|
Radyoyu dün
akşam aldım. Bazı çelişkili şeyler var. Saçtır,
yemektir, mazgaldır gibi bence önemli olmayan şeylerle
olayı kamuoyuna aktarıp büyük tepkilere yol açmak
istemiyorum. Siyasi ahlaka da uygun bulmuyorum. Dün de
havalandırmayla ilgili bir sorun yaşadım. Müdür hiçbir
gerekçe olmamasına rağmen sesini yükselterek sürenin
bittiği uyarısı yaptı. Aslında daha nazikçe de
yapılabilirdi. Onlar uygun bir dille ifade ettikleri
zaman ben de teşekkür ediyorum. Ama neden böyle
yapıyorlar, buna henüz tam olarak anlam veremedim.
Amaçları beni psikolojik olarak yıpratmak, irade kırmak
mı, müdüre de söyledim, böyle küçük şeylerle üzerime
gelmeyin diye. Bir silah çıkartıp tek bir kurşun
sıksalar sesimi çıkartmam dedim ama böyle küçük şeylerle
üzerime gelmeyin. Bu konuyla ilgili olarak bir dilekçe
de verdim.
Benim buradaki
personelle bir sorunum yok. Personel kendisine tepeden
söylenenleri yapıyor. % 90ıyla sorunum yok. Müdür zaten
söyledi; Elli günlük hücre cezası bitti ama bir elli
gün daha yolda dedi. Bilemiyorum tabi, bu 50 gün
zarfında yeni hücre cezaları hazırlamış olabilirler. Bu
konuşmalarım bile hücre cezası konusu olabilir. Ben
buradaki uygulamalarla ilgili olarak 1980lerdeki gibi
direnebilirim de. Benim sorumluluklarım var, milyonlarca
halkın sorumluluğu var üzerimde; 35 günlük açlık grevi
de yapabilirim ama bunun halkta yaratacağı tepkiyi de
düşünüyorum. Halkın demokratik denetimi var üzerimde. Bu
nedenle bununla ilgili olarak halka, daha önce
cezaevinde kalan deneyimli arkadaşlara sorulabilir,
buradaki uygulamalara karşı ne yapabileceğim onlara
sorulabilir, görüşleri alınabilir.
Operasyonlar devam
ediyor sanırım. Gerilla kayıpları ne kadar? PKK ye
karşı yürütülen operasyonlar uluslar arası güçlerin
teknolojik ve istihbari desteğiyle yürütülmekte ve
topyekûn imhayı amaçlamaktadır.
Son bir hafta
içerisinde İranda biri çocuk olmak üzere beş PJAKlı
idam edilmiş. Dört Kürt öğretmen de PJAKa yardım
etmekten idam cezası verilmiş. İran hiç bekletmiyor,
hemen idam ediyor. Ben bunu daha önce de söylemiştim.
İranın eline geçmek zaten idam demektir. İranda
yakalanmasınlar.
Ben bu hafta
Ergenekona değinmek istiyordum zaten, çok önemli
açıklamalarda bulunacağım, bir haftadır bu konunun
üzerinde yoğunlaşıyorum. Sanırım iddianamede de
PKK-Ergenekon ilişkisi ile ilgili iddialar var. Bu hafta
burada yapacağım konuşma çok önemlidir.
DTP kongresi olumlu
geçmiş, başarılar diliyorum. DTP kapatılabilir ama
önemli olan demokrasi mücadelelerine devam etmeleridir.
Çatı partisi çalışmaları hızlanmalı. Türkiyeli tüm
çevrelerin kendisini içinde temsil edeceği bir yapı
şeklinde olmalı. Kısa bir zaman içerisinde 40 kişilik
bir grup çatı partisiyle ilgili çalışmalara başlayarak
amacını, planını, programını halka anlatmalı,
hazırlıkları tamamlamalı ve İçişleri Bakanlığına
kuruluş için başvurmalı.
Almanların
bırakılması için sivil toplum örgütleri aracılık yapmış.
Talepler kabul edilmiş mi?
