam bilemiyorum ama o zaman ilk
gördüğümde bize yansıyan bu olmuştu.
1989un baharında tüm güçler newroz kutlaması için,
Gabar navserinde buluştuk. Yaklaşık 85 arkadaştık. O dönem için
kalabalık bir güç demekti bu. Hareketli Birlik, Gabar ve Mişare gücüde
var. Birlikte kutluyoruz ve çok güzel bir Newroz morali oluyor.
Belki bizi tanımayanlar bilmez ama biz yaşamımızın en
zor anında gülen insanlarız. Dağlara çıkmışız ve bizi ayakta tutan temel
bir olgu gülmedir. Her şart altında gülebilmeyi başarabilmektir. Savaşta
biliyorsunuz gülmek kolay bir iş değildir. Ama biz, savaşa değil ölümle
alay eden insanlar için hep gülmek, moral dolu yaşamak ve şakalaşmak bir
yaşam biçimidir. Biz de morallerde küçüğü büyüğü yoktur kime rol
verilmişse o rolünü ya bir skeçte ya bir tiyatroda oynamak zorundadır.
Bu bir yaşam duruşudur.
Ve o nokta halen bugün Nokta Newroze olarak bilinir.
Ortaya çıkıyor ki, biz bu noktada fazla kalmışız. Düşman
kapsamlı bir operasyona başlıyor. Biz henüz gücümüzü düzenleyip
dağıtmadan çıkan bir operasyondur bu. Birisi kaçmış ve bize ilişkin
bilgi aktarmış ve bizim hamle başlatacağımızın bilgisini de almışlar
böylece. Engellemek için üzerimize yoğun gelecekler.
Biz Kela Şexa Reşe gelmişiz. Şırnaxın karşısındayız.
Sabah erkenden çatışmalar başlıyor. Bir takım komutanı Ali Kıçi, bir
takım komutanı Salih Karstır ve siyasi komiserimiz o altın gibi değerli
olan İsmail Deriktir. Biz mevzilenmişiz, düşman indirmelerle içimize
giriyor ve bombalarla iç içe giriyoruz. Akşama kadar çatışmalar yoğun
sürüyor ve bizim hiçbir kaybımız yaşanmadan alandan çıkıp Gurdela
vadisine gidiyoruz. Sonra da düşman radyoda kendi kayıplarından söz
edecekti.
Bu kez Avalın üstündeyiz. Bilinçli üzerimize düşmanın
gelmesi için görüntü vereceğiz. Ve tabii ki bir pusu atacağız. Köye
giriyoruz erzak alıyoruz. Ağırdan alıyoruz. Yerimizi köylülere
söylüyoruz. Köyden çok geç çıkıyoruz. Hepsi numara. Kimi köylüye gidin
askere söyleyin gelsin diyoruz. Ve köyün yukarısına çıktığımızda taş
yuvarlatıyoruz.
Köyün ihtiyar heyeti kendi aralarında toplantı yaparak
bize burada çatışma çıkarmayın kararı iletiliyor. Ama biz bir kere
açık hareket etmişiz ve düşman geliyor.
İlk vuruşta 12 askerle bir üsteğmeni deviriyoruz. Burada
en büyük rol Salih Kars yoldaşındır o BKC ile isabetli atışlar ederek
düşmanı hareketsiz bırakıyor. Ancak bir kör kurşun gelip Salih Kars
yoldaşın kafasında isabet edecek ve anında şehit düşecektir. Gün boyu
süren bir çatışmadır. Ben bacağımdan yaralanıyorum. Başka bir yoldaş
Ahmet Sere Spi belinden bir mermi alacak ve sonra şehit düşecektir. Biz
geri çekiliyoruz. Gece yürüyüşte -ki birçok asi yerden geçmemiz
gerekiyor-Halil Gurdela yoldaşın çantası kayalıklara takılıyor ve bu
takılmayla birlikte kayalıklardan uçuruma yuvarlanarak şehit düşüyor.
Henüz çok genç biriydi.
O zaman genel komutanımız Hogirdır, sonra da
kontralaşarak giden dörtlü çetenin en etkili elemanlarındandı. Ona karşı
ilk kez konuşulacaktı ve eleştirilecekti. O zaman tepe de ona dönük
konuşulmuştu. O zaman bizlerde kim komutansa o eleştirilemezdi mantığı
hakimdi. Birde oldukça sert olan ve dediğim dediktir diyen Hogır söz
konusu olunca bizim gibi yeni olanlar konuşamazlardı. İşte o gün bir
arkadaş parti istese onu kulağında tutup çeker diyecek. Ve ben bunları
ilk kez duyacaktım. Yapılan çatışma toplantısında hem bize haber
vermeden çekilmesi, hem eylemin yapılma biçimi hem de takviyeyi geç
göndermesi ciddi eleştirilecekti.
Ve aynı yıl bir sürü çatışmaya-aynı tarzda olmazsa da
mantık aynı olduğu için-hep girdik. Boş avare, asi pratikleri yaşadık.
Ama sözde Kürt tarzı yiğitlik gösterileri için bilinçli hareketler çok
yaşanmıştır. Hâlbuki biz, modern bir gerilla hareketiydik. Ve kürdün
olumlu yönlerini alacaktık ancak kaybettiren yönlerini almayacak ve ret
ederek dönüşüme tabii tutacaktık. Ancak sonra da Önderliğin bize
kaybettiren yıllar ya da bize dayatılan bilinçli çetecilik dediği
yıllardır bu yıllar.
