Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
     

ÖNDERLİK İLE ANILARIM
 


ŞEHİT GÜLBAHAR’DAN

      
Gulbihar Gulhat
1996 sürecinde Önderlik sahasına geçtim. Önderlikle bazı anılarımı yazacağım.
Şu an büyük bir duygu yoğunluğu yaşıyorum. İlk Önderliği gördüğüm zaman şaşırmıştım.  Acaba yanında oturduğumuz, birlikte yemek yediğimiz Önderlik mi değil mi? Çünkü çok mütevazıydi insanlara yaklaşımı. Gözlerinden sevgi akıyordu. Ülkeye giden arkadaşların ardından bakışlarında çok etkilendiğini görüyordum.  Hepimize farklı farklı sorular sormuştu. O an ki duygularımızı, şaşkınlıklarımızı nasıl çözümledi. Bundan çok etkilendim. Kendi kendime dedim, Önderlik nasıl çözdü. Ondan sonra çözümlemeye gittik. İlk gündü. İnsanları ele alış tarzı bana çok çekici gelmişti. Bu çelişkiyi de yaşadım. Ülkeden bazı komutanlar Önderliğin yanına gidip gelmişlerdi. Tekrar ülkeye geldikleri zaman Önderliğin adını kullanarak bu ad altında kendilerini yaşattıklarını, kadına ve kadroya kendilerine göre geliştirdikleri yaklaşımlarda görüyordum. Ama şimdi Önderliğin de ele alışını ve yaklaşımını görüyordum. O çelişkiyi de yaşadım. Kendi kendime dedim “biz ne kadar safız herkese inanıyoruz.” Önderlik de yüz ifademden fark etmişti. Bana “Niye durgunsun” diye sormuştu. “Çelişkilerini dile getir” demişti. Ben de anlattım. “Bravo” dedi “Kısa bir zamanda bunu görmek iyidir.”

 

İlk top oynadığımızda, aslında topu oyun gibi değil de eğitim gibi ele aldığını gördüm. Eğitici yaklaşımlarıyla, insanın yaşam, savaş, komutanlık, inisiyatif, atiklik ve duyarlılığını çözümlüyordu. O zaman anladım. İnsanın her tür hareketini kontrol altına alması gerekiyor. Küçük bir hatanın bile basit olmadığını gördüm. Top düştüğü zaman, “kendinize güvenin” diyordu, bu yaklaşımından büyük bir moral alıyordum.

Top sahasında bir karınca yerdeydi.  Bir arkadaş basacaktı. Önderlik bağırdı “Onu kaldır” demişti ona.  Hayvanlara güvercinlere yaklaşımı beni çok etkilemişti. O zaman bizim canavar gibi hayvanlara yaklaşımımızdan nefret ettim. Doğaya, çiçeklere yaklaşımı, değerlere yaklaşımı her şey Önderlikte çok farklıydı.

Önderliğin giydiği elbiseleri ülkede hiç bir komutanımız giymiyordu, eskidir diye atıyorlardı. Bu da beni etkilemişti. Tabi ki hissettiğim yoğunlaştığım birçok şey oldu.

Yine Önderliğin eğitim üslubu çok farklıydı. Her insana göre bir eğitim üslubu vardı. Küçük bir yaklaşım dahi bir eğitimdi Önderliğin yaşam tarzında. İnsan kendini Onun çabaları karşısında eğitmek zorunda hissediyordu. O eğitim ihtiyacını içten hissettiriyor ve oturtuyordu insanda.

Ben o zaman gençtim, çok feodal ve tutucuydum. O tutuculuğumu ve gururumu kırmak için çok değişik yöntemlerle eğitiyordu beni.

Çok ağır sözler kullanıyordu. Feodal gururum kırılsın diye.  Bir örnek mesela…

Önderlikle arkadaşlar top oynuyordu. Top oynarlarken Önderliğe su götürdüm o kadar arkadaş ortasında bir şaşal suyu başıma döktü. Kıpkırmızı oldum. Gururum çok kırıldı, çok etkilenmiştim.  Sonra beni çağırdı, tartıştı. “Yanlış anlama” dedi, “Senin gelişimin için seni ağır eleştiriyorum ve gururuna karışıyorum.

