|
Savunmalarımın bir bölümünü bitirdim. Savunmalarımı
daha önce gönderdiğim şekilde AİHMe birleştirilmiş dört
dosyaya bir üst yazıyla göndereceğim. Bir üst dilekçe
yazacağım, ekte şu kadar sayfadan ibaret savunmalarımı
şu numaralı dosyaya sunulmak üzere AİHMe gönderilmek
üzere diye yazacağım. Daha öncede söyledim savunmamın
bir bölümünü bitirdim. İki bölümü daha var. Ortadoğu ve
Kürdistanla -daha doğrusu Kürt sorunuyla- ilgili
bölümler kaldı, yazacağım. Biliniyor Kürt sorunu,
yıllardır çözülemeyen büyük bir mesele, bununla ilgili
söyleyeceklerim var. Savunmamın temel konularıdır zaten.
Yarın veya öbür gün idareyle konuşur, gönderirim.
Daha önce yazdığım ve gönderdiğim savunmalarımın dedakte
edilmiş halini incelemek istiyorum. Ne tür değişiklikler
yapılmış, bunları görmek istiyorum, bu benim hakkım.
Bununla birlikte daha önceki savunmalarım da getirilirse
iyi olur. Çünkü daha önceki savunmalarımdan
yararlanarak, yeni savunmalarımı geliştirip,
derinleştireceğim.
Ergenekon iddianamesini henüz alamadım. Bana ilişkin
kısımlar var. İddianamede bana ilişkin kısımlara cevap
verilmesi gerekiyor. Cevap veriyorum. Benim bu konudaki
düşüncelerim insanlara ulaşmalı. Çünkü insanlar benim bu
konudaki düşüncelerimi bilmiyor, beni tanımıyorlar.
Avukatlarım bu konuda çok dikkatli olmalıdırlar. Bu
basın açıklaması, toplantı veya bildiri tarzında mı
olur, bilemem buna onlar karar verecekler. Ama önemli
olan benim bu konudaki düşüncelerimin, görüşlerimin
bilinmesi ve farklı çevrelere ulaşmasıdır. Benim burada
tarihi sorumluluğum var, bunları görerek davranıyorum.
İşte Güngörendeki patlama ortada. Bununla Kürt-Türk
çatışmasını derinleştirmek istiyorlar. Türk-Kürt
çatışmasını kışkırtıyorlar. Bu patlamanın içyüzü nedir?
İlginçtir, Alman istihbaratı, bu eylemin PKK tarzı
olmadığını, eylemin radikal dinci grupların veya
istihbarat örgütlerinin işi olabileceğini söyledi. Alman
istihbaratı her şeyi bilir. Bu eylemi de kimin
yaptığını, içyüzünü biliyorlar. Çünkü kendine
bağladıkları var, birçok kişiyi kendilerine bağladılar.
Kaçanlar Almanyada, Alman istihbaratının
kontrolündeler. Almanya bunların binlercesini
himayelerine aldı, kullandı, bugün başlarına bela etmiş
durumdadır.
Güngören bombalaması ile Ergenekon karşıtlığını PKK
karşıtlığına çevirmek istiyorlar. Ben bu konuda savunma
yapıyorum. Bu benim savunma hakkım. Bu nedenle geçen
haftaki görüşlerim önemliydi.
Daha önce Doğan Güreşin zehirlenmesiyle ilgili
olarak askeri savcı gelip benimle görüşmüştü, Ergenekon
savcısı isterse gelip benimle görüşebilir. Ben bu
konudaki bilgilerimi ve görüşlerimi savcıya
söyleyebilirim. PKKye mal edilmiş dünya kadar şey var.
Benim bu konuda görüşlerim alınmalı. Daha baştan beri
ta 1978, daha doğrusu 1976dan beri PKK ye müthiş
sızmalar var. Benim üzerime müthiş geldiler; Şahin
Baliç, Şahin Dönmez gibiler var. Bu süreç onlar
gibilerle başladı. Haki Kareri katleden örgüt,
Antepteki beş parçacılar vardı, Kawacılar vardı,
Kukçular vardı. Bugün de radyodan dinledim,
Mehmet Eymürler beni imha edebilmek için tünel bile
kazmaya çalışmışlar. Beni imha etmek için onlarca
girişimde bulundular. Ama başaramadılar. Şimdi Beşar
Esat oraya buraya gidip geliyor, görüşmelerde bulunuyor.
Amerika, Ortadoğuda kovboy politikasını güdüyor.
Kürtleri Halaç pamuğuna çevirdiler. Kürtleri
denetimleri altına almak için YNK ve KDPyi kullandılar.