Şimdi Ergenekonla
ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum. Türkiyenin
Ergenekonla tanışması 1952de NATOya girmesiyle
başlar. Yani 56 yıldır Türkiyede zaten böyle bir
örgütlenme var. Bu Ergenekonu kurduran ve yöneten de
ABD ve NATOdur; ismini bile onlar koymuştur. Bu Türk
Devleti içerisindeki çeteleşmedir. Burada benimle
görüşmeye gelen Albay, Bu sorunu kendi aramızda, biz
bize çözelim, bu alçaklar kardeşleri birbirine
boğazlatmak istiyor dedi. Ben de Evet, bu sorunu kendi
aramızda, biz bize çözelim. Dış güçlere havale etmeden,
ABDye, ABye havale etmeden çözelim dedim. Hatta bu
konuda kasetler doldurdum, mektuplar yazdım, onları
Güneydeki milliyetçilik tuzağına düşmemeleri konusunda
uyardım. Bu kasetler ellerinde vardır, inceleyebilirler.
Benim Ergenekon ile olan ilişkimi bu görüşmeye
dayandırıyorlar. Benimle görüşmeye gelen kişi
Kıvrıkoğlunun temsilcisi sıfatıyla gelmişti. Ben halen
de söylüyorum, biz bu sorunu kendi içimizde çözelim.
PKK içerisindeki
çetelerin dış güç bağlantılarının iyi çözülmesi gerekir.
Çeteleşme 1986 yılında başlar. Anlayış olarak daha da
eskiye dayanır. Şahin Dönmezle, Yıldırım Merkitle
başlayan bir süreç var. Şahin Dönmez cezaevindeyken
içimize bir bayan göndermişti, Ayseldi adı. Çok garip
bir bayandı. Oraya buraya koşturuyordu; Bingöle,
Karakoçana gidip geliyordu. Tuhaf hareketleri vardı.
Yine Seherin de benzer şeyleri vardı. Bunların amacı
PKKyi içten ele geçirerek çökertmekti. Bunun için
birçok yol denediler, kadınları kullandılar.
Özellikle Mahsum
Korkmaz arkadaşın öldürülmesinde PKK içerisindeki
çetelerin parmağı vardır. Öyle söylendiği gibi askerler
öldürmemiştir. Benim çocukluk arkadaşım olan Hasan
Bindalın öldürülmesi de yine çetelerin işidir. O dönem
bir tatbikat vardı, Hasan Bindal gitmek istemedi, ben
git, izle, neler oluyor gör dedim. Zaten o tatbikatta
Hasan öldürüldü. Ben olay yerine gidip inceleme yaptım.
Hasanı öldüren kurşun 300 metreden atılmıştı ve özel
yapım bir kurşundu, vücuda girince patlayan bir
kurşundu. Burada hedeflenen aslında bendim ve kurtulmak
mümkün değildi. Burayla da sınırlı kalmadı. Bana dönük
1990, 92, 93 ve 96da da benzer girişimler oldu ama
başaramadılar. Benim etrafımı boşaltarak beni
yalnızlaştırmaya çalışıyorlardı ama ben bunları görerek
kendimi korumaya aldım, tedbirler geliştirdim. Onların
bu planlarını boşa çıkardım. Ben bu olayı savunmamda da
detaylı açtım, incelenmiştir, biliniyordur. O dönem Star
TVye çıkan yüzü maskeli bazı emniyet mensupları Bize
Apoyu neden öldürmüyorsunuz diye soruyorlar, oysaki
bize gelen emir Apoyu sağ ele geçirmektir diye
konuşuyorlardı. Hedeflenen, beni canlı ele geçirerek
PKKyi benim üzerimden kontrol altına almaktı ama
başaramadılar.
Zeki, Çürükkaya
kardeşler ve Şahin Baliçle devam eden ciddi bir
çeteleşme vardı. Zaten bu çetelerin 90larda Bingöl,
Diyarbakır, Muş üçgeninde çalışmaları vardı, kendilerini
bu alanda var ettiler. Zeki ve Çürükkayalar arasında hem
çelişkiler hem işbirliği vardı. O dönemde bunlar
binlerce insanın kanına girdiler, birçok kadının ırzına
geçtiler, kandırdılar, kullandılar, kendi yoldaşlarını
öldürdüler. Hatta o dönem Büyükanıta bir suikast
girişiminin olduğunu da ben çok sonradan öğrendim.