Ve Önderlik Hogırı önce 1989 Kasım çözümlemesi ile asi
avare çetecilikle ve halka karşı sergilediği kontra tarzı için sert
eleştirecek ve bu tarzdan dayatması üzerine tutuklanması talimatını
verecektir. Ancak Hogır bunu erkenden tesadüfen duyduğu için 1990
Ocağında gidip Saddam Hüseyine sığınacaktır.
Ve aynı yıl1989-Hareketli Birlik iki parçaya ayrılacak
ve Cuma yoldaş Gabar da kalacaktır.
Cuma arkadaşın katıldığı ve arkadaşların düşman askeri
güçlerine ait elbiselerini giyerek yaptıkları Güçlükonak civarında ki
yol kesme eylemine katılır.
Mixeste çetelerde 12 silaha el koyuyoruz. Cuma
arkadaşta yine bu eylemde var. Adım adım tecrübe kazanıyor. Dile
getirdiğim gibi çatışmalar var, halkla toplantılar, askeri kanunla
gençleri katma derken belli bir hareketliği yaşıyoruz. Bu arada fiziki
ve iradesel duruşu ve araziye olan hâkimiyetinden dolayı Cuma yoldaş
öncülükte yapmaya başlıyor. Giderek adım adım öne çıkıyor. Ancak halen
sessiz ve içine kapanık duruyor. Buna birde kimsenin ondan beklemediği
fedakârlıklar sergilemesi dikkat çekiciliği ekleniyordu. Kendi başına
mutfağa giriyor, ekmek yapıyor ve göreve çıkanlara ya da gidenlere
yardım ediyordu. Ve gerçekten güzel ekmekte yapıyordu.
Aynı yıl Kani Botki toplantısına gidiyoruz. Kimine göre
850 arkadaş toplanmışız ama ben o zaman 550 arkadaş olduğumuzu
hatırlıyorum. Ne de olsa arada tam 20 yıl geçmiş. İnsan yanılan bir
yaratık, belki de ben yanılmışımdır. Ana birlik güçlerinde yer alan tüm
yoldaşlar, terfi ediliyor. Başarılı bir pratik sergilenmiş olmasa da
önemli tecrübeleri kazandırmıştı. Ve Cuma yoldaş burada manga komutanı
olacaktır.
Cuma arkadaş bu toplantı ardından Zozanlara geçer. Ve
büyük komutanlarımızdan Pılıng Kıçi yoldaşın yanında kalacaktır. Ve o
kış -yani 1990 kışında- Masiro alanında üsleneceklerdir. Ve onunla
Baharın, Besta Bukede görüşüyoruz, o artık birliğin yönetim üyesi
olmuştur. Ve tekrar birbirimizden ayrılacağız ve o yine Zozanlara,
Pılıng arkadaşlarla gidecektir.
O yıl zozanları epey dolaşacaklar ve bir ara Garzan
eyaletine gidip çalışma yürüttükten sonra geri döneceklerdir. Ve o yıl
en güzel eylemleri binbaşı eylemidir.
Tahta Reşte bulunan yoldaşlara düşman yoğun
yüklenecektir. Bunun için hızla bir şeylerin yapılması gerekiyor.
Arkadaşlara, yönelimi azaltmak gerekiyor Arkadaşları, o saldırılardan
korumak gerekiyor. Pılıng Kıçi arkadaşın koordinesinde bir eylem
yapılacaktır. İşte bunun için Pervarinin bir köyüne toplantı yapmaya
gelen binbaşı, yüzbaşı, üst teğmen ve bir sürü askere pusu atılarak
vurulacaklardır. 9 G3 kaldırılacak ve binbaşının telsiziyle bir sürü
malzemesine el konulacaktır. Bu pusuda Cabar Mardin yoldaş şehit
düşecektir. Bu eylem o dönem basında oldukça büyük ses getirecektir. Bu
eylemde Cuma Bilika arkadaşın yanı sıra, Çiceka Kıçi ve Bedri Evraxi
yoldaşlarda yer alacaklardır.
Eylem o dönemlerde Türk basınında ve BBCde epey dile
gelecektir.
Cuma yoldaş, 1990 yılı sonlarına doğru Haftanin de
yapılan PKKnin 4. Kongresine katılır. Ve o 1991 kışında Haftanin de
kalacaktır. Ve o takım komutanıdır. Yıl boyunca o Uludere-Haftanin
hattında hareket edecektir.
Bu yılda vurulacak bir iki yer şunlardır; Zeviyan asker
tepesi vurulacak 2 G3 ile 1 adet MG3 kaldıracak, 3 kez Xoxusa askeri
tepesi etkili vurulacaktır. Bu tepe aynı zamanda yöre de yeni
savaşçıların deneyim kazanılması için kullanılan bir tepedir.
Devrim de yer yer böyle durumlar yaşanabiliyor. Arazi
olarak düşman gelmiş, vurulması ve geri çekilmesi uygun bir yere
tepesini kurmuş siz ise böyle tepeleri neredeyse her gün vurarak onlarca
düşman askerini vuracaksınız. İşte Xoxusa tepesi böyle bir tepedir.