Bunlara güç verdiler ama beni kontrol altına alamayınca
tasfiye etmeye çalıştılar. Türkiyede de Şeyh Sait
ailesinden bir kesimi kullanıyorlar. Hak-Parı bu amaçla
kurdular. Bucak Ailesi de biliniyor. Bana bu konuda
kitap yaz deseler elli ciltlik kitap yazarım. Bu aileyi
ikiye böldüler. Bir kısmı Almanyada Alman istihbaratına
sığınmış. İşte Sertaç Bucakın durumu ortada. Benim
açımdan durumu netleşmiş biri. Öbür tarafta bir kısmı da
Türkiyede kalıp devlete sığındılar, Sedat Bucaka
bağlandılar. Sedat Bucak, biliniyor Susurluk olayına
karıştı, öldürülmek istendi. Sedat Bucaka bağlı
binlerce korucu var. Bunlar oturmuş sadece para
yiyiyorlar. Sedat Bucakın kendisi bile devlet nezdinde
suçlu. Türkiyede yüz bin civarında korucu var, bunların
Türkiyeye maliyeti bellidir.
Türkiyedeki Ergenekon, 1980lerde NATO himayesine
girerek NATOyla bütünleşti. Bütün bu yaşananlar
NATOnun denetiminde oldu. Ben bunların çoğunu buradaki
görüşmelerimde, konuşmalarımda hep belirttim. Zaten
benim buradaki konuşmalarım da savunmadır. Biz burada
savunmalarımı konuşuyoruz. Bu nedenle benim savunmalarım
sadece Türkiye için değil, Avrupa için de önemlidir.
İtalyadaki Gladio tasfiye edildi. Benzer bir Ergenekon
da Yunanistanda var. Bunların iyi görülmesi ve iyi
anlaşılması gerekiyor. Ben bu konuları savunmalarımda
daha derinlikli açtım.
Savunmalarım okunduktan sonra kadınlara ilişkin
sorulacak sorular olabilir. Ben son bir haftadır, namus
kavramına yoğunlaşıyorum. Nasıl bir namus? Bu önemli bir
soru. Ben Kürtlerin namus kavramının ne demek olduğunu
iyi biliyorum. Namusları için adam öldürüyorlar, namus
için cinayet işliyorlar! Bu cinayetleri din adına, töre
adına yapıyorlar! Namusları için yapamayacakları bir şey
olmadığını söylüyorlar! Hatırlıyorum, köyde İmam Ali
vardı, bir gün ben ona, ben bu kadına bakarsam din ne
der? diye sordum, o da bakabilirsin! dedi.
Hiç unutmam, annemle küçükken namus üzerine
konuşmuştuk. Ben bu konuşmayı hiç unutmam. Ta o
zamandandır ben namus kavramı üzerine yoğunlaşıyorum.
Nasıl bir namus kavramına cevap arıyorum. Ben bu
konuları savunmalarımda da daha derin açtım. Kadın
sorununu daha önce de yazmıştım, kadını kavramaya
anlamaya çalışan biriyim. Kadınlar bu kavramı çok yoğun
tartışmalı. Nasıl bir namus, nasıl bir kadın? Sorularına
cevap aramalı. Kürtlerin namustan ne anladığını ben çok
iyi biliyorum. Kürtlerin namus durumu ortadadır. Kürtler
üzerinde birçok oyunlar oynanıyor. Bunları iyi görmek
gerekiyor. Doğru ve gerçek namus anlayışı, özgürlük için
mücadeleden geçer. Bu konuda üç beş kişi doğru bir
özgürlük anlayışıyla mücadele etse onlarca kadını
arkasından götürecektir. Mücadeleleri güçlenecektir. Ama
ben zannetmiyorum DTP içerisinde bile bu düzeye ulaşan
kadın olsun.
Özgürleşmek için felsefeyi bilmek gerekiyor, tarihi
bilmek gerekiyor. Beş bin yıldır kadınların tarihen
üzeri silinmiştir. Gerçek manada bir avukat, bir
hukukçuluk yapmak için de tarihi ve felsefeyi bilmek
gerekiyor. Yasalar biliniyor, ben kadınlara yasalara
aykırı davranın demiyorum ama bunları da gözeterek
demokratik duruşu göstermek lazım. Bu konuda DTP
içerisinde de, hukuk içerisinde de önemli olan
demokratik duruşu göstermektir. Bu konuda demokratik
duruşunu göstermeli, demokratik eylemliliklerini
geliştirmelidirler.
Bu sorunları aşmak kolay değil. Ben hep söylüyorum
kendini yakmak, bu sorunları aşıp, özgürleşmekten daha
kolaydır. Ben bu konuda onlarca kitap yazdım. Kadınları
anlamaya, kavramaya çalıştım. Bu konuda ısrarlıyım, bu
konuda iddialıyım.