Büyükanıt o dönem Diyarbakırda alay komutanıydı,
televizyonlara çıkarak PKK çok iğrenç, çok vahşi bir
örgüttür diye açıklamalarda bulunuyordu. Çürükkayalar
iki kardeşini yitirmiş birinin sırtına bombaları
bağlayıp suikast için göndermek istiyorlar. Sonradan
araştırdım, kendi yoldaşlarını öldürmek istiyor. Demek
ki öyle kirli işler var ki, bu şekilde bunları örtmek
istiyorlar. Zaten iki kardeşini yitirmiş birini ölüme
göndermek vahşettir. Ama sonradan öğrendim ki bunların
yapmadığı pislik el atmadıkları kadın kalmamış. Bunlar
onlarca, yüzlerce kadını düşürdüler, kendilerine
bağladılar.
Benim Şamdan
gönderdiğim hiçbir talimatı, hiçbir perspektifi
uygulamadılar, beni ciddiye almadılar; Apo Şamda
kıstırılmış, burada örgüt biziz diyorlardı. Bu
Çürükkaya sonradan bir kitap da yazdı; adını da Bay
Muhalif koymuş. Bu kitapta bana saldırıyor. Kendi
yaptıkları birçok pislik ve kirli işi, kadınla ilgili
özellikle, bana mal etmeye çalıştılar. Onların yaptığı
birçok şeyden benim sonradan haberim oldu. Bunların
çalıştıkları bölgede aynı tarihlerde JİTEMde etkin
olarak çalışmıştı. Hatta Çürükkaya ve Sakıkın Yeşille
de ilişkileri olabilir. Bunları iyi araştırmak
gerekiyor. Ergenekona Türk Gladiosu diyorlar, ben de
bunlara Kürt Gladiosu demekte sakınca görmüyorum. Son
kaçanlarda bunlardan etkilenmiş olabilir. O bayan da bu
alanda kalmışsa, bu anlayıştan etkilenmiş olabilir,
bilemiyorum.
Nitekim JİTEMde
1993te Cem Erseverle ikiye ayrıldı. Aralarında sorun
çıktı. Kürt sorununa uygulanacak yöntemle ilgili
anlaşmazlık yaşadılar. Bir taraf Kürt-Türk çatışmasını
derinleştirmek istiyordu.
Benimle ilgili
iddianamede Doğan Güreşin zehirlenmesinde benim rol
aldığımı söylediler. Oysaki ben bunu iddianame ile
öğrendim. Ben mahkemede savcıya da bunu söyledim. Benim
bu olayla bir ilgim yok, ben olayı burada öğrendim
dedim. 200304 döneminde Özkök de zehirlenme korkusuyla
yemeklerini evinden getiriyormuş. Bu da tehlikenin
boyutlarını, kendi iç çatışmalarının boyutlarını
gösteriyor. Şamda kaldığım dönemde yanıma gelen bazı
kişiler, Biz Tansu Çilleri öldürelim, sorumluluğu siz
üstlenin diye teklifte bulundular. Ben bu teklifi kabul
etmedim, ben ancak kendi eylemlerimizin sorumluluğunu
üstlenirim dedim. Kaldı ki, ben böyle bir eylemi tasvip
de etmiyordum.
O dönem örgütten
ayrılan bu çetecilerin büyük bir kısmı, Çürükkaya onlar
Almanyada ve diğer Avrupa ülkelerinde rahatça
yaşamaktadır. Hatta şimdiki Bakan Hüseyin Çelikin
akrabası Selahattin Çelik de Avrupadadır. Evleri,
korumaları ve bir sürü kadın yanlarında var. Oysaki
bunlar binlerce insanın kanına girmişlerdir, 15 bin
insanın katilidirler. Ama Türkiye bunların iadesini
istemiyor, Almanya tutuklamıyor, iade etmiyor, hatta
yanlarına koruma veriyor. Muzaffer Ayata 20 yıl
Türkiyede cezaevinde kaldı, çıktıktan sonra burada hiç
kalmadan hemen yurtdışına gitti. Almanyada tutuklandı,
4 yıldır hiçbir suç olmamasına karşın cezaevinde. Ben
Almanyayı burada suçüstü yakaladım! Başka bir delile
ihtiyaç yok. Bu bile Almanyanın bu olaylarla ilişkisini
açıklıyor.