Esasta başta Cuma arkadaş olmak üzere birçok arkadaşın
tecrübe kazanacağı bir yıldır. Bizde insanlar hemen bir günde
yetişmiyor. Bir komutanın doğması için yıllarca emeklemesi gerekiyor. O
eylem, bu eylem derken deneyim kazanıyor. Yine gerilla da ne kadar kurum
varsa orada tecrübe kazanarak pişiyor. Örneğin siz lojistikçilik
yapmamışsanız, işin detayını anlayamazsınız. Siz güvenlikçilik ve nöbet
listeciliği yapmamışsanız, hangi insanın ne zaman duyarlı ve ne zaman
duyarsız olduğunu bilemezsiniz. Keşifte pişmemişseniz, iyi planlayıcı
değilsiniz. Muhaberecilik yapmamışsanız, cihazda gizli konuşmasını
bilmeyecek ve düşmana hep açık vereceksiniz. Öncülük yapmamışsanız,
yeterince inisiyatifli olamıyorsunuz demektir. Bunları böylece daha da
sıralamak mümkün. Gerillayı hazırlamak, öyle sanıldığı gibi bir silahı
al ve yürü düşmanın üstüne olmuyor. Sabırla, sebatla, sakinlikle,
karınca kararınca, adım adım, düşe kalka, yorula yorula, düşünceyi
geliştire geliştire, gerillalaşıyor insan. Bu evreleri geçirmemiş bir
komutan, belki komutan olabilir. Ancak çoğu zaman, kolay kaybeden
komutan oluyor.
Cuma arkadaş bu hareketli yılın sonunda Ortadoğuya yani
Mahsum Korkmaz Akademisine parti Önderliğimizin yanına gidecektir. Size
Ortadoğu demem tuhaf gelmiş olabilir. Ne de olsa ortadoğudayız ve ben,
size Ortadoğuya gideceğinden söz ediyorum. Siz eğer bizi tanımak
istiyorsanız biraz da bizi bileceksiniz. Ortadoğu derken biz Mahsum
Korkmaz Akademisinden konuşuruz. Ya da bizim coğrafik tanımlamamızla
düşmanın ki bir olmaz. Hatta Avrupa da ya da dünyanın başka bir yerinde
bizim eyaletlerimiz ile o ülkelerin eyaletleri bir değildir. Bunu da
küçük bir bilgi olarak vereyim.
O Önderlik sahasında tanıdığımız imajını
değiştirecektir. Bizim bildiğimiz sessiz, durgun, içine kapanık Cuma
arkadaş dönüşecektir. Artık konuşandır, tartışandır, ikna edendir. Cuma
yoldaş Önderlik yanında kalırken onun güvenliğinde de yer alacaktır. Ve
o bu güvenlik takımının da komutanıdır. Doğalında bu Önderlikle daha
fazla tartışma ve yakınen tanımadır. O burada ciddi bir eğitim ardından
tekrardan ülkeye gelecektir.
Aynı yıl1992-de o, Önderlik sahasında Haftanin alanına
gelecektir. Bölük komutanıdır. Burada güç fazladır. Ve Cuma arkadaşın
artık efsaneleşeceği yıl ya da süreç yaklaşmaktadır.
1992 yılının güney ihanet savaşı başlıyor. Güneyli
güçlerin TC ile birlikte üzerimize ortakça geldikleri yıllardır. ABD ile
İngilterenin de icazetini alarak gelen milyonluk bir Türk ordusu ile
bir türlü kendisi olamayan işbirlikçi Kürtlük ortaklaşa geliyorlar. Tüm
uluslararası gericilik kol kola, ele ele.
Bir taraftan TC tüm güçleriyle yüklenirken, ihaneti
derinliğine yaşayan, ilkel milliyetçilerde güneyden bize saldırıya
geçiyorlar. Hem de tüm güçleriyle. Sonradan öğreneğiz ilkel
milliyetçiler gidip sıradan peşmergelere bunlar çoluk çocuk, savaşı
bilmiyorlar, paraları çok, güzel kızları da var, gidip hepsini teslim
alıp geliriz diye kandırmışlar.
Savaşın ilk gününde adeta körü körüne üzerimize gelen
onlarca peşmergenin cenazeleri yere düştüğünde gerisin geriye
kaçtıklarını da görecektik. Kahrolası bırakuji diyeceğiz ama egemen,
aşiretsel kültür her zaman bırakuji olmamış mıdır?
Her gerillanın ruhunda ihanete karşı savaşım fırtınaya
dönüşür. Bizim için burası bir kördüğüm niteliğindedir. Tarihin
derinliklerinden günümüze kadar akıp gelen, Kürt ihaneti işbirlikçilikle
vücut bulmuştur. Buradaki ihanetin gücünü kırmak ve etkisiz bir konuma
getirmek için keşifler yapılacak. Geleceğin yaşamında örgütlemeyi ihmal
edilmeyecek. Çünkü, burada yıllara yayılan bir tarih yaratılmış, daha
yaşamlarının baharındayken birer tohum gibi düşmüşler toprağa, tekrar
filizlensin diye.
İhanetin kör inadı, yüzlerce ananın gözyaşına yenilerini
katmış burada, feryada dönüşmüş, genç kızların çığlıkları. Burada üryan
ana rahminde geleceği karartılan, yetim bebekler doğurtmuş. Bu
topraklara, bu acıyı dindirmeye geldik mi?
Önderlik tam da bu noktada bize Tam da bu noktada,
yaşaması gerekeni yaşatmak için bunları yaşatmamak kuralına bağlı
kalmamız gerekiyor. Bundan çıkarmamız gereken sonuç, yaşatılmaması
gereken yanlarımızı, yaşatma yanlarımıza göre değerlendirmek ve yaşaması
gereken yanlarımızın önünde engel olmaktan çıkarma gücünü göstermektir.
Yaşamayı mümkün kılacak değerleri boşa çıkaran, o değerleri çürüten
kişileri, özellikleri, hatta kendi bazı yanlarınızı, özelliklerinizi
yıkma cesaretini, yıkma gücünü, yıkma iradesini, yıkma çabasını
gösteriyor musunuz? Bunda samimi misiniz? Bu temelde bir ıslah olmayı
hak ediyor musunuz? Bunu çok açıklıkla yapabiliyorsanız, yaşanması
gereken yanlarınızı daha güçlü yaşamaya dönüştürmeliyiz demektedir.