Ben erkekler için de söylüyorum, namuslu erkek,
birazcık namusu ve onuru varsa kadını anlamaya,
dinlemeye çalışırlar.
Onlarca yıldır mücadele ediyorlar sonra birbirlerini
kaçırıyorlar. Görüyorsunuz işte PKK içerisinden de kaçıp
gidenler oldu. Hatta kardeş bile gitti. Onlarca yıl
mücadele ediyorlar, sonra canları sıkılıyor, paralı
birine kaçıp gidiyorlar. Aşk adına yapıyorlar. Ben kaç
zamandır aşka cevap arıyorum. Vardığım sonuç şudur; aşk
eşittir ihanet. Aşk yaşadıklarını zannediyorlar ama
yaşadıkları şey aşk değil. Gerçek aşkı yaşamak o kadar
kolay değil. Bu benim de başımdan geçmişti biliyorsunuz
sonuçlarını, kolay olsaydı ben yaşardım.
Aşk yaşadık diye kendilerini kandırıyorlar. Ben
Şamdayken kızlara da söylüyordum; ben kendime
güveniyorum. Benim özgürlük iddiam, aşk iddiam büyük.
Ben gerçek aşkı yaşayabileceğime inanıyorum. Bu konuda
yetenekliyim. Siz de kendinize güveniyor musunuz, bu
konuda iddialı mısınız, benim aşk anlayışımı
kaldırabilecek misiniz? diye soruyordum. Ama görüyorum
ki, bu konuda yeterli değiller. Bu konuda iddialı
olmadıkları için de kaçıp gidiyorlar. İşte onlarca yıl
mücadele ediyorlar sonra sıkılınca paralı birini bulup
peşinden gidiyorlar. Ben bunların arkalarından sadece
gülüyorum, çünkü kendilerine yapıyorlar, kendi özgürlük
iddialarından vazgeçiyorlar.
Erkek, fiziki olarak kadından güçlü olabilir ama
kadın kendi meşru savunmasını güçlendirmeli. Ben silah
alıp sizi koruyamam ki, her zaman yanınızda olamam.
Meşru savunma sadece kadın için değil herkes için
geçerli. Ben meşru savunmayı da savunmalarımda açtım.
Kadınlar kendi savunmalarını yapmalıdırlar. Artık
sokakta bile yürüyemiyorsunuz. Evleniyorlar, her gün
tecavüze uğruyorlar. Kendinizi koruyamazsınız, bunları
anlayamazsanız avukat olmanız bile yeterli değildir.
Erkek, isterse bir günde kadının haşatını çıkartabilir.
Bunları görüp özgürlük mücadelenizi
derinleştirmelidirler. Cezaevlerinden kadınların çok
yoğun mektupları geliyor. Derinleşme düzeyleri,
yoğunlaşmaları iyi ama önemli olan bu düşündüklerini
kendi yaşamlarında hayata geçirebilmeleridir. Bu
söylediklerini hayata geçirdikleri oranda özgürlük
mücadelesi yolunda ilerleyebileceklerdir.
Cinsiyetçilik, iktidarcılıktır. Cins temelli her
şey iktidardır. Cins kavramının olduğu her yerde iktidar
vardır. Cinslerin biyolojik olduğunu söylüyorlar, hayır.
Cinsiyet, öğretilen bir şeydir. Ben bunu savunmalarımda
genişçe açıkladım. Ben savunmalarımda milliyetçilik,
dincilik ve bilimciliği (pozitivizm) de
değerlendiriyorum. Bunlar tehlikeli anlayışlardır.
Bunlardan uzak durmak gerekiyor. İşte Anayasa Mahkemesi
kararlarını görüyorsunuz, din odağı olmak diyorlar.
Laisizm, dincilik, milliyetçilik, bilimcilik
(pozitivizm) siyasal iktidardır. Türkiyede hiçbir şey
ifade etmiyor, içi boştur.
Onlarca arkadaşın mektuplarını aldım. Hepsine
selamlarımı iletiyorum. Cezaevlerindekilere selamlarımı
söylüyorum. Onların mücadelelerini anlıyorum, değer
veriyorum. Benim için saçlarını kazıtıyorlar. Daha önce
de kendilerini yakmalar oldu.
Iğdırda 48 yaşında bir vatandaş, buradaki
uygulamaları ve sağlık durumumu protesto amaçlı kendini
yakmış. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Benim bu
konudaki görüşlerim biliniyor. Özgürlük, özgür yaşam
için mücadele etmektir, kendini fiziki imha etmek
olmamalı.
