|

1996 sürecinde Önderlik sahasına geçtim. Önderlikle bazı
anılarımı yazacağım.
Şu an büyük bir duygu yoğunluğu yaşıyorum. İlk Önderliği
gördüğüm zaman şaşırmıştım. Acaba yanında oturduğumuz,
birlikte yemek yediğimiz Önderlik mi değil mi? Çünkü çok
mütevazıydi insanlara yaklaşımı. Gözlerinden sevgi
akıyordu. Ülkeye giden arkadaşların ardından
bakışlarında çok etkilendiğini görüyordum. Hepimize
farklı farklı sorular sormuştu. O an ki duygularımızı,
şaşkınlıklarımızı nasıl çözümledi. Bundan çok
etkilendim. Kendi kendime dedim, Önderlik nasıl çözdü.
Ondan sonra çözümlemeye gittik. İlk gündü. İnsanları ele
alış tarzı bana çok çekici gelmişti. Bu çelişkiyi de
yaşadım. Ülkeden bazı komutanlar Önderliğin yanına gidip
gelmişlerdi. Tekrar ülkeye geldikleri zaman Önderliğin
adını kullanarak bu ad altında kendilerini
yaşattıklarını, kadına ve kadroya kendilerine göre
geliştirdikleri yaklaşımlarda görüyordum. Ama şimdi
Önderliğin de ele alışını ve yaklaşımını görüyordum. O
çelişkiyi de yaşadım. Kendi kendime dedim biz ne kadar
safız herkese inanıyoruz. Önderlik de yüz ifademden
fark etmişti. Bana Niye durgunsun diye sormuştu.
Çelişkilerini dile getir demişti. Ben de anlattım.
Bravo dedi Kısa bir zamanda bunu görmek iyidir.
İlk top oynadığımızda, aslında topu oyun gibi değil de
eğitim gibi ele aldığını gördüm. Eğitici
yaklaşımlarıyla, insanın yaşam, savaş, komutanlık,
inisiyatif, atiklik ve duyarlılığını çözümlüyordu. O
zaman anladım. İnsanın her tür hareketini kontrol altına
alması gerekiyor. Küçük bir hatanın bile basit
olmadığını gördüm. Top düştüğü zaman, kendinize
güvenin diyordu, bu yaklaşımından büyük bir moral
alıyordum.
Top sahasında bir karınca yerdeydi. Bir arkadaş
basacaktı. Önderlik bağırdı Onu kaldır
demişti ona. Hayvanlara güvercinlere yaklaşımı beni çok
etkilemişti. O zaman bizim canavar gibi hayvanlara
yaklaşımımızdan nefret ettim. Doğaya, çiçeklere
yaklaşımı, değerlere yaklaşımı her şey Önderlikte çok
farklıydı.
Önderliğin giydiği elbiseleri ülkede hiç bir komutanımız
giymiyordu, eskidir diye atıyorlardı. Bu da beni
etkilemişti. Tabi ki hissettiğim yoğunlaştığım birçok
şey oldu.
Yine Önderliğin eğitim üslubu çok farklıydı. Her insana
göre bir eğitim üslubu vardı. Küçük bir yaklaşım dahi
bir eğitimdi Önderliğin yaşam tarzında. İnsan kendini
Onun çabaları karşısında eğitmek zorunda hissediyordu. O
eğitim ihtiyacını içten hissettiriyor ve oturtuyordu
insanda.
Ben o zaman gençtim, çok feodal ve tutucuydum. O
tutuculuğumu ve gururumu kırmak için çok değişik
yöntemlerle eğitiyordu beni.
Çok ağır sözler kullanıyordu.
Feodal
gururum kırılsın diye.
Bir örnek mesela
Önderlikle arkadaşlar top oynuyordu. Top oynarlarken
Önderliğe su götürdüm o kadar arkadaş ortasında bir
şaşal suyu başıma döktü. Kıpkırmızı oldum. Gururum çok
kırıldı, çok etkilenmiştim. Sonra beni çağırdı,
tartıştı. Yanlış anlama dedi, Senin gelişimin için
seni ağır eleştiriyorum ve gururuna karışıyorum.
Gençsin, güzelsin, savaşkansın, yine emekçisin. Ama bazı
özelliklerin senin gelişiminde engel durumunda.
Özellikle tutuculuk, aşırı feodallik bir yere kadar
belki gerekliydi senin için, çünkü bilincin yoktu.
Kendini bunlarla korumuşsun ama bundan sonra gerekmez.
Bilinç verdim, geliştirdim seni, sana misyon vereceğim.