Şamda kaldığım
dönemde KDP adına geldiğini söyleyen ama sonradan MOSSAD
adına çalıştıklarını öğrendiğim bazı kişiler bana
ısrarla, Buradan ayrıl, Güneye yerleş, ne istersen sana
veririz, para, silah, ne istersen temin ederiz
teklifinde bulundular. Bu konuda çok ısrarcıydılar. Bu
kadar ısrarcı olmalarından ben kuşkulandım. Daha sonra
netleşti ki, beni Güneye çekerek kontrol altına almaya
çalışıyorlardı. Ama ben bu oyunlarını boşa çıkardım.
Aksiliğim tuttu, sezgilerim bana gitmemem gerektiğini
söyledi, ben de gitmedim.
Aslında KDPye
biçilen misyon 1920lerdeki Kahire Konferansına dayanır.
Bu konferans Yahudi lobisi ve İngilizlerin etkisiyle
yapılmıştır. Oradaki kararlar 1946da KDPnin
kurulmasıyla somutlaşıyor. KDP ile sadece Güneydeki
Kürtler değil, Kuzeydeki Kürtler de hedefleniyordu. O
dönem Faik Bucak, -yurtsever bir Kürttü- bu planın bir
sonucu olarak tasfiye edildi. Bucak ailesi dağıldı, bir
kısmı Türk devletine sığındı, onların yanında tavır
aldı, bir kısmı da Avrupaya kaçarak Almanyaya sığındı.
Sertaç Bucak onlar biliniyor. Benim açımdan Sertaç Bucak
ve Almanyanın rolü netleşmiştir. Şu anda da Almanyada
örgütten ayrılan beş yüz, bin kişi kalmaktadır. Bir
dönem nasıl Barzani ailesinden 5 bin kişi alınıp
Amerikaya götürülüp eğitilerek geri getirildiyse, şimdi
de PKKden kaçanlar aynı şekilde kullanılmak isteniyor.
Elit bir tabaka yaratılmak isteniyor. Elit bir tabakayla
Kürtlere üstten müdahale ederek denetim altına almaya
çalışıyorlar. Kürtlere küçük bir devletçik oluşturup
buradan elit bir sınıf yaratarak Kürtleri kontrol altına
almaya çalışan grubun başında radikal Siyonistler ve
Michael Rubin grubu bulunuyordu. Kürtler üzerinden
Sandinistler benzeri bir şey yaratmaya çalıştılar.
Böylece Kürtleri etkisizleştireceklerdi.
Ben Şamdayken
Melik Fırat yanıma geldi, gözleri yaşlarla dolu,
yalvarırcasına Beni HADEPin başkanlığına getir dedi.
Ben de Ben demokrat biriyim, git kendini halka ve
partiye kabullendir, onlar seni başkan yapmak
istiyorlarsa yaparlar dedim. Bu konuda çok ısrarcıydı.
Doğan Güreş ve devletin bazı yetkilileri ile görüşüp
yetki almış gibi bir hava yaratıyordu. Yani ben başa
gelirsem bu sorunu çözerler, devlette beni istiyor gibi
bir hava yaratıyordu. Ama ben taleplerini kabul etmedim.
Benle görüştükten sonra Güneye geçerek Barzani ve
Talabani ile görüştü. Melik Fıratın amacı HADEPin
başına geçerek beni ve örgütü tasfiye etmekti. Bunu
başaramayınca ayrı parti kurdurdular. Derin devletle
asıl bağlantılı olanlar bunlardır. Biliyorsunuz Mehmet
Metiner onlarda aynı şekilde siyasal alanı denetim
altına almaya çalıştılar ama başaramadılar. Sırrı
bunları araştırabilir. Aslında DTP şu an mecliste
bunları aydınlatmak için çalışabilir. Kendilerine
önerimdir. Ben Melik Fıratı uyarıyorum, dikkatli olsun,
yine Sertaç Bucakı da uyarıyorum, halkın arasında
dolaşırken dikkatli olsun.