Ben buradan Erdoğana sesleniyorum. Geçmişte Sayın
Özal benimle görüşme girişimlerinde bulundu. Yine
Erbakan benimle görüşme girişimlerinde bulundu. Hatta
ordu içinde bazı kesimler benimle çözüm konusunda
görüşmeye çalıştılar. Ben Suriyedeyken Hafız Esat
üzerinden çözüm girişimleri oluyordu. Erdoğan isterse
çözüm girişimleri yapabilir. Bu çözümsüz durum, bu
çatışmalar nereye kadar devam edecektir? Erdoğan isterse
görüşebilir.
Demir Küçükaydın selam göndermiş, bende ona
selamlarımı gönderiyorum. Beni takip ediyor,
savunmalarımı okumuş galiba. Kendi görüşlerini
yenileyerek yazmaya devam edebilir. Benim
savunmalarımdan da yararlanabilirler.
Aksiyon Dergisini okudum. Bu dergide bana ilişkin
haberde Demokratik Cumhuriyet Partisini benim
dayattığımı söylüyorlar, bu doğru değildir. Evet, ben
Demokratik Cumhuriyet dedim ama benim söylediğim
demokratik cumhuriyet, onların yazdığı manadaki
demokratik cumhuriyet değildir. Benim düşüncelerim öyle
değil. Benim demokratik cumhuriyet dememdeki sebep,
cumhuriyetin demokratikleşerek çözümün gelişmesine katkı
sunmasını sağlamaktır. Türkiye için görüşlerimi
yineliyorum. Daha önce Çatı Partisi demiştim. Bu
konudaki çalışmalar hızla devam etmeli. Bu konuda aydın,
yazarlardan ve dost çevrelerden destek alınmalıdır. Yok
mu dost kırk kişi? Siz, binlerce kişi sizin için
yürüyor diyorsunuz. Dost kırk kişi, Demokratik Kongre
Partisi için İçişleri Bakanlığına başvurarak, bu
çalışmaları başlatabilirler. Ben öyle kimlik ayrımı da
yapmıyorum, kendisini bu alan içinde ifade etmek
isteyenler yer alabilir. Önemli olan demokratik duruşun
gelişmesidir. Ben daha önce Brüksel, Belçika da
Demokratik Uluslar Konfederasyonu demiştim. Ben yine
Demokratik Siyaset ve Kültür Akademisi demiştim. Bu tür
çalışmalar demokratik duruşun gelişmesi ve benim
düşüncelerimin, savunmalarımın konuşulup tartışılması
için önemlidir. Bu konfederasyon, İstanbulda da
olabilir veya hem İstanbul hem Brükselde olabilir. Bu
konfederasyonlar, içlerini doldurabilirler. Bu
çalışmalar benim savunmalarımın pratiğe geçirilmesidir.
Savunmalarımdan herkes faydalanabilir, devlet de
faydalanabilir, Avrupada faydalanabilir. İran, Irak,
Suriyede demokratik mücadelelerini geliştirerek
güçlendirmeliler. Türkiyede benim düşüncelerimin,
savunmalarımın yer aldığı Demokratik Uygarlık isminde
bir dergi çıkabilir. Dergi dört ayda bir de olabilir.
Ama önemli olan benim düşüncelerimin, görüşlerimin
insanlara anlatılması ve ulaştırılmasıdır.
Buradaki uygulamalarla ilgili olarak değerlendirme
yapacaktım. Bu konuya ilişkin karar verildi. Ben daha
sonra Müdürle de görüştüm. Soruşturma sonuçlandı, beraat
gibi bir durum söz konusu. Benim şu an hakkımda herhangi
bir soruşturma yoktur. Bunun yanında ben buradaki
pozisyonumu da netleştirdim. Farklı bir pozisyona girmem
halinde devlet de zorlanıyor, PKK de zorlanıyor. Ancak
ben buradan demokratik duruş için ve demokratik
mücadelenin gelişmesi için konuşmalarıma devam edeceğim,
bu benim en doğal hakkım. Burada ben savunmalarımı
yapıyorum. Ben, düşüncelerimi felsefi ve filozofik bir
bakış açısıyla ifade ediyorum. Bu görüşlerimden isteyen
yararlanabilir, devlet de isterse yararlanabilir, PKK de
yararlanabilir.
Gazetelerle ilgili sorun var, düzenli alamıyorum.
Çıkarken idareyle görüşürsünüz. Sorun nerden
kaynaklanıyor, öğrenirsiniz. Mudanya ile de
görüşebilirsiniz. Gazeteler neden verilmiyor,
öğrenirsiniz.
Tüm dostlara, cezaevlerindeki arkadaşlara ve kadınlara
selamlar. İyi günler.
|