|
Adanmışlığın
en güzel timsaline
|
Güzel
insan, yazmalıyım değil mi?
Tüm çirkinliklere rağmen yazmak lazım değil mi? Çirkinlikleri de
yazmalıyız. Çirkin, alçak şubatı ve içinde barındırdığı köhnemiş
zihniyeti. Ve beyaza bürünmüş kalleş yüzünü
Yazmalıyız değil mi?
Yazmak zordur diyordun. Tüm ısrarlarımıza rağmen, 20 mayıs 2000de
Metinada bedenlerini toprak anaya verdiğimiz Emin, Ruken Garısa ve
Xwûnreşi yaz dediğimizde, Güneşi ve Güneşin yörüngesine girenlerin
öyküsünü yazmak zordur diyordun. Ancak dolu dolu ve anı anına yaşamak
gerekir diyordun. Ama yazmanı çok istemiş ve seni çok zorlamıştık. Sen
ise Çok zor, gerçekleri çırıl çıplak yazacak yürek ister demiştin.
Gül yüzlü, mavi gülüşlü çocuk
Bizi sabırdan çatlatacaktın hatırlıyor musun? Ben çok iyi hatırlıyorum,
senin bizi nasıl içten ve derinden düşündüğünü. Çünkü sen mahirdin,
yani işinin ehliydin.
Nedense hiçbir zaman umutsuz bırakmadın bizi. Hep sığınılacak bir
limandın. Kimin başı zorda kalsa hemen yanına koşardı, sana danışır,
sana sorardı. Sen de ermişler misali ya izahına başlardın ya da Mahirce
hemen pratiğinle gösterirdin.
Ve sonunda yazdın
Senin mütevaziliğin, alçak gönüllülüğün, olgunluğun,
becerikliliğin ve elini attığın tüm işlerin en güzelini yapışın
İnsanı
hayretler içerisinde bırakışın
Ve yürekten, beyinden sökülmemecesine iz
bırakışın
O bilge dervişler misali, ince, narin parmaklarının arasına kalemi aldın
ve doğanın özünden süzülmüş ak sayfalara en içten, yüreğinin ta
derinliklerinde ve beyninde en anlamlaşan bilinçle, anı belgelemek ve
geleceğe yaşamı nakış etmek için yazmaya başladın. Kelime kelime, cümle
cümle, en içtenliğinle Mahirce yazmaya başladığında hepimiz sevinçle
birlikte sırtımızdaki yükün hafiflediği duygusunu yaşıyorduk. Bu anı hiç
unutmam. Mahirce, yani işinin ehlice.
İşte bu yüzden yazmalı mıyız sorusunu sana soramadan edemedim.
GÜNEŞİN yoldaşı! Sen yazdın
Bu bitmeyen kavgada, nasıl bir duruşun
sağlanması gerektiğini MAHİRCE sen yazdın. Nasıl anlamalıyızı, nasıl
yaşamsallaştırmalıyızı sen yazdın. Doğa ve insanın nasıl cömertçe ve
narince kendini yeniden var ettiğini; bir ipek böceği misali yaşamı
ördüğünü; hangi söz ve pratiğin APOcu tarz olduğunu ve her el attığın
işin insanı kıskandırırcasına yerli yerinde olmasını sen yazdın
MAHİRCE
sen yazdın.
İşte bu yüzden doğayla doğru bir bağ içinde olduğunu
MAHİRCE sen
yazdın. Nazlı meşe özünde olan ANAların nasıl böylesi evlatlar
doğurduğunun ispatını yaptın. Ve en içtenliğimle inanıyorum ki o ana
seni ÜLKESİNE DAMAT etmenin gururunu, Kürdistan anamız da seni bağrına
basmanın gururunu yaşıyor. Kutsal analık, seninle, özünde olan şefkati,
sevgiyi, sevecenliği ve bereketli doğurganlığı gönderdi ülkemize.