Ben buradan Erdoğan
ve Çiçeke sesleniyorum: Bu sorun Barzani ve Talabani
ile görüşerek çözülmez. Eğer halen sorunu onlarla
görüşerek çözeceğini düşünüyorsa, YA-NI-LI-YOR! Çünkü
onların arkasında onlarca lobi ve ABD var. Onlar varken
bu sorunu sen mi çözeceksin? Dünya Savaşından sonra da
bunu yaptılar, Musul-Kerkük elden çıkarken ne
yapabildiler ki? Bu planlar çok eskilere dayanıyor. O
lobilerin taleplerini Erdoğan ve Çiçek karşılayamaz.
Bugün tasfiye edilenler ABDnin dediklerini tam olarak
yapmadıklarından da tasfiye edildiler. Çok uzun dönemdir
bu sorunla ilgili hazırlıklar, planlar vardı bu sorun
çözümsüz bırakılarak 2002de AKPye kadar geldi, AKPnin
bugünkü durumu, soruna yaklaşımı ortadadır.
Bu anlattıklarımı
savunmalarımda da anlatıyorum. Ben bu konuda savcının
gelip beni dinlemesini istiyorum. Onunla daha ayrıntılı
bunları tartışabiliriz. Avukatlarım da bu konuda
görüşebilir, savcıyla benim görüşmemi sağlayabilirler.
Zor olabilir ama girişimlerde bulunabilirler. Yeni
aldığım bazı mektuplar var. Gerçi tarihleri eski ama
yeni verdiler. Gülizar Akın, Yaşar Dinçalp, Şadiye Manap
kendilerine selamlarımı söylüyorum Mektuplarındaki
derinleşmeleri iyi, cezaevindeki tüm arkadaşlara da
selamlarımı söylüyorum.
Avrupada
çalışmalar devam ediyordur. Savunmalarımın uluslar arası
bir niteliği vardır, tüm alanlar için yararlanabilirler.
Brükselde Demokratik Uluslar Konfederasyonu veya
derneği çalışmaları yürütülebilir. Bu çalışmada tüm
kesimler, tüm uluslar kendini ifade edebilir, içinde yer
alabilir. Benim ulus kavramım bildiğiniz manada bir ulus
kavramı değil, daha geniş bir kavramdır. Ben kadınları
da, çevrecileri de ulus olarak değerlendiriyorum, bu
oluşumda yer alarak kendilerini ifade edebilirler. Bu
konfederasyonda devletleşmeyen uluslar yer alabilir. Bu
cemiyetin çalışmalarını yanı sıra yine Brükselde
Demokratik Siyaset ve Kültür Akademisi kurarak
savunmalarımdan yararlanabilirler. Ayrıca çalışmaların
ve benim düşüncelerimin geniş bir çevreye ulaşabilmesi
için Demokratik Modernite veya Demokratik Uygarlık
isminde bir dergi çıkartabilirler. Bu dergiyi farklı
dillerde yayınlayabilirler. Örneğin Arapçaya
çevirebilirler, İngilizceye çevirebilirler. Bu dergi üç
ayda bir yayınlanabilir.
Irak için
Demokratik Federalizm Partisi oluşturulabilir. Iraktaki
bütün kesimler, bütün dostlar bu çalışmada yer alabilir.
İran için de Demokratik Federalizm Partisi
oluşturulabilir. Suriye için Demokratik Toplum Partisi,
Türkiye için Demokratik Kongre Partisini öneriyorum. Bu
çalışmalar dost ve yurtsever çevrelerle görüşülerek
örgütlenebilir.
Kitap, gazete,
dergi getirildi mi? Tek Dünya ve Sömürge Tarihi adlı
kitapları da istemiştim. Yalçın Küçükün Gizli Tarih
kitabı çıktı mı? Biliyorum, iyi şeyler söylemiyorlar
hakkında. Tarih bilgisi iyi onun, onu benim kadar iyi
tanıyan yoktur.