Gelişmeye açıksın bu özelliklerinin seni boğmasına izin
vermeyeceğim. Siz dünyanın en güzel kızlarısınız. Sizi
eğiterek, geliştirerek, güzelleştiriyorum ve
özgürleştiriyorum. Siz vazgeçseniz de ben
vazgeçmeyeceğim. Çünkü zamanımı, çalışmamın yarısını
buna verdim, kadın özgürlük çalışmasına. Birçoğunuz
bunun değerini bilmiyorsunuz tabi ki.
Ayrıca Önderliğin yanına gittiğim zaman okumam yazmam
yoktu. Önderlik sordu ben dedim yok. Niye Türkçe
konuşuyorsun, niye yazın yok dedi. Sana öğreteceğim.
Yazımı kontrol etmişti. Bana bir sayfa verdi git bu
yazının üzerinde çalış yarın gel oku sesli. Zannettim
beni bir daha çağırmaz, bir gün o yazının üzerine
çalıştım sonra beni çağırdı gittim, okudum çok
heyecanlıydım on kere okudum sesli. Terden
mahvolmuştum. Bana baktı ve insan bir şey öğrenirken
ter dökmeden değerini de bilmez dedi. Kolay vazgeçer.
Ama ter döktün, bundan sonra umarım vazgeçmezsin dedi.
Ondan sonra okuma ve yazmaya karşı bende büyük bir
ilgiyi geliştirdi. Bu olay da beni çok etkilemişti.
Yani insanı eğitmedeki ısrarını ve emeğini gördükçe
gelişim hırsının insanda nasıl geliştiğini anladım. PKK
de hiçbir şeyin kolay olmadığını gördüm.
Bir gün Önderlikle futbol oynuyorduk. Bir arkadaş
Önderlikten hep topu alıyordu ben de ondan top
alıyordum. Ona çok kızdığımı anlamıştı Önderlik. Kaç
sefer çok sinirli topa koşmuştum. Bana çok gözü karasın, hemen çok
çabuk tahriklere geliyorsun dedi. Böyle gururlu
savaşıyorsun. Tahriklere gelerek savaşıyorsun. Bir yerde
yenilgiyi, disiplinsizliği kabul etmemek iyi ama senin
gibi de değil. Şimdiye kadar savaşta nasıl ölmemişsin
hayret ediyorum. O kadar gözü karalılık kabul etmem
dedi.
Moralim düşmüştü artık oynayamıyordum. Fark etti.
Penaltıydı bana dedi gel sen at. Ve gol attım ben de.
Bravo! dedi. Kendine güvenmek iyi iş de, nasıl
başardın o aşırı kendine güvenmeyi, iyi örgütleyicisin,
pratikleştir bu yönünü. Güzel bir özelliktir bir kadın
için.
Çok etkilendim, bir toptan nasıl o kadar beni çözümledi.
Sonra derin bir yoğunlaşma içine girdim. Ülkeye gelirken
bana, hiçbir şey seni etkilemez, inatçısın dedi.
Yalnız aşırı gurur ve inatçılık, isyancı feodal ve gözü
karalılık özelliklerinle iyi savaşman gerekiyor. Yoksa
seni zorlar demişti. Çabuk şehit düşme! dedi. Kabul
etmem, o kadar kişiyi eğitiyorum, gidiyorlar kısa bir
zamanda şahadet haberlerini alıyorum, zorlanıyorum.
Sanki benden bir parça gidiyor. Bireyci olmayın, beni de
düşünün, sizi eğitiyorum, yaşamanız için yaşatmanız
için. Vedalaşma saati yaklaşıyordu, çok ağlamıştım.
Kucakladım ağladım. Dedi benden ayrılıyormuşsun gibi
ağlıyorsun. Beş dakika başımı omzuna koydum Önderlik
gülüyordu, konuşuyordu. Ondan sonra da hep ağladım Trene
binene kadar.
Yazılacak çok şey var. Şimdilik bunları yazabilirim,
yazarken bile içim yanıyor. Ne kadar cevap oldum acaba?
Kendimi bir günah keçisi de yapmıyorum ama benden
istenilen düzeyde katılmadım bundan sonra da yapmadığım
şeylerin farkındayım. Tamamlıyorum yapamadıklarımı.
Önderliğin o zaman benim için söylediği şeyleri
unutamıyorum, kendimi tanıdım, olumlu olumsuz yanlarımla
yüzleştim. Mutlaka aşmam gerekiyor dedim. Canım
Başkanım, yaşam gerekçem, seni görme, kucaklama
hasretiyle bitiriyorum Başkanım
|