|
Günümüz insanı, toplumları büyük bir çaresizlikle
karşı karşıyadır. Her gün, her saat ruhen ve fiziken
sömürülerek çaresizleştirilmiştir. Tarihi her
okuduğumuzda, bunun neden böyle olduğunu çok iyi
anlıyoruz. Toplumlar ve bireyler, egemen iktidarların,
güçlerin hükümranlığı altında soluksuz bırakılmış,
zihinleri karartılmış ve kaderlerine razı edilmişlerdir.
Tabii ki bu kadere razı olmayan, geleceğe rehber olmak
ve ışık olup aydınlatmak isteyen isyan önderleri de
tarih sahnesine çıkmıştır. Fakat bu önderler de kan
emici iktidar güçleri tarafından ya yok edilmiş ya da
kendi çizgilerinde eritilmişlerdir. İç ihanet, dışardan
müdahaleler, fiziki olarak katletme, işkence, tarih
boyunca uygulana gelen bir yöntem olmuştur. Dolayısıyla
toplumlar hep öncüsüz, geleceksiz, ışıksız bırakılarak
sömürülmeye açık hale getirilmişlerdir. Toplumların
ahlaki ve kültürel olarak soykırıma uğratılmasının en
başat yöntemlerinden biri budur.
Tarih, güncelin içinde yaşanıyor. 15 Şubat 1999 tarihi
de bu soykırım politikasının en çirkin ve en kapsamlı
uygulandığı bir gün oldu. 15 Şubat uluslar arası
komplosu ile Ortadoğudan, Kürdistandan yükselen Güneş
karartılmak, halkların zihni zifiri karanlığa mahkum
edilmek istendi. Güneşe doğuşunu yaptırmak istemediler.
İnsanlığın vicdani çığlığı göklere ulaştı, damarlardaki
kan kurudu. Ne bu sesi duyan vardı, ne de elini uzatan.
Gözler karanlığa terk edilerek yaşam ile olan bağlar
kopartılmak, toplumu ölüme doğru sürüklemek amaçlandı.
Başkan APO, üzeri betonlanan, can damarları kesilen,
ölüm ile yüz yüze bırakılan Kürde, insanlığa, özelde de
kadına ruh verdi. Diline söz, damarına kan, geleceğe
tohum, tohuma filiz, filize su vererek yaşamsal kıldı.
Özgür yaşamı yaşanabilir ve ölümsüz kılmak için, her
dakikasını, her saatini insanlığın, Kürt halkının ve
kadının özgürlüğünü yaratma çabasına adadı. İşte 15
Şubat, halkların ve kadınların özgürce yeniden doğan
Güneşine, aydınlığına karşı gerçekleştirildi. 15 Şubat
komplosu ile halkların ve kadınların aydınlığı tekrar
karanlığa çevrilmek, Kürt halkı yeniden mezara gömülmek
istendi. Önderliğin şahsında gerçekleştirilen bu komplo,
bu tutsaklık, aynı zamanda tüm dünya halklarına ve
kadınlarına karşı da gerçekleştirilmiştir.
Komplocu güçler, Kürt halkını ve kadınını yüreğinden
yaralayarak, iyileşmesi mümkün olmayan bir duruma
düşürmek isterken, Başkan APO tam da bu noktada beyinsel
ve yüreksel bir patlamayı gerçekleştirmiş, komplocuların
amaçlarını boşa düşürmüştür. İmralıdaki eşsiz direnişin
yarattığı büyük yoğunlaşma, yüreğinden vurularak
öldürülmek istenen Kürt halkının ve kadınların daha
derin bir bilinç ve daha geniş bir ufukla özgürlük
mücadelesine sarılmasını getirmiştir. Halkların ve
kadınların özgür yaşam amaçlarını bir alternatif sistem
olarak örgütleme, iktidarcı ve devletçi zihniyeti
toplumsal, ekolojik ve cinsiyetçi tüm yönleriyle aşan
yepyeni bir zihniyeti geliştirme, tarihin halklar adına
gerçekleştirdiği en büyük atılım, devrim olmuştur.
Evet, Önderliğimizin 15 Şubat komplosuna karşı bu eşsiz
direnişi, her geçen gün mücadelemizi daha da büyütüyor,
derinleştiriyor. Yeni bir 15 Şubatı daha karşılarken,
Önderliğimizin esaret altında olması tabii ki bize büyük
bir acı veriyor, öfke yaratıyor. Önderliğimizin
özgürlüğü için mücadelemizi daha yükseltmek, alternatif
sistemimizi daha güçlü örgütlemek, fedaice kendimizi
adamak, yaşam borcumuzdur. 15 Şubat komplosunu esas
olarak, Önderliğimizin özgürlüğü ile aşabiliriz. Bu 15
Şubatı bu bilinç ve kararlılıkla karşılıyoruz, mutlaka
ama mutlaka Önderliğimizin özgürlüğünü
gerçekleştireceğiz. Halkların, kadınların, tüm
ezilenlerin Güneşini karartmalarına asla ve asla izin
vermeyeceğiz. Güneşimizi Karartamazsınız sloganıyla
fedaice eylemlerini gerçekleştiren şehit yoldaşlarımıza
sözümüzü de ancak bu temelde gerçekleştirebiliriz.
Selam ve Saygılarımla
Ruşen
|