Kadınlara da
selamlarımı söylüyorum. Şimdi cezaevinde olan Türkan
İpek bu çeteleşmenin mağdurlarındandır, bu konuda
yaşadıklarını yazabilir. Buradan bütün kadınlara
sesleniyorum: Erkeğe güvenmeyin, kendi özgücünüze
dayanarak örgütlenin ve kendinizi koruyun yoksa yem
olursunuz. Kendi bedensel ve ruhsal bütünlüğünüzü
savunun. Özgürlük fiziki ve ruhi bütünlükten geçer.
Ayrıca Diyarbakır
ve Nusaybin halkına özel selamlarımı iletiyorum.
Diyarbakır halkı 1925de bir komployu boşa çıkardı,
bugün de bana bağlı kalarak bir komployu boşa çıkardı.
Ayrıca Yüksekova, Nusaybin, Suruç ve diğer ilçelerdeki
halkımıza selamlarımı iletiyorum. Halkımızın bana bağlı
olduğunu biliyorum. Cezaevi idaresinin uygulamalarında
yeni şeyler olursa haftaya tartışırım.
İyi günler
Aile
Disiplin cezası
nedeniyle üç ay görüştürülmedik. Elli günden beridir
dünyayla bağlantım kesiktir, olan bitenlerden haberim
yok. Radyo da yeni verildi.
Biz barış için bu
kadar mücadele ettik. Savaşı böyle yüksek noktaya
getiren nedenler nedir? Bu, dış güçlerin işidir. Dış
güçler, Avrupa, Amerika diyebiliriz, amacı tarafları
çatıştırarak güçsüz duruma getirmek, böyle zayıf düşmüş
haliyle kendisine bağlayıp, istediği gibi yönetmek ve bu
temelde bölgede de hâkimiyetini kurmaktır. Ben defalarca
Başbakana diğer yetkililere mektup da gönderdim, herkes
barışa, demokratik çözüme katkı sunsun istedim ve bir an
önce insanların ölmemesi için bu savaşın bitirilmesi
için, çözüm için elimden geleni yaptım ama her seferinde
disiplin cezaları verdiler, son olarak konuşmalarımdan
dolayı 50 gün hücre cezası daha verdiler. Bunlar barış
ve çözüm çabalarını provoke eden yaklaşımlardır.
Bu Ergenekon
dedikleri şeyi PKK ile de bağlantılandırıyorlar. Daha
önce Doğan Güreşin zehirlenmesi olayı vardı, onu da
bizimle bağlantılandırmak istemişlerdi. Bu konuda daha
dışarıdayken bize haber geldi, bunun sorumluluğunu
üstlenin demişlerdi, biz, kesinlikle yapmadığımız
şeylerin sorumluluğunu almayız dedik. İmralıda da Savcı
bana sormuştu. Bununla bir ilgimizin olmadığını
söylemiştim. Bunu yapanlarla bizim parti olarak bir
ilişkimizin olmadığını o zaman savcıya da aktarmıştım.
Kesinlikle ve asla Ergenekonun PKK ile bir bağlantısı
yoktur. Ama bazı kaçanlar, sızma, ajan kişiler düzeyinde
ilişki kurmuş olabilirler. Bir dönem Beka Vadisinde en
yakın arkadaşım Hasan Bindali katletmişlerdi. Aslında
hedef Hasan yoldaş değildi, hedef bendim, beni tasfiye
etme planının bir parçasıydı. Şahin Baliç gibi diğer
kaçanların dış güçlerle kirli ilişkileri olmuş
olabilir. Bunlar bu şekilde beni ortadan kaldırarak
PKKyi ele geçirme ve dış güçlerin denetimine koyma
amacındaydılar. 96 suikasti da var. Diyarbakır, Bingöl,
Muş üçgeninde Çürükkaya kardeşler gibi o dönem görevli
olanlar, o üçgende yüzlerce, binlerce insanın infazından
sorumludurlar. Ama şimdi bunlar Avrupada, Almanyada en
güvenlikli şekilde devlet korumasında yaşıyorlar, oysa
burada yirmi yıl cezaevinden yatan Muzaffer Ayata gibi
dürüst insanlarımız ise suçsuz yere Almanyada cezaevine
konulmuştur. PKKden kaçanlar görülüyor ki bir şekilde
dış güçlerle, Amerika, Almanya ve diğer Avrupa
ülkeleriyle bağlantı içinde olmuşlardır. Bunlar, bu
kaçanlar, sızmalar, ajanlar bize karşı da komplolar
düzenlediler, Beni ortadan kaldırmaya çalıştılar. Bunlar
dış güçler gibi Ergenekonla da kirli ilişkiler içine
girmiş olabilirler ama kesinlikle ve asla PKK,
Ergenekonla bağlantılandırılamaz. Bunu yapanlar PKKden
kaçanları, ajanları ve bunların yaptıklarını, suçlarını,
kirli ilişkilerini PKKye mal etmeye, PKKnin ve benim
adımı kirletmeye çalışıyorlar, bunların oyunlarına
gelinmemelidir. Halkımız bunları böyle bilmelidir.
Dürüst Kürtleri karalayarak, cezaevine atarak,
katlederek, tasfiye ederek kendi işbirlikçilerini öne
çıkarmaya çalışıyorlar. Faik Bucak, Kürtler için çok
değerli bir insandı. Devlet bu nedenle onu katlettirdi.
Bununla bağlantılı olarak devlet, Bucak ailesi üzerine
gitmeye başladı. Faikin oğlu Serhat, yurtdışına kaçmak
zorunda kaldı. Kalanları ise hizaya getirdiler. Bu
şekilde bunların belli bir kısmını teslim aldılar.
Programı, Tüzüğü DTP Tüzüğünden yasal anlamda daha
aykırı daha ağır talepler içerdiği halde Anayasa
Mahkemesi Hak-Parı kapatamıyor. HAK-PARı neden
kapatmadılar? Yanlış anlaşılmasın biz kapatmaya
karşıyız, anlatmak istediğim bunların nedeninin iyi
sorgulanmasıdır. Eğer iyi düşünülüp, araştırılırsa
gerçekler anlaşılır. Asıl neden ve amaç Kürtlerin hakiki
muhataplarını bertaraf edip, kendi kontrollerindeki
sahte muhatapları getirmektir. Yapılmak istenen dışarıda
bizi, içeride de DTPyi etkisiz hale getirerek, bunları,
bu denetimleri altındaki sahte muhataplarla, işbirlikçi
oluşumlarla Kürtleri kontrol altına alarak kirli
amaçları için kullanmaktır.
Demokratik Toplum
Partisi Kongresi nasıldı, nasıl geçti? Emek veren
şehitlere sonsuz saygılıyız. Ölümün bedeli makam mevki
değildir. Önemli olan özgürlük mücadelesinde onların
amaçlarına varmak, o özgürlük mücadelesini ileriye
götürmektir.
Ben bir birey
olarak, bir insan olarak, bu durumu kabul edemem.
Ailelere, kişilere, şahsiyetlere parsel verilmeyecek.
Yetenekli, dürüst, mücadeleye katkı sağlayan, kendisi
kendisini önermeyecek, halk onu önerecek, belediye
başkanı olsun, milletvekili olsun, kendisi önermeyecek,
halk önerecek.
Kongrede yeni
seçilenleri, barış ve demokrasi için saygıyla
selamlıyorum, başarılar diliyorum, oraya gelen halkımıza
ve dostlara ve gelemeyenlere, Avrupadaki arkadaşlara
selamlarımı iletiyorum. Çatı partisi çalışmaları nasıl
gidiyor? Çatı partisinin anlamı Kürt-Türk kardeşliğinin
korunması içindir. DTP tabii varlığını sürdürecek ama
çatı partisi içinde çalışmalılar.
Köyde yaşayan
insanlarımıza, akrabalara, selamlarımı iletiyorum.
Demokratik mücadelede katkı sunan, emek veren tüm
Urfalılara, il ve ilçe yöneticilerine selamlarımı
iletiyorum.
|