MAHİRCE sen yazdın nasıl kıskanılırlığı
Her şeyinin gözden kaçmaması. Hele kıyafetlerinin bile gündemimizi
meşgul edişi. Belleklerden hiç silinmeyen gülüşün, düz kumral saçların
ve o saçların üzüm karası gözlerinin üzerine salkım dalları gibi
sarkışı
Kendini bazen koyverişin ve adeta dervişler gibi oluşun; hep espriler
yapıp bir asan eksik deyişlerimiz, bazen derin derin dalışların
Hele 0 DOĞA ANAyı kıskandıran ahenkli canlıların dizilişleriyle
girdiğin yarış
O zarif edanla yaptığın yemekler, hamurundan
yoğurduğun belli olan ekmek yapışın, tavla , satranç, dama, voleybol,
futbol oynayışın
MAHİRCE yazdın. Hiç unutulur mu?
Gönülleri feth edişin, birlikte yaşadığın tüm arkadaşların yüreğine,
beynine hemencecik girme yeteneğin ve oralarda en yüceye taht kuruşun
Hiç unutulur mu? En ağır eleştirileri yapmana rağmen, kimseyi
kendisinden soğutmaman ve uzaklaştırmaman
Her davranışının eğitsel
olgunluğun; hele o kışın yaptığımız eğitim devrelerinde o MAHİRCE
kurduğun sistemle Kürtçe, Türkçe, bilge, arif üslubunla anlatışların
Ve
dinleyeni kendine odaklaman ve kendini bir bütün olarak çekim merkezi
yapman
Hiç unutulur mu?
MAHİRCE sen yazdın!
Yüce yoldaşlık mertebesinde yıldızları kıskandırırcasına bayraklaştın.
Emekle, sevgiyle, aşkla, kanlarıyla bu ülke topraklarını sulayanların
ardılı olmayı başardın. Tıpkı tohum olup toprak anaya düşen ve büyüyerek
filize duran tüm şehitlerimiz gibi. MAHİRCE sen yazdın tarihin
intikamını.
Her koşul altında insanileşmenin bayrağını en yükseklerde
dalgalandırmayı, MAHİRCE sen yazdın.
Değerlere nasıl sahip çıkılır? Değerlerin amansız savaşçısı nasıl
olunur? Ve AŞK İŞÇİSİNİN BAHÇESİNDE OLMANIN ONURUNA NASIL LAYIK OLUNUR?
MAHİRCE sen yazdın.
Hep hatırlanmasını istediğin söz, Unutma! Unutmak ihanettir sözü
Unutmadık, unutamayız da. Hele şimdi asla! Nasıl unuturuz? Tarih
tekerrürden ibarettir zihniyetinin lanetinin, kara şubat bulutlarının
üzerimizde dolaştığı bu günlerde
Güneşimize karşı kirli ve alçakça
gerçekleştirilen saldırıdan sonra, halkımızın özgür iradesine bu kadar
yönelmelerinden sonra, asla unutmayız.
Ardıllarınız olarak hepimiz bir yüreğiz. Ve izinizden, AGİTLEŞEN,
ZİLANLAŞAN,ZAGROSLAŞAN,SORXWİNLEŞEN,ADİLLEŞEN,VİYANLAŞAN,ŞİLANLAŞAN
yüreklerimizle, bilinçlerimizle yürüyoruz. Sizler gibi fedaileşmek yaşam
amacımızdır. Sizlere bu temelde layık olacağımızın sözünü vererek ancak
insanileşmenin maratonunu sürdürebiliriz. Ve ancak sizin
ütopyalarınızı, umutlarınızı ve yarım kalmışlıklarınızı, GÜNEŞİN
yüreğine girerek yaşamsallaştırır ve evrenselleştiririz
Bir kez daha senin ve tüm şehitlerimizin anısı önünde saygı ve sevgiyle
eğiliyoruz.
Mahir SASON(M.Zakir Taş)ark.24 Şubat 2007de Kelareş alanında şehit
düştü.
Devrimci Selam ve Saygılarımla
Mücadele arkadaşları adına
PiroCanPAK
. |