Ve bize düşen ve Cuma yoldaşa düşende bu değil midir?
Güney savaşında Cuma arkadaş, bir nevi yeni ülkeye gelip
de genel Botan koordinesi olan Cemal arkadaşın yardımcısı gibidir. Cuma
arkadaşın cephesinde 175 arkadaş vardır. Onun savaşacağı cephe Xantur
ile Derkar arasında ki hattır. O bu cephe de destan yazar. 92 Güney
İhanet Savaşına karşı direniş denildiğinde, ilk akla gelenlerinde
başından biride, Cuma Bilika yoldaştır.
Bu kıyasıya bir direniş ve iradesel duruş demektir. O bu
ihanet savaşında onlarca belki de yüzlerce eyleme katılacaktır. Zaten
Cuma yoldaşın sonrada Cuma Bilika olarak asıl anılacağı ve göstereceği
örgütlü permorfanstır. Yer yer vardır ki aynı günde beş kez saldırıya
aynı arkadaşlar gider. Savaşacaklar bellidir. Birde yüzlerce yeni
savaşçı vardır. Bunlarda katılacaklardır. Bir arkadaşın sonra da
anlatacağı gibi biz onlara eyleme giderken gizli gidin, sürünerek
gidin, yerle bir olun. Ve mevziye yaklaştığınızda bombalarınızla vurun o
zaman zafer sizindir diyecektik. Ve gençler bunu yaptı ve zafer bizim
oldu diyecektir.
Yüzlerce saldırıya katılır. Doçka kullanır. Güçlerini,
anı anına denetler savaştırır. O dediğimiz gibi bu savaşta yeni bir
komuta tipi çizer. Oldukça başarılıdır.
Güney savaşına tüm özellikleriyle ve fedakârlıklarının
en büyüğüyle damgasını vuran Cuma'ye Bilika yoldaş büyük bir gücü
Cudiye geçirecektir. Burada güçlerini Xantur tepesinde toplayacak ve
onlara komutanca bir toplantı yapacaktır. Örgütün direnişi sürdüreceğini
ancak bir kısım arkadaşın alandan dışarı çıkmasını söyleyecektir.
Direniş 40ıncı günündedir. Bu bir nevi gerilla tarzıdır. Çıkılacak
ancak geri tekrardan gelinecektir.
Engebeleri, karanlık bir sessizliğin içinde
yürüyeceklerdir. Sınırsız düşler yaratan uzun yürüyüşlerinden biri
olacak bu. Dünyanın en uç noktasına, suların dağ zirvelerinde buluştuğu
en uç noktasına yürüyecekler. Dolambaçlı dar patika yolda düşmanla
karşılaşabilecek olmanın temkinli adımlarıyla yürürlerken, yol
kenarlarında sık meşe ağaçlarının arasında aniden beliriveren keklik
kanatlarının birbirine çarpan gürültüsü, bulutların arasından sıyrılan
ayın puslu aydınlık derinliğinde karanlık bir çizgi gibi uzaklaşacak her
seferinde.
Ve yürüyüş başlıyor. Çıkarken de yanlarında yalnız yarım
teneke mırtoka vardır. Güçler geri çekilecek, ancak ancak dört günlük
bir yürüyüşle ulaşabileceklerdir. Örneğin ilk gün Ahmet Rapo arkadaşın
şkeftlerine ancak ulaşabileceklerdir. Hâlbuki bu mesafe normal bir
gerilla için ancak birkaç saatlik ya vardır ya da yoktur. Ancak açlık,
yaralanmalar, yeni olmalar, düşmanın yoğun yüklenmeleri derken ciddi
zorluklarla geri çekilme yapılacaktır. İkinci gün Sınatta askerlerle iç
içe gireceklerdir. Üçüncü gün Kani Spindaroka ulaşacaklar ve zorlu bir
yürüyüş ardından Cudinin Bilika köyüne varacaklardır. Ancak geri
çekilme esnasında, Kani Çınare de 6 arkadaş mayına basacak ve bunlardan
4 arkadaş şehit düşecektir. Böylesine zorluklarla dolu geçen bir geri
çekilmeyi yürütmek hele hele dört tarafınızı düşman kuşatmış ise bu işi
sağlam sonuna götürmek herkesin karı değildir.
Ahmet Rapo arkadaş, sonradan ihanet edecek olan Memedi
Başuri komutasında bir taburla Çiyaye Spi'ye geçecekler, büyük Cuma
(Cemil Bayık) arkadaş, genç delikanlımız öncü komutanımız Ekrem yoldaşla
Taninden Botana, Bestaya -Deryana- geçecek ve eyalet komutanı olan
Cemal arkadaşta iki taburluk güçle Haftanin de kalarak direnişe devam
edecektir.
Dışarı çıkan toplam üç taburdur. İçeride kalan ise 2
taburluk güçtür.
Birde bir durumu daha açıklıkla ifade edelim. Sanki
devrimde her şey güllük gülistanlık ve öyle kolay ve herkes gerilla
olabilir diye bir kanı var. En azından kendisini bilmez ve zorluk nedir
görmemiş, ukala tiplerde bu görülmüştür. Ve hatta gösterilen direnişini
küçümseyenlerde değil ki yoktur.
Kıyasıya bir direniş yaşanıyor. Açlık var. Susuzluk var.
Ve ölüm büyük insan Chenin dediği gibi nereden geliyorsa gelsin
değil, nereden geleceği belli olmayan bir savaşımda eğer siz yeterince
inançlı değilseniz ve yeterince kararlı değilseniz bu toz duman, top
tank atışları, uçak ve kobra saldırılarına yeterince güç
getiremeyeceksiniz. Hele hele Ferhat yani Osonun Xakurkte
teslimiyetini de eklerseniz, o zaman birçok insanın yaşayacağı ruh
halini anlamanız gerekecek.
Güçler böyle Haftanin de dışarı çıkarken her yerden
destek amaçlı eylemler yapılacaktır. Bunlardan en etkilisi Cudide
yapılacaktır.
Ve Gıre Ali tepesine konumlanmış düşman üzerine kapsamlı
bir eylem düzenleyeceğiz. Bu tepe aynı zamanda Güney Savaşının bir nevi
gerideki koordinesidir. Keşiflerinde Adil arkadaş var. Tepeyi vuruyoruz.
8 adet G3, büyük cihaz, MG3 kaldıracağız. Ancak Giteli ve Diderili iki
Doğan arkadaşı burada kaybedecektik. Sonrada bu tepeye Tepe Doğana
ismini verecektik.
Cuma Bilika arkadaş, Haftanin de yanımıza kendi
güçlerini getirdikten sonra yeni güçlerin geleceğini söyleyerek geri
gidiyor. Biz Koxa çekiliyoruz. Oradan hızla Adil arkadaş Gabara
gönderiliyor. Çünkü gelen güçler için, hazırlığın yapılması gerekiyor.
En önemli yerlerden birisi Gabardır.
Tam da bu arada Gabardaki arkadaşlar da Rojhate Bluzer
ve Xelil arkadaşın öncülüğünde Güneye destek amaçlı TRT Blucinayı
vuruyorlardı. Xelil arkadaşın kolu araziye çıkan TRT askeri güçlerinin
pususuna düşüyor. Ancak bu pusuyu vurarak, imha edip hedeflerine
yönelirken, karakoldaki düşman, askerlerinin yardıma koşmak isterken,
Rojhate Bluzer arkadaş arkadan karakola girerek, tüm karakolu ele
geçirirler. 15 katırla karakoldaki cephaneyi taşırlar. 15 adet G3, 1
adet MG3, 57lik top, 60lık havan ve karakolda askeri malzeme olarak
ne varsa.
Cuma arkadaşla biz Cudi navserinde görüşeceğiz. Güçleri
perişan olmuş. Bir saatlik yolu 4 saatte alamıyorlar. Epey
hırpalanmışlardı. Yanımızda 2 ya da 3 saat kaldıktan sonra bizden
ayrılacaktır. Önce Besta da bulunan Cemil Bayık yoldaşın yanına, oradan
da Haftanine geçecektir. Ancak bu arada Güney Savaşı bitecektir.
Savaşın yaraları bir yandan sarılırken, diğer yandan
gelecek için hazırlık şart olduğu için çalışmalar daha hızlı sürecektir.
Savaşın değerlendirilmesi, geleceğin plana
kavuşturulması için Botan konferansı Çalada yapılacaktır. Cuma arkadaş
bu toplantıya katılmayacak o Haftanin sorumlusu olarak orada kalacaktır.
Ve konferansla birlikte onun sorumluluğu resmileşecektir.
O Haftanindedir ancak Haftanin zorlu bir sahadır. Çok
büyük güçlerin bulunduğu bir alandır. Geliş gidişlerin yoğun olduğu,
Önderlik sahasıyla ilişkiler hep buradan yapılır ve tabii ki Botana en
çok destek buradan gidecektir. Böylesine bir alana verilmek özel
yetenekleri gerektirir. Güçlerin dilinden anlayacaksın, olgun olacaksın,
örgütleme yeteneğin güçlü olacak, insanları ikna gücün yüksek olacak,
daralmayacaksın, tersine geniş olacaksın, dert küpü olacaksın, yanı sıra
insan sarrafı olacaksın. Evet, Cuma yoldaşta bu özelliklerin tümü
mevcuttur. Yoksa neredeyse eyaletin ikinci karargâh rolünü üstlenen
Haftanin alanını yürütmek mümkün olamaz.
Bu kadar örgütsel ve alt yapı çalışmasının yanı sıra
eylemliklerde vardır. Henüz ateşkes biter bitmez Hilal Karakol tepesini
vuracaklar ve burada 1 adet A6, 3 adet G3 ve bazı askeri malzemeler
kaldıracaklardır.
Beytüşşebap yolu ile Uludere yolu sürekli kontrol
edilecektir. Devrimin yükselişe geçtiği yıllardır. Bir grup görevli
tepeci canımı sıkılmış, hemen yola inip, yol kontrolü yapmaktadır. Artık
bu düzeyde TC sistemi Kürdistan da işlevsizleşmiştir. Birçok telefon ve
cereyan direkleri kesilecek, yollar kesilecek, pusular atılacak,
tacizler ve halkla toplantılar yapılacaktır.
Eylemler devam edecek. Kıror tepesi başarılı bir şekilde
vurulacak ve birçok silah kaldırılacaktır. Meydane tepe karakol tepesi
bir alışkanlık gibi hep vurulacaktır.
Ancak bazı başarılı eylemlerin yanı sıra kimi taciz,
kaçkın bireyler şahsında fazla göze batmaktadır. Yine bazı kayıplardan
kaynaklı eyalet komutanı bir ara, bir taburun tümden eğitime çekilmesini
isteyecektir. Yine aynı gerekçeden dolayı kısa bir süreliğine Cuma
arkadaşın yönetimi ile birlikte görevi durdurulacaktır. Ancak bir hafta
sonra görevi tekrar verilecektir. Burada verilen mesaj gücünü iyi
denetle, kontrol et, atıl bırakmadır Ve mesaj alındıktan sonra görevi
iade edilmiştir.
O yıl en kapsamlı düşünülen eylem Uludere baskınıdır.
Plana göre Uludere zapt edilecek ve içerisinde kalınacaktır. Eylemin
hazırlıkları ve keşfi çok sürer. Öyle ki eylem henüz başlamadan
Mersinde bulunan yurtsever bir milisimiz bugün Uludere de her şey ana
baba günü olacaktır diyecektir. Özcesi gizlilik dikkat edilmemiş,
onlarca milis bu işe bulaştırılmış ve sonuçta eylem daha başlamadan
sabote olmuştur. Düşman tümden tedbirlerini alarak yüzlerce yoldaşın
günlerce harcadıkları emekler boşa gitmiştir.
Savaş budur işte. Sen savaşla oynarsan, savaşta seninle
oynar. Sen savaşın en önemli kuralı olan gizliliğe dikkat etmemişsin ve
savaş sana kan ve kayıp olarak geri dönmüştür. Bu eylem tacizi
aşamayacak, iki arkadaş şehit ve beş arkadaşta yaralanacaktır. Bu eylem
sadece Uludere ve Haftanin güçlerine ait değildir. Genel eyalet güçleri
de bu başarısız eylem planlama ve uygulamasında yerini alacaklardır.
Geçerken söyleyelim o dönemlerde Engin Sincer yoldaş
Cuma arkadaşın yanında muhaberecilik yapacaktır. Ve büyük ihtimalle o da
Cuma arkadaşta Botan insanıyla ilişki nasıl kurulacağının ilk
cevaplarını o yıllarda almıştır.
1994 Ocağında eyalet askeri konsey toplantısı
yapılacaktır. O da bu önemli toplantıya katılacak ve toplantı ardından
Botan-Behdinan Konferans hazırlıklarının yapılması ona verilecektir. Ve
o bu kapsamlı görevle tekrar Haftanin alanına dönecektir.
Botan-Behdinan Konferansına hem hazırlayan hem de
güvenliğini sağlayan olarak katılacaktır. Ve konferans ardından o, Cudi
alanına verilecektir. O zaman Cudide yaşanan Silopi ovasındaki 27
kayıptan dolayı bölge komutanından rapor istenecek ve ardından yeri
değiştirilecektir. Ve yeni komutan olarak o atanacaktır. Ve onun yanında
yardımcılar olarak Yılmaz Uzun -ki zindan çıkışlıdır- ile Doğan Dıderi
yoldaşlar vardır.
O, alana geçer geçmez hazırlıklara başlayacaktır. Alanın
konferansı yapılacak ve yine 94 yılının kapsamlı eylemleri için alt yapı
hazırlıkları gerekmektedir.
Bu hazırlıklar henüz sürerken Çırav ile Gabar alanlarına
düşmanın saldırıları başlıyor. Tam o süreçte Cudi, eyalet hareketli
birlikleri ve Besta güçleri Şırnak kuşatmasına başlayacaklardır.
Yollar kesilecek, 120lik havanlarla tugay vurulacak ve
geceleri de saldırılar sürdürülecektir. Şırnak tugayın helikopterlerin
inişlerine izin verilmeyecektir. Üç gün boyunca kuşatma sürecek ve
ardından kuşatma kaldırılacaktır. Aslında iyi bir deneme olmuştur. Bu
kuşatmanın koordinesi Cuma yoldaş ile Adil Bilika yoldaşlardır. Ve bu
kuşatma esasta Gabar operasyonlarına destek amaçlıdır. Düşmanın
yönelimlerini hafifletmek için uygulanmıştır.
O zaman biz, Gabar da Spiyvan tepesini vuruyoruz ve 2
adet M G3 kaldırıyoruz. Pale bu eylemde var. Cuma arkadaşlar ise Bespin
tepesini vurarak 1 adet A4 ile 2 adet G3 kayıpsız kaldıracaklardır.
Eylemler sürecektir. Suikastlar, mayınlar, tacizler,
pusular yoğundur. Aynı süreçte bu kez Kerya Reş kuşatılacak ve
havanlarla, 57lik toplarla, yakın mesafede suikastlarla vurulacaktır.
Düşman o zaman Siyah Kaya Taburu kuşatıldı diyecekti.
Eylemler böyle yaygın devam ederken, düşmanın da
saldırıları daha belirginlik kazanıyor. Adeta her tarafı önüne vererek
geleceğe benziyor. Henüz Gabar ve Çırava saldırıları sürüyor. Köyleri
bombalamaları var. Bu yeni bir durum demektir. Eyalet komutanı, alan
güçlerini dolaşarak hem moral ve isteklendirme yaratırken hem de
hazırlık düzeylerini gözden geçirmektedir.
Bu çalışmalarını yaparken Cemal arkadaş, Bestadan Cudi
alanına geçecektir. Kani Axe (Zerinker ile Çela Jare arasında) çıplak ve
düz bir alandır. Hemen üstlerinde bir birlik ateş yakmıştır, yerleri
yüksek olduğu için düşman görüntü alacaktır.
Gece hiçbir
zaman, tadının tam anlamıyla alınamayacağı bir sakinlikle sürer. Kara
bir vapurla dönüş gibi bir his bırakır insanın içinde. Bazen de yağmurla
gelen zifir karanlığın bilinmezliğinin cazip korkusu, dolar yüreklere.
Oysa gece her şeye rağmen kendisini sürer ve sürdürür. Ve sır olmaya
devam eder. Başka yaşamlar ve başka duygular... Her biri bir ırmak gibi
akar ve hiçbiri bir diğerine karışmaz. Ayrılık değil adı, kavuşmasalar
da. Aynı yöne akmanın bilgisidir belki de.
Her yaşam başka
bir ırmak gibi akarken gecede, neden bilinmez ama gecenin herkese eşit
inmediğini düşünür insan hep. Bazılarına tüm cömertliği ile sunduğu
sakinlik iken, bazılarına yalnızlığın korkunç girdabı gibi gelir.
Bazılarına şafağın müjdesini verirken, bazılarına akşamın hüzünlü
türküsünü mırıldanır. Zamanı kefesine koyar, mesafe anlamını yitirir
karanlıkta. Çok uzaklarda demeyelim ama, hiçbir yerde olmadığı kadar
dost canlısıdır gece bir yerlerde. Bu nedenledir ki gecenin herkese eşit
inmemesi, içimizi burkar hep. Bazen haksızlığa uğradığımızı düşünürüz,
bazen de haksızlık ettiğimizi. Ne de olsa gecelerin kuşları olarak hep
biraz da avantajlısın. Hatta bazen şanslı olduğumuzu düşündüğümüz bile
olmuştur. Şansın nasıl geldiği değişse de, onun geceyle geliyor olması,
gecenin sihrine olan merakı biraz daha arttırıyordu. Aynı yıldızlar
altında paylaştığımız geceyi birbirimize göstermek ve birbirimizi
tanımak için yırtmaya karar verdik.
Ancak bu kez
öyle olmayacaktı. Bu kez kendisini geceye hazırlayan zalimler, zalim
teknikleriyle geleceklerdi.
Düşman Siirtte kobraları kaldıracak ve ilk kez gece
dürbünlerini kullanacaktır. Ve bu muhtemelen o yıllarda TC ile Siyonist
devletin işbirliği ile geliştirilen bir teknik olacaktı.
Direk arkadaşların kaldığı alana geleceklerdir -zaten
her tarafta ateşler yakılmıştır- dalış yaparak roketlerle vuracaklardır.
Cuma arkadaş önce Cemal arkadaşı sağlama almak isteyecek ve tekrar dönüp
çantasını almak isterken bir roket ona isabet edecek ve yerinde şehit
düşecektir. O zaman Hogir ismindeki yoldaşta önce yaralanacak ve sonra
şehit düşecektir.
Ve artık Botanın yeni gelişen komutanlarından olan Cuma
Bilika yoldaş, aramızda olmayacak. Bu alan güçleri üzerinde ciddi bir
moral bozukluğuna yol açıyor. Kısa bir sürede herkesin gönlüne taht
kurmuştu. Üslubuyla, yaklaşımlarıyla, sevecenliğiyle, yaşça olgunluğuyla
herkesin dert paylaşanı olarak onun yeri ayrı durduğu için, herkes
etkilenecektir.
Ben o zaman Gabardayım. Küçük cihazda gece ateş
yakılmasın denilecek ve gizli bir kanalda hemen Cudiye gelmem
istenecektir. Ben ise bazı çalışmaların aksamaması için, gelecek olan
komutan arkadaşı bekleyip ve yapılanları, yapılmayanları aktararak
gelmemin doğru olacağını söylüyorum. Eyalette kabul ediyor. Ben bir
müddet bekliyorum. Ve sonra Cudi alanına doğru yola çıkıyorum.
Cudi alanına ulaştığımda Şaxda bir grup arkadaş benim
kendilerine toplantı yapmamı istediler. Hâlbuki bizde adet bu değildir.
Yapamayacağımı söylediğimde ise öğreniyorum ki büyük komutan, emeğin
sembolü, olgunluğun ve yoldaşlığın timsali olan yüce insan Cuma Bilika
yoldaş şehit düşmüş. Tarih 11 Hazirandı. Ve ben, yapının ne kadar Cuma
arkadaşa bağlandığını o zaman yapılan konuşmalarda öğreneceğim. Kimi
yoldaşlar onu Agit arkadaşa, kimi yoldaşlar Önderliğe bağlı ve Önderliğe
yaraşır tarzda çalıştığını söyleyecekti. Bunlar sadece bir kahraman
yoldaşın arkasında sarf edilen sözler değil. Bunlar hepsi insanların
gönüllerine taht kurmuş, bir komutanın ardından yakılan ağıtlar gibidir.
Ve tabii ki siyasal mesajlar da içermektedir. Ve siz eğer böylesine bir
komutan arkadaşın yerine atanmışsanız, o zaman onun gibi gönüllerde taht
kurmalısınız ki kabul göresiniz. Ki çoğu zaman tüm olumlu çaba ve
denemeleriniz yerine, bu yeri alamazsınız. Çünkü her yoldaşın bıraktığı
kendine has çizgileri ve renkleri vardır. Ve bunlar sadece ona has
olduğu için özeldir. Özel olanın arasına kim girebilir ki?
İşte ben Cudiye yeni gelmeme rağmen bunları
düşünüyorum. Ve yapabilir miyim tereddüdü yaygın gelişiyor. Ama yapmak
zorunda olduğumu da biliyorum.
Önce Yılmaz Uzun yoldaşla buluşuyorum. Genişçe
konuşuyoruz. Sonra Cuma arkadaşın yanında bulunan iki genç güvenlikçiyi
de yanıma alıyorum. Bunlar Merxas-Pervari ile Harun Şırnaklı
yoldaşlardır. O zaman Cudide bir Türkiyeli devrimci grupta bulunuyor.
Onlarında epey etkilendiğini görecektim.
Ve hızla bir şeyler yapılmalıdır. Aksi durumda yapının
morali düzeltilemez ve harcanacak tüm çabalar boşa akıp gider. Bunun
için Bespin karakol tepesinin keşfi yapılıyor ve bir gece de ansızın
vuruyoruz. Ve burada 17 düşmanın cenazesinin üstüne gidiyoruz. Burada
A6, 57lik top, 2 adet M G3, 10 adet G3 ile bir sürü askere malzeme
kaldıracağız. Ve hepsi 1 saati almıyor. Tek bir kayıp vermiyoruz. Ve bu
eylemde Cabar Tayi, Berxwedan Tek Kol, Gabar Sperti, Cudi Sperti ve Cudi
Gundik yoldaşlar önemli roller üstleneceklerdir.
İşte bu PKKde bir ilkedir. Yoldaşlarının kanını yerden
bırakmayacaksın ve misliyle hesabını soracaksın. Başka da yoldaşlara
nasıl bağlı olduğumuzu söylebiliriz ki?
Ve bu eylem ardından o güne kadar şahadeti ilan
edilmeyen Cuma Bilika yoldaşın şahadeti resmi ilan edilecek ve tüm
bölgelerde onun anısına eylemlerin yapılması talimatı verilecektir.
Ve PKKde verilen böylesi tüm talimatlar bir anlamda
şehide verilen sözler değil midir? Haki Karer yoldaşın şahadetine
verilen cevap partileşmeye doğru adım atmayken, Agit yoldaşın şahadetine
verilen cevap ise gerilla birliklerinden ARGKye, yani orduya evirilme
değil midir?
Evet, bizde şehit başka anılır. Öncelikle şehidin yolu
izlenir. Dava adamı denilen söz, burada anlamını bulur. Şehitler dava
uğruna can vermiş iseler, ardılları bu davayı daha ileriye götürmek için
şehide bağlı kalacak ve ona bağlı yaşayacaklardır.
Bu da PKKde ayrı bir ilkedir.
Cuma yoldaşı nasıl tanımlayacağız, nasıl ele alacağız?
Aslında onun Botan komutasında farklı bir yapıya ve duruşa sahip
olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Öncelikle o hızla gelişen birisi
olmuştur.
O ilk yıllardaki durgunluğunu aşarak çok erkenden bölge
komutanı olmuştur. Neredeyse üç yıllık bir süreyi aşmayan bir zaman
dilimidir bu.
Soğukkanlıdır, olgundur, sakindir. Ama aynı zamanda
ayağa kalktığında otoriterdir. Ama onun otoriter duruşu, gücünü yetkiden
almıyor. Onun otoritesi ortaya koyduğu çözüm gücüyle ile yaşamdaki
duruşundan ileri geliyor.
O bir emekçi. Ve emeğiyle yükselen biri. Ve emek
üzerinden insanlarla ilişki kurmaktadır. Onun her arkadaşa mutlak emeği
geçmiştir. O herkesle mutlaka alıp vermiş ve ilgilenmiştir.
Örgütçüdür. Bir sürü gücü bir arada ahenkle yürütebilme
kapasitesini gösterebilmek ancak örgütçü yetenekleri ile izah
edilebilir. Ama aynı zamanda pratisyendir.
O örgüt sorunlarından kaçmayan biridir. Varsa sorunlar
onları çözmek için, elini o sorunlara atar. O kadar gücü yürütme
cesaretini başka nasıl tanımlayacağız. O yıllarda her babayiğit Haftanin
alanına talip olamaz. Ama o, örgüt demiş ise o bu işte vardır. O,
örgütün yükünü paylaşmaya her zaman vardır. Belki de Önderlikle yakın
teması bu özelliği ona kazandırmıştır. Belki de ailenin büyüğü olarak
erkenden sorumluklarla karşılaşma insana böyle özellikler katmaktadır.
Ve ilginç gelebilir o süreçlerde dahi, onun bulunduğu
yerde bayan yoldaşlarla sorunlar yaşanmıyordu. Çünkü o esnekliği
gösterebiliyordu. Belki de evli oluşundan kaynaklı, Kürdistan kadının
yaşadıklarını görmüştür ve kadına yakın durmayı buradan almıştır. O da
bilinmez!
Eylemlere karşı, tutuk değildir. Gözü kara değildir, ama
planlıdır. Plan yapılmışsa, o planı hayata geçirendir. Ancak planı da
kılı kırk yarar tarzındandır.
Evet, Cuma Bilika yoldaş budur. O, partinin 5.
Kongresinde manevi merkez seçilecektir. Ancak biz Cuma yoldaşı çok
erken kayıp ettiğimizi, tüm hüznümüzle söyleyebiliriz. Çünkü o adım adım
gelişen ve geliştikçe, örgütün yükünü paylaşan bir komutandı. O, giderek
kapsamlı eylemlere adım atarken esasta gelecekte nasıl verimli
olabileceğini göstermekteydi.
Evet, biz onu çok erkenden kayıp ettik. Hem de çok
talihsizce!
Güzel ve sarışın yoldaş, seni hiçbir zaman
unutmayacağız. Bize bıraktığın o güzel karakterini, öncelikle kendimize
ve sonrada dağlara çıkacak her bir gerillaya ekmek için elimizden gelen
tüm çabayı harcayacağız.
Ve seni, Cudi navserine yani Sefine Nuhlara
yakışırcasına, tarihe altın harflerle yazacağız. Seni her Nuh peygamber
anıldığında anacak kadar tarihe mal edeceğiz.
Sen peygamberlerin gemisinde rahat uyu. Yoldaşların
yoldaşı, gözün arkada kalmasın!
Ruhun şad olsun güzel yoldaş, ruhun şad olsun!.. |