Gençsin, güzelsin, savaşkansın, yine emekçisin. Ama bazı özelliklerin senin gelişiminde engel durumunda. Özellikle tutuculuk, aşırı feodallik bir yere kadar belki gerekliydi senin için, çünkü bilincin yoktu. Kendini bunlarla korumuşsun ama bundan sonra gerekmez. Bilinç verdim, geliştirdim seni, sana misyon vereceğim. Gelişmeye açıksın bu özelliklerinin seni boğmasına izin vermeyeceğim. Siz dünyanın en güzel kızlarısınız. Sizi eğiterek, geliştirerek, güzelleştiriyorum ve özgürleştiriyorum. Siz vazgeçseniz de ben vazgeçmeyeceğim. Çünkü zamanımı, çalışmamın yarısını buna verdim, kadın özgürlük çalışmasına. Birçoğunuz bunun değerini bilmiyorsunuz tabi ki.”

Ayrıca Önderliğin yanına gittiğim zaman okumam yazmam yoktu. Önderlik sordu ben dedim yok. “Niye Türkçe konuşuyorsun, niye yazın yok” dedi. “Sana öğreteceğim.” Yazımı kontrol etmişti. Bana bir sayfa verdi “git bu yazının üzerinde çalış yarın gel oku sesli.” Zannettim beni bir daha çağırmaz, bir gün o yazının üzerine çalıştım sonra beni çağırdı gittim, okudum çok heyecanlıydım on kere okudum sesli. Terden mahvolmuştum.  Bana baktı ve “insan bir şey öğrenirken ter dökmeden değerini de bilmez “dedi. “Kolay vazgeçer. Ama ter döktün, bundan sonra umarım vazgeçmezsin” dedi.

Ondan sonra okuma ve yazmaya karşı bende büyük bir ilgiyi geliştirdi.  Bu olay da beni çok etkilemişti. Yani insanı eğitmedeki ısrarını ve emeğini gördükçe gelişim hırsının insanda nasıl geliştiğini anladım. PKK’ de hiçbir şeyin kolay olmadığını gördüm.

Bir gün Önderlikle futbol oynuyorduk.  Bir arkadaş Önderlikten hep topu alıyordu ben de ondan top alıyordum. Ona çok kızdığımı anlamıştı Önderlik. Kaç sefer çok sinirli topa koşmuştum. Bana “çok gözü karasın, hemen çok çabuk tahriklere geliyorsun” dedi. “Böyle gururlu savaşıyorsun. Tahriklere gelerek savaşıyorsun. Bir yerde yenilgiyi, disiplinsizliği kabul etmemek iyi ama senin gibi de değil. Şimdiye kadar savaşta nasıl ölmemişsin hayret ediyorum. O kadar gözü karalılık kabul etmem” dedi.

Moralim düşmüştü artık oynayamıyordum. Fark etti. Penaltıydı bana dedi “gel sen at.” Ve gol attım ben de.  “Bravo!” dedi. Kendine güvenmek iyi iş de, nasıl başardın o aşırı kendine güvenmeyi, iyi örgütleyicisin, pratikleştir bu yönünü. Güzel bir özelliktir bir kadın için.”

Çok etkilendim, bir toptan nasıl o kadar beni çözümledi. Sonra derin bir yoğunlaşma içine girdim. Ülkeye gelirken bana, “hiçbir şey seni etkilemez, inatçısın” dedi. “Yalnız aşırı gurur ve inatçılık, isyancı feodal ve gözü karalılık özelliklerinle iyi savaşman gerekiyor. Yoksa seni zorlar demişti. Çabuk şehit düşme!” dedi. “Kabul etmem, o kadar kişiyi eğitiyorum, gidiyorlar kısa bir zamanda şahadet haberlerini alıyorum, zorlanıyorum. Sanki benden bir parça gidiyor. Bireyci olmayın, beni de düşünün, sizi eğitiyorum, yaşamanız için yaşatmanız için.” Vedalaşma saati yaklaşıyordu, çok ağlamıştım. Kucakladım ağladım. Dedi benden ayrılıyormuşsun gibi ağlıyorsun. Beş dakika başımı omzuna koydum Önderlik gülüyordu, konuşuyordu. Ondan sonra da hep ağladım Trene binene kadar.

Yazılacak çok şey var.  Şimdilik bunları yazabilirim, yazarken bile içim yanıyor. Ne kadar cevap oldum acaba? Kendimi bir günah keçisi de yapmıyorum ama benden istenilen düzeyde katılmadım bundan sonra da yapmadığım şeylerin farkındayım. Tamamlıyorum yapamadıklarımı.

Önderliğin o zaman benim için söylediği şeyleri unutamıyorum, kendimi tanıdım, olumlu olumsuz yanlarımla yüzleştim. Mutlaka aşmam gerekiyor dedim. Canım Başkanım, yaşam gerekçem, seni görme, kucaklama hasretiyle bitiriyorum Başkanım…

 

 

 

 

                                                                                                                

                                                                                                                 


 